Kapat

Son Haberler

A+ A-

Gül: Türkiye yasaklar ülkesi değil

Cumhurbaşkanı Gül, 60. Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki konferans merkezinde basın toplantısı yaparak, Almanya ziyareti hakkında açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Düşünce özgürlükleriyle ilgili gelen bir soru üzerine Gül, ''Türkiye yasaklar ülkesi gibi değil. Dün de söyledim, ama hala tabii ki yapmamız gereken güzel işler de var. Bunların yapılacağına da inancım tamdır'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 15 Ekim 2008 Çarşamba, 21:04

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Frankfurt Kitap Fuarı'nda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un bugün yaptığı açıklamada, ''Terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler, bundan sonra akacak kanın da sorumlusu olacaklardır. Herkesi dikkatli olmaya çağırıyorum'' ifadelerini kullandığını, daha önce de kendisinin ''Verilen tepkilerde düşmanı sevindirmemek lazım'' düşüncesini dile getirdiğini hatırlatarak değerlendirmesini sorması üzerine Gül, ''Hiç şakası yok, acımasız bir terörle büyük bir mücadele veriliyor. Bu mücadelede tabii şehitler de veriyoruz. Bu mücadelenin hangi zor şartlar altında yapıldığını da hepimizin görmesi gerekir'' dedi.

Türkiye'nin açık bir toplum olduğunu, eleştiriler ve farklı görüşlerin ifade edilebileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunların hiçbirinin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), emniyet güçlerinin mücadelesini zayıflatıcı yönde olmaması gerekir. Geçenlerde söyledim, hele böyle günlerde, acımasız, en zor şartlar altında bu mücadelenin verildiği dönemde, 'Düşmanı sevindirmenin alemi yok' dedim. Açıklamaları da gördüm. Zaten her kurum kendi içerisinde değerlendirmelerini yapıyor, bunlar paylaşılır ama özellikle bazen çok gizli belgeler... Bazen kendi askerimizin, kendi polisimizin moralini bozacak davranışlar içinde olmanın doğru olduğu kanaatinde değilim. Hatırlarsanız yine o konuşmam da 'Bu mücadelelerin psikolojik harp yanı vardır' dedim. Zaman zaman farkına varmadan, insanlar bunlara alet olabilirler. Bu açıdan hepimizin dikkatli olmasının doğru olduğu kanaatindeyim.''

Cumhurbaşkanı Gül, Irak ziyaretiyle ilgili bir tarih belirlenip belirlenmediğinin sorulması üzerine de Irak'a ziyaret niyetini açıkladığını daha önce de dile getirdiğini söyledi. Gül, ''Ziyaret etmek istiyorum ama herhangi bir tarih, planlama söz konusu değil şu anda. Böyle bir çalışma başlamış değil'' dedi.

Kuzey Irak yönetimiyle görüşmelere ilişkin kendisine ulaşan bilgi olup olmadığının sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, bunların Türkiye'nin terörle mücadelesindeki çalışmalarının bir parçası olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Gül, ''Bunlarla Hükümet şüphesiz ki çok yakından ilgileniyor. Hükümet'in yakından takip ettiği konular. Şu anda, orada ne görüşüldü, kim, ne dedi... Bana bildirilmesi de gerekmiyor açıkçası'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 60. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan sonra, özellikle Avrupa'da Türkiye'nin yeni bir imajının oluşacağını belirterek, ''Avrupa'da çok daha canlı bir Türk kültür algılaması söz konusu olacaktır. Yeni tercümeler, konserler olacaktır. Türk kültürü çok daha güzel bir şekilde tanıtılacaktır'' dedi.

60. Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki konferans merkezinde basın toplantısı yaparak, Almanya ziyareti hakkında açıklamalarda bulunan Gül, fuarın Türk edebiyatının tanıtılması başta olmak üzere Türk kültürünün zenginliğini ve çok yönlülüğünü ortaya koyan etkinliklerin düzenlenmesine imkan sağladığını söyledi.

''Çok değerli bir edebiyat adamı, Türkiye'nin yaşayan en büyük şairlerinden'' sözleriyle nitelediği şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vefatından duyduğu üzüntüyü de dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, Dağlarca'ya rahmet, Türk milletine de başsağlığı diledi.

Bir kültür olayı dolayısıyla geldiği Frankfurt'ta Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler ile görüştüğünü de hatırlatan Gül, Steinmeir ile Türk-Alman ilişkilerini geniş bir şekilde görüşme olanağı bulduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Köhler'in IMF Başkanlığı yaptığı dönemde, Türkiye'nin 2000'li yıllarda yaşadığı krizleri Washington'dan izlediğini kaydeden Gül, Türk ekonomisinin nasıl güçlendiğini, Türkiye'nin reformlardaki başarısını yakından bilen bir kişi olduğunu söyledi.
Görüşmede, küresel finans krizinin nasıl görüldüğünün karşılıklı olarak ele alındığını da aktaran Cumhurbaşkanı Gül, görüşmenin faydalı geçtiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, Almanya'daki Türk toplumunun temsilcileriyle bir araya geldiğini, samimi ve güzel görüşme gerçekleştirdiklerini anlatarak, Frankfurt Sanayi ve Ticaret Odasını ziyaret ettiğini de anımsattı.

Frankfurt'un sadece ticaret ve borsa merkezi olmadığını, bugün de dünyanın kültür merkezi haline geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, dünyanın sanat, edebiyat, kültür birikiminin, yazarlar ve kitaplar aracılığıyla Frankfurt'a geldiğini ve bunların dünyaya tanıtıldığına dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin bu yıl kitap fuarına konuk ülke olarak kabul edilmesinin de ''onur verici'' olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'de de çok canlı bir edebiyat, kültür dünyası vardır. Özellikle Türkiye'deki demokrasinin gelişmesi, standartlarımızın gelişmesi, ifade hürriyetinde çok büyük aşamalar kaydetmiş olmamız, önündeki engellerin kalkmış olması, bu dinamizmi, canlılığı tabii ki müspet anlamda körüklemiştir. Türkiye'de zengin, canlı, dinamik bir yayın hayatı vardır. Bununla da kıvanç duyuyoruz. Türkiye sadece ekonomik olarak gelişmiyor aynı zamanda sanatta ve kültürde de çok büyük başarılar elde ediyor. Dünya da bunu fark ettiği için, Nobel Edebiyat Ödülü'nü bir Türk olan Orhan Pamuk'un kazanması, bir çok Türk yazarın kitaplarının yabancı dillere çevriliyor olması, bugün bu fuarda da bir çok yabancının Türk yayıncılarıyla yakın temas içinde olması, Türkiye'deki yayın hayatını takip etmesi, Türkiye'den çok daha fazla kitabın tercüme edilmesinin konuşulması... Bunlar, Türkiye'nin övüneceği, güzel taraflarıdır.
İnanıyorum ki bu fuardan sonra, özellikle Avrupa'da Türkiye'nin yeni bir imajı oluşacaktır. Avrupa'da çok daha canlı bir Türk kültür algılaması söz konusu olacaktır. Yeni tercümeler, konserler olacaktır. Türk kültürü çok daha güzel bir şekilde tanıtılacaktır.''

Fuarın düzenlenmesinde emeği geçenleri kutlayan Cumhurbaşkanı Gül, bunun sivil bir hareket olduğunu vurguladı. Yayıncıların temsilcilerinin bir araya gelerek organizasyonu gerçekleştirdiklerine işaret eden Gül, devletin ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın da buna destek verdiğini söyledi.

Gül, ''Buradan, Türkiye'nin her bakımdan daha iyi algılandığını, Türk-Alman ilişkilerinin her bakımdan daha ileriye gittiğini görerek ayrılıyorum. Ayrıca, bu fuarın da çok iyi izler bırakacağına bizzat şahit olduğum için memnun ayrılıyorum'' diye konuştu.

Bizim kendi öz güvenimiz vardır

Cumhurbaşkanı Gül, Almanya'daki bazı basın yayın organlarında Türkiye hakkında olumsuz görüşlerin dile getirildiğinin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine, fuarın Alman televizyonlarında ve yazılı basınında, yabancı basın-yayın kuruluşlarında geniş şekilde yer aldığını belirterek, organizasyonu sevenlerin de tenkit edenlerin de olabileceğini kaydetti.

Fuara, şimdiye kadar belki hiçbir dönemde olmadığı kadar, canlı bir ilgi olduğunun kendisine iletildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ''Beğenen olur, beğenmeyen olur. Her tenkitten hemen alınmayın, moraliniz bozulmasın. Herkes bizi övecek diye bir şey yok. Biz de onları övmüyoruz doğrusu. Onların beğenmediğini biz çok beğeniriz, bizim beğendiğimiz şeyleri de onlar beğenmeyebilirler. Bizim kendimize öz güvenimiz vardır. Bir gazetede, televizyonda, bir eleştiriyi, 'Beğenmedim' lafını görünce üzülmenin hiç anlamı yok'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, bir başka soru üzerine, Türkiye'de çok büyük değişiklikler olduğunu, okuma oranında ve okullaşmada büyük bir yükselişin söz konusu olduğunu belirtti.
Kitapların basımı, gazetelerin tirajında büyük artışlar söz konusu olduğunu dile getiren Gül, 2002 yılında 9 bin, 2005 yılında 30 bin kitap basıldığını vurguladı.

Almanya'da yaşayanların Türkiye'nin eski yıllarını, eski bilgileri hatırladığını ve bunlara dayanarak konuşuyor olabileceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'de çok sayıda ve her türlü konuda kitap basıldığını ifade etti.

Türkiye'nin, Frankfurt Kitap Fuarı'nın 60'ıncı yılında onur konuğu olarak davet edilmesinin de çok anlamlı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin her bakımdan cazip ve göz kamaştırıcı bir ülke konumuna geldiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül, ''Herkes en güzel fırsatları Türkiye'ye vermek istiyor. Onun için bu fırsat Türkiye'ye verildi. Onun için siz sevinebilirsiniz, Türkiye'de çok güzel şeyler oluyor'' diye konuştu.

Türkiye yasaklar ülkesi gibi değil

Cumhurbaşkanı Gül, bir başka gazetecinin, fuarın ''Türkiye'nin tüm renkleriyle'' sloganını güzel ve yerinde bulduğunu söylediğini hatırlatması ve ''Bunu Türkiye'ye yönelik bir mesaj olarak da almak mümkün mü?'' diye sorması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, ''Türkiye ile ilgili sinyalleri neden Frankfurt'tan vereyim ki? Türkiye'de Parlamento'da, Ankara'da veriyorum, 'Türkiye'nin bütün renkleri Türkiye'nin zenginliğidir' diyorum. Hepsi bizim zenginliğimizdir, hepsiyle övünüyoruz. Bu farklılıklar Türkiye'yi zengin yapandır. Küçük olanlarda hiç renk olmaz, eğer çok renk varsa bu zaten sizin büyüklüğünüzü gösterir. O açıdan hepsiyle gurur duyuyoruz'' diye konuştu.

Türkiye'de bazı sıkıntıların olduğunu, bu sıkıntıların köklü bir değişim sürecinden sonra aşıldığını, ekonomik ve demokratik reformların el ele gittiğini ifade eden cumhurbaşkanı Gül, ''Bugün Türkiye'de basılamayan bir kitap da ifade edilemeyen bir düşünce de yok. Herkes düşüncesini ifade edebiliyor. Bazen zannediliyor ki şunlar, şunlar, Türkiye'de konuşulmuyor. Hayır, her şey konuşuluyor. En ekstrem düşünceler, fikirler de...'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, ABD'ye yaptığı ziyaret sırasında bir kitabevinde gördüğü ''ekstrem bir kitabı'' eline aldığını ve kendisine bu kitabın çevirisinin Türkiye'de olduğunun söylendiğini anlatarak, ''Türkiye yasaklar ülkesi gibi değil. Dün de söyledim, ama hala tabii ki yapmamız gereken güzel işler de var. Bunların yapılacağına da inancım tamdır'' dedi.

Geniş katılımlı yeni bir ekonomik dünya düzeni

Almanya'daki Türk toplumunun uyum sürecine ilişkin düşüncelerinin ve Türk toplumundan beklentilerinin sorulması üzerine de Gül, son 5-6 yılda Almanya'da da büyük bir değişim yaşandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarının burada mutlu ve güçlü olarak yaşaması gerektiğini belirterek, bunun anavatan Türkiye'ye de büyük hizmeti olacağını, Türkiye ile Almanya arasında böylece gerçek köprü olunabileceğini söyledi. Gül, mutlu ve güçlü olabilmek için Almanca'nın iyi öğrenilmesi ve eğitime önem verilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye'deki siyaset ve güncel konuların yanı sıra Almanya'daki konularla da ilgilenilmesini isteyen Cumhurbaşkanı Gül, ekonomik faaliyetlerde bulunmasının önemine dikkati çekti. Gül, Almanya'daki Türk toplumunun problemleri, istek ve talepleriyle de ilgilenildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Gül, yaptığı görüşmelerde ele alınan küresel finans krizine ilişkin ayrıntıların sorulması üzerine de küresel krizin herkesi az veya çok ilgilendireceğini söyledi.

''1929'dan sonraki en büyük kriz'' olarak değerlendirilen böyle bir krizden ders çıkarılması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, Almanya Cumhurbaşkanı Köhler'in, 1929'dan sonra toplanan ve dünyadaki ekonomik faaliyetlere ilişkin ortak anlayışların ortaya çıktığı konferansa benzer bir konferansın toplanması yönündeki görüşünü dile getirdiğini belirterek, bunu güçlü bir şekilde desteklediğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Gül, ''Bu kriz bir çok ideolojik, teorik, ekonomik, politik tartışmaları da beraberinde getirdi ve bu kriz sadece New York'u, Londra'yı değil bütün dünyayı etkiliyor. Onun için geniş katılımlı yeni bir dünya ekonomik düzeninin konuşulması ve bunun oluşturulmasının gerekli olduğuna inanıyorum'' diye konuştu.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler