Kapat

Son Haberler

A+ A-

'Böylesi hiç görülmedi'

Siyasetçiler ve STK'ler, Başbakan'ın basını boykot çağrısıyla felsefesini ortaya koyduğunu vurguladılar. CHP lideri, Erdoğan'ın partililere medyayı boykot çağrısı yapmasını sert bir dille eleştirdi. Baykal, "Başbakan'ın çağrısı sadece ruh halini değil, siyasi felsefesi, düşünce tarzı, eline imkân geçtiği zaman nasıl toplum yaratılacağı konusunda ipuçları veriyor"dedi.
Yayınlanma tarihi: 20 Eylül 2008 Cumartesi, 10:43

Başbakan’ın Deniz Feneri haberlerine kızdığını belirten Baykal, “Bir defa hedefi yanlış seçmiş. Basın organlarına kızacağına, doğrudan Alman mahkemesine kızsın, gücü yetiyorsa Almanya’ya nota versin. Almanya’ya ambargo koysun” diye konuştu.

Deniz Baykal, AKP liderinin medyayı boykot çağrısına tepki gösterdi, DDK’yi göreve çağırdı

‘Erdoğan dikta hevesinde’

Erdoğan’ın, Deniz Feneri yolsuzluğunu haber yapan medyayı boykot çağrısına tepki gösteren Baykal, Başbakan’ın muhalif gazeteleri boykot çağrısı sadece ruh halini değil, siyasi felsefesi, düşünce tarzı, eline imkân geçtiği zaman nasıl toplum yaratılacağı konusunda ipuçları veriyor dedi. Baykal, Erdoğan’ın bu tavrının altında hukuka saygısızlık ve dikta hevesi yattığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Deniz Feneri haberlerine tepki gösteren Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın partililere Bu gazeteleri evlerinize sokmayınçağrısı yapmasınıBütün bunların altında istibdat, dikta hevesi yatıyor. Bir kısım medyayı düşman ilan ediyor, bir sonraki aşama bu gazetelerin yayımlanmasını engellemek, imkân bulursa yasaklamaktır sözleriyle değerlendirdi.

CHP lideri Baykal, dün CNN Türkte yayımlanan Ankara Kulisi programına katıldı. Baykal, Başbakan Erdoğanın bazı gazetelere boykot çağrısıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:

Başbakanın muhalif gazeteleri boykot çağrısı sadece ruh halini değil, siyasi felsefesini, düşünce tarzını, eline imkân geçtiği zaman nasıl toplum yaratılacağı konusunda ipuçları veriyor. Asıl dünya görüşünü ortaya koyuyor. Siyasi hayatım boyunca böyle bir şeye tanık olmadım. Böyle bir kampanya yapması tasavvur edilecek şey değil. Başbakanın görevi onların da haklarını korumaktır. Hırslarıyla, tepkileriyle ortalığa nizam vermeye çalışıyor, husumet duyuyor, bölücülük yapıyor. Başbakan olduğunu unutuyor. Demokratik siyasi hayatta böyle bir duyguyu taşıma lüksümüz yoktur. Başbakan Deniz Feneri haberlerine kızıyor. Bir defa hedefi yanlış seçmiş. Basın organlarına kızacağına, doğrudan Alman mahkemesine kızsın, gücü yetiyorsa Almanyaya nota versin, Almanyayı ambargoya alsın. Şimdi bu Türk basınına karşı ambargo uygulamasıdır. Bu ambargo kesin işlemez. Bu değerlendirme Başbakana zarar verir. İnsanlar bir gazeteyi birisi uygun görüyor diye almazlar ihtiyaçtan dolayı alırlar. Nazlı Ilıcaka çok yumuşak değerlendirme yaptı diye, çıktı ona yataklık yapıyordedi. Bunun altında husumet yapıyor, husumetle basın özgürlüğü bağdaşmaz. Senin gibi düşünmeyen insana husumet duyamazsın o ayrı bir iş. Hukuka saygısızlık var, bütün bunların altında istibdat, dikta hevesi yatıyor. Devlet parasıyla alınan medyaya da ben yanlış yapsam da beni destekleyeceksindiyor. O insanları istemedikleri bir safı seçmeye zorluyor. Bu kabul edilemez. Bugüne kadar hiçbir başbakanın yapmadığı bir şey, kendi ülkesinde haberleşme özgürlüğünü kullanan bir kısım medyayıevinize sokmayındiyor, onları düşman ilan ediyor, onları ayırıyor. Bu, totaliter bir anlayıştır.

