[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

Güvercin sevdalıları... İstanbul kanatlarının altında

İstanbul ’un güvercin besleyenleri, namı diğer “Kuşbazlar”. Kimi güvercinleri için çatıdan düştü, kimi yakınlarının düğününü kaçırdı, kimi arkadaş edinmeyi bile düşünmedi. Kuşbazların öyküsü gerçek tutkunun da hikâyesi...
27 Ocak 2018 Cumartesi - Kurtuluş Arı
[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

Güvercinlere ilgim çoçukluktan beri hep vardı. Mesela aynı mahallede oturduğum arkadaşımın güvercinlerini satardık. Onlara “damlık” güvercin denir. Yani evini, yuvasını bilen kuşlar... Sattıktan 2, 3 gün sonra güvercinler evin yolunu bulur, tekrar geri gelirlerdi. Çocukken babamın da güvercinleri vardı. Yaşadığımız bir gecekondunun üzerinde besliyorduk. Güvercinleri beslediğimiz yerin imkânları kısıtlıydı. Havalandırması kötüydü ve bu bir gün babamın rahatsızlanmasına neden oldu. Babam güvercinleri tek tek karton kutulara koydu ve arkadaşına götürdü. Güvercinler gitti, yıllar geçti ama onları unutamadım. Nerede olduklarını hep düşündüm. Onlar beni kuşbazlara götürdü. Kuşbazlar, Nişantaşı’nda ya da Etiler’de yaşamaz. Onları ararsanız “öteki mahallelerde” bulursunuz. Yani bir gecekondunun çatısında ya da bir binanın derme çatma terasında. Yüzünüzü gökyüzüne çevirdiğinizde onları görmek aslında çok zor değil. Bir kuşun kanadı bile sizi onlara götürebilir. Tek tek haftalarca kuşbazların evlerini gezdim ve sizin için dostluklarına tanıklık ettik.

İstanbul’un güvercin besleyenleri, yani nam-ı diğer “Kuşbazlar”. Onlar aşka düştü. Kimisi güvercinleri için çatıdan düştü, kimisi yakınlarının düğününü kaçırdı, kimisi de başka arkadaşa ihtiyaç duymadı. Aslında onlar sadece çatılarda değil, İstanbul’un her yerindeler. Fatih’te tarihi kemerin gölgesinde yaşayan 57 yaşındaki Remzi ağabey “Arkadaşa ihtiyacım hiç olmadı. Onlar benim dostum” diyor. Okmeydanı’nda yaşayan 51 yaşındaki Marangoz Yılmaz ise işyerinde hasta kuşunun ölüp ölmediğini düşünürken 2 parmağını makineye kaptırdı. Kentsel dönüşümle başı dertte Sarıgöl’de yaşayan 22 yaşındaki Semih de “Güvercinler benim için hastalık” diyor. İstanbul’un güvercin besleyenlerine konuk olduk, dostlarıyla vakit geçirdik.

32 yaşındaki kuş tutkunu Metin, Okmeydanı’nda muazzam bir manzaraya sahip evde yaşıyor. Bu manzaranın tadını da en çok güvercinleri çıkarıyor. Metin güvercinleri için terasını kapatıp oraya adeta bir daire inşa etmiş. Güvercinlerin evine çıktığımızda hava çok rüzgârlıydı. Teras bütün Haliç’i görüyordu. Rüzgâr da adeta ayaklarımı yerden kesiyordu. Bizim için kuşlarını uçurduğunda bir tanesi rüzgâra kapılıp gitti. Metin güvercini için çok üzüldü ve bize kuşlara olan aşkını anlatmaya başladı: “Kuşlar benim için her şeyden önce gelir. Bazen kendim yemem, onlara yem alırım” dedi.

‘Baba yadigârı güvercinler’

25 yaşındaki Fatih de, ailesiyle yaşadığı gecekondunun bahçesinde, küçük bir kafeste güvercinlerini besliyor. Gecekondu kentsel dönüşümün kıskacında kalmış. Gecekondu çevresindeki yüksek binaların gölgesinde kalıyor. Diğer kuşbazlara göre daha az güvercini var, zaten alanı da çok kısıtlı. Kuşbazlığı ona babası öğretmiş. Babası hastalanınca güvercin beslemeyi oğluna devretmiş. Fatih “Ben küçükken babam güvercinleri beslerken onu hayran hayran izlerdim ve çok hoşuma giderdi” diyor. Fatih’in babası ise bize yaşlandığını ve hastalandığını o yüzden kuşlarla artık ilgilenemediğini anlatıyor.

[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

‘Benim için hastalık’

Kentse l dönüşümle başı dertte Sarıgöl’de büyük apartmanların arasındaki gecekondu mahallesinde yaşayan 22 yaşındaki Semih güvercinlerini sokakta besliyor. Onlar için kahvehanenin yanında küçük bir barınak inşa etmiş. Güvercinleri için okulunu bırakan Semih “Güvercinler benim için hastalık” diyor. Semih hayatını da güvercinler üzerinden kazanıyor. Güvercin satılan mezatlarda çalışıyor. Kuş alıyor, kuş satıyor. Güvercinleri de onu bir hayli seviyor.

‘Tek derdim kuşlar’

İsa’nın 200 tane kuşu var ve en büyük derdi ise martılar. Çünkü martılar güvercinlerini yiyor.

Okmeydanı’nda oturan 49 yaşındaki İsa, çay ocağı sahibi. Kendisinin de yaşadığı 8 katlı bir apartmanın en üstünü güvercinleri için ayırmış. Sıkışık merdivenlerden en üst kata çıktığımda İstanbul’un daha önce hiç görmediğim güzelliğiyle karşılaştım. Galata Kulesi’nden Boğaz’a kadar eşsiz bir manzaraya sahipti. Güvercinlerine hasta olduklarında bakıyor, her gün yemlerini ve sularını veriyor. Onları çocukları gibi görüyor. Güzel ve rüzgârsız havalarda onları uçuruyor. İsa güvencinlerine apartmanın en üst katında kapalı ve rüzgâr girmeyen bir ev oluşturmuş. Çocukluğundan beri güvercin besleyen İsa bana “Hayatımda hiç kötü alışkanlığım olmadı çünkü bütün derdim kuşlar” diyor.

‘Mutlaka geri gelir’

Pazarcı Samet, namı diğer “Yılanoğlu”. 30 yaşındaki Samet de Sarıgöl Mahallesi’nde yaşıyor. Geçimini pazarcılıktan kazanıyor. Haftanın her günü bir pazara gidiyor, meyve-sebze tezgâhını açıyor. Samet 8 yaşından beri güvercin besliyor. Güvercinler için 2 kere çatıdan düşmüş ve 2 seferde de kolu kırılmış. Güvercinleri beslediği çatı tahtalarının kırılmış, ayağı içine girmiş ve boydan boya yarılmış. Samet de diğerleri gibi “Benim için hastalık” diyor ve ekliyor “Soğuk havada, fırtınanın ortasında kendi elimlerimle kuşlara kafes yaptım. Öyle kuşlar var ki 1 ay sonra geri gelebiliyor. Hatta Diyarbakır’a bıraksan bu çatıyı, evi bellemişse yolunu bulur ve gelir.”

                                                                                           SÜRECEK...

[Yükleniyor...]

[Yüklenemedi...]

İlişkili Haberler