Yoksul eğitimde de 4 yıl geride

Yeni bir araştırma ABD’de gelir düzeyi en düşük öğrencilerin ortalama başarı düzeylerinin en yüksek gelir düzeyindeki öğrencilerin üç dört yıl gerisinde olduğunu ve bu durumun kırk yılı aşkın bir süredir hiç değişime uğramadığını ortaya koyuyor.
Yayınlanma tarihi: 15 Haziran 2019 Cumartesi, 11:52

[Haber görseli]ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu tarafından geçen mart ayında yayımlanan rapora göre, 50 yılı aşkın bir süredir 2.7 milyonun üzerinde ortaokul ve lise öğrencisine uygulanan standardize edilmiş tek tip sınavlardan elde edilen sonuçlar, yoksul kesimle varsıl kesim arasındaki bu açığın giderilmesinin hedeflendiği federal eğitim programlarının işe yaramadığını gösteriyor.

Raporu hazırlayan ekipten Stanford Üniversitesi eğitim ekonomisi uzmanı Eric Hanushek, “Lise yıllarında başarı düzeyinin düşük olması erişkinlikte gelir sağlama olasılığını da düşürüyor” diyerek “Bir sonraki kuşak da bugünkünden pek farklı olmayacak” diye ekliyor.

Araştırmacılar öğrencileri ailelerinin gelir düzeylerine göre sınıflandırmak amacıyla, eğitim düzeylerinin yanı sıra yaşam biçimleriyle ilgili başka göstergelerden de yararlandılar. Sözgelimi, 1950’lerde bulaşık makinesi varsıllığın bir göstergesi sayılıyordu. Şimdi ise, öğrencinin kendisine ait odasının ya da kişisel bilgisayarının olması varsıllığın göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Stanford Üniversitesi eğitim sosyolojisi uzmanlı Sean Reardon tarafından yürütülen çalışma eğitimdeki başarı açığının on yıllardır giderek büyüdüğüne de işaret ediyor. Araştırmada 1960-2007 yılları arasında uygulanan 12 sınav ele alınmış ve en yoksul ile en varlıklı öğrencilerin aldıkları sınav puanları arasındaki farkın 1970’lerden 2000’lerin başlarına dek uzanan zaman dilimi içinde yüzde 40 oranında arttığı sonucuna varılmıştı. Reardon, parasal olanaklara sahip olan anne babaların çocuklarının eğitimlerine giderek daha çok yatırım yaptıklarına ve bunun da yoksul kesimle varsıl kesim arasındaki açığı artırdığını belirtiyor. Hanushek ve Reardon eğitimdeki gelir düzeyine bağlı açığın dehşet verici boyutlarda olduğu görüşünde birleştiklerini dile getirirlerken, Reardon, “Bu durum akademik safsatalarla örtbas edilmemelidir” diye de ekliyor.

Derleyen: Rita Urgan

A+ A-