Kapat

Son Haberler

A+ A-

Bedeniniz artık sizin değil

Dila Kurt bir zayıflama kampında öldü. Hatalı tedavi ve zayıflama kliniklerinin yetersizliğinden bahsedildi. Ancak 19 yaşındaki Dila, zayıflamak uğruna hayatını kaybeden ilk kişi değildi. İdeal kiloya inmek uğruna birçokları çılgınca zayıflama yöntemlerine başvuruyor. Peki, ideal kiloyu, bedeni kim belirliyor? İnsanlar önlerine konulan modellere benzemek adına nasıl ölümü göze alabiliyor?
Yayınlanma tarihi: 28 Eylül 2008 Pazar, 07:26

Zayıflamak, ideal kiloda kalmak, yediklerine dikkat etmek artık kadınlar ve birçok erkek için günlük hayatın vazgeçilmez endişeleri. Herkesin zayıflama yöntemleriyle ilgili fikirleri var ama yetmiyor, görsel ve yazılı medya yoluyla da hemen her gün yeni yöntemlerle karşılaşıyoruz. Bedenimiz bizim için bile bir nesne haline geldi. Onu bir şekle sokmak için uğraşıyoruz, başaramazsak yabancılaşıyor, kendimizi sevmemeye başlıyoruz. Ancak kalıbına girmek istediğimiz, önümüze konulan modeller de bizden çok uzak. Diyet kamplarının tanıtımlarında kullanılan fotoğraflar çok şey anlatıyor aslında. Hasta kampın ilk ve son günlerinde fotoğraflar çektiriyor, böylece aradaki farkı görebiliyoruz. İnsanların yüzlerindeki ifadenin farklılığı son günde başarmanın getirmiş olduğu mutluluk! Başarı ise ideal kiloya inmek, pazarın normal kabul ettiği, mağazalarda hiç zorlanmadan bulabileceği giysilerin bedenine inmek, o ölçülere uymak! Birçok marka için 38 bedenden sonrası artık özel üretim sınıfına giriyor. Moda tasarımcıları, büyük markalar, piyasaya sundukları tasarımlarını, 38 bedenden küçük bedenlere göre tasarlıyor. Yani üreticiyle müşteri arasındaki arz talep ilişkisi tersine dönmüş durumda; ürünü satan alana uymak zorunda değil, tüketici markanın kendisine dayattığı modele uyum göstermeli.

Gazeteci Hande Öğüt bu konuda fazlasıyla duyarlı. Kendisi de üniversite yıllarında zayıflama takıntısı nedeniyle sıkıntılar yaşamış. “Zayıflama, sağlık nedenlerinden doğan bir istekten çıkıp endişeye dönüşüyorsa orada bir iktidar sorunu vardır” diyor. Kapitalizmin yarattığı güzellik kodlarına dikkat çekiyor. Bu tabii ki daha çok kadınlar için geçerli bir durum. Kendilerine dayatılan modele ulaşamama çaresizliği ve içinde bulundukları bedensel durum arasında bocalıyorlar. Önlerindeki model ise Öğüt’ün dediği gibi erotik ve baştan çıkarıcı. Öğüt pek çok kavram gibi güzelliğin de döneme göre değişkenlik gösterdiğini ama bunun kaynağının Batılı beyaz burjuva erkekleri olduğunu söylüyor. Bu açıdan bakıldığından güzellik de tıpkı zayıflık gibi sınıfsal bir kavram ya da en azından kendi sınıfını yaratıyor. Hande Öğüt, henüz ergenlik döneminde anne ve baba karşısında yaşanan birey çatışmasının vücuda yansıması üzerinde duruyor. “Ergenlik çağında kişilikle birlikte büyümeye başlayan beden, ebeveynlerinden onay bekler” diyor. “Bu tip bir destek bulamayınca da olgunlaşan beden bir yıkım aracı haline gelir.” Yani sorun sanıldığı gibi kişisel değil…

Jogging, streching, diyet besinler, rejimler, estetik ameliyatlar, kozmetik ürünleri ve benzerlerinin oluşturduğu sektörün amacı ideal kadın bedenine ulaşmak. Öğüt, bir insanın bu amaca ulaşma isteğine bağlandığında kendisini kolay kolay kurtaramayacağını söylüyor. “İdeal beden imgesi” diyor “bedenleri arzu makineleri ve parça nesnelere ayıran bir denetim, üretimin nesnesi olan kadın da kendisine yüklenen birçok anlam içinde kendi asıl benliğini ve arzularını yitiriyor.” Bedenin kendini “bir şey”e göre şekillendirmeye çalışmasının karşılığını tiksinmede bulacağını da vurgulayan Ögüt’ün çözüm olarak esaslı bir önerisi var: “Bedenimizi gözetlemek yerine, yeni bir dil ve siyaset inşa ederek bakışın ve sistematiğin yerini değiştirebiliriz.”

Kilo vermek için en bilindik yöntemlerden biri, mideye kelepçe takılması.

Bu uygulamada mideyle yemek borusunun birleştiği bölgeye genişliği ayarlanabilir silikon bir halka takılıyor. Bu halka sayesinde midenin üst kısmında ufak bir boşluk kalıyor ve mide ikiye bölünüyor. Yenilen yemekler de üst kısımdan alta zorlukla ulaştığı için tedavi uygulanan kişi doygunluk hissine çabuk ulaşıyor ve az yemek yiyor. Ancak uzmanlar bu yöntemi vücut kitle endeksi yüzde 35’in altında olan kişilere tavsiye etmiyorlar.

Zayıflama sadece kadınların sorunu da değil artık. 2003’te midesine kelepçe taktıran Ayhan Özkan, operasyon sırasında hayatını kaybetmişti. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç Dr. Emre Işık, kadınların yaşadığı baskıyı artık erkeklerin de hissetmeye başladığını anımsatıyor, zayıflık ve ideal beden arayışının artık estetik kaygıları aşıp, bir yaşam sorunu haline geldiğini düşünüyor. “İş ilanlarında bile” diyor “beden imgesi ön planda”. Her dönemin kendine özgü estetik anlayışı olduğunu kabul eden Işık hiçbir zaman, özellikle de kadınların bu kadar büyük baskı altında olmadığına dikkat çekiyor.

Zayıflama yoluna giden herkes kişisel bir sebep söyleyebilir. 2 Mart tarihinde gazetelere yansıyan bir haberde, Antalya’da yaşayan Tahir Can Emboş, henüz doğmamış olan kızını rüyasında görmüştü. 117 kilo olan Emboş, kızının “baba sen niye bu kadar şişmansın” demesi üzerine midesine kelepçe taktırarak 60 kilo verdiğini söylüyordu. Ancak Emre Işık’a göre insanın kendini belli normlara uydurmaya çalışması büyük ölçüde sınıfsal bir problem. Bu düşüncesini Foucault’dan bir alıntıyla pekiştiriyor:

“Foucault ‘burjuvazi kendine önce bir beden seçer’ der. Kendine bakamayacak insanlar da var, buradan bir sınıf analizi mümkün, alt sınıflar için beden bir araç ama üst sınıflara yükseldikçe beden bir temsil aracı haline geliyor. Böylece bir diyet kültürü başlıyor.”

Geçen hafta hayatını kaybeden Tekfen Holding yönetim kurulu üyesi Leyla Akçağlılar belki de bu diyet kültürünün en ucunda yaşıyordu. 21 yıl boyunca etten ve proteinden uzak durarak yaşayan Akçağlılar geçen yıl böbreğini kaybetmiş, geçirdiği ameliyattan sonra yeniden et yemeye başlayabilmişti. “Rejim yapın sağlıklı kalın” diyen bir sektörle karşı karşıya olduğumuz kesin, öte yandan gıda sektörü de tam tersine bir işleyiş içinde. Zayıf sağlıklıdır önyargısı, Emre Işık’a oldukça şüpheli geliyor:

“Fast food restoranına gittiğinizde mönüyü seçiyorsunuz, yemeği gidip kendiniz alıyorsunuz, çöpünüzü kendiniz döküyorsunuz, bir anlamda siz de çalışıyorsunuz. Zayıflama programları da öyle. Girmek istediğiniz vücut şekline göre bir mönü seçiyorsunuz, sonrası size kalmış.”
Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler