Martin Scorsese'nin yeni filmi “The Irishman”in Netflix'te gösterime girmesiyle birlikte benzer şekilde mafya üzerine çekilmiş filmlerie bir göz atalım dedik. İşte öznel bir bakış açısıyla, beyazperdenin bizce unutulmaz 10 mafya filmi...
1
Martin Scorsese'nin yeni filmi “The Irishman”in Netflix'te gösterime girmesiyle birlikte benzer şekilde mafya üzerine çekilmiş filmlerie bir göz atalım dedik. İşte öznel bir bakış açısıyla, beyazperdenin bizce unutulmaz 10 mafya filmi...
1- Baba (1972)

Mario Puzo'nun aynı adlı romanından uyarlanan “Baba” (The Godfather) sinema tarihinin en popüler ve muhtemelen en iyi mafya filmi. Francis Ford Coppola'nın binbir uğraş sonucu uyarladığı ve yüksek gişe geliriyle yapımcıları (Robert Evans'ın yapımcılığını üstlendiği filmin stüdyosu Paramount idi) mutlu eden film hem Marlon Brando'nun Hollywood ile barıştığı yapım oldu hem de sinema dünyasına yepyeni bir yıldız kazandırdı: Al Pacino. New York'un en güçlü ailelerinden Corleone'lerin 1945'ten 1955'e kadar geçen süre içindeki hikayesini anlatan film bir yanıyla mafyayı romantize ederken bir yanıyla da Amerika'nın savaş sonrası haleti ruhiyesini gözler önüne seriyordu. 7 dalda Oscar'a aday gösterilen film En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Marlon Brando) ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında ödüle uzanmıştı.
2
1- Baba (1972) Mario Puzo'nun aynı adlı romanından uyarlanan “Baba” (The Godfather) sinema tarihinin en popüler ve muhtemelen en iyi mafya filmi. Francis Ford Coppola'nın binbir uğraş sonucu uyarladığı ve yüksek gişe geliriyle yapımcıları (Robert Evans'ın yapımcılığını üstlendiği filmin stüdyosu Paramount idi) mutlu eden film hem Marlon Brando'nun Hollywood ile barıştığı yapım oldu hem de sinema dünyasına yepyeni bir yıldız kazandırdı: Al Pacino. New York'un en güçlü ailelerinden Corleone'lerin 1945'ten 1955'e kadar geçen süre içindeki hikayesini anlatan film bir yanıyla mafyayı romantize ederken bir yanıyla da Amerika'nın savaş sonrası haleti ruhiyesini gözler önüne seriyordu. 7 dalda Oscar'a aday gösterilen film En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Marlon Brando) ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında ödüle uzanmıştı.
2- Yaralı Yüz (1983)

Brian De Palma'nın imzasını taşıyan “Yaralı Yüz” (Scarface) aslında 1932 tarihli aynı adlı filmin bir yeniden çevrimiydi ama senarist Oliver Stone'un ellerinde sert bir toplum eleştirisinde dönmüş; De Palma'nın izleyenleri şok eden şiddet yüklü sahneleri sayesinde hızla kült statüsüne yükselmişti. Bir rivayete göre Tonu Montana'nın (Al Pacino) hasımlarını elektrikli testereyle doğradığı sahnenin iğrençliği yüzünden ünlü yazar Kurt Vonnegut sinema salonunu terk etmişti. Film o denli tartışma yaratmıştı ki, o yıl hiçbir dalda Oscar'a aday gösterilmemesi kimseleri şaşırtmadı. Bugün türünün klasikleri arasında gösterilen “Yaralı Yüz” Amerikan Film Enstitüsü'nün (AFI) En İyi 10 ganster Filmi listesinde 6. sırada yer alıyor.
3
2- Yaralı Yüz (1983) Brian De Palma'nın imzasını taşıyan “Yaralı Yüz” (Scarface) aslında 1932 tarihli aynı adlı filmin bir yeniden çevrimiydi ama senarist Oliver Stone'un ellerinde sert bir toplum eleştirisinde dönmüş; De Palma'nın izleyenleri şok eden şiddet yüklü sahneleri sayesinde hızla kült statüsüne yükselmişti. Bir rivayete göre Tonu Montana'nın (Al Pacino) hasımlarını elektrikli testereyle doğradığı sahnenin iğrençliği yüzünden ünlü yazar Kurt Vonnegut sinema salonunu terk etmişti. Film o denli tartışma yaratmıştı ki, o yıl hiçbir dalda Oscar'a aday gösterilmemesi kimseleri şaşırtmadı. Bugün türünün klasikleri arasında gösterilen “Yaralı Yüz” Amerikan Film Enstitüsü'nün (AFI) En İyi 10 ganster Filmi listesinde 6. sırada yer alıyor.
3- Gomorrah (2008)

Mafya denince elbette akla ilk gelmesi gereken ülke İtalya. Sinemada en popüler mafya filmleri çoğunlukla Hollywood'dan çıkıyor ama, az bilinse de Avrupa sinemasından da çok sağlam filmler çıkıyor ve bunlardan biri de yakın tarihin en acımasız organize suç örgütü olarak bilinen Camorra'yı odağına alan “Gomorrah”. Matteo Garrone'nin Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödül'ünü (Grand Prix) alan film Camorra üzerine yıllarca araştırma yapan gazeteci Roberto Saviano'nun kitabından uyarlandı. Mafyayı hiçbir şekilde romantize etmeyen ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini çarpıcı bir şekilde perdeye taşıyan “Gomorrah” listemizin üst sıralarında olmayı hak ediyor. Çok katmanlı yapısıyla ve karakterlerine karşı soğukkanlı yaklaşımıyla izleyiciyi özdeşleşmekten alıkoyan film silaha, şiddete, dayanışma kisvesi altında organize suça övgü düzen onlarca filmin bir panzehiri adeta.
4
3- Gomorrah (2008) Mafya denince elbette akla ilk gelmesi gereken ülke İtalya. Sinemada en popüler mafya filmleri çoğunlukla Hollywood'dan çıkıyor ama, az bilinse de Avrupa sinemasından da çok sağlam filmler çıkıyor ve bunlardan biri de yakın tarihin en acımasız organize suç örgütü olarak bilinen Camorra'yı odağına alan “Gomorrah”. Matteo Garrone'nin Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödül'ünü (Grand Prix) alan film Camorra üzerine yıllarca araştırma yapan gazeteci Roberto Saviano'nun kitabından uyarlandı. Mafyayı hiçbir şekilde romantize etmeyen ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini çarpıcı bir şekilde perdeye taşıyan “Gomorrah” listemizin üst sıralarında olmayı hak ediyor. Çok katmanlı yapısıyla ve karakterlerine karşı soğukkanlı yaklaşımıyla izleyiciyi özdeşleşmekten alıkoyan film silaha, şiddete, dayanışma kisvesi altında organize suça övgü düzen onlarca filmin bir panzehiri adeta.
4- The Long Good Friday

Organize suç dendiğinde akla ilk gelen ülkelerden biri değil belki ama kendine has bir suç geleneği olduğu kesin. İngiltere'den söz ediyoruz ve sırf dünyayı dehşet içinde bırakan IRA eylemleri bile işin ciddiyetine bir örnek teşkil edecektir herhalde. Zaten listemizdeki tek İngiliz filmi “The Long Good Friday” de meseleye biraz buradan yaklaşıyor. Başroldeki Bob Hoskins'in unutulmaz performansıyla hafızalara kazınan (o meşhur İngiltere – Amerika karşılaştırması yaptığı tiradı müthiştir örneğin) filmde gencecik bir Helen Mirren da yer alıyor. Amerikan mafyasıyla ortak iş yapmak için can atan bir İngiliz gangsterin durup durup patlayan bombalar yüzünden bir türlü Amerikalıları ikna edemediği film bugün gerçek bir suç klasiği olarak anılıyor.
5
4- The Long Good Friday Organize suç dendiğinde akla ilk gelen ülkelerden biri değil belki ama kendine has bir suç geleneği olduğu kesin. İngiltere'den söz ediyoruz ve sırf dünyayı dehşet içinde bırakan IRA eylemleri bile işin ciddiyetine bir örnek teşkil edecektir herhalde. Zaten listemizdeki tek İngiliz filmi “The Long Good Friday” de meseleye biraz buradan yaklaşıyor. Başroldeki Bob Hoskins'in unutulmaz performansıyla hafızalara kazınan (o meşhur İngiltere – Amerika karşılaştırması yaptığı tiradı müthiştir örneğin) filmde gencecik bir Helen Mirren da yer alıyor. Amerikan mafyasıyla ortak iş yapmak için can atan bir İngiliz gangsterin durup durup patlayan bombalar yüzünden bir türlü Amerikalıları ikna edemediği film bugün gerçek bir suç klasiği olarak anılıyor.
5- Casino (1995)

Martin Scorsese'nin en iyi mafya filmi “Casino”dur; tartışınız. Bu konu gerçekten de tartışmaya açık, zira “Sıkı Dostlar” (Goodfellas) olsun, henüz izleyiciyle buluşan “The Irishman” olsun bu listede daha yukarıda olmayı hak eden filmler olabilir, bazılarına göre. Bizim tercihimiz hiç düşmeyen temposu, karakterleri arasındaki ilişkilerin derinliği ve Scorsese'nin artık mükemmele ulaşmış ustalıklı rejisiyle “Casino” oldu. Elbette yönetmenin filmografisindeki en unutulmaz kadın karakterlerden biri olan Ginger rolünde Sharon Stone'un gösterdiği performansı da atlamamk gerek. Şu sıralar “The Irishman”i izlemek gibi bir niyetiniz varsa De Niro ve Pesci'nin karşılıklı en iyi performanslarını sergiledikleri “Casino”yu da muhakkak izleyin deriz.
6
5- Casino (1995) Martin Scorsese'nin en iyi mafya filmi “Casino”dur; tartışınız. Bu konu gerçekten de tartışmaya açık, zira “Sıkı Dostlar” (Goodfellas) olsun, henüz izleyiciyle buluşan “The Irishman” olsun bu listede daha yukarıda olmayı hak eden filmler olabilir, bazılarına göre. Bizim tercihimiz hiç düşmeyen temposu, karakterleri arasındaki ilişkilerin derinliği ve Scorsese'nin artık mükemmele ulaşmış ustalıklı rejisiyle “Casino” oldu. Elbette yönetmenin filmografisindeki en unutulmaz kadın karakterlerden biri olan Ginger rolünde Sharon Stone'un gösterdiği performansı da atlamamk gerek. Şu sıralar “The Irishman”i izlemek gibi bir niyetiniz varsa De Niro ve Pesci'nin karşılıklı en iyi performanslarını sergiledikleri “Casino”yu da muhakkak izleyin deriz.
6- Baba 2 (1974)

Kimileri “Baba 2”nin (The Godfather Part 2) ilkinden bile daha iyi olduğunu iddia eder ve buna da saygımız sonsuz. Gerçekten de burada Francis Ford Coppola belirgin bir şekilde vites artırmıştır. Olay örgüsü daha karmaşıktır ve işin içinde çok daha fazla karakter vardır. Michael Corleone'nin artık gerçek bir mafya babası olarak hüküm sürdüğü ve kendi kardeşini hiç tereddüt etmeden saf dışı bırakacak denli acımasızlaştığı “Baba 2” özelikle de Don Corleone'nin gençliğine (Robert de Niro) döndüğü bölümlerde iyiden iyiye epik bir havaya bürünür. Karşılıklı hiç sahneleri olmasa da Pacino ve De Niro'nun birlikte rol aldıkları ilk filmdir “Baba 2”.
7
6- Baba 2 (1974) Kimileri “Baba 2”nin (The Godfather Part 2) ilkinden bile daha iyi olduğunu iddia eder ve buna da saygımız sonsuz. Gerçekten de burada Francis Ford Coppola belirgin bir şekilde vites artırmıştır. Olay örgüsü daha karmaşıktır ve işin içinde çok daha fazla karakter vardır. Michael Corleone'nin artık gerçek bir mafya babası olarak hüküm sürdüğü ve kendi kardeşini hiç tereddüt etmeden saf dışı bırakacak denli acımasızlaştığı “Baba 2” özelikle de Don Corleone'nin gençliğine (Robert de Niro) döndüğü bölümlerde iyiden iyiye epik bir havaya bürünür. Karşılıklı hiç sahneleri olmasa da Pacino ve De Niro'nun birlikte rol aldıkları ilk filmdir “Baba 2”.
7- Sıkı Dostlar (1990) 

Tabii ki “Sıkı Dostlar” (Goodfellas) olmadan bu liste eksik kalırdı. Yine Martin Scorsese, yine Robert De Niro... Tabii ki Joe Pesci'nin de yine unutulmaz bir performansı. Mafya itirafçısı Henry Hill'in örgüt içindeki yükselişini ve düşüşünü (nihayetinde FBI itirafçısı oluşunu) anlatan film Nicholas Pileggi'nin “Wiseguy” adlı biyografik kitabından uyarlandı. Ray Liotta'nın da birinci sınıf bir oyunculuk sergilediği filmin tek plan çekilmiş uzun giriş sahnesi hâlâ benzerlerinin en iyileri arasında gösterilir. Scorsese'nin üçüncü kez aday olduğu ve üçüncü kez alamadığı En İyi Yönetmen Oscar'ı bir yana; altı dalda Oscar'a aday olan filmin aldığı tek ödül En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Joe Pesci'ye verilen heykelcik olmuştu.
8
7- Sıkı Dostlar (1990) Tabii ki “Sıkı Dostlar” (Goodfellas) olmadan bu liste eksik kalırdı. Yine Martin Scorsese, yine Robert De Niro... Tabii ki Joe Pesci'nin de yine unutulmaz bir performansı. Mafya itirafçısı Henry Hill'in örgüt içindeki yükselişini ve düşüşünü (nihayetinde FBI itirafçısı oluşunu) anlatan film Nicholas Pileggi'nin “Wiseguy” adlı biyografik kitabından uyarlandı. Ray Liotta'nın da birinci sınıf bir oyunculuk sergilediği filmin tek plan çekilmiş uzun giriş sahnesi hâlâ benzerlerinin en iyileri arasında gösterilir. Scorsese'nin üçüncü kez aday olduğu ve üçüncü kez alamadığı En İyi Yönetmen Oscar'ı bir yana; altı dalda Oscar'a aday olan filmin aldığı tek ödül En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Joe Pesci'ye verilen heykelcik olmuştu.
8 - Un Prophete (2009)

Fransa sinemasının yeniden yüğkselişe geçtiği 2000'lerde Jacques Audiard imzalı “Un Prophete” 2009 yılında Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü alırken, tam 9 dalda Cesar ödülüne layık bulunmuştu. Arap kökenli bir gencin (Tahar Rahim) bir polis memeuruna saldırmak suçuyla düştüğü cezaevinde Korsika mafyasının önde gelenleriyle yakınlaşmasını anlatan film alabildiğine sert sahneleriyle hafızlara kazındı. Hapishanede geçen bölümlerde bir yandan erkeklik ve iktidar üzerine izleyicinin zihninde yeni sorular açan film mazlumken zalime dönüşen bir adamın öyküsü üzerinden gerçekçi ve tavizsiz bir mafya portresi çiziyor.
9
8 - Un Prophete (2009) Fransa sinemasının yeniden yüğkselişe geçtiği 2000'lerde Jacques Audiard imzalı “Un Prophete” 2009 yılında Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü alırken, tam 9 dalda Cesar ödülüne layık bulunmuştu. Arap kökenli bir gencin (Tahar Rahim) bir polis memeuruna saldırmak suçuyla düştüğü cezaevinde Korsika mafyasının önde gelenleriyle yakınlaşmasını anlatan film alabildiğine sert sahneleriyle hafızlara kazındı. Hapishanede geçen bölümlerde bir yandan erkeklik ve iktidar üzerine izleyicinin zihninde yeni sorular açan film mazlumken zalime dönüşen bir adamın öyküsü üzerinden gerçekçi ve tavizsiz bir mafya portresi çiziyor.
9 - Infernal Affairs (2002)

Martin Scorsese'ye ilk (ve şimdilik tek) yönetmen Oscar'ını kazandıran “The Departed”'ın orijinali aslında Hong Kong yapımı “Infernal Affairs” idi. Andy Lau ve Alan Mak tarafından çekilen film mafya örgütüne sızan genç bir polisle polis teşkilatına sızan genç bir mafya mensubunun allengilirli öyküsünü anlatıyor. Hong Kong aksiyon sinemasının iki yıldızı Tony Leung ve Andy Lau'nun sağlam performansları bir yana, hiç düşmeyen temposu, yüksek gerilim dozu ve usta işi aksiyon sahneleriyle “Infernal Affairs” unutulmazlar arasına girmeyi hak ediyor.
10
9 - Infernal Affairs (2002) Martin Scorsese'ye ilk (ve şimdilik tek) yönetmen Oscar'ını kazandıran “The Departed”'ın orijinali aslında Hong Kong yapımı “Infernal Affairs” idi. Andy Lau ve Alan Mak tarafından çekilen film mafya örgütüne sızan genç bir polisle polis teşkilatına sızan genç bir mafya mensubunun allengilirli öyküsünü anlatıyor. Hong Kong aksiyon sinemasının iki yıldızı Tony Leung ve Andy Lau'nun sağlam performansları bir yana, hiç düşmeyen temposu, yüksek gerilim dozu ve usta işi aksiyon sahneleriyle “Infernal Affairs” unutulmazlar arasına girmeyi hak ediyor.
10 - King of New York (1990)

Abel Ferrara'nın çekip de kült statüsüne ulaşmayan filmi muhtemelen yok gibidir. Hollywood'un en çok taklit edilen aktörlerinden, bizce kariyerinde hak ettiği yere gelmemiş Christopher Walken'ın başrolünü üstlendiği “King of New York” ise kültler arasında bir kült kanımızca. Sırf Walken'ın hapisten çıktıktan sonra onu almaya otomobilin arka koltuğunda oturup gece vakti kenti seyretmeye koyulduğu sahne bile yeter filmin unutulmazlar arasına girmesine. Hapisteyken kentteki etkinliğini kaybeden Frank White'ın yeniden New York'ta hakimiyet kurma mücadelesini anlatan film karanlık tonu, New York'u resmetmekte kullandığı “blue” atmosferi ve sokak mafyasının yırtıcı dünyasını tarif etmekteki becerisiyle listemize girdi.
11
10 - King of New York (1990) Abel Ferrara'nın çekip de kült statüsüne ulaşmayan filmi muhtemelen yok gibidir. Hollywood'un en çok taklit edilen aktörlerinden, bizce kariyerinde hak ettiği yere gelmemiş Christopher Walken'ın başrolünü üstlendiği “King of New York” ise kültler arasında bir kült kanımızca. Sırf Walken'ın hapisten çıktıktan sonra onu almaya otomobilin arka koltuğunda oturup gece vakti kenti seyretmeye koyulduğu sahne bile yeter filmin unutulmazlar arasına girmesine. Hapisteyken kentteki etkinliğini kaybeden Frank White'ın yeniden New York'ta hakimiyet kurma mücadelesini anlatan film karanlık tonu, New York'u resmetmekte kullandığı “blue” atmosferi ve sokak mafyasının yırtıcı dünyasını tarif etmekteki becerisiyle listemize girdi.