Son Haberler

"Muhabirliğin Bugünü ve Geleceği"

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, ''Bugün geldiğimiz noktada, gazeteciliğin asli görevini yerine getiren muhabirlerin yeterince önemsenmedikleri gibi bir kuşku söz konusu'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 20 Kasım 2009 Cuma, 16:23

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)'nin Konrad Adenauer Vakfı ile gerçekleştirdiği medya seminerleri kapsamında düzenlenen ''Muhabirliğin Bugünü ve Geleceği'' konulu panelinin açılışında konuşan Erinç, Türkiye'de gazeteciliğin başladığı tarihte ''muhabir'' diye bir görev tanımının olmadığını söyledi.

Erinç, gazetelerde sadece yazı işleri bölümünün olduğunu anlatarak, haberleri muhabirlerin değil muhbirlerin getirdiğini aktardı.

Gazetelerde muhabirlik kavramının 12 Eylül 1980 sonrası oluşmaya başladığını ifade eden Erinç, o dönemde haber kaynaklarının haberlerini genel yayın yönetmenleri ve köşe yazarları aracılığıyla iletmeyi tercih ettiklerini kaydetti.

Erinç, ''köşe muhabiri'' diye bir görev tanımı oluştuğunu dile getirerek, ''Bugün geldiğimiz noktada, gazeteciliğin asli görevini yerine getiren muhabirlerin yeterince önemsenmedikleri gibi bir kuşku söz konusu'' diye konuştu.

Eski TGC Başkanı Nail Güreli de ''Medya haberden ve muhabirden vazgeçti mi?'' başlıklı konuşmasında, basının haberden vazgeçmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Güreli, ''Basın haberden vazgeçerse kendinden vazgeçmiş demektir. Çünkü gazete, haber demek'' dedi.

Medyanın haberden değil, muhabirden vazgeçtiğinin söylenebileceğini ifade eden Güreli, köşe yazarları ve genel yayın yönetmenlerinin haber kaynaklarıyla doğrudan temas kurmalarının muhabirlerin geri plana itilmesine neden olduğunu savundu.
Güreli, özellikle siyasi haber kaynakları nazarında gazeteci kavramının değişmesinin ayrımcılığa yol açtığını ileri sürerek, şunları kaydetti:
''Bu, akreditasyon konusunun yozlaştırılması, yanlış kullanılması, istismar edilmesi. Basın toplantılarına kendilerine yandaş olanları çağırıyorlar. Buna hakları yok. Kamuoyunu bilgilendiriyorlarsa bütün yayın organları aynı şekilde o bilgiyi edinme hakkına sahiptir.''

Teknolojinin gelişmesi ve toplumda yeni ilgi alanları oluşmasıyla haber anlayışının da belli ölçüde değiştiğini ifade eden Güreli, gazetelerde haber yatırımının geriye gittiğini, teknolojiye, promosyona ve kağıda yatırım yapıldığını savundu. Güreli, gazete bütçesinin yüzde 13'ünün habere ayrılması gerektiğini, ancak bu oranın gerçekte daha düşük olduğunu kaydetti.

Köşe yazarları ve genel yayın yönetmenlerinin muhabirlikten gelmemelerine rağmen bu alana girmelerinin de bir olumsuzluk oluşturduğunu anlatan Güreli, yeni gazetecilik kavramında muhabirin de haberin öznesi olduğunu aktardı.


Örgütlenme sorunu

Güreli, muhabirliğin gazeteciliğin ilk adımı niteliği taşımasının bu gün için de geçerli olduğunu ancak bazı gençler arasında gazeteciliğin şöhret aracı olarak görüldüğünü söyledi.

Muhabirin haber kaynağına belli bir mesafede durması gerektiğini vurgulayan Güreli, muhabirin görevini yapamamasında da gazete yapılanmasının rolü olduğunu belirtti.
Güreli, şunları kaydetti:
''Gazetecilerin, muhabirlerin en önemli sorunu örgütsüzlük. Sendika bütün olumsuzluklara rağmen örgütlenme çabasını sürdürüyor. ATV-Sabah grubunda bütün olumsuz şartlara, yasa dışı baskılara rağmen 10 arkadaşımız grev yaptı. İşverenin tanımazlığına rağmen bunun yasal olduğu yargı kararıyla dahi onaylandı.''

Siyaset-medya ilişkisinin ve siyasetin çarpıklığının örgütlenme önünde bir engel oluşturduğunu ileri süren Güreli, kadrosuz çalıştırmanın da muhabirlerin ayrı bir sorunu olduğunu söyledi.

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