Kapat

Son Haberler

A+ A-

Kafkasya sil baştan

Rusya’nın Kafkaslara ilişkin tavrını Gürcistan’a karşı göstermesi, ABD’yi içine Ermenistan’ı alan yeni arayışlara yöneltti. Türkiye tercihini ABD’den yana yaptı. Rusya ile Çin de ŞİÖ’yü güçlendirmek amacıyla Azerbaycan ve Türkmenistan’a yönelmiş durumda.
Yayınlanma tarihi: 29 Eylül 2008 Pazartesi, 16:00

11 Eylül saldırıları, uluslararası politikada belirleyici bir milat olmuştu. Öyle ki, uluslararası ilişkilerde olaylar ve olgular hakkında değerlendirmeler yapılırken 11 Eylül öncesi, 11 Eylül sonrası şeklinde bir tasnife tutuluyordu. Kafkasya’daki savaşın başlangıcı da tıpkı 11 Eylül gibi uluslararası politikanın yeni milat tarihi oldu. Artık küresel ve bölgesel değerlendirmeler yapılırken 8 Ağustos öncesi ve 8 Ağustos sonrası kıstası kullanılmaya başlandı.

Rusya’nın Kafkasya’da başlattığı sürecin aslında iki küçük özerk bölgenin geleceğinden daha fazla anlam taşıdığı açıktır. Rusya, gerek Doğu Avrupa’da, gerekse Kafkasya’da haritanın lehine değiştirilmesi için ilk adımı attı. Rusya, Kuzey Kafkasya’daki yeni durumu muhafaza etmek için Güney Kafkasya’da inisiyatifi elde tutmak zorunda. Ermenistan ile olan ilişkileri ve İran’ın da ŞİÖ zirvesinde Rusya’ya tam destek vermesi Moskova’nın elini rahatlatmış gözükmektedir. Ancak Azerbaycan’ın Rusya’ya ve ABD’ye mesafeli yaklaşması Rusya’yı hem umutlandırıyor, hem de korkutuyor. Enerji politikalarında Bakü’nün ABD’nin enerji projelerine destek vermiş olması ve Türkiye ile yakın ilişkileri Rusya’yı son gelişmelere karşı öncelikle tarafsız olan Azerbaycan’ı yanına çekmek için adım atmaya zorlamıştır. Öteden beri, Çin ve Rusya, Azerbaycan’ın ŞİÖ çatısı altında olması için oldukça yoğun çaba harcamışlardır. Öyle ki, Pekin’e göre, ŞİÖ’nün gelecekte güçlü olabilmesinin yolu Türkmenistan ve Azerbaycan üyeliğinden geçmektedir. Azerbaycan’ın Rusya-Çin eksenine ve ŞİÖ’ye mesafeli durmasının en önemli nedeni Dağlık Karabağ sorununa bakış açılarıdır. ŞİÖ’nün Dağlık Karabağ sorununda hiçbir inisiyatif almaması Bakü’yü, ŞİÖ’ye karşı yabancılaştırmıştır.

ABD ile ortak adım

Bu hataların farkında olan Rusya ve Çin, ŞİÖ Duşanbe zirvesinde gerçekleştirilen ikili zirvede Azerbaycan ve Türkmenistan konularını da ele aldılar. Dünya, ŞİÖ’nün Gürcistan sorununda ne tür bir destek vereceği konusuna odaklanmışken ABD, ŞİÖ’nün, ya da daha doğrusu Rusya’nın Ermenistan ve Azerbaycan üzerinden Güney Kafkasya’da atacağı adımları fark etmiş ve ilk etapta Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretini destekleyerek ilk hamlesini Ermenistan’da yapmıştır. Kamuoyunda oldukça fazla tartışılan Cumhurbaşkanı Gül’ün beklenmedik Ermenistan ziyareti, aslında ŞİÖ, ya da Rusya-Çin ekseninin Güney Kafkasya’daki yeni siyasi adımlarına karşı Türkiye ve ABD’nin ortak bir hamlesi olmuştur.

Ermeni diasporası üzerinde büyük etkisi olan Washington’un Dağlık Karabağ konusunda Erivan yönetimine daha uzlaşmacı mesaj vermesi için telkinde bulunduğu açıktır. Bu gezinin hemen ardından Cumhurbaşkanı Gül, ziyarete pek sıcak bakmayan Azerbaycan’ı ziyaret ederek Ermenistan ziyaretinin arka planını anlatmaya çalışmıştır.

Washington yönetimi, Rusya’nın Orta Asya ve Hazar bölgesindeki enerjinin en önemli geçiş koridorunu ve Avrasya’nın giriş kapısını oluşturan Kafkasya’nın stratejik haritasını değiştirme konusunda kararlı olduğunun farkındadır. Ermenistan’ın Türkiye ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Rusya tarafına kaymasını istemeyen ABD, Cumhurbaşkanı Gül’ün gezisini önemsemiştir. Ancak ABD ve Türkiye böyle bir dış politika açılımı yaparken Azerbaycan’ı da hayal kırıklığına uğratmıştır. Türkiye’nin Bakü’de güvenirliği hasar almıştır. Son yıllarda Türkiye giderek Orta Asya’ya yabancılaşırken Azerbaycan’la ise ilişkileri daha da artmıştır. Türkiye’nin Hazar ve Orta Asya politikasında temel köprübaşı olan Azerbaycan’ın Türkiye’nin Ermenistan açılımını, Ermenilerin hâlen sınırda Azeri mevzilerine taciz atışına devam ettiği bir dönemde Azerbaycan halkının ve yönetiminin hazmetmesi mümkün değildir. Bu da ister istemez Orta Asya’dan soyutlanan Türkiye’nin son mevzisi olan Azerbaycan’ı da kaybetmesi anlamına gelecektir.

Rusya'nın atağı

Bunu fark eden Kremlin, 16 Eylülde bir çalışma ziyareti için Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Moskova’ya davet etti. Aliyev’in, Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermenistan ve Azerbaycan ziyaretlerinin ardından Moskova’ya gitmiş olması Bakü’nün yeni dönemde farklı bir strateji izleyeceğinin sinyalini vermiştir. Bu ziyarette en önemli gelişme Rusya’nın Dağlık Karabağ sorununun çözümünde aktif bir rol üstlenmek istemesidir. Hatta Rusya üçlü bir zirve önererek sorunun diyalog içerisinde çözülmesini teklif etmiştir. Dağlık Karabağ sorununun bugüne kadar gelmesinde Rusya’nın rolü büyüktür. Bu nedenle, Rusya’nın Ermenistan’a verdiği desteği çekmesi durumunda sorunun da kendiliğinden çözüm sürecine girmesi ihtimal dâhilindedir. Rusya, Azerbaycan’dan Dağlık Karabağ karşılığında Rusya'yı devre dışı bırakmayı planlayan enerji politikalarında yer almamasını istiyor. Ayrıca, son günlerde gündeme gelen Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ’a karşı geniş bir taarruz başlatacağı söylentileri kapsamında Dağlık Karabağ konusunda herhangi bir sıcak çatışmaya girmemesi de isteniyor.

Aliyev’in Moskova ziyaretinin hemen ardında 17 Eylül günü ABD, Avrasya işlerinden sorumlu diplomatı Matthew Bryza’yı apar topar Azerbaycan’a gönderdi. Gündeminde Dağlık Karabağ sorunu bulunan Bryza, Washington yönetiminin tekliflerini iletti. Bütün bu gelişmelerden de anlaşılıyor ki Azerbaycan yeni bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde İlham Aliyev oldukça dikkatli davranmaya çalışıyor. Dağlık Karabağ konusunda hassas olan Azerbaycan kamuoyunun hiçbir tavizi kabul etmeyeceği aşikâr. Ancak ABD’nin geçmişte birçok ülkede uyguladığı renkli devrim girişimi de büyük bir örtülü muhalefete sahip olan Aliyev’in en büyük sorunlarının başında geliyor.

Rusya, sadece Azerbaycan’a yönelik bir takım politikalar yürütmekle kalmıyor, aynı zamanda ŞİÖ’de ortaya çıkan aykırı görüşleri de ortadan kaldırmak için çaba sarf ediyor. Son Duşanbe zirvesinde Özbekistan’ın her zamanki gibi aykırı görüşler dile getirmesi, Rusya’nın Gürcistan’da askerî güç kullanmasını eleştirmesi, Rusya’nın önerdiği ekonomik işbirliği anlaşmasını reddetmesi ve her şeyden önemlisi ABD ile yeniden yakın temasa geçmesi Moskova’yı da bir takım adımlar atmaya zorlamıştır. Bu bağlamda, Başbakan Putin, Özbekistan’ı bu tavrından vazgeçirmek için 1 Eylül günü Taşkent’i ziyaret etti. Putin’in ziyareti tam da Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanının Taşkent'i ziyaret etmesinin ardından gerçekleşmesi Rusya’nın bu tür açılımlara karşı ne denli hassas olduğunun bir göstergesiydi. Rusya’nın Özbekistan hamlesine karşı Çin’den herhangi bir adım gelmemesi 2005 yılından beri nerdeyse Özbekistan’ın hamisi durumundaki Pekin’in de tıpkı Moskova gibi Özbekistan’ın ABD ile yeniden temasa geçmesinden memnun olmadığını göstermektedir. Bu nedenle Çin, Putin’in ziyaretini yakından izlemiştir.

Çin'in tutumu

Çin, açısından Gürcistan sorunu ve ardından yaşanan gelişmelerin bölgesel boyutundan çok küresel boyutu ve özellikle uluslararası sistemin yapısına yönelik revizyonist baskısı önem taşımaktadır. Çin’e göre, ŞİÖ’nün tıpkı NATO gibi yekpare bir yapı sergileyerek tek ses, tek vücut olarak ortak bir karar alması ve görüş sergilemesinde hâlen problemler yaşanmaktadır. Ayrıca, Japonya’da Çin’e karşı ılımlı duran hükümetin istifa etmesi, Hindistan’ın yeniden nükleer işbirliği konusunda yönünü ABD’ye dönmesi ve Pekin’in sadık müttefiki Müşerrefin iktidardan çekilerek yerine Batı ve ABD yanlısı Zerdari’nin gelmesi, hem Asya’da, hem de ŞİÖ’de işlerin oldukça zorlaşacağının habercisi. Bu açıdan Çin, Azerbaycan’ın ve Türkmenistan’ın ŞİÖ safında yer almalarının hayati önemine vurguda bulunarak, Rusya’nın gerekirse taviz vermekten dahi kaçınmaması gerektiği konusunda telkinlerde bulunmaktadır. Ancak Çin’in diğer bir endişesi de Tacikistan ve Kırgızistan’ın iç politikalarından kaynaklanan dış müdahalelere açık kırılgan yapılarının ŞİÖ için büyük güvenlik zafiyeti oluşturmasıdır. Çin, bu zafiyetin Azerbaycan ve Türkmenistan’la aşılacağını düşünmektedir.

(Barış Adıbelli, Ankara Üniversitesi SBF Uluslarası İlişkiler Bölümü)

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler