Karar günü çarşamba

Deniz Feneri yolsuzluğunun 5. duruşması Almanya'da görüldü. Deniz Feneri e.V'nin üç yöneticisinin yargılandığı davada polis müdürü Alexander Böhme, davanın siyasi bağlantılatılarına dikkat çekti. Mahkemede, RTÜK Başkanı Zahit Akman ise kuryelik yapmakla suçlanıyor. Müller, çarşamba günü karar verebileceklerini belirtti.
Yayınlanma tarihi: 15 Eylül 2008 Pazartesi, 10:36

Frankfurt'ta görülen Deniz Feneri yolsuzluğu duruşmasında Zahit Akman, kuryelik yapmakla suçlanıyor. Duruşmada soruştumayı yürüten polis müdürü Alexander Böhme Akman'ın Zekeriya Karaman'la birlikte elden para teslim aldığını iddia etti. Böhme, ulaştığı belgeler ve tanıkların ifadelerinden yola çıkarak Zahid Akman’ın Zekeriya Karaman’la birlikte birçok kez Almanya’ya gelerek elden para teslim aldığını ve bunları zaman zaman kendi otomobillerini de kullanarak transfer ettiğini ifade etti. Mahkeme başkanı Johann Müller, davanın görülmesine bugün TSİ 11.00'de devam edileceğini ve çarşamba günü karar verebileceklerini belirtti.

Fotoğraf ispat edildi

Böhme, Başbakan Erdoğan ve Mehmet Gürhan’ın birlikte çekilen fotoğrafını da mahkemeye sundu. Gürhan’ın avukatı söz alarak fotoğrafın çekildiği dönemde Erdoğan’ın Başbakan olmadığını ve fotoğrafın Doğan Holding’in Almanya’da yaptığı açılışta çekildiğini söyledi ve ‘Fotoğrafı çeken arkadaş burada’ dedi.

Fakat, mahkeme başkanı, Mehmet Gürhan ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın birlikte görüntülendiği fotoğrafala ilgili olarak, "Bu fotoğrafın Kanal 7 Televizyonu'nda çekildiği ispat edilmiştir." dedi.

Böhme, Başbakan Erdoğan ve Zekeriya Karaman’ın akrabalık derecesinde yakın olduğu yönünde bazı bilgileri de mahkemeye iletti.

Böhme, davanın kilit ismi olarak gösterilen ve şimdiye kadar hiç konuşmayan Deniz Feneri Derneği’nin eski başkanı Mehmet Gürhan’ın bütün organizasyonun başındaki kilit isim olarak gösterdi. Böhme, Gürhan’ın başkanlıktan ayrıldıktan sonra da dönemin başkanı Mehmet Taşkan üzerinden para transferi yaptığına yönelik belgelere ulaştıklarını belirtti. Böhme, yaklaşık 9 milyon Euro’luk bir rakamın Gürhan adına aktarıldığını ifade etti.

Yarınki duruşmadaysa sanık avukatları söz alacak. Türkiye’den muhalefet partileri de davayla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. CHP milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile DSP milletvekili Harun Öztürk, davayı izlemek üzere Frankfurt’ta bulunuyor.

Böhm'ün ifadeleri

Almanya'daki Deniz Feneri derneğinde yapıldığı iddia edilen yolsuzluklarla ilgili davanın bugün öğleden sonraki oturumunda mali komiser Alexander Böhm'ün dinlenmesine devam edildi.
Böhm, ifadesinde, sanıklar Mehmet Gürhan ve Mehmet Taşkan'ın edindiği malların nasıl elde edildiğini ve tam olarak dernekteki paralarla mı alındığının kesinlik kazanmadığını söyledi.
Davanın başlangıcında Zekeriya Karaman'ın avukat İlknur Baysu'yu arayarak Firdevsi Ermiş'e selam yolladığını ve kesinlikle konuşmamasını istediğini dile getiren Böhm, bunun Firdevsi Ermiş'in ifadesinde görülebileceğini ve Ermiş'in buna rağmen konuştuğunu ifade etti.

Sanık avukatlarından Ercan Açıkel'in Almanya Deniz Feneri e.V'ın Türkiye'deki Deniz Feneri ile yasal ya da kesinlik gösteren bir bağın olup olmadığını sorması üzerine Böhm, "Hayır böyle resmi bir bağlantı göremedik. Ancak Türkiye'deki dernek Almanya'daki derneğe lojistik destek sağlıyordu. İki dernek yöneticileri birbirinde yöneticilik yapmıyordu. Yapılan yardımların taşınması ve yerine ulaştırılması gibi yardımlar yapılıyordu. Yani yasal olarak olmasa bile bir ilişki söz konusuydu" dedi.

2005 yılından bu yana Almanya Deniz Feneri'nden Türkiye'deki Deniz Feneri'ne aktarılan 7 milyon avronun Zekeriya Karaman ve zaman zaman havale yoluyla aktarıldığının gayri resmi belgelerde görüldüğünü anlatan Böhm, bu paraların nereye kullanıldığı hakkında bilgi sahibi olmadığını belirterek, "Para sonuçta buradan çıkmış. Ama nerelere ve nasıl kullanılmış o benim sorunum değil" dedi.

Taşkan'ın avukatı Ercan Açıkel, Türkiye'deki dernekler yasası gereğince dış ülkeden Türkiye'deki derneklere para transferi yapılamadığını ve bu nedenle paraların kurye yoluyla gönderildiğini ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Kılındaroğlu'nun açıklaması

Kılıçdaroğlu, duruşma sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, yargıcın bugüne kadar hiçbir Türk parlamenterle görüşmediğini belirterek, bazı basın yayın organlarında çıkan haberleri düzelttiğini kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kanal 7 dosyasını hemen yargıya gönderilmesi için çalışması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu dava Almanya'da açılıyor ve karar aşamasına geldi ama Türkiye'de SPK bunu kapattı. Başbakan Erdoğan yolsuzlukların üzerine gitmek istiyorsa Kanal 7 dosyasını kapatan SPK başkanını derhal görevden alması gerekir. Dosyayı hemen yargıya intikal ettirmeli" dedi.

"Deniz Feneri Kanal 7'yi finanse etmek için kurulmuş bir dernektir. Zekeriya Karaman'ın ilişkileri anlatıldı. Bu çerçevede Başbakan Kanal 7 dosyasını açıp bu ilişkiyi adalete intikal ettirmeli" diyen Kılıçdaroğlu, "Burada yargılananlar piyon. Esas suçlular Türkiye'de" iddiasında bulundu. Kılıçdaroğlu, "Başbakan bunları görmeden, sorgulamadan Türkiye'yi temize çıkarması mümkün değil. Başbakanın buraya 3-4 tane milletvekili göndermesini çok isterdim" dedi.

Mahkeme Başkanı Müller: Siyasiler bize baskı yapmadı

Mahkeme Başkanı Johann Müller, Türk basınında yer alan bazı haberlere atıfta bulunarak kendilerine yönelik bir siyasi baskı yapıldığına dair ifadeleri hatırlattı ve “Açık yüreklilikle söylüyorum ki hiç kimse bana baskı yapmadı ve hiçbir siyasi isimle de konuşmadım” dedi. Müller, gülümseyerek bir atasözü kullandı, Almanca’da kullanılan bir deyime gönderme yaparak ‘Almanya’da saatler farklı işler’ diye konuştu ve bunun ardından da kesinlikle bağımsız bir yapıları olduğunu ifade etti.

Carlo Marsili: Türkiye'deki tartışma, iç tartışmadır

İtalya’nın Ankara Büyükelçisi Carlo Marsili, Deniz Feneri tartışmalarına ilişkin olarak Almanya’daki mahkeme sonuçlanıncaya kadar herhangi bir tepki gösteremeyeceklerini belirterek, “Türkiye’deki tartışma, şimdilik bir iç tartışmadır” dedi. Büyükelçik konutunda Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleriyle bir araya gelen Marsili, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Doğan medya grubu arasındaki tartışmalar ve Deniz Feneri davasına ilişkin soruları üzerine “Tartışmaya reaksiyon gösteremeyiz. Dava devam ediyor. Sonucunun ne olacağını bilmiyoruz. Mahkeme, kararını verinceye kadar bu tartışmanın dışındayız” dedi. Marsili, “Türkiye’deki tartışma, şimdilik bir iç tartışma” ifadesini de kullandı. Türkiye’de hazırlanan Ulusal Program’ın “ilginç” bir program olduğunu ifade eden Büyükelçi Marsili, programın onaylanması için fazla zaman olmadığını da söyledi. Carlo Marsili, İtalyan şirketlerinin, Türkiye’deki enerji projelerini geliştirme konusu ile çok ilgilendiğini belirtti. AB müzakere sürecinde “enerji” başlığının en kısa süre içinde açılmasının önemini vurgulayan Marsili, bunun zor olduğunu ve bu başlıktaki müzakerelerin Fransız Dönem Başkanlığı sırasında başlamasının beklenmediğini de bildirdi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.