Kapat

Son Haberler

A+ A-

Tezkere Meclis'ten geçti

TSK'nın sınır ötesi operasyon izninin bir yıl daha uzatılmasını öngören başbakanlık tezkeresi Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Tezkereye 497 kabul, 18 ret oyu kullanıldı. Cemil Çiçek terörle mücadelenin demokrasi ve hukukun içinde kalınarak yapılacağını söyledi. TBMM, bugün kabul edilen tezkereyle, 1950'den bu yana yurtdışına asker göndermek için 22. kez izin vermiş oldu.
Yayınlanma tarihi: 8 Ekim 2008 Çarşamba, 06:47

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarını, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere bu bölgeye göndermek için Hükümete verilen yetki süresinin, 17 Ekim 2008’den itibaren 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

TBMM tutanaklarına göre, tezkerenin oylamasına 515 milletvekili katıldı. Tezkere, 497 oyla kabul edilirken, 18 milletvekili ret oyu kullandı.

TBMM Başkanı Köksal Toptan ile oturumu yöneten başkanvekili Güldal Mumcu, içtüzük gereği oy kullanmadı. 30 milletvekilinin katılmadığı tezkerenin görüşmeleri sonunda, 14 milletvekili de mükerrer oy kullandı. Bu nedenle Genel Kurulda açıklanan sonuç ile tutanaklardaki sonuç farklı oldu.

Genel Kurul'da bulunan AKP, CHP ve MHP milletvekillerinin tümü tezkere için "evet" oyu kullandı. Tezkere oylamasına AKP’den 13, CHP’den 8, MHP’den 3, DTP’den 4, DSP’den 1 milletvekilinin mazeret bildirerek katılmadığı kaydedildi. Tezkere görüşmelerine geçtiğimiz günlerde AKP’den istifa eden Yozgat Milletvekili Mehmet Yaşar Öztürk de katılmadı.

Oylamaya katılmayan milletvekilleri

CHP: (8) Eşrem Erdem (Ankara), Gökhan Durgun (Hatay), İlhan Kesici (İstanbul), Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul), Bayram Meral (İstanbul), Mehmet Sevigen (İstanbul), Oğuz Oyan (İzmir), Faik Öztrak (Tekirdağ),
AKP: (13) Sait Açba (Afyonkarahisar) Kazım Ataoğlu (Bingöl), Suat Kınıklıoğlu (Çankırı), İrfan Gündüz (İstanbul), Mehmet Şahin (Malatya), Bülent Arınç (Manisa), Mustafa Açıkalın (Sivas), Ziyaeddin Akbulut (Tekirdağ), Kemalettin Göktaş (Trabzon), Eyyüp Cenap Gülpınar (Şanlıurfa), Abdülkadir Emin Önen (Şanlıurfa), Vahit Erdem (Kırıkkale), Yaşar Yakış (Düzce)
MHP: (3) Nevzat Korkmaz (Isparta), Gündüz Aktan (İstanbul), Reşat Doğru (Tokat)
DTP: (4) Akın Birdal (Diyarbakır), Selahattin Demirtaş (Diyarbakır), Gülten Kışanak (Diyarbakır), Aysel Tuğluk (Diyarbakır)
DSP: (1) Harun Öztürk (İzmir),
Bağımsız: (1) Mehmet Yaşar Öztürk (Yozgat).

Tezkereye ret oyları, Genel Kurul’a katılan 17 DTP ve ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’tan geldi. Uras tezkere görüşmeleri boyunca DTP sıralarında oturdu.

Meclis Genel Kurulu’nda tezkere görüşmeleri saat 16.10’da başladı ve yaklaşık 3 saat sürdü.

Genel Kurul’da tezkere görüşmeleri sakin geçerken tek gerginlik MHP Adana Milletvekili Kürsat Atılgan’ın yaptığı konuşmada DTP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik sözleriyle yaşandı. Sataşma gerekçesiyle söz alan DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan “isteyen savcı gelsin, dokunulmazlık zırhına sığınmıyorum. Ben çete kurmadım, hırsızlık yapmadım, Hrant Dink’i ben öldürmedim, Malatya katliamını ben yapmadım. Dokunulmazlığı kaldırılacak olan kim varsa kamuoyunun vicdanına havale ediyorum, hodri meydan” diye konuştu.