CHP lideri Baykal, RTÜK Başkanı Zahid Akmanın derhal istifa etmesi gerektiği görüşünü yineledi. Baykal,Türkiyede Deniz Feneri olayının üzerine gidileceği konusunda umudunuz var mısorusu üzerine şunları söyledi: Almanyadaki yargılama Türk yöneticilerini, yönetimini ve yargısını ağır itham altında bırakan bir yargılama oldu. Almanya, Kanal 7, Deniz Fenerine baskın yapın, diyor, İçişleri Bakanlığı reddediyor. Almanyanın kararlılığını Türkiyede göremiyoruz. Bunlar mı soruşturacaklar? Bu olay siyasi ve ideolojiktir. Bu işi yapanlar AKP kadroları. Başbakan, bu kişiyi tanımıyorum, dedi, fotoğraflar çıktı, kaytaran bir başbakan görüntüsüne girdi. Çok umutlu değilim. Bunlar ciddi bir yetkiyle işin üzerine gitmiyorlar, gidemezler. Bu bir AKP prodüksiyonudur. Kanal 7 haberlerinin yayımlanmasına kızan bir Başbakanın bulunduğu ülkede hesap sorulması imkânı var mıdır? Kaytarma yaklaşımı içindeler.

Baykal bir başka soru üzerine Meclis Başkanıhukuki yaptırım imkânımız yokdiyor. Olabilir ama Meclis Başkanı gibi bir insan bu olmaz deyip daha açık, daha kararlı ifadelerle hüküm verdiği anda orada durulamaz artık. Gerekirse bir direnç olursa Cumhurbaşkanı da bu noktada çağırıp istifa et diyebilir. Olmazsa Devlet Denetleme Kurulunu (DDK) devreye sokabilir. DDK bu olayda devreye girmeyecek de ne zaman girecek? Bu tablo karşısında Cumhurbaşkanı susabilir mi, derhal harekete geçmelidir, Cumhurbaşkanı da düğmeye basmalıdır, tavır takınmalıdır görüşünü dile getirdi.

Baykal, Söğüt şenliklerinde Cumhurbaşkanı Gül ile samimi görüntülerinin dikkat çektiği anımsatılarak yöneltilen bir soruya Cumhurbaşkanı ile ciddi devlet meselelerini konuşmuş değiliz. Protokol gereği yan yana oturduk. Bu Sayın Gülün de, benim de tercihimiz değildi. Ben geçmişte cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktım, bugün de onun yanlış olduğundan hiç kuşku duymuyorum. Bugün bu kadar olay oluyor, cumhurbaşkanı hükümete durdiyebilme anlayışında değildir. Anayasayı içine sindiren bir cumhurbaşkanı olsaydı bugün her şey farklı olurduyanıtını verdi.

‘Türkiye despotik sopa ile yönetiliyor'

TGC, Erdoğan’ın tutumunun demokrasiyle bağdaşmadığının altını çizerek boykot çağrısını benzeri olmayan bir basın düşmanlığı olarak nitelendirdi. TGC Başkanı Erinç, “tartışmaların ifade özgürlüğünü engelleyecek yeni girişimlere yol açacağını” belirtti.

Basın Konseyi Başkanı Ekşi, çağrının “Türkiye’nin nasıl bir despotik sopa ile yönetildiğini gösterdiğini” söyledi. ÇGD ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu boykot çağrısını “ilkellik” olarak değerlendirerek Başbakan’ın gerçeklerden korktuğunu vurguladı.

Erdoğan’ın yolsuzlukları haber yapan medyaya savaş açması meslek örgütlerini ayağa kaldırdı

‘Basın düşmanlığı’

TGC Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Erdoğan’ın tutumunun demokrasi ve hukukla bağdaşmadığının altı çizildi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Erdoğan’ın tavrının, “Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl bir despotik sopa ile yönetildiğini gösteren çok açık bir kanıt” olduğunu söyledi. ÇGD ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu tarafından yapılan açıklamalarda boykot çağrısı kınanırken, muhalefet partileri de Erdoğan’ın tekses özlemine tepki gösterdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Doğan Grubu gazetelerine yönelik boykot çağrısına meslek örgütleri tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Başbakanın, yayınlarından hoşlanmadığı gazetelerin boykot edilmesi çağrısını, benzeri olmayan bir basın düşmanlığı olarak nitelendirdi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Erdoğanın boykot çağrısının akıl alacak bir iş olmadığını belirterek Bu, Türkiyenin nasıl bir despotik sopa ile yönetildiğini gösteren çok açık bir kanıt dedi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay da Erdoğanın tutumunun ilkel olduğuna işaret ederek, Başbakanlığından utanç duyuyorum diye konuştu.

TGC Yönetim Kurulu açıklamasında, Sorumlu bir Başbakan olarak ifade özgürlüğünü ve çoksesliliği sağlama görevini üstlenmiş olmasına karşın sayın Erdoğanın partililerine yaptığı boykot çağrısını demokrasi ve hukukla bağdaştırma olanağı yoktur. Benzer çağrıların geçmişte askeri yönetimler döneminde yapılmış olması, tedirginliğimizi daha da arttırmaktadır. Sayın Başbakanın Türkiye adına Avrupa Birliğine ve Avrupa Konseyine verilmiş olan sözleri yerine getireceğine duygusal bir yaklaşımı tercih ediyor olması da yadırgatıcıdır. Başbakanın izlediği yöntemin demokrasilerde çıkar yol ve bütünleştirici bir yaklaşım olmadığını kamuoyuna bir kez daha duyururuz denildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, son günlerde yaşanan tartışmalar üzerine basın meslek örgütlerine de olağanüstü toplantı çağrısı yaptı. Toplantı 23 Eylül Salı günü TGCde gerçekleştirilecek.

TGC Başkanı Orhan Erinç, “tartışmaların ifade özgürlüğünü ve çoksesliliği engelleyecek yeni girişimlere yol açacağıkonusunda endişelerinin olduğunu söyledi.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Nazmi Bilgin de, Başbakana tepki göstererek Gazetelerin denetçisi Başbakan değildir dedi. Bilgin, son gelişmeleri değerlendirmek üzere Türkiye Gazeteciler Federasyonu Yönetim Kurulunu toplantıya çağırdığını ve daha sonra da Başkanlar Konseyinin toplantıya çağrılacağını bildirdi.

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi de, Erdoğanın boykot çağrısının demokratik rejimle yönetildiğini iddia eden hiçbir ülkede karşılaşılamayacak bir olay olduğunu belirterek Bir başbakan eğer ülkesini gerçekten demokrasi rejimiyle yönetiyorsa, önce insanlara Sadece beni değil, başkalarını da dinleyin. Gerçeğini bulabilmek için her türlü iletişim aracından yararlanın demesi gerekir. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı bunun tam tersini yapıyor diye konuştu. Erdoğanın yalnızca kendi beğendiği yayınların izlenmesini, başkalarına gözlerin kapatılmasını istediğini kaydeden Ekşi, Bu, Türkiye Cumhuriyetinin nasıl bir despotik sopa ile yönetildiğini gösteren çok açık bir kanıt dedi.

Basın Enstitüsü Derneği (IPI) de Erdoğan’a tepki göstererek, açıklamanın haber özgürlüğüne yönelik yapılmış bir girişim olduğunu belirtti. Başbakanın daha önce hedef aldığı kurumlardan olan Basın Enstitüsü Derneği Ulusal Komite adına yapılan yazılı açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi: Başbakan Tayyip Erdoğanın medyayı hedef alan açıklamalarına son olarak, boykot çağrısını da eklemesi Türkiye demokrasisi açısından son derece talihsiz ve kabul edilemez bir durumdur. Avrupa Birliği sürecinde hızlandırma sözü veren Başbakan Erdoğanın, en temel demokratik ilkeleri bile hiçe sayan medyayı boykot çağrısı, en demokratik haklar arasında olan halkın haber alma ve basın özgürlüğünü tehdit etmektedir. Basın Enstitüsü Derneği olarak, gerçek demokrasilerin en temel kriterleri arasında bulunan basın özgürlüğüne karşı gördüğümüz bu çağrıyı şiddetle kınıyor ve özgürlükleri koruma ve derinleştirme sorumluluğunun herkesten önce kendisinde bulunması gerektiğini hatırlatıyoruz

ÇGD Başkanı Ahmet Abakay da Erdoğanın Bizlerle ilgili yalan yanlış haber yapan gazetelere karşı boykot yapın ve evinize sokmayındiye seslenmesiniilkellik olarak değerlendirdi. Abakay, Başbakan, gerçeklerin ortaya çıkmasından, halkın öğrenmesinden korkuyor. Başbakan telaşlanıyor. Bu tutum ilkel bir tutumdurdiye konuştu. Abakay, Erdoğanın sergilediği tutumun demokrasiden söz eden herhangi bir ülkenin başbakanına yakışmayan bir tutum olduğunu kaydetti.

SHP Genel Sekreteri Uğur Cilasun da yaptığı yazılı açıklamada, Erdoğanın gazeteleri boykot çağrısını eleştirdi. Cilasun, Erdoğanın boykot çağrısıyla Basın özgürlüğü yalnız bizim yandaşlarımız için söz konusudurdemek istediğini belirtti.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler