Ankara- CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, tiyatroların özelleştirileceğini ifade eden Başbakan Erdoğan'a, "Aslında 'susun, yoksa biber gazıyla, copla sustururuz' demek istemiş. 'Özelleştireceğiz buyrun oynayın' diye eklemiş sonra. Aslında, karşı olduğumuzu ya kapatır (Silivri'ye) ya özelleştiririz demek istemiş kaç zamandır sakız çiğnenecek bir tiyatroya özlem duyan Başbakan" diyerek tepki gösterdi.
Yazılı bir açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tiyatrolara ilişkin sözlerine yanıt verdi. Tarhan, şöyle dedi:
"Sanatçıların sanatlarını koruma refleksine karşı öfke nöbetine kapılıp, hızını alamamış ve 'siz kimsiniz' diye parmak sallamış onlara Başbakan. Aslında 'susun, yoksa biber gazıyla, copla sustururuz' demek istemiş. 'Özelleştireceğiz buyrun oynayın' diye eklemiş sonra. Aslında, karşı olduğumuzu ya kapatır (Silivri'ye) ya özelleştiririz demek istemiş kaç zamandır sakız çiğnenecek bir tiyatroya özlem duyan Başbakan.
Ne demekse(!) 'muhafazakar' sanatının saray soytarılarını yaratmak uğruna 'devlet eliyle tiyatro mu olurmuş' diye buyurmuş. Bir sonraki fetvasının 'devlet eliyle nikah mı olurmuş' olması beklenen Başbakan.
Devlet eliyle halkın bayramını yasaklayıp, devlet eliyle dindar nesiller yetiştirmeye, devlet eliyle resimleri duvarlardan birer birer indirmeye, devlet eliyle özel yetkili sır küpünü korumaya, devlet eliyle yargıyı, polisi özel yapıların eline teslim etmeye, devlet eliyle heykel yıkmaya, devlet eliyle dizi filmleri ve parklardaki ağaç altlarını 'takibe almaya', kimin ne yiyip içeceğini belirlemeye, sanatın içine tükürenleri yüceltmeye meyilli bir zihniyetten, devlet eliyle sanata destek vermesi beklenemezdi zaten."
"Söyleyin peki siz kimsiniz Başbakan?"
"Yakında tiyatro eserlerini ve film / dizi senaryolarını da yasaklayıp, yayınlanmamış olanların da derhal imhasının sinyalini veren bu 'ileri demokrat' zihniyetin bölgenin polis şefliğiyle yetinmeyip ülkenin ahlak bekçiliğini de yapma kararlılığını artık gizlemediği ortadadır" diyen Tarhan, şöyle devam etti:
"Hesaplaşa hesaplaşa bitiremediği hesapları, kendi iç huzursuzluğu nedeniyle iç huzura sabotajlarından sonra sıranın artık başka mecralara kaydırılacağının da habercisidir bu olanlar. 'Ey benden olmayanlar, ey bana benzemeyenler, kırk katır mı kırk satır mı' demektir bu olanlar.
Halkı, yönlendirmeye muhtaç, görüldüğü yerde terbiye edilmesi gereken sınırlı yetenekliler; iktidarını ise tüm nesillere müdahaleye yetkili altın nesil olarak gören bu zihniyetin güçten kamaşmış gözlerini açıp, kibrin alabildiğine yükselttiği seslerini gürültü kirliliği nedeniyle kısmalarını diliyor, değiştirdiklerini söyledikleri gömleği aslında hiç çıkarmadıklarını da bir zahmet itiraf etmelerini temenni ediyoruz.
Ve artık çok sıkıldıkları anlaşılan takiyeden vazgeçip gömleklerinin gerçek rengini açıklamalarını bekliyoruz. Bekliyoruz ki biz de bilelim artık kimlerle 'oynadığımızı' başa dönersek eğer, söyleyin peki siz kimsiniz Başbakan?"
30 Nisan 2012
Naci Günendi Okurun diğer yorumları için tıklayın
Eğer bir ülkede Sanat ve Sanatçı yoksa ve onlara gerekli değer verilmiyorsa o ülkede İNSANLIK'tan bahsetmek saçmalık olur,aptallık olur.
Naci Günendi Okurun diğer yorumları için tıklayın
Başbakan doğru söylemiş bunlar Tiyatroda iyi oynayamıyor.Asıl Tiyatroda Komedi,Dram ve Trajediyi AKP tam 10 yıldır bu insanlara oynuyor.Üstelik rolde yapmıyorlar tamda gerçeği oynuyorlar kendi kafalarınca.
AHMET ANAK Okurun diğer yorumları için tıklayın
Zülfü Livaneli'den:
Eski İran, Selçuklu, Osmanlı sanatı bol şaraplı, bol dilber ve civanlı eğlence âlemlerinin tasviriyle doludur. Hatta bu eğlenceler bütün saraylarda “Saltanat Gereği” sayılmıştır....
Halil İnalcık Hoca’nın “Has-bağçede ‘Ayş u Tarab” kitabını okumanızı tavsiye ederim.
..kitabın arka kapağında neler yazıyor:
“Çiçek bahçeleri, havuzlar, fıskiyeler, su kanalları, nahîller, buhurdanlar arasında genç sakilerin içki sunduğu bir mecliste şiir okuyan, saz çalan, şarkı söyleyen usta sanatkârlar eşliğinde sürülen zevk u sefa, tüm Ortadoğu saraylarında vazgeçilmez bir gelenekti. Emevi ve Abbasi dönemlerinden beri bu meclisler levazim-i saltanat yani hükümdarlığın vazgeçilmez bir âdeti olarak kabul edilirdi.”
Kısacası “muhafazakâr sanat”, Osmanlı, Padişah vs. denilince, başını secdeden kaldırmayan insanlar ve onların eserleri akla gelmemeli.
Bugünkü insanlara göre çok daha fazla eğlence düşkünü oldukları belli...
Yorumu oylamak için "katılıyorum" ya da "katılmıyorum"un üzerine tıklayın. Yorumlar editörler tarafından okunduktan sonra yayına girecektir. Küfür, hakaret gibi yasal açıdan sorun yaratabilecek yorumlar yayınlanmayacaktır.
|
Cumhuriyet'i Ana Sayfanız Yapın | |