[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

Hileli gıdaya komik ceza

Halkın her gün tükettiği sütten peynire, baldan baharata neredeyse her gıdaya hile karışıyor. Hileli ürünleri üreten firmalara verilen ceza ise büyüklüğü ne olursa olsun sadece 18 bin TL
29 Nisan 2018 Pazar - Gamze Bal
[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

Sütten peynire, baldan, baharata yediğimiz her ürüne hile karışıyor. İnsan sağlığını hiçe sayan hileli gıda üreticilerine verilen komik cezalar ise caydırıcı olmaktan çok uzak.

Dünya Tüketici Örgütü’ne (WCO) göre ekonomik büyüklüğü tüm dünyada 50 milyar dolar civarında olan hileli gıda sektörünün Türkiye’deki büyüklüğü ise 10 milyar TL’yi aşıyor. Bu ürünleri üreten firmalara verilen ceza ise büyüklüğü ne olursa olsun yalnızca 18 bin TL.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Zafer Şenyurt, 18 bin TL ceza kesilmesinin caydırıcılıktan uzak olduğunu vurgulayarak, “Et, süt, peynir, zeytinyağı, bal, baharat.. Hile yapılmayan ürün neredeyse yok. Ancak etkin bir mücadele de yok” dedi. Hileli ürün ürettiği veya sattığı tespit edilen firmalara uygulanacak cezai yaptırımların yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Şenyurt, “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve ilgili birimlerine önemli görevler düşüyor. Mevzuatta yer alan eksiklikler en kısa sürede giderilmeli” diye konuştu.

Türkiye’de faaliyette bulunan yaklaşık 652 bin onaylı ve kayıtlı işletme varken, bu işletmeleri denetlemekle görevli denetçi sayısı yalnızca 6 bin 404. “Denetimlerin gerek nicelik, gerekse nitelik açısından yeterli olduğu söylenemez. Denetçi sayısı, işletme sayısı dikkate alındığında mevcudun en az iki katı olmalıdır” diyen Şenyurt, denetim kriterlerinin yeniden ele alınması ve denetçi niteliklerinin artırılması gerektiğini aktardı.

Anlamak zor

Şenyurt, “Bazı ürünlerde görsel ve duyusal olarak farkı anlamak zor da olsa mümkün olabilse de çoğunda analiz yapılmadan anlamak mümkün değildir. Bu nedenle denetimler son derece önemli” diye konuştu.

Gıda mühendisleri denetimde yok gibi

Şenyurt, kayıtdışılığın yaygınlığı açısından gıda sektörünün ikinci sırada yer aldığını söyledi. Şenyurt’a göre faaliyetteki kayıtlı işletmeleri denetleyen 6 bin 404 kişilik kadro içerisinde gıda mühendislerinin payı yalnızca 2 bin 237. Bu durumdan dertli olan gıda mühendisleri, meslek alanlarını ilgilendiren konularda bile yeterince rol alamadıklarından yakınıyor. Gıda güvenliğinin tüm dünyanın ele aldığı önemli bir konu olduğunu ve bu konuda üzerlerine düşeni yapmak istediklerini söyleyen Şenyurt, “20 bine yakın üyesiyle Gıda Mühendisleri Odası olarak görev ve sorumluluk almaya hazırız. Konuyla ilgili GTHB ilgili birimleriyle ve belediyelerle ortak çalışmalar yapabiliriz. Öncelikle meslek alanımızı ilgilendiren konularda etkin rol almak istiyoruz. Yurttaşlarımızın bilinçlendirilmesi son derece önemlidir” diye konuştu.

Jelatinli yoğurt

[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

Türkiye Ziraatçılar Derneği’nin (TZD) tespit ettiği gıdada hileli yöntemler şöyle:

* Yoğurda bitkisel yağ ve jelatin katılıyor, jelatin, domuzun deri veya kemiklerinin kaynatılmasıyla elde ediliyor.

* Yağlı tulumpeynirine bitkisel yağ ve nişasta; yağlı eritme peynirine bitkisel yağ karıştırılıyor.

* Şekere tekstil boyası, yumuşak şekere domuz jelatini ve tekstil boyası karıştırılıyor.

* Tavuk kemikleri öğütülüp salama katılıyor.

* Kaçak çaylar, kimyasal renklendiriciler hatta domuz kanıyla renklendiriliyor.

* Yüzde 100 dana eti diye satılan sucuklarda at, eşek ve kanatlı eti kullanılıyor.

* Uzun soyulmuş sosise kanatlı eti, yabancı doku ve iç organ katılıyor.

En büyük tehlike sütte

En çok hile yapılan ürün grubunun yüzde 35 ile süt ürünleri olduğunu, yaygın olarak tereyağı ve peynirin başı çektiğini anlatan Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Zafer Şenyurt, ikinci sırada ise yüzde 22 ile et ürünlerinin bulunduğunu dile getirdi. Şenyurt, “Zeytinyağı hileleri yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken, yüzde 11 katkı maddelerinde, yüzde 10 balda, yüzde 10 baharat ürünlerinde hile yapıldığı tespit edildi” diye konuştu. Tüketicinin bu hileleri anlamasının neredeyse imkânsız olduğuna işaret eden Şenyurt, “Yurttaşlarımıza öncelikle mümkün olduğunca ambalajlı ürünleri tercih etmelerini, güvendikleri firmaların ürünlerini almalarını, aldıkları ürünlerin etiket bilgilerini mutlaka kontrol etmelerini öneririz. Meyve sebze ürünleri dışında gıda ürünlerinin neredeyse tamamının ambalajsız olarak satılması mevzuata aykırıdır. Meyve sebzelerde de sağlığı tehdit edebilecek önemli riskler mevcut. Kimyasal kalıntı riski bunların başında geliyor. Halk pazarlarında satılan açık ürünler de gıda güvenliği açısından son derece riskli. Üretim koşulları ve menşei bilinmeyen ürünlerden uzak durulmasını öneriyoruz” dedi.

[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

İlişkili Haberler

[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]