Kapat

Son Haberler

A+ A-

TTB'den kene raporu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Bilimsel Değerlendirme Kurulu Üyesi Prof Dr. Önder Ergönül, KKKA hastalığına bugüne kadar 5 bin kişinin yakalandığını, yaklaşık 250 kişinin de yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Yayınlanma tarihi: 7 Haziran 2010 Pazartesi, 15:11

TTB'nin KKKA hastalığına ilişkin raporunu, düzenlenen basın toplantısında okuyan Prof Dr. Önder Ergönül, KKKA'nın, mücadelesi zor, ancak ölümün kader olmadığını söyledi.
Türkiye'de bu yıl da hastalığın yaygın olarak görüldüğünü ve ölümler yaşandığını belirten Ergönül, salgın kontrolünde yerel kapasitenin artırılmasının önem taşıdığına işaret etti.
KKKA'nın son 9 yıldır Türkiye'nin gündeminde olan ve yaz aylarının liste başı halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Ergönül, bugüne kadar 5 bin kişinin bu hastalığa yakalandığını, yaklaşık 250 kişinin de yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Salgın bölgesinde hastaların erken tanısının sağlanması ve tedavinin daha erken dönemde başlaması gerektiğini vurgulayan Ergönül, KKKA için yeterli tanı kapasitesi oluşturulmadığını savundu. Ergönül, ''Oysa yerel düzeyde tanı kapasitesinin artırılması, örneğin PCR testinin yapılması hastaların tedavisi için ciddi bir zaman kazancı sağlayacaktır. KKKA Salgınının incelenmesi sürecinde İl Hıfzıssıhha Kurullarının aktif olarak işletilmesi mutlaka gereklidir'' diye konuştu.

''Sağlık çalışanlarının hakları tanzim edilmeli"

Prof. Dr. Önder Ergönül, Türkiye'de KKKA'ya yakalanan, hatta yaşamını yitiren sağlık çalışanları olduğunu ifade ederek, KKKA tedavi uygulamaları sırasında eline iğne batan veya gözüne kan sıçrayan sağlık çalışanlarının mesleksel haklarının tazmin edilmesi gerektiğini kaydetti. Ergönül, ''Sahada gece gündüz salgın araştırması yapan sağlık çalışanlarının bu çalışmaları karşılıksız bırakılmamalı, performansları değerlendirilmelidir'' dedi.

KKKA salgınlarıyla mücadelenin, kişisel korunma önlemlerine özen gösterilmesi ve kene sayısının azaltılması temelinde olması gerektiğine işaret eden Ergönül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın, kene tutunmasını engelleyecek giyim tarzını benimsemeleri ve akşamları eve geldiklerinde mutlaka soyunup kene kontrolü yapmayı bir yaşam tarzı haline getirmeleri sağlanmalıdır. Kırsal kesime yönelik, medyayı da içine alan ve standart korunma yöntemlerini öğreten kapsamlı çalışmaların yapılması zorunludur. Bu hastalıktan korunmaya ilişkin bilimsel gerçekler ve doğru yaklaşımlar halkımıza ulaştırılmalıdır.''

"İlaçlama en uygun yöntem"


Keneleri tamamen ortadan kaldırmanın olanaksız olduğunu belirten Prof. Dr. Ergönül, bunlara konaklık ederek sayısının artışına katkıda bulunan çiftlik hayvanlarının uygun akarisid cinsi ilaçlarla düzenli olarak ilaçlanmasının şimdilik kene sayısının azaltılmasına yönelik en uygun yöntem olduğunu söyledi.

En büyük sorumluluğun Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına düştüğünü ifade eden Ergönül, şöyle devam etti:

''Ancak gerek personel yetersizliği, gerek teşkilat yapısının veteriner hekimlerin çalışmalarını zorlaştıracak özellikte olması, gerekse de çeşitli maddi zorluklardan dolayı, günümüze kadar yapılan uygulamalar yetersiz kalmıştır. Özellikle hayvanlardan insanlara bulaşan zoonoz hastalıklar söz konusu olduğunda tıbbi ve veteriner sağlık hizmetlerinin birbiri ile bağlantılı çalışması zorunludur. Son yıllarda Dünya Sağlık Örgütü, Gıda Tarım Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü de sıkı işbirliğine girerek 'Tek Tıp, Tek Sağlık' kavramına yönelmişlerdir. Bu nedenle Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının Veteriner hizmetlerinin mutlaka Sağlık Bakanlığı ile iyi bir işbirliği sürdürecek şekilde tekrar düzenlenmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.''

KKKA'lı hastaların erken dönemde tedavisi ve yüksek riskli durumlarda, koruma amacıyla ''ribavirin'' kullanılması gerektiğini belirten Ergönül, bu konuda Dünya Sağlık Örgütü ve bağımsız bilim insanlarının önerilerinin dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler