Kapat

Son Haberler

A+ A-

İstiklal Marşı'na 11 farklı yorum

Futbol müsabakaları, ilköğretim okulları, resmi törenler ve daha birçoğu. Tam 78 yıldır okunan İstiklal Marşı’nı şu an bildiğiniz besteden çok daha farklı bir müzikle söylediğinizi düşünün. Evet biraz zor olurdu. Ancak, Tekfen Vakfı, en azından nasıl bir his olduğunu yaşatacak meraklılarına. Nasıl mı? Vakıf, araştırmacı yazar Mehmet Altun’un önderliğinde yaptığı araştırmaların sonucunda İstiklal Marşı’nın 11 farklı bestesine ulaşmış.
Yayınlanma tarihi: 18 Ekim 2008 Cumartesi, 12:11

İstikal Marşı için aranjmanlar yapılmış, orkestra ve solistler hazırlanmış.Bir Güfte 12 Beste konseri 24 Ekimde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda nadiren başa gelecek bir deneyim yaşatacak.

Her bölgede farklı marş

1921 yılında henüz TBMM yeni açıldığı sıralarda, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin bir milli marşa ihtiyacı olduğu konusu gündeme gelir. (Çünkü örneğin bir sporcu grubu yurtdışındaki bir etkinlik sırasında milli marş yerine Hamsi Koydum Tavayatürküsünü uydurmak zorunda kalmış, Reşadiye harp gemisinin İngilteredeki teslim töreni sırasında da denizciler Türk milli marşını okumaya davet edilince Entarisi Ala Benziyor türküsüyle durumu geçiştirmeye çalışmışlar.) Mehmet Akif Ersoyun şiirine bir beste gerekir ve bir sonunda bir yarışma açılır. Yarışmaya 100den fazla beste katılır ancak 55i değerlendirmeye layık görülür. Ancak bu sırada Anadoluda savaş devam ettiği için yarışmanın birincisi tespit edilemez. Yarışmaya beste gönderen bazı müzik öğretmenlerinin, görev yaptıkları bölgelerde kendi bestelerini okutmaları nedeniyle, yurdun değişik yerlerinde, farklı farklı marşlar çalınıp söylenmeye başlanır. Örneğin Edirne ve çevresinde Ahmet Yekta Beyin, İstanbulda Mehmed Zati ve Ali Rifat Beylerin, İzmir ve Eskişehir civarında İsmail Zühdü Beyin, Ankara ve çevresinde ise Osman Zeki Beyin besteleri çalınır. Sonunda 1924te Ali Rifat Çağatayın bestesi kabul edilir. 1930a dek Çağatayın bestesi çalınsa da seçilen müziğin milli marşa uygunluğu bir tartışma konusu olarak kalır. Pek çok kişi Ali Rifat Beyin bestesinin Batı müziği kalıplarına uymadığını düşünüyor, bir milli marş için fazla ağır olduğunu öne sürerek değiştirilmesi gerektiğini savunur. Eleştirilerin dozunun giderek artması üzerine, sonunda 1930 yılında milli marşın değiştirilmesi gündeme gelir ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Zeki Üngörün bestesinin yeniden düzenlenmesiyle, halen kullanılmakta olan İstiklâl Marşı ortaya çıkar.

Bir dönemin müzikal portresi olacak

Peki merak etmez misiniz şu an başka hangi marşı söylüyor olacaktık? Bu sorunun yanıtını Tekfen Vakfı 24 Ekimdeki konserle verecek. Altun, Bu 1921 yılında açılan yarışmaya katılan bestelerin notalarını bir yerden bulabilir ve bu notaları günümüz müziğine uyarlayabilir miyiz? düşüncesiyle başlamış bu projeye. Ancak hem bestelerin araştırılması daha sonra düzenlenmesi ve sonunda bir orkestra tarafından müziğe dökülmesi söz konusu olunca, Tekfen Vakfı sponsor olarak devreye girmiş. Yaklaşık 3-4 ay boyunca arşivler, kütüphaneler, koleksiyonlar, sahaflar yani bu notaların bulunma ihtimali olan her yer araştırılmış ve sonuçta 11 besteye ulaşılmış. Bir de Kazım Karabekirin o dönem bir türlü marşın seçilmemesine kızıp kendi yazdığı ve bestelediği Türk Yılmaz adlı marş var. Altun, o dönemde Türkiyede yer alan Doğu ya da Batıya yakınlık tartışmalarının da bir sureti olduğunu söylüyor marş yarışmasının: Biz bu projeyi biraz da o dönemin bir fotoğrafı olarak düşünüyoruz. Müzikal anlamda da portresini çekmiş olduk. Doğu - Batı müziği arasındaki o dönemin gel-gitleri, doğu müziğini savunanlar, batı müziğini ya da doğu müziğinin yenilenmesi gerektiğini savunanlar... İşte bu karşıtlık milli marş notalarına da yansıyordiyor.

Doğu’yla Batı’nın\t birleştiği orkestra

Tekfen Filarmoni Orkestrası 1992’de kurulan ve Tekfen Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren orkestanın üyeleri 23 ülkenin müzisyenlerinden oluşuyor. Kendi donanımlarıyla birlikte kendi ülkelerinin otantik sazlarını da getiriyorlar. Doğuyla - Batı bir anlamda bir harmoni içinde batı müziğine bir baharat katıyor. Bu 23 ülkenin 23ü de sürekli bir barış hali içinde olmuyor ancak bu orkestrada herkes dost. Normalde yan yana durmayacak iki ülkenin müzisyeni aynı odayı paylaşabiliyor gerektiğinde. Bu da orkestranın barış misyonunu ortaya çıkarıyor. Tekfen Vakfı Kurucusu Nihat Erümit, Tekfen Filarmoni Orkestrasının barışa çağrı ve Doğuyla Batının buluşması olarak iki misyonu olduğunu ifade ediyor. Erümit marş yarışmasının Türkiyenin var olma ile yok olma arasında olduğu bir dönemde yapıldığını vurgularken Tekfen Filarmoni Orkestrasını, Atatürkün savaş sonrası barış politikasıyla uyum içinde olduğunu söylüyor. Atatürkün milli mücadeleden hemen sonra etrafındaki tüm ülkelerle barış içine girdiğinin ve Tekfen Filarmoninin birleştirici özelliğinin altını çiziyor ve kendisini bir önceki gün İzmirden arayan bir arkadaşının, telefonda kendisine Bizim evde annem ud çalardı. Bu marşlardan birini sevmişti onu çalardı biz de çocukken söylerdik dediğini ve telefonda o marşı söylediğini anlattı. Altun da Biz bu işe sadece bir adım attık. Devamı da gelecek, böyle hikâyeleri daha çok duymaya başlayacağız, kim bilir daha ulaşamadığımız nasıl bilgiler vardır bu konuyla ilgilidiyor.

Konser hikâyeyi de anlatacak

Notalar Rauf Yekta, Ali Rifat Çağatay, İsmail Hakkı Aksoy, Halit Lemi Atlı, İsmail Zühtü Ateş, Zati Arca, Ahmet Yekta Madran, Mustafa Sunar, Abdülkadir Töre, Kâzım Uz ve Osman Zeki Üngör gibi bestecilere ait. Ayrıca Kâzım Karabekirin yine aynı dönemde yarışma dışı olarak bestelediği, güftesini de kendisi yazdığı Türk Yılmaz adlı eser de diğerlerinin yanındaki yerini alıyor. Şef Saim Akçıl yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası ile birlikte, 4 eseri TRT İstanbul Gençlik Korosu, 2 eseri Şenol Talınlı, 2 eseri Sumru Ağıryürüyene neyiyle Ercan Irmak, kanunuyla Göksel Baktagir ve uduyla Yurdal Tokçan eşlik edecek. Bir marş da piyanoda Hüseyin Sermetle dinlenebilecek. Ayrıca o dönemin atmosferini seyirciye daha iyi hissettirmek amacıyla eserler arası geçişlerde, tiyatro yönetmeni Yücel Ertenin sahneye koyduğu anlatı ve anekdotlara da yer verilecek. Bu sayede Milli Mücadele Döneminin duyguları usta tiyatrocular Arsen Gürzap ve Yetkin Dikincilerin anlatımıyla hikâyesiyle \t\tbirlikte sunulacak bu eserler; yeniden \tyaşatılmış olacak.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler