TBMM'nin ilk mesaisi

TBMM Genel Kurulu ilk mesaisine, Türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçe'nin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Araştırma Komisyonu'nun raporunu ele alarak başlayacak. Rapor, televizyonlarda kullanılan Türkçe'den internette kullanılan yazı diline kadar uzanıyor.

02 Ekim 2008 Perşembe, 07:54

TBMM, yeni yasama yılının ilk mesai gününde, Genel Kurul’da 22. Dönem ve 23. Dönem’de kurulan Meclis Araştırma Komisyonları'nda tamamlanan raporları ele alacak.

TBMM Genel Kurulu, 7 Ekim Salı günü 3. Yasama Yılı ilk çalışma gününde Türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçe'nin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Araştırma Komisyonu’nun raporunu ele alarak başlayacak. 22. Dönem Meclis’te kurulan ve çalışmalarına 23. Dönem 2. Yasama Yılında da devam edilen ve sonunda tamamlanan raporda; Türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçe'nin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Araştırma Komisyonu, "Milli bir dil politikası geliştirilmesi, ancak dilde politika yapılmamasını" önerdi. TBMM Genel Kurul’da görüşülecek raporda; Türkçe'de yaşanan sorunlar, "Yabancı kelime kullanma özentisi, müstehcen ve kaba sözlerin kullanılması, söyleyiş bozuklukları, deyim ve birleşik fiil, vurgu ve duraklama yanlışları, kelimeleri yanlış anlamda ve biçimde kullanma, anlatım bozuklukları, Türkçe öğretimindeki yetersizlikler, Türkçe'yi özensiz kullanma, yabancı dille öğretim, bilim dili olarak Türkçenin tercih edilmemesi, kelime ve terim türetmedeki yetersizlikler, dil bilinci ve milli bir dil politikasının oluşturulamaması" olarak sayılıyor.


'Oha', 'Be', 'Lan', 'Çüş oldum abi' sözleri Türkçe'yi bozuyor

Raporda özellikle, radyo ve televizyonlarda kullanılan müstehcen sözlerle "oha, be, lan, çüş oldum abi" gibi kaba sözlerin yer almaması gerektiği belirtilerek, "Bazı kaba sözlerle argoların film, dizi, skeç gibi programlarda yer alması tabiidir. Kanuni yaptırımlarla dilde ve kültürdeki bu yozlaşma ve kabalaşmanın önüne geçmenin mümkün olamayacağı da görülmüştür. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun ceza uygulamalarına rağmen özel radyo ve televizyonların yayınlarında fark edilir bir değişme görülmemiştir" denildi.

 

Müstehcen sözler spor müsabakalarında kullanılıyor

Komisyonun raporunda; argo, kaba ve müstehcen sözlerin daha çok spor müsabakaların yapıldığı mekanlarda kullanıldığı tespit edildi. Argo, kaba ve müstehcen sözlerin çok kullanıldığı bir başka alanın futbol, basketbol, voleybol gibi kitle sporlarının yapıldığı stad ve sahalar olduğuna işaret edilen raporda, özellikle gençlerin büyük ilgi gösterdiği spor müsabakalarında kullanılan genel ahlak dışı sözler ve toplu tezahüratın televizyonlarda yer almasının tahribatı daha da arttırdığı ifade edildi. Okul öncesi eğitim, ilk ve ortaöğretim, yükseköğretimde etkin bir Türkçe öğretimi yapılması gereğine işaret edilen raporda, yabancı dille öğretim yerine, yabancı dil öğretiminin özendirilmesi istendi. Raporda, Türkçe'de yaşanan sorunların giderilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarına düşen görevlere ayrıntılı olarak yer verilirken, dikkat çeken çözüm önerileri şöyle:

 

Dil denetleme kurulları kurulmalı

Radyo ve televizyon kanalları, gazete ve dergiler, adlarından başlayarak kendilerini Türkçeleştirmelidir. Spiker, haber ve program sunucuları, seslendirme yapacak personelin diksiyon konusunda TDK, RTÜK, TRT ve iletişim fakültelerinin işbirliğiyle açılacak kurslarda Türkçe yeterlilik belgesine sahip olmaları aranmalı. Yerli sermaye ile kurulan televizyon isimleri Türkçe değilse yayın izni verilmemelidir.

Tüm basın yayın kuruluşlarında dil denetleme kurulları kurulmalıdır.

Tirajı 10 bine kadar olan süreli yayınlarda bir, 10 bin-200 bin arasında olanlarda iki uzman bulunmalı, 200 binden fazla olanlarda ise uzmanlık bürosu kurulması sağlanmalıdır.

Reklamlarda genel dil bilgisi kurullarına aykırı dil kullanılmamalı, yabancı kökenli kelime ve adlara yer verilmemeli, her türlü ilan ve tanıtım Türkçe yapılmalıdır.

Çocuk programları ve bu programlardaki kahraman adları Türkçeleştirilmelidir. Radyo ve televizyon çalışanları arasında Türkçe'yi halka yönelik olarak kullananlar en az iki yılda bir mecburi hizmetiçi eğitime alınmalıdır.

İş yerlerine ve ürünlerine ad vermede kurallar getirilmeli, Türkçe yazım kurularına aykırı yazılış biçimleriyle iş yeri, ürün, kurum kuruluş adlarına izin verilmemelidir.

Caddelerde yabancı ülkelerde olduğumuz izlenimi uyandıran tabelaların kaldırılması için yabancı tabelalara yüksek vergi getirilmeli, Türkçe tabelalara ise kolaylık sağlanmalıdır.

Bilgisayar, internet ve cep telefonu dili, Türkçe olmalıdır. Her türlü bilgisayar yazılım ve donanımında Türkçe karakter zorunluluğu getirilmeli, cep telefonu mesajlarında ve internette "merhaba" yerine "mrb", "selam" yerine "slm" gibi dilin bozulmasına yol açan Türkçe kısaltmaların önüne geçilmelidir.

İnsan sesini yazıya çeviren yeni nesil bilgisayarlar yaygınlaşmadan Türk Alfabesi'ne uygun serilerinin üretimi için gerekli önlemler alınmalıdır.

 

Q klavye yerine F klavye önerisi

Q klavye yerine, Türkçe'ye uygun olan F klavyenin yaygınlaşması için ilgili düzenleme ve çalışmalar yapılmalıdır.

Müzik, tiyatro, sinema alanlarında Türkçe'nin kurallarına uygun metinler hazırlanmalı, Eurovision Şarkı Yarışması gibi uluslararası yarışmalarda mutlaka Türkçe eserle katılmalı, eserler Türkçe seslendirilmelidir.

Televizyonlarda şarkı ve türkülerimiz alt yazıyla sunulmalıdır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının telekomünikasyon ve akreditasyon gibi adları, viyadük ve ambulans gibi yer ve araç isimleri Türkçeleştirilmelidir.

 

Devlet kurumlarına Türk Dili uzmanı önerisi

Cumhurbaşkanlığı'ndan başlayarak bütün devlet kurumlarında dilin doğru kullanılması için bir Türk Dili uzmanı bulunmalıdır. İhtiyaç durumunda ise Türk Dili uzmanlarından oluşan bir denetleme kurulu oluşturulmalı ve yazışmalar bu kurulun denetiminden geçmelidir.

Başbakanlık ve TBMM Kanunlar ve Kararlar Dairesi'nde Türk Dili uzmanı görev yapmalıdır.

Yazılı ve sözlü yayınlarda Türk Dilinin imla, telaffuz ve gramer bakımından doğru kullanılıp kullanılmadığını; ilan, reklam ve tanıtımların Türkçe olup olmadığını izlemek üzere özerk ve tarafsız kamu tüzel kişiliği niteliğinde ülke çapında "Dil İzleme Kurulu", illerde ise "Dil İzleme Alt Kurulları" kurulmalıdır.