İlk söz Elekdağ'ın

Meclis’teki görüşmelerde tezkere üzerinde ilk sözü CHP’li Elekdağ aldı. Geçen yıl çıkarılan yetki tezkeresinden bu yana terör eylemlerinin, ardı arkası kesilmeden devam ettiğini ifade eden Elekdağ, Aktütün olayının, düşündürücü olduğunu, “inceden inceye” araştırılması gerektiğini söyledi.

Elekdağ, önemli stratejik konumu nedeniyle sürekli saldırıya uğrayan bir Karakolun, savunulabilir, askeri koruyabilen bir yapı haline getirilmesi gerektiğini belirterek, “Bu neden yapılmamıştır? Karakolun yerinin değiştirilmesi planlanmışsa, bu neden zamanında gerçekleştirilmedi? Karakol bu ileri teknoloji çağında neden saldırıları önceden ihbar eden elektronik alarm sistemleriyle donatılmadı?” diye sordu. Elekdağ, bu eksiklikleri inşaat zorluklarına ve mali olanaklara bağlamanın, “geçerli mazeret olmadığını” vurgulayarak, kamuoyunun, bu konularda Hükümetten ve yetkililerden tatmin edici açıklama beklediğini söyledi.

Esas sorunun, Hükümetin terörle mücadelede gösterdiği zafiyetten ileri geldiğini belirten Elekdağ, Hükümetin, caydırıcı strateji uygulama yeteneğinin bulunmadığını ifade etti. Elekdağ, caydırıcı bir strateji uygulamanın ilk şartının, tehdidin saptanması olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, eğer PKK’nin Kuzey Irak’taki mevcudiyetine son vermek istiyorsa, Barzani’nin, PKK’yi koruma ve destekleme hususundaki iradesini ve azmini kırması lazımdır. Hükümet, Kuzey Irak konusunda caydırıcı bir politika uygulayacaksa, önce ‘PKK’ye yataklık yapan ve destek veren Barzani, Türkiye’nin düşmanıdır’ diyebilmelidir.”

Elekdağ, TSK’nın, Kuzey Irak’taki PKK hedeflerini “BBG evi” gibi görme imkanının kesinlikle olmadığını ifade ederek, “TSK, ABD neyi göstermek isterse sadece onu görür, neyi vurdurtmak isterse onu vuruyor. ABD’nin de gösterip vurdurttuğu, terör ağacının gövdesi ve kökleri değil, sadece dalları” dedi.

Elekdağ şunları söyledi: “Terörle mücadelede karşılaştığımız belki de en büyük sorun, terörü hep birlikte tarif edemememizden, onu birlikte kınayamamızdan, hatta bu çatı altında yer alan bazı kişilerin terörle demokrasi arasında ayırımı yapamayarak, terörü bir hak olarak göstermeye ve meşrulaştırmaya çalışmalarından ileri geliyor. Burada bulunan herkes, bu kürsüden vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya namus ve şerefi üzerine and içti. Ben şimdi bu andı içenleri, yani TBMM üyelerini namus ve şeref sözlerini yerine getirmeye ve ortak bir deklarasyonla PKK canilerinin Aktütün saldırısını kınamaya davet ediyorum.”

Elekdağ’ın ardından MHP grubu Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı ve DTP grubu adına Van Milletvekili Fatma Kurtulan söz aldı.

Kurtulan, Türkiye’nin 25 yıldır sorunu ortadan kaldırmak için askeri operasyonları sürdürdüğünü, ancak gelinen noktada sorunun ortadan kaldırılamadığını söyledi.

DTP'den "Atatürk" ile muhalefet

Kurtulan, 1984’ten beri 4 Cumhurbaşkanı, 9 Başbakan 7 Genelkurmay Başkanı değiştiğini, bunların hepsinin “sorunu çözeceğiz” demesine rağmen sorunun çözülemediğini ifade ederek, “Sonucu olmayan sınır ötesi operasyonlara yeniden ‘evet’ denmesi çözüm yolunu kapatmaktadır” dedi.

Kurtulan Mustafa Kemal Atatürk’ün Misak-ı Milli’yi “kardeş milletlerin milli sınırı” olarak belirttiğini ve “bu sınır içinde Türk olduğu kadar Kürt de vardır” dediğini belirterek “yapılması gereken 1921 anayasanın özünü oluşturan ortak vatan gerçeğini tartışmasız kavramak, kabul etmektir” dedi.

1982 Anayasasının “Kürt gerçekliğinin inkarı olduğunu” iddia eden Kurtulan, Anayasanın egemen ideolojisine dokunmadan, siyasal, toplumsal, kültürel çoğulculuk temeline dayanan demokratik yapılanmaya veya demokratik ulusculuğa geçilemeyeceğini iddia etti.


"Kadın milletvekillerine çağrı"

Kurtulan konuşmasında kadın milletvekillerine de çağrıda bulunarak “Erkek egemen kültürün en açık sonucu olan 50 kişilik gibi az bir sayı ile sahip olduğumuz kadın temsiliyetini, çatışmasız bir ortamı sağlamak için kullanmalıyız. Lider sultasına dayalı siyasetin arkasından sürüklenmeden demokrasi ve barış için çaba sarf etmeliyiz. Biraz sonra ki oylamada yaşam seçeneğine oy vererek, erkeğin savaşına onay vermemeliyiz. Savaş tercihimiz olmamalıdır.” dedi.

MHP Grubu adına Deniz Bölükbaşı konuştu

MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı ise 1. tezkereyi güçlü bir şekilde destekleyen MHP'nin, bu tezkereyi de desteklediğini söyledi. Bölükbaşı ''Terör konusunda alınacak önlemlerin Barzani güçlerinin PKK'ye desteğinin sona ermesinde yeterli olmaması halinde, Barzani ve peşmergelerinin askeri müdahale hedefi olacağı konusunda kesin bir dille uyarılması gerektiğini'' söyledi.


"İlk tezkere nihai amaca ulaşamadı"

Bölükbaşı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 16 Aralık 2007'de başlayan askeri harekatının, ''Terör örgütüne ağır darbeler vurmasına ve çok önemli kayıplar verdirmesine rağmen, nihai amaca ulaşmada tek başına yeterli olduğunun söylenemeyeceğini'' açıkladı.

İlk tezkerenin amacına ulaşamamasının temel nedenlerini sıralayan Bölükbaşı, Barzani ve peşmergelerin PKK'ye fiziki, lojistik ve finansman desteğiyle siyasi himaye sağladığını kaydetti. Deniz Bölükbaşı, PKK'ye Avrupa kaynaklı para akışının Erbil üzerinden yürütüldüğünü, yaralı teröristlerin tedavilerinin Barzani kontrolündeki bölge hastanelerinde yapıldığını ve bu militanların tedavi sonrası terör kamplarına gönderildiğini söyledi.
Terör örgütü için önemli olan Mahmur kampının hala kapatılamadığını söyleyen Bölükbaşı, ''Bu gerçekler karşısında kimse kimseyi aldatmaya çalışmamalıdır. Irak'ın kuzeyinde otorite boşluğu olduğu söylemlerinin, Barzani'nin PKK'ye desteğine ilişkin bu fiili durumu izah etmeye ve gerçekleri gölgelemeye yetmeyeceğini herkes kabul etmelidir'' dedi. Deniz Bölükbaşı, Barzani'nin PKK'nin siyasi hamiliğini de üstlendiğini bildirdi.

"Hükümet vahim bir hataya düştü"

''Bütün gerçekler ortadayken AKP hükümeti, tehdidin tüm unsurlarını kapsamayan ve caydırıcılığın tüm icaplarını karşılamayan, siyasi ve ekonomik ayakları topal bir strateji benimsemiştir'' diyen Bölükbaşı, ''siyasi ve ekonomik caydırıcılığın asgari icaplarını yerine getirmeyen Hükümetin, bunun yerine diplomatik temas ve girişimlerle sonuç almayı beklemek, göstermelik tedbirlere bel bağlamak ve içi boş niyet beyanlarına itibar etmek gibi vahim bir hataya düştüğünü'' söyledi.

"ABD sessiz kaldı"

Bölükbaşı, ABD'nin, Kuzey Irak'tan kaynaklanan PKK terör tehdidi karşısında 5 yıl boyunca sessiz kaldığını, son dönemde Türkiye ile istihbarat paylaşımı konusunda sınırlı bir işbirliğine girdiğini de ifade etti.

"Diplomatik temas ve girişimlerle sonuç alınamaz"

Bu konuda diplomatik temas ve girişimlerle sonuç alınamayacağının ortada olduğunu ifade eden Bölükbaşı, şöyle konuştu: ''Alınacak önlemlerin Barzani güçlerinin PKK'ye desteğinin sona ermesinde yeterli olmaması halinde, Barzani ve peşmergeleri askeri müdahale hedefi olacağı konusunda kesin bir dille uyarılmalıdır. Barzani'ye Türkiye'ye husumetinin çok ağır bir maliyeti olacağı gösterilmeli, buna rağmen bundan vazgeçmezse, bu bedel fiilen ödettirilmelidir."

AKP Grubu adına Ergün konuştu

AKP Grubu adına konuşan Ergün, terör örgütünün eylemleri nedeniyle sınır ötesine askeri hareket düzenlemenin, Türkiye'nin ve milletin güvenliği adına meşru müdafaa hakkının kullanılmasını zorunlu kıldığını söyledi.

Terörle mücadelede ABD'nin, ilk defa PKK terör örgütünü ortak düşman ilan eden, sınır ötesi operasyonlarda istihbarat paylaşımı düzeyinde iş birliğine yönelen bir tutum içinde olduğunu kaydeden Ergün, bu olumlu tutumun gelecek dönemde daha ileri düzeyde olması gerektiğini vurguladı.

"Kürt sorununa siyasi çözüm" sözlerine işaret eden Ergün, "Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu sorunları ülkenin ve milletin bölünmezliği anlayışıyla siyaset, hukuk ve çağdaş demokrasinin imkanları içinde çözüme kavuşsun anlamına geliyorsa, kimsenin diyeceği olmaz. 'Siyasi çözüm' sözleri, bölünmeyi, federasyonu, özerkliği, etnik yapılara dayalı anayasayı, etnik siyasi temsili, eğitim dilinde ayrılığı ifade etmek için kullanılıyorsa, bilinmelidir ki bunlar millet yararına olmayan, gerçekleşmesi imkansız, bölücü ve sadece terörü sürdürmek için propagandası yapılan konular olarak kalacaktır" görüşünü ifade etti.

Ergün, "Silahlar sussun" talebine de değinerek, şöyle konuştu: "Evet silah susmadıkça biz konuşamıyoruz. Ancak önce susması gereken silah, terör örgütünün silahıdır. PKK silahsızlandırılmalıdır. Devlet, iç güvenlik ve savunma adına elinde silah da bulunan bir organizasyondur. Bu nedenle her zaman uyanıktır ve bir eli tetiktedir. Terör örgütü etnik bölücü amaçlar taşımıyorsa, silaha ne ihtiyaç vardır? Devlet gücünü kullananlar, silahsız adama kurşun sıkarlarsa, o zaman konuşursun. Ülkenin dağlarında eli silahlı adamlar karakol basıyorsa, şehirlerde canlı bombalar, tuzaklar, yollarda mayınlar patlatılıyorsa, devlet, silahlı gücünü harekete geçirecektir."

Ergün, terörle mücadele ve sınırı aşan suçlar konularında akademik çalışmalara da ağırlık verilmesi ve Terörle Mücadele Bilgi Bankası oluşturulmalı gerektiğini söyledi.

Hükümet adına Cemil Çiçek konuştu

Başbakanlık Tezkeresinin, TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde, iktidar partisi ve muhalefet partileri sözcülerinin konuşmaların ardından, hükümet adına Cemil Çiçek, söz aldı.

Çiçek, Genel Kurulda dile getirilen görüşlerin bir çoğuna katılmasa, gerçeği yansıtmasa, bazılarında istismar koksa da bir başka bakış açışı, bir başka değerlendirme olduğunu söyledi.

Bu konuların konuşulacağı en meşru platformun, Meclis olduğunu ifade eden Çiçek, hem gerçekleri hem de gerçekçi konuşmaları gerektiğini vurguladı. Çiçek, 40 yıldır uğraşmalarına rağmen elde ettiklerinin yanı sıra elde edemedikleri sonuçların da bulunduğunu belirterek, "tedbirde kusur ettiğini düşünmeyenler, takdirde bahane aramamalıdır" sözüne işaret etti.


Terörle mücadelenin iki ön şartını, siyasi kararlılık ve mücadeleye halkın desteği olarak sıralayan Çiçek, "Madem halkın desteği önemli, halk doğru bilgilere sahip olmalı, değerlendirmeyi bu bilgiler çerçevesinde yapmalı" dedi.


"Demokrasi ve hukukun içinde kalınacak"

Çiçek, terörle mücadelenin demokrasi ve hukukun içinde kalınarak yapılacağını söyledi. Çiçek şunları kaydetti, "Dünya kamuoyu terör konusunda ilk kez yanımızda. Hükümet dünyaya terörle mücadelede haklılığımızı kanıtladı. Hükümetin geldiği nokta terör örgütünün ezberini bozdu. PKK bizden rahatsız, AKP’den rahatsızdır. Terör örgütünün hedefi AKP iktidarıdır. Bölücü örgüt altındaki halının kaydığını biliyor. Sonra onların uzantıları geliyor. Özgürlük diyor, insan hakkı diyor. En temel hak hayat hakkı. Çocukları yaşlıları öldürüyorlar. Hayat hakkını alan özgürlükleri hakeder mi?

Ülkeler terörü dış politika aracı olarak kullanıyor. Türkiye’nin hukukunu savunmak için uluslararası diplomasiyi elimizden geldiği kadar kullandık. Teröre destek veren ülkelerle hep yüzleştik. Dağda olanların en az üçte biri Türk vatandaşı değil. Şu ana kadar örgüt yöneticelerinden hiçbiri iade edilmedi. Bunların çoğu onların istihbarat örgütleriyle içiçe. Bize iade edip foyaları meydana çıksın istemiyorlar.

Bu terör mücadele demokrasi ve hukukun içinde kalınarak yapılacaktır. Öbür yollar daha önce denenmiştir. OHAL’leri ve sıkıyönetimleri yaşadık. Geldiğimiz nokta o günlerden daha mı iyi, daha mı kötü? ”


Komutanlardan teşekkür

Çiçek, başkanlığını yaptığı, Terörle Mücadele Yüksek Kurulunda Maliye Bakanının, "terör uzmanlığından değil, terörle mücadelede, güvenlik birimlerinin parasal ve ödenek sıkıntısı olması halinde, bunları anında karşılaması" için yer aldığını söyledi.

Çiçek, şunları kaydetti: "Bugüne kadar, bu noktada en ufak sıkıntı olmadığı gibi, hem bu kurumun başkanı, hem bu işin tarih önünde şahidi olarak, her defasında komutanlar, 'Hiçbir ihtiyacımız yoktur, teşekkür ederiz' tarzında, Maliye Bakanı'na
teşekkürlerini ifade etmiştir. Bu açıklamadan sonra,
'bu iddialar doğruysa' şeklinde bir konuşma yapılıyorsa, bu da hayra alamet değildir, doğru değildir.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler