Muhalefetten soru bombardımanı

CHP Trabzon Milletvekili Hamzaçebi, Almanya'daki Deniz Feneri Derneği'nden Türkiye'ye aktarıldığı iddia edilen 8 milyon Euro'luk kaynak ile Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'nin topladığı diğer yardımların amacına uygun kullanılıp kullanmadığının denetlenmesi ve Kanal 7'yle ilgili SPK raporunun işleme konulmaması iddialarını Meclis gündemine taşıdı.
Yayınlanma tarihi: 19 Eylül 2008 Cuma, 13:34

CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Almanya’da Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde karara bağlanan, suçluların da itiraz etmeyeceklerini beyan ettikleri için kesinleşmiş olan Deniz Feneri Davası'nda soruşturmayı yürüten Frankfurt Kriminal Polis Şefinin Türk Emniyeti'nin soruşturma kapsamında Alman yetkililerin yardım taleplerini geri çevirdiği yönündeki açıklamalarını gündeme getirdi. Özyürek Bakan Atalay’a “Soruşturma kapsamında Alman polisinin, Ankara Emniyeti'nden İnterpol aracılığıyla yardım talebinde bulunduğu doğru mudur? Ankara Emniyeti’nin 'bu davada polisiye yardımı gerektirecek bir durum yoktur. Adli yardımlaşma için başvuruda bulunun' yanıtını verdiği doğru mudur? İçişleri Bakanı olarak tarafınızdan sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Alman makamlarının soruşturmanın Türkiye’deki sorumluları da kapsayacak şekilde genişletilmesi taleplerinin engellenmesi İçişleri Bakanı olarak görevinizin gereğini yapmadığınız sonucunu doğurmuyor mu?” sorularını yöneltti.

CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, Meclis Başkanlığı’na sunduğu iki ayrı soru önergesinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Türkiye Deniz Feneri Derneği’nin gelirleri ile harcamalarını Dernekler Kanunu hükümleri uyarıca denetletip denetletmeyeceğini sordu. Hamzaçebi, verdiği ikinci soru önergesinde ise Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin topladığı yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi ve Kanal 7‘yle ilgili SPK raporunun işleme konulmadığı iddialarını gündeme getirdi. Hamzaçebi, “Sözkonusu rapor bugüne kadar neden Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmemiştir. Raporun işleme konulmaması yönünde Kurul tarafından alınmış bir karar varsa hangi tarihte alınmıştır. Konuyla ilgili SPK Başkanı Turan Erol 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde Başbakan’ın ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın da bulunduğu üçlü bir görüşmeye katılmış mıdır?" sorularını yöneltti.

'RTÜK Başkanı neden hâlâ koltuğunda?'

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat da, Başbakan Erdoğan’a yönelttiği soru önergesinde RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkındaki iddiaları gündeme getirdi. Özbolat, Erdoğan’a “İsmi bu kadar yolsuzluk, dolandırıcılık işlerine bulaşmış, bir üst düzey kamu görevlisi, hala nasıl RTÜK Başkanlığı görevini üstlenebiliyor? Alman savcılık makamı davayla ilgili Türk İnterpol’ünden adı geçen kişilerle ilgili bilgi istemiş midir? Böyle bir temas sözlü olamayacağına göre hangi tarihte olmuştur?” diye sordu.

'Neden soruşturma açtırmadınız?'

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz’ın Ocak 2008’de verdiği “Almanya’da soruşturma başlatıldı. Türkiye’de soruşturma başlatıldı mı?” şeklindeki soru önergesine Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları'nın konuya ilişkin bir soruşturmasının olmadığı yanıtını verdiğini hatırlattı. Vural, verdiği soru önergesinde Adalet Bakanı Şahin’e, “Almanya Büyükelçisiyle 5 Aralık 2007’de yaptığınız görüşmenin tutanağında Almanya’daki dava hakkında iyi bilgi sahibi olduğunuz, elinizde davaya ilişkin belgeler olduğu ifade edilmektedir. Bu konuda 11 Nisan 2008’de verdiğiniz cevapta bir savcılık soruşturması olmadığını belirtiyorsunuz. Bu belgeleri ve bilgileri savcılara neden tevdi etmediniz? Neden ihbarda bulunmadınız? Neden bir soruşturma açılmasını sağlamadınız? Sizin uluslar arası seviyede böyle bir dolandırıcılık davasını takip etmiş olmanız gerçeği karşısında, bu konu hakkında açılacak bir soruşturmada hakim ve savcıların rahat ve tarafsız bir şekilde görev yapması mümkün müdür?” sorularını yöneltti.

'Sadaka siyaseti'nin asıl yüzü ortada

Bu arada, Türk Tabipler Birliği, Almanya’daki Deniz Feneri Derneği davasının sonucuyla ilgili olarak hükümetin savcıları göreve çağırmakla yetinmesini güven sarsıcı ve endişe verici gelişmeler olarak değerlendirdi. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi’nden yapılan yazılı açıklamada, Almanya’daki Deniz Feneri Davası’nın sonucuyla ilgili olarak hükümetin tavrı eleştirildi. Açıklamada şöyle denildi: “Almanya’daki Deniz Feneri ile ilgili yolsuzluk davası ciddi mahkumiyetle sonuçlanmış ve mahkeme kararında ‘asıl suçluların Türkiye’de bulunduğu’na dair hükümler yer almıştır. Bu durum karşısında Hükümetin yasak savar bir üslupla savcıları göreve çağırmakla yetinmesi, davada Türkiye’de suça karıştıkları ifade edilen üst düzey kamu görevlileri hakkında hiçbir işleme başvurulmaması son derece güven sarsıcı ve endişe vericidir. Tabipler Birliği olarak bu gelişmelerin, iktidara geldiği günden beri sosyal devletin temel dayanakları olan sağlık ve eğitim alanında hakları daraltılarak ve hizmeti paralı hale getirerek neoliberal sistemin taşeronluğunu yapan AKP iktidarının izlediği ‘sadaka siyaseti’nin asıl yüzünü gösterdiğini düşündüğümüzü kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.