Kapat

Son Haberler

A+ A-

Söylev'in Söyledikleri...

Yayınlanma tarihi: 21 Eylül 2008 Pazar, 08:46

Yıllarca aymaz politikacılar, bu söylevi gizlemeye çalışmışlar ve bilinmesini istememişlerdir. Aslında Atatürk’ün başlattığı, Türk Aydınlanması ve Türk Devrimi de gereği gibi anlatılmamış ve Türk gençliğinden gizlenmiştir.

Yayılmacı ve sömürgeci ülkelerin baskısı ve istemi ile güzel yurdumuz da bir yönetim biçimi (rejim) değişikliği ve parçalanma çalışmalarının yol aldığı bilinen ve gizlenmeyen bir gerçektir. Dış güçlerin de baskısı ve desteği ile Türkiye, ılımlı İslam adı altında bir geriye gidiş yaşamaktadır. Bu amaçla, yoğun bir kadrolaşma gerçekleştirilmiştir. Kadrolaşma, hız kesmeden sürmektedir.

ABDnin BOP adı altında gerçekleştirmeye çalıştığı, Ortadoğunun haritasının değiştirilmesi işleminde ise Türkiye de vardır. Bu proje ile açıkça, güzel yurdumuzun haritasının değiştirilmesi de amaçlanmaktadır. Böylece açıkça ortaya çıkmaktadır ki, ülkemiz yönetim biçiminin (rejiminin) değiştirilmesi ve yurdumuzun parçalanması gündemdedir ve AKP yönetimi bu girişimlerin içerisindedir. AKP yönetimi, bir yandan, ülkemiz de bir yönetim biçimi (rejim) değişikliğini gerçekleştirmeye çalışırken ve öte yandan, ülkemizin parçalanması çalışmalarını görmezden gelirken öbür yandan da AKP eliyle Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş yolsuzluklar yaşanıyor.

Ülkemizin geriye götürülmesine, parçalanmasına, yolsuzluklara karşı çıkanlar, çeşitli yollarla korkutulmaya, sindirilmeye çalışılmaktadır.

Dış güçlerle işbirliği

Basının büyük bölümü satın alınmış, besleme bir basın yaratılmıştır. Bunlar, ulusumuzun çıkarlarını değil, kendi çıkarlarını düşünerek, dış güçlerle işbirliği yapmaktan çekinmemektedirler. Damat Feritlerin, Şeyhülislam Dürrizadelerin, Ali Kemallerin, Refik Halitlerin, günümüzdeki temsilcileridir bunlar. Dün olduğu gibi tarih, yarın da hükmünü verecek, kimlerin vatansever, kimlerin vatan haini olduğunu gelecek kuşaklar öğreneceklerdir.

Bunca olumsuzluğun içerisinde, Büyük Atatürkün, 1927 yılının 15-20 Ekim günlerinde, TBMM büyük salonunda CHP ikinci kurultayında altı günde okuduğu Söylevi geliyor aklımıza. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, Cumhuriyet kurulmuştur. Gazi Mustafa Kemal, henüz Atatürksoyadını almamıştır. Söylevde, Kurtuluş Savaşının nasıl kazanıldığını, Cumhuriyetin nasıl kurulduğu belgeleri ile anlatmaktadır. Mustafa Kemali, Anadoluya, Vahdettinin gönderip göndermediğini öğreniyorsunuz. 23 Nisan 1920 tarihinde Ankarada TBMM kurulurken Vahdettinin isteği ile Şeyhülislam Dürrizade Abdurrahman Efendinin, Mustafa Kemal ve arkadaşları için, ölüm fermanı çıkardığını öğreniyorsunuz. Böylece, birilerinin amaçlı olarak Vahdettinin, Mustafa Kemali Kurtuluş Savaşı için Anadoluya gönderdiği yalanı gün yüzüne çıkıyor.

Atatürk uzağı görüyordu

Söylevin sonunda, Büyük Atatürk, Cumhuriyeti, Türk gençliğinin korumasına bırakırken Yurdun içinde, yönetim başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık ve üstelik hayınlık içinde bulunabilirler. Dahası, yönetim başında bulunan böyleleri, kişisel çıkarlarını, yurduna girip yayılmış olan dış düşmanların siyasal erekleri ile birleştirebilirler. İşte bu ortam ve koşullarda bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Gereksindiğin güç, damarlarındaki soylu kanda mevcutturdiyordu. Bu öneri, onun ne denli uzağı gördüğünü gösteriyor. Sözü edilen ortam, günümüzde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Büyük Atatürkün, gerici bir kalkışma üzerine bu söylevinden yıllar sonra, Bursada söylediği ünlü Bursa Söylevi”, büyük söy-levinin devamı niteliğindedir. Bursa Söylevindeki, Türk genci devrimlerin ve yönetim biçiminin sahibi ve bekçisidir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük bir kıpırtı duydu mu, her şeyini ortaya koyacak ve kendi yapıtını koruyacaktırsözleri, bunun açık bir kanıtıdır.

Yıllarca aymaz politikacılar, bu söylevi gizlemeye çalışmışlar ve bilinmesini istememişlerdir. Aslında Atatürkün başlattığı, Türk Aydınlanması ve Türk Devrimi de gereği gibi anlatılmamış ve Türk gençliğinden gizlenmiştir. Aydınlanma devrimine aykırı bir biçimde açılan kaçak ve resmi Kuran kursları, imam hatip okulları, zorunlu din dersleri ile beyinleri yıkanmış bir kuşak yetiştirilmiş, bu okulları bitirenler yönetici olmuşlardır.

Bugünler de geçecek... Ulusumuz, gerici ve işbirlikçi yönetimlerden kurtulacak, hak ettiği yönetimlere kavuşacaktır...

Cumhuriyet İMECESİ