Atatürk'ün Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun birer akademi olarak şekillendirilmesi arzusunda olduğu bilinmektedir. Bu arzuya bağlı olarak, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun birer akademi olarak teşkilatlandırılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

Turizm yörelerinin Türkçe isimleri özenle korunmalı, her türlü tabela bir standarta bağlanmalı, öncelik Türkçe'ye verilmelidir. Türkçesi önce, yabancı dildeki karşılığı sonra yazılmalı, tarihi kalıntılar kendi adları ile anılmalıdır. Turizm adına Ürgüp, Göreme, Nevşehir'e "Kapadokya", Selçuk'a "Efes" denilmemeli, Spil Dağı'nın adı değiştirilmelidir.

Mahalle, sokak, cadde, park, site ve binalara Türkçe ad verilmelidir.

Türk Dilinin kullanıldığı bütün sanat dalları ve araştırmalarda üç yılda bir "Cumhurbaşkanlığı Türk Diline Hizmet Büyük Ödülü" verilmelidir.

TDK Kanunu'ndaki eksiklikler giderilerek, 8 yıldan beri verilemeyen Türk Dil Kurumu Ödülleri yeniden verilmelidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı din görevlileri Türkçe hizmetiçi eğitime alınmalı, hutbeler "temiz Türkçe" ile hazırlanmalıdır.

 

Memur alımlarında Türkçe dil bilgisi becerisi ön planda tutulmalı

Memur alımlarında Türkçe dil bilgisi ve becerisi ön planda tutulmalı ve memurluğa girişte Türkçe yeterlilik sınavında başarılı olma şartı aranmalıdır. Kamu Personeli Dil Sınavı (KPDS) gibi, kamu personeli Türkçe Sınavı yapılmalıdır.

Yurt dışında görevlendirilen kamu görevlileri, yılda bir kez Türkçe mülakatına tabi tutulmalıdır.

Dil elbette yasalarla ve yasaklarla korunamaz, ancak bir takım düzenlemeler olmadan sağlıklı şekilde gelişmesi de mümkün değildir. Bu nedenle acilen bazı yasal düzenlemelerin yapılması zorunluluktur. Ayrıca kanun ve yönetmeliklerin Türkçe ile ilgili hükümleri de uygulanmalıdır.

Milli dil politikası geliştirilmeli, fakat dilde politika yapılmamalıdır. Bunun için dil konusunda sorumlu kurumları bir araya getirip koordine edecek yapılanmaya gidilmelidir.


Türkçeye saygısızlıkta uyarılma

BM nezdinde Türkçe'nin resmi dil olarak kabulünün sağlanması için girişimlerde bulunulmalıdır.

Türklerin yoğun olarak yaşadığı Avrupa ülkelerinde her kademedeki okulda eğitimin Türkçe yapılmasını temin amacıyla girişimlerde bulunulmalı, bu konuda uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ikili anlaşmalar yapılmalıdır.

Türkçe'yi küçümseme, Türkçe'nin konuşulmasını yasaklama gibi, Türkçe'ye karşı saygısızlıkta bulunanlar Dışişleri Bakanlığı tarafından hemen bir nota ile uyarılmalıdır.

Türkçe'nin en çok bozulduğu ve yabancı kelimelerin kullanıldığı alanlardan biri olan sporda, terimler Türkçeleştirilmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı, TDK ile sıkı bir işbirliğine gitmeli, kurumun önerilerine açık olmalı, bunların uygulanması için genelgeler yayınlamalıdır.

Ders kitaplarında kelime sayıları sınıf seviyelerine göre yükseltilmelidir.

Okullarda çoktan seçmeli sınavlar yerine, kompozisyon tipi sınavlara ağırlık verilmelidir. Azınlıkların ve yabancı okullar, Hıristiyan vakıfların veya kuruluşların desteklediği okullar, 3 yılda bir değil her yıl denetlenmeli, bu okullarda Türkçe'nin ihmal edilmesine izin verilmemelidir. İlk ve ortaöğretim için hazırlanan 100 temel eserin özel sözlüğü hazırlanmalı ve ortaöğretimi bitiren her öğrencinin bu sözlüğün ihtiva ettiği dil seviyesini kazanmış olduğu çeşitli şekillerde ölçülmelidir.