Kapat

Son Haberler

A+ A-

Düşünen ve düşündürenin olayı

Yayınlanma tarihi: 2 Ekim 2008 Perşembe, 07:21

TBMMnin basın odasında gerçekleşen hesaplaşmada arka fondaki söz, tüm tartışmanın özeti ve en kuvvetli mesajı niteliğindeydi. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.Halka açık, özgür basının yer aldığı saydam odada son söz milletindi. Bütüne baktığımızda gergin olmayan bir ortamda gerçekleşen bir tartışmaya tanık olduk. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fıratın Uğur Dündar yönetiminde, canlı yayındaki hesaplaşmasından ufak dersler vardı çıkartılması gereken. Türkiye tarihinde TBMMden yapılan ilk siyasetçi hesaplaşmasıydı bu. Ufak detaylara takılmadığımızda, konuşmaların kontrollü ve iddiaların kanıtlara dayanır olması dikkat çekiciydi.

Fıratın, ben Baron değilim Mirim’, MirBeydemektir, sözünden şuraya geliyorum ben de; beydiye bilinen beyler’, ‘beylergibi konuşmalı, beylergibi tatminkâr, beylergibi uzlaşmacı, beylergibi akılcı. Fırattan şanına yakışır ve akla dayalı sonuçları alamadım. Kılıçdaroğlunun İngilteredeki hayali ihracatın belgelerini sunması karşısında beylikgöremedim açıkçası. Konuşmanın sürecine baktığımızda sakin ve naif bir denge söz konusuydu. Bu denge Kılıçdaroğlundan kaynaklanıyordu. Açıklık, dürüstlük ve akılcılık hissedilebilen ve ayırt edilebilen önemli bir noktaydı tartışma süresince. Bu ayırım, o dengeyi somut olgulara dayandıran Kılıçdaroğluna aitti.

Son sözün millet egemenliğine dayandığı Meclisimizde gerçekleşen bu tartışma için; siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler ve üst düzey yöneticilerin dışında; işçimiz, üreticimiz, memurumuz, öğrencimiz ne düşünüyordu acaba? Haftalardır özgür basınıhedef alan konuşmaları ve yönlendirmeleriyle başbakanımız neler düşünüyordu?

Yanlış haberlerin yazıldığı gazetelerin evlere sokulmaması gerektiğini, asılsız haberler yapan televizyonların seyredilmemesini buyuran başbakanımız, bu özgür ortamda, kişilerin iddialarını delillerle açıkladığı, bilinmezlerin ortaya konulduğu, cevapların arandığı, halkın gözü önünde, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir ülkede”, basını suçlayarak, yandaş gördüğü kişi ve kurumlara baskılar yaparak, sekteye uğratmaya çalıştığı özgür basınışimdi nasıl değerlendirecektir?

Taraflardan birisi, partisinin genel başkan yardımcısı, diğeri ise ana muhalefet partili, RTEye göre herhangi birisiydi. Çünkü RTEnin dünyasında kendisinden olmayan hiç kimse yoktur ve olmayacaktır.

Onun dünyası açıklığı kabul etmemekle birlikte böylesine özgür tartışma ortamlarında saygı ve nezaket dengesini korumaya çalışan kişilerin de isimleri onun için önemli değildir. Artık şaşırmıyorum Osmanlı İmparatorluğu döneminde, padişahın her şeye burnunu sokması ve din adamlarından fetva alarak ülkesini yönetmesi gibi durumlarla karşılaşmaya. Şaşırmıyorum ancak kabullenemiyorum da.

Çünkü ne adımız Osmanlı İmparatorluğu, ne de devir saltanat sürme devri. Atatürkün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti; demokratik olguların içerisinde, kendinden emin duruşu ile saygın ve sözü dinlenir yönetim ile yönetilmelidir. Elmalarla armutların birbirine karıştığı bir tartışma ortamında, olay iki siyasetçinin olayı değil, onuruyla çalışan memurun, evine ekmek getirebilmek için didinen emekçilerin, üreticilerin olayıdır.

Olay Vanın bir köyünde saatlerce süren yürüyüşün sonunda okuluna ulaşabilen Ayşenin, Ahmetin olayıdır. Olay düşünen ve düşündürenin olayıdır. Olay Türk halkının olayıdır.

Herkes hak ettiğini yaşamaz mı aslında? Vakit uyanış vaktidir, daha ne kadar gözümüze sokulacak yanlışlıklar, yolsuzluklar, baskılar, engellemeler

Atatürkçü sistemin vazgeçilmez ve öncelikli yapı taşı olan Türk halkının hak ettiği yönetim şekli bu değildir. Çağdaş uygarlık seviyesi de bu değildir. Bazı beylerin, Atatürk devrim ve ilkelerini köhne altı ok olarak nitelendirirken, bu nitelendirmeyi o ilkelerin sunduğu özgürlükle yaptıklarını her daim unutmalarını içime sindiremiyorum.

Onlar da Atatürk devrim ve ilkeleri ışığında yürümeyi içlerine sindiremiyor ya, bu da ayrı bir konu. Özgür düşünce sistemini, Atatürk sayesinde kazanmış olan ulusumuz, yine özgür düşünce sistemiyle egemenliğini millet üstünlüğü ile sürdürmelidir.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler