logo
19 Haziran 2013, ÇarşambaSon Güncelleme: 17:11

Güzel Günler Göreceğiz!..

Pazar gününü Denizlerle beraber geçirdim. Önce Ankaraya, Karşıyaka Mezarlığına gittik. Çok nitelikli büyük bir kalabalık vardı. Türkiyenin onca bölgesinden gelmiş güzel insanları, ’68 Kuşağının karizmatik önderi Deniz Gezmişin mezarını kuşatmışlardı. Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanın mezarları da zaten çok yakındı Denize Denizin ağabeyi Bora Gezmişle kucaklaşıp oradan da öğlen uçağıyla İzmire geçtik. Buca Belediyesinin, Müberra Kıyakkaş ve İnci Kıra yaptırdığı 3 Fidan Anıtının açılışı vardı. Yine gıpta edilecek şekilde, ülkenin en aydın, en özverili, en sağlam her yaştan gençleri bir araya gelmişlerdi. Onların önünde yaptığım konuşmada en çok vurguladığım konu, Gezmiş ve arkadaşlarının 20. ve hatta 21. yüzyıl üstünden, yaptıkları siyasi çözümlemelerde nasıl haklı çıktıklarıydı. Gerçekten de emperyalizmin kirli yüzünü çok erken görmüşlerdi. Onlar için kendi yaşamlarının bir değeri yoktu ve Ölüm nereden gelecekse gelsin, hoş gelsin, sefa gelsin diyen bir Che Guevara öğretisinden geçmişlerdi. Sonuçta onları gözlerini kırpmadan ölüme yollayanların ardından, benzer karanlık güçler Muammer Aksoydan Necip Hablemitoğluna kadar, onca can dostumuzu yok etmişti. Vurguladığım nokta ise buna rağmen hiçbir bıçağın, hiçbir kurşunun, hiçbir bombanın bizleri yolumuzdan çeviremeyeceğiydi. Coşkulu kalabalığa, ayrıca orada dinletisini paylaşmaya hazırlanan sevgili Ataol Behramoğlu ve onca diğer gerçek aydınla başlattığımız Sanatçılar Girişiminin selamlarını ilettim. Sonuçta, gerek hakkını arayan tiyatrocular gerek bizler, bu ülkeyi yöneten Başbakanın gözünde ideolojik debelenmeler geçiren birer zavallı yarım porsiyon aydından başka bir şey değildik! Düşünüyorum da ne kadar ilginç! Bunca ulusal ve uluslararası sorun sellerinin orta yerinde, bizim ülkenin iktidarı, kafayı heykellerle, tiyatrolarla, yazarlarla bozmuştu! Ucube krizleri, basılmadan toplatılan kitaplar, yok edilmeye çalışılan tiyatrolar ve tüm bu entelektüel dünyanın altyapısını oluşturan unsurlardan internet dünyasıİş güç bırakılmış, Türkiyenin yaratıcı insanlarını nasıl rahatsız ederiz sorusuna yanıt aranıyor iştahla!

Efendim ülke sil baştan, yeniden dizayn ediliyor ya, bunun da ucu gelip yeni anayasa yazımına dayanıyor! Şimdi bu yapay, dayatılmış ve hatta hukuksuz çabayı kaleme alacakları yer çok tarihiolarak görülüyormuş da, bunun heyecanını (!) bize pazarlamaya çalışıyor merkez medya! Bu arada Anayasa Uzlaşma Komisyonunun içindeki bir alt komisyon, Başbakan ve Meclis Başkanının da kurucuları arasında olduğu Birlik Vakfı ne teklif etmiş, belki duymuşsunuzdur: Laiklik kavramının ve Türkiyenin başkenti Ankaradır ibaresinin anayasadan çıkarılmasını ve başkanlık sistemine geçilmesini, anayasanın ilk üç maddesinin de değiştirilmesini önermişler. Helal olsun! İşte ben buna statükoculuğu yıkma operasyonu derim. İşin traji-komik yönüne bakın ki, birileri düğmeye basmış, Adan Zye ülkenin temel felsefesi ve ideolojisini yerle bir edip değiştiriyorlar. AMA Silivride bu sözde suç iddiası ile onca başka kişi yatıyor! Hayat işte, ne dersiniz!

Bu arada, her şey son hızla değişirken, ülkeyi mutlu edecek onca başka gelişme de yaşanıyor! Mesela Kitle-Muhalif Savıcıçok etkili bir yeni silahın tanıtımını gerçekleştirmiş Emniyet. Öyle kötü maddi zararlara sebep olmuyormuş, yalnız insanlara zarar veriyor ve hatta etkisine aldığını acıyla ve yanma hissiyle hareketsizleştiriyormuş! Bunun dışında ülkemizde Didimde bile Alevi vatandaşlarımızın oturdukları evlere tehditler ve ölüm fermanları asılıyormuş! Bir başka sevindirici haber ise, artık Danıştay kararı olmasına rağmen o eski (!) sıkıcı dönemi hatırlatan 23 Nisan ve 19 Mayıs kutlamalarının düzenlenmeyecek olmasıymış! Böylece statükocu dayatmalarla sap gibi sırasını bekleyen cıbıl cıbıl kızlar da olmayacak ve hükümetimiz rahat bir nefes alacak.

Şimdi bu kadar hareketli bir gündem ve ileri demokrasiye sınırsız süratle koşulan bir ortamda, yeniden dizaynını heyecanla yaşayan TSKnin Ümit Kocasakalı yanlış anlamış veya Bekir Coşkunu hiç anlamamış olmasını eleştirecek misiniz? Her şey altüst ve yerle bir olurken Anıtkabir ziyaretçi sayısı bile çok gizli belgelerarasına geçiş yaparken, bunu da çok görecek halimiz yok ya? Sizin evinizde de bunlar yaşansa, kuzeyinizi güneyinizi, feleğinizi şaşırmaz mıydınız?

İşte bu nedenle, lütfen deprem yaşanırken yorumlarınızı insaflı yapın sevgili okurlarım(!).

8 Mayıs 2012 - Cumhuriyet






Cumhuriyet'i Ana Sayfanız Yapın | Siyaset | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Kültür Sanat | Spor | Yaşam | Bilim Teknik | Sağlık |
Eğitim | Çevre | Çalışma Yaşamı | Çizerler | Tarım | Kitap | Gezi | Dosyalar | Cumhuriyet'ten | Söyleşi | Otomobil |
Olaylar Görüşler | Belge Arşiv | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | E-Gazete (aboneler için) | İletişim | Reklam Seçenekleri
© 1998-2013 Cumhuriyet
© 2005-2013 Bu sitenin İçerik ve Haber Yönetim Sistemi altyapısı YÖRENET Teknoloji A.Ş. tarafından geliştirilmiştir.