Kapat

Son Haberler

A+ A-

Flaş patlayınca hemen poz veriyorum

Gerek giyim tarzı, gerekse yaşam biçimi ile magazin gündeminden düşmeyen Ivana Sert'in üzerindeki ilginin son günlerdeki nedeni, vizyona girecek olan Sex and the City 2 filmi. Sert ,"ikoncan" tanımından edindiği popülariteyi lehine çevirerek, modada bir sıçrama yapmayı hedefliyor. Amacı kendi markasını yaratmak.
Yayınlanma tarihi: 6 Haziran 2010 Pazar, 18:56

Ivana Sert, Sex and the City 2 filmine yaptığı tasarımlarla konuşuluyor son günlerde. İki yıldır tasarım üzerine eğilen ve kendi markasını yaratmaya çalışan Sert için bu film büyük bir şans gibi. Çünkü kendi markasını yaratabilmeyi hedefliyor. “Hem başarılı olduğum bir işim hem de iyi giden bir aile hayatım olsun istiyorum” diyor. Davetlerdeki kıyafetleri konuşulan, yaz geldiğinde Bodrum görüntüleri sayfa sayfa basılan, “ikoncan” tabir edilen bir kitlenin içinde anılan Sert, magazin gündeminin tam da göbeğinde. Ancak durduğu yeri ve bulunduğu konumu reddetmiyor, seviyor da. Ama sadece bununla anılmak istemiyor. Röportaj yapmak üzere buluşuyoruz Sert'le. Onunla konuşurken üzerimize yapışan bakışlardan sıyrılmakta zorlanıyoruz. Hele de yolda yürürken, patlayan flaşlar sohbetimizin bir parçası haline geliyor. “Ben çok alışkınım, seviyorum da, flaş patlayınca hemen poz veriyorum. Artık refleks oldu” diyor.

- Sex and the City, Şeytan Marka Giyer gibi filmler yayımlanmalarıyla birlikte modanın belirleyicisi hale geliyor. Siz tasarımda yeni olmanıza rağmen nasıl dahil oldunuz Sex and the City'ye, nasıl kesişti yollarınız?

- Patricia Field, Marks&Spencer için küçük bir koleksiyon yapmıştı. Onun Sofa Otel’deki defilesinde tanıştık Patricia ile. Kendi tasarımlarımdan söz ettim ve Türkiye'de yapacağım mayo defileme davet ettim. Mayoları görünce çok beğendi ve Amerika’ya götürdü. Maceramız böyle başladı. Sex and the City 2 filminin çekimleri için konuşulurken başka bir iki projede daha, Bahama'da yapılan çekimlerde de mayo ve pareolarımı kullandılar. Sonrasında da filmin Marakeş’teki çekimine katıldım.

- Film için nasıl tasarımlar yaptınız?

- Ivana Sert Beach Fashion markasıyla mayo, mayokini ve pareolar tasarlıyorum. Kendime en yakın hissettiğim Samantha karakterini canlandıran Kim Cattrall giyiyor filmde tasarladığım mayoyu. Taşlı ve gösterişli bir model. Beş tane de pareom kullanıldı.

- Peki ne zaman başladınız tasarıma?

- İki yıl önce başladım aslında. Hem emek hem de şansla imza attım böyle bir işe. Zaten kendime elbiseler yapıyor, giyim tarzımla farklı olmaya çalışıyordum. Giydiğim kıyafetlere kendimden de bir şey katmaya çalışıyorum.

- Butik açmayı düşünüyor musunuz?

- Asıl amacım Amerika’da piyasaya girebilmek. 17-21 Temmuz tarihleri arasında Miami’de düzenlenecek büyük bir organizasyona katılacağım. Benim için Amerika’nın kapılarının açılışı olacak. Antalya’da da ikinci terminal dış hatlar içinde 180 m2’lik bir mağaza açıyoruz. Plaj modasına dair tasarımlarımın yanı sıra son dört aydır üzerinde çalıştığım ceket tasarımlarım da olacak. Hedefim yeni koleksiyonlarla daha da büyüyüp bir marka yaratmak. İstanbul’da da mağaza bakıyorum ancak çok acelem yok.

Şarkı söylemeyi seviyorum

- Sırbistan’da nasıl bir hayatınız vardı? Oraya bir butik açmayı da düşünüyor musunuz?

- Kültür ve yaşam biçimi olarak çok yakınız. Zaten Osmanlı zamanında da çok karıştık. Ben Türk müyüm, Sırp mıyım, bilmiyorum. Orayı seviyorum ama bu ülkeye de âşığım. Evlenmeseydim yine de kalırdım. İşe gelirsek, oranın nüfusu az, ekonomisi düşük. O yüzden markamı oturttuktan sonra orada da iş yapmayı istiyorum.

- Sırbistan’daki eğitiminiz nedir? Şimdilerde tasarımcılıkla uğraşmasaydınız mesela, ne yapardınız?

- Orada işletme okuyordum. Ancak güzellik yarışmasında birinci olduğumda mankenlik teklifleri gelmeye başladı. Çalışmaya başlayınca da okulu bıraktım. Çünkü ekonomik zorluklar vardı ve aileme bakmam gerekiyordu. Aslında bu bölümü ailem istediği için seçmiştim. Ben hep piyano çalıp, şarkı söylemeyi istiyordum. Çünkü hayatım aslında müzik. Ama pek çok arkadaşım var şarkıcı. Düzgün bir aile hayatı kuramıyorlar. O yüzden de istemedim bir yandan.

- Mankenlikte kurulabiliyor mu ki?

- Onda da olmuyor ama mankenlik dediğin 24 yaşına kadar yapılır. Sonrasında daha gençleri gelir, sen gidersin. Ama şarkıcı, 70 yaşına kadar sahnede olabilir. Ben hayatımın böyle dönüşmesinden dolayı memnunum.

- Peki 24 yaşından sonrası için ne planlıyordunuz ve hayatınız sonrasında nasıl değişti?

- Türkiye’ye geldiğimde mankenlik yapıyordum, çok da iyi kazanıyordum. Sonra Yurdal Bey’le tanıştım, hayatım böyle şekillendi. Ünlü bir şarkıcı olma hayalim kalmadı artık. Ama istediğim zaman piyano çalıyorum yine de.

- Hayatın neresinden besleniyorsunuz?

- Oğlumla vakit geçirmek en güzeli. Başka da bir şey heyecanlandırmıyor. Evet, dünyayı geziyoruz ama yine eve dönüyoruz. Hayatta bir seçim yapmak gerekiyor. Başarı istiyorsan işe, aile istiyorsan eve dönmek gerekiyor. Ben ikisini de yapmak istiyorum.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler