Kapat

Son Haberler

A+ A-

"AKP yolsuzluklar partisi"

İnternet sitesindeki ziyaretçi defteri bugünlerde dolup taşıyor Kemal Kılıçdaroğlu'nun. 'Karaoğlan'a benzetenleri mi ararsınız, 'Daha önce neredeydiniz' diye sorunları mı, 'Yolsuzlukla mücadelenin önderi' diye yüceltip 'Daha önce CHP'ye oy vermedim, ama artık oyumun adresi belli oldu' diye övgülere boğanları mı?
Yayınlanma tarihi: 30 Eylül 2008 Salı, 09:51

Dişli’yi istifa ettiren, Deniz Feneri davasını yakından izleyen ve son olarak da AKP’li Fırat’la ‘canlı yayında söz düellosu’na çıkan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlunun TBMMdeki odasında telefonlar susmuyor. Ziyaretçiler kapısını aşındırıyor. Bu ortamda CHPnin geleceğinde kendisine yer gösterenler, İstanbul belediye başkan adaylığına yakıştıranlar da az değil. Kılıçdaroğlu bu konulara girmekten hiç hoşlanmıyor, bu sorularıMilletvekili olarak görevimi yapıyorum diye geçiştiriyor.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu; AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişliyi görevinden istifaya götüren rüşvet belgesi, Almanyadaki Deniz Feneri e.V. davasını yakından izlemesi ve son olarak da AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fıratlacanlı yayında naklen söz düellosuile CHPnin son dönemde öne çıkan yüzü oldu. CHPnin sessiz gücüdiye anılan Kılıçdaroğlu, hesap uzmanlığından SKK Genel Müdürlüğüne, oradan siyasete uzanan yaşamöyküsünde hep mütevazı bir kişilik sergiledi. Kılıçdaroğlu, internet sitesindeki mal beyanı listesine Fikret Otyam, Nuri Abaç, Hüseyin Yüce, Ayetullah Sümer, Güler Çakır tablolarını da koyan bir sanatsever. Eşinin pırlanta yüzüğü ile bir alacağı ve banka borcunu kuruşuna dek koymaktan çekinmeyecek kadar şeffafbir politikacı. İnternet sitesindeki ziyaretçi defteri bugünlerde dolup taşıyor. Karaoğlana benzetenler mi ararsınız, Daha önce neredeydiniz diye soranlar mı,Yolsuzlukla mücadelenin önderi diye yüceltip,Daha önce CHPye oy vermedim, ama artık oyumun adresi belli oldudiye övgülere boğanlar mı?

Kılıçdaroğlunun TBMMdeki odasında telefonlar susmuyor. Ziyaretçiler kapısını aşındırıyor. Bu ortamda CHPnin geleceğinde kendisine yer gösterenler, İstanbul belediye başkan adaylığına yakıştıranlar da az değil. Kılıçdaroğlu bu konulara girmekten hiç hoşlanmıyor, bu sorularıMilletvekili olarak görevimi yapıyorum diye geçiştiriyor. Kılıçdaroğlu, parlamentodaki odasında sık sık telefonlarla kesilen görüşmemiz sırasında sorularımıza şu yanıtları verdi:

- Dengir Fıratla tartışmanızın sonuçları ne oldu, ne olmalıydı?

- Önce Sayın Fıratı kutlamak isterim. Geldi, elimde hangi belgelerin olduğunu bilmiyordu... Şimdi, kendisinin daha önce verdiği taahhüdün arkasında durup durmayacağı önemli. Kılıçdaroğlu şüphe uyandıracak ön deliller getirirse ben milletvekilliğini bırakırım, diyordu. Siz bir kamu görevlisine iftira attınız, ben onu Başbakanın imzasıyla kanıtlarım, dedim, kanıtladım. Sayın Fırat, ben bir Türk vatandaşı olarak şikâyet hakkımı kullandım, diyor. Şikâyet hakkı ile iftira hakkı farklı şeyler. CHP aday adaylığını gündeme getiriyor. Gümrük kontrolörünün CHPden aday aday olması en doğal hakkı. Kendisi şikâyet -daha doğrusu bir kamu görevlisine iftirayı- bir şikâyet hakkı olarak görecek ama bir kamu görevlisini anayasal hakkını kullandı diye eleştirecek.

Sayın Fırat, denetim elemanlarının nasıl çalıştığını bilmediği için, adı geçen kişi bu işe gönüllü olarak girdi zannediyor. Bir şikâyet gelirse, önce kurum başkanına gider, kurum başkanı görevlendirme yapar. Bu arkadaşı görevlendirmişler, o da çalışmış... Sonra, MENASın ürünlerini taşıyan kamyonda 89 kilo eroin bulundu mu diye sordum. Hayır, diyen yok. Bir belge daha açıkladım. Gümrük Genel Müdürlüğüne başvuruyorlar, bizi kırmızı hattan çıkarın, diye. Burada sayın Fıratın da adı var. Fırat bu şirketin yönetiminde değil, neden adı yazılıyor? Bu, siyasi nüfuz kullanmak içindir. Ön şüphe uyandıracak delillerden biri bu. 1 Eylül 2007de ayrıldım, diyor, güzel... Aynı tarihte yönetim kurulu toplanıp karar alıyor, Fıratın hisselerinin devri için. Ama bu karar ne hikmetse 8 ayı aşkın süre bekletiliyor. 9 Mayıs günü Vatan gazetesi muhabiri, sizin ortağı olduğunuz şirketin TIRında uyuşturucu bulundu, diye arıyor, o zaman, ayrıldım, diyor. Bu konuşmanın yapıldığı gün, şirket, 1 Eylül 2007de aldığı kararı 9 Mayıs 2008de gidip noterde onaylatıyor. Aklımıza şu geliyor; Vatan muhabiri telefon etmeseydi bu belge olacak mıydı? Bu belgelerin orijinallerini sayın Fıratın kısa bir süre için bana teslim etmesini istiyorum. Onların kriminolojik tahlili gerekiyor, bunların sahte olma olasılığı var...

- Hayali ihracatla ilgili tartışmada bir karışıklık oldu. Herkes farklı raporlardan, olaylardan söz ediyordu...

- Ben kendisine MENAS şirketinin hayali ihracat yaptığına dair bir raporun tarihini, numarasını verdim. Hazine kontrolörünün raporu, 1994te İngiltereye yapılan ihracat dolayısıyla yapılan inceleme. Hazine kontrolörü raporunu yazıyor, bu olayı soruşturun, parayı geri alın, diye. MENAS parayı geri ödüyor, ama ben hayali ihracat yapmadım, diye itiraz ediyor. Mersin İdare Mahkemesi, hayır bu hayali ihracattır, diyor. Firma bununla yetinmiyor, Danıştaya başvuruyor, orada da aynı karar onaylanıyor. Buna karşılık Fırat bana Ukraynaya yapılan ihracatla ilgili düzenlenen rapordan nasıl aklandığını anlatıyor. Ben onu sormuyorum ki... O raporu yazan gümrük kontrolörü, ben Hazine kontrolörünün yazdığı rapordan söz ediyorum...


- Sizin son dönemde öncülük ettiğiniz yaklaşım, CHP muhalefetinde yeni bir döneme işaret ediyor. Bugüne dek yürütülen laiklik-türban merkezli muhalefet anlayışı yerine, yolsuzluklara-ekonomik duruma dayalı bir muhalefetin daha etkili olduğu yorumları yapılıyor...

- AKP artık CHPye hesap verir konuma geldi. Belgelerden müthiş etkileniyorlar. Bu politikaların genişletilerek sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Belki daha önce türban-laiklik odaklı muhalefetin öne çıkması, dönemin koşullarından kaynaklanıyordu. O dönemin koşulları belki onu gerektiriyordu. Ama bugün ekonomide yaşanan çıkmaz, geniş kitlelerin yoksullaşması, AKP yandaşı ve kadrolarının palazlanması, onların lüks yaşantısı normal yurttaşın gözünden kaçmıyor.

- Son dönemdeki gelişmeler AKP tabanına nasıl yansıyor?

- Bu muhalefet AKP ve MHP tabanında etkili oluyor. MHP tabanında özellikle CHPye karşı bir sempati yükseliyor. AKP tabanında ise özellikle dürüst, mütedeyyin dediğimiz insanlar AKPnin iki ayrı yüzünü görme fırsatını elde ediyorlar. Bu söylem, somut verilerle desteklenince AKPden koptuklarını hissediyorlar. Bizi arayanlar, destek bildirenler çok fazla...

- Son dönemdeki çıkışlarınızdan sonra, bazı kesimlerde size CHPnin geleceğinde yeni koltuklar gösterenler artmaya başladı...

- Her milletvekilinin çalışmalarında partinin kurumsal kimliğine katkı yapması lazım. Bizler de çalışmalarımızda partinin kurumsal kimliğine katkı yapıyoruz. Moral olarak çıtayı yükseltiyoruz. Bunlar güzel şeyler. Belki de bir milletvekilinin olağan olarak yapması gereken çalışmalardan bazıları bunlar...

- Önümüzde yerel seçimler var. Bu gelişmeler CHPnin şansını etkiler mi?

- Bu süreç iyi kullanılırsa ve örgütlerimiz yaşanan yolsuzlukları halka yeteri miktarda anlatırlarsa süreç süratli şekilde CHPnin lehine döner. Bütün mesele söylemlerde güven ve tutarlılık. Her gün yerel düzeyde birçok yolsuzluk ortaya çıkıyor. AKP yolsuzluklar partisi konumuna geldi. Nerede bir belediye varsa kurcaladığınız zaman altından bir AKPliye sağlanan rant çıkıyor. Küçük yerlerde bunlar çok daha süratli fark ediliyor. Yolsuzluklarda bir patlama var. En son Aliağada AKPliler birbirine girdiler, yukarıdan müdahale edildi, kamuoyunun önünde tartışmayın, diye. Halk görüyor bunu. Meclis açıldıktan sonra da bunları konuşacağız. Araştırma önergeleri var, bütçe görüşmeleri sırasında yolsuzluklar daha ciddi gündeme gelir. Siyasi etik yasasının çıkması lazım. Bu yasa olsaydı ne Fırat, ne Dişli yerlerinde olamazlardı şu anda.

Fırat’ı yalanlayan Başbakanlık raporu

Dedemin eşkıya olduğu söylenir’

- Fırat, elinde sizinle ilgili belgeler olduğunu söyledi... Zaman gazetesi sizi Dersim isyanı ile meşhur Tuncelide doğan Kemal Kılıçdaroğludiye andı... Ortalıkta dedelerinizin Dersim isyanına katıldığı söylentileri dolaşmaya başladı... SSK Genel Müdürü iken TİKKOcuları, PKKlileri işe aldığınız haberleri yayımlanmaya başladı. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Benimle ilgili emekli olduktan sonra çok araştırmalar yapıldı. Mütevazı bir ailede yetiştim, 7 kardeşim var. Öyle büyük mal varlıkları olan bir aile değiliz, babamdan kalan arsa üzerine kat karşılığı bir bina yapıldı, her kardeşe bir daire verildi. Genel müdürlüğüm dönemiyle ilgili iddialar en az 50-60 kez gündeme geldi. Ben genel müdürken KİT komisyonunda bunları yanıtladım. Davalar açıldı, hepsinden beraat ettim. Eski mahkûmlar, TİKKOcular işe alındı, diyorlar... Her kamu kuruluşu kadrosunun belli bir oranında eski mahkûm ve özürlü çalıştırmak durumundadır. Sınav açarız, eski mahkûm savcılıktan yazı alır, gelir sınava girer. Birisine torpil yapılmışsa her türlü soruşturma yapılabilir. Kurumun tarihinde ilk kez müfettişleri ÖSYM sınavıyla ben aldım. Hiç zorunluluk yokken hatta pratisyen doktorları bile sınavla aldım...

- Dersim isyanı ile ilgili savlar...

- Ailemin Dersim isyanınıyla bir ilgisi yok. Çok büyük dedemin, Osmanlı dönemindeki dedemin eşkıya olduğu söylenir...

Dişli ile ilgili yeni belgeler var’

- Şaban Dişli, Deniz Feneri, Dengir Fırat... Sırada ne var?

- Sırada başka olaylar var. Dosyalar yağıyor, bilgi yağıyor. Onları doğrulatmak zaman alıyor. Üzerinde çalıştığımız konular var, bayramdan sonra göreceksiniz.

-Şaban Dişli konusu bitti mi? Partideki görevinden istifasının yeterli olmadığını söylüyordunuz...

- Dişli konusu bitmedi. Sanıyorum bayramdan sonra bazı yeni belgeler açıklayacağız. Silivri bağlantılı bazı belgeler...

Deniz feneri'nde deliller karartıldı’

- Deniz Feneri olayının Türkiye boyutunun aydınlatılabileceğine inanıyor musunuz?

- Almanyadaki Deniz Feneri, Türkiyedeki Deniz Feneri ve AKP iç içe geçen 3 halka. Almanyadaki yargıç, asıl failler Türkiyede, dedi. İktidarın, sorumluların üzerine gidilmesi talimatı vermeden sonuç alınamayacağına inanıyorum. AKPnin Deniz Fenerinin üzerine gideceğini zannetmiyorum. Zaten delillerin büyük kısmının karartıldığını düşünüyorum.

- Deniz Feneri ile ilgili gelişmelerden sonra yeniden Ergenekon gözaltıları başlayınca zamanlamaya dikkat çekildi... Bir bağlantı görüyor musunuz?

- Ergenekon davası siyasal içerikli bir davadır. Hayatlarında bir araya gelmemiş, gelemeyecek insanlar aynı yere konuyor. Hukuk fakültelerinde ibretlik olarak okutulacak bir dava. Deniz Feneri kamuoyunun dikkatini çekince, yeni gözaltı dalgalarının başlaması ilginç elbette...

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler