Kapat

Son Haberler

A+ A-

Kavaf'ı da bekleriz

Devletin bakanı "eşcinsellik hastalıktır" diyebiliyor ya da seri katil mağduru, travesti olduğu için sokak ismine layık görülmüyor. Olumsuz örnekleri arttırabilirz ama Lambdaistanbul üyeleri yine de umutsuz değil. Onur Haftası etkinliklerinin nasıl bu noktalara geldiğini biliyorlar, bu yıl en yüksek katılımı bekliyorlar. Öyle ki birçok LGBTT savunucusu yıllık izinlerini yürüyüşe göre ayarlamış...
Yayınlanma tarihi: 13 Haziran 2010 Pazar, 14:44

Aile var, uyarısı toplum ahlakına uymayan bir duruma tepki vermenin en kolay yolu. Aile değerlerini yüceltmek de toplumdaki aykırılıkları dizginlemek, dolayısıyla iktidarı sağlamlaştırmak için en iyi yöntem. Lambdaistanbul üyeleri Rüzgar, Gencay, Zeliş ve Erdinç, Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik hastalıktır” açıklamasının “talihsiz bir beyan”dan ibaret olmadığını düşünüyor. Onlara göre bu devlet politikasının bir uzantısı. O yüzden 17-27 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirecekleri 18. Onur Haftası etkinliklerinin temasını “Dikkat Alie Var” olarak belirlemişler. İstiklal Caddesi'ndeki büyük onur yürüyüşü sırasında etkinliklerle ilgili bir dergi dağıtacaklar. Yapılacaklar bununla sınırlı değil tabii. “Aile Salonu” ve “Gururlu Trans Ve Afrikalı” adlı iki sergi ve homofobi dalında en iyi performans gösteren ünlülere verilen “Hormonlu Domates” ödülleri; adaylar arasında kimler yok ki, Beyaz, Hülya Avşar, Nevzat Tarhan, Cem Keçe ve en büyük favori Aliye Kavaf.

- Neden aile temasını seçtiniz?

Rüzgar: Kavaf’ın açıklamasından önce Avrupa Komisyonu’nda “aile forumları” gibi bir toplantı yapılıyordu ve alternatif aile ibaresi Türkiye şerh koyduğu için Avrupa Konseyi’nden çekildi. Kavaf’a açık mektup yollamıştık “sadece heteroseksüellerin değil bizim de bakanımız, şerh koyarken bizi unutmaması gerekiyordu” diye. Bir hafta sonra da açıklaması geldi.

- Sizce Kavaf’ın sözleri kendi düşünceleri mi yoksa AKP tabanının düşüncelerini mi yansıtma amaçlı?

Rüzgar: Bence şuursuz ya. Kadın meselelerinde de baya şuursuzdu.

Gencay: Ama sürece bakınca hükümet politikasıyla alakalı olduğu ortada. Çünkü kent tabanlarını “ki o taban hâlâ geleneksel aileden besleniyor” söylem olarak buradan yakalayabilirler. Avrupa Konseyi öncesinde Bakanlık Genel Müdürlüğü’nün “Avrupa Birliği uyum sürecinde ailenin bekaasını kötü yönde etkileyen durumlar” gibi raporları var. O açıklama biraz işin vitrini oldu. Eşcinsel ya da trans olmak sadece cinsel yönelimle sınırlı kalmıyor. Sonuçta ailenin de dışında bir birliktelik yaşayacaksınız. Böylece sistem için bir tehdit haline geleceksiniz. Biz de bunun önemli bir konu olduğunu düşünüyoruz. “Genel olarak aile ne ifade ediyor? Bizim dışımızda heteroseksist ailenin nasıl bir şey olduğunu, biz bir aile yapıyor muyuz? Avrupa’daki hakların benzerini istiyor muyuz? Aile kursak nasıl bir model alacağız ya da bir model istemiyorsak nasıl bir birliktelik geliştireceğiz” gibi konuları tartışacağız..

- Kendi aranızdaki tartışmalardan ortaya çıkan sonuç nedir? Evlenmek, sosyal haklar anlamında da birtakım statüler kazandırıyor.

Rüzgar: Aramızda devletin varlığına karşı olanlar da var, “ben aile kurmak istiyorum” diyenler de.

Gencay: Uzlaştığımız mevzu, yasal hakların elde edilmesi. Heteroseksüel çiftlerin mirastan sağlık sigortasına kadar birçok sosyal hakkı varken eşcinsel ve transların bu hakka sahip olmaması ciddi bir eşitsizlik.

Zeliş: Haklardan yararlanmak isteriz ama ben aile kavramının devletle denk getirildiği noktada biraz kopuyorum. Aile nedir, kan bağı mı? Resmi bir imza mıdır?

Sİistem için tehdit

- Farklı cinsel kimliğe sahip olmak aile kavramına da farklı bir bakış açısı getiriyor mu?

Rüzgar: Eşcinsel olmasaydım ve sosyal hareketlerin içine girmeseydim Kemalist bir milliyetçi olarak hayatıma devam edebilirdim. Fakat öteki olduğunuzda bütün iktidarı sorgular hale geliyorsunuz. Ha, gayet neo-liberal eşcinsellerimiz de var mı? Var.

Zeliş: Kendi varlığını öteki olarak tanımlamayan eşcinseller de var. Eşcinselliğin farklı bir düşünce yapısı getirdiğine inanmıyorum.

Rüzgar: Örgütlü olmakla alakalı ama bir yandan da şöyle bir şeyden bahsedebiliriz. Lambda'nın içinde aile grubu var. Çocukları, kardeşleri, anne, babası eşcinsel olan ailelerin örgütlendiği bir grup. Onların yakınlarının eşcinsel olması topluma bakış açılarını önemli ölçüde değiştirmiş.

Gencay: Heteroseksist dünyanın eşcinselliği tehlike olarak algılamasında ailenin tehdit altında görülmesi büyük bir etken. Bu yıl Ankara’da yapılan 4. Din Şûrası’nda iki psikayatrın başlıca söylemi “eğer eşcinselliğe izin verilirse insan neslinin sona erebileceğiydi.” Sırf birilerinin anal seks yapıyor olmasından duyulan psikolojik bir korku değil sanırım.

Rüzgar: Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde de LGBTT haklarının “buyrun alın” noktasından verildiğini sanmıyorum. Tepeden inen ve liberalizmin içine entegre etmeye yönelik.

Partileşme gündemde değil

- Siyasi bir harekete dönüşme konuşuluyor mu?

Gencay: Partileşme arzusu şu anda oluşmuş değil.

- Fakat bu tip etkinliklere medya geldiğinde “eşcinsel olduğunuzu nasıl anladınız, ailenize nasıl söylediniz” gibi sorularla karılaşıyorsunuzdur?

Gencay: Olayı politik bir mevzu gibi ele almak isterken terapi seansına dönüştürmeye çalışan gazeteciler hep olacaktır.

Rüzgar: Röportaja geldiklerinde soruyorlar, biz de “heteroseksüel olduğunuzu ilk ne zaman fark ettiniz” diye karşılık veriyoruz.

- Eşcinsel gruplar içinde farklı örgütlerin işi çok politikleştirip LGBTT haklarından uzaklaştırması sizi rahatsız eder mi?

Rüzgar: Lambda olarak insan haklarına bütünlüklü bakmaya çalışıyoruz. Bir LGBTT örgütü olarak eylem yapıldığında mesela İsrail’in gemilere baskın yapmasını ülkenin kendi içindeki homofobiyi de göstererek yapacaklarsa başımla beraber.

Gencay: Sırf LGBTT haklarına yoğunlaşmıyoruz. Şavaş karşıtlarıyla, Kürt hareketiyle, vicdani retçilerle ve feminist hareketle de bağlantımız var.

Homofobinin sağı solu olmaz

- Türk solunun kendi söylemini kurarken LGBTT haklarını göz ardı etmesi ilginç bir durum.

Erdinç: Aslında ilginç bir durum değil çünkü homofobinin sağı solu olmaz. Tabii ki özgürlük diyen insanların tavrı ilginç gelebilir ama bana pek şaşırtıcı gelmiyor.

- Şu an nasıl bir iletişim içindesiniz?

Zeliş: LGBTT hareketinin çok güçlü olması birçok grubun da bunu kendi içinde konuşmasına sebep oldu. Birçok yerde ortak davranmak zorunda kalıyorlar. Tabii ki her insanın niyetini sorgulamak gerekir. Biraz feminist hareketin bu konuda öncü olduğunu düşünüyorum. l

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler