IMF Türkiye için büyüme tahminini yükseltti

IMF Ekim Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda Türkiye için 2010 yılı büyüme tahminini yukarı yönlü revize ederek yüzde 5.2'den yüzde 7.8'e yükseltti, enflasyon tahminini de düşürdü.
Yayınlanma tarihi: 6 Ekim 2010 Çarşamba, 13:18

Uluslararası Para Fonu'nun yılda iki kez hazırladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu (WEO - World Economic Outlook)'un Ekim ayına ait olan bölümü yayınlandı. Nisan'da bu yıl Türkiye'nin reel GSYİH'sının yüzde 5.2 artacağı öngörülüyordu. IMF Ekim'de Türkiye için büyüme tahminini yüzde 7.8'e yükseltti. Daha önce 2011 için yüzde 3.4 büyüme öngören IMF, gelecek yıl için büyüme tahminini de yüzde 3.6 olarak açıkladı.

Enflasyon tahminini düşürdü

IMF Nisan'da Türkiye'de tüketici fiyatlarının 2010 yılında yüzde 9.7 artacağını öngörmüştü. Tahmin yeni raporda ise yüzde 8.7'ye düşürüldü. IMF 2011 yılı enflasyon tahminini ise değiştirmedi ve tüketici fiyatlarının yüzde 5.7 artacağını öngördü. Yükselen ve gelişmekte olan ülkelerde ise bu yıl fiyat artışlarının ortalama yüzde 6.2 olması bekleniyor.

Cari işlem açığında artış görüldü

Rapora göre Türkiye'nin cari işlemler bu yıl yüzde 5.2 açık verecek. Gelecek yıl cari işlem açığı yüzde 5.4'e çıkacak. Nisan ayında ise cari işlemlerde bu yıl yüzde 4, gelecek yıl ise yüzde 4.4 açık verileceği tahmin edilmişti.

IMF Türkiye'deki işsizliğin ise bu yıl yüzde 11 olacağını, 2011'de ise yüzde 10.7'ye ineceğini tahmin etti.

IMF tahminleri gerçekleşirse Türkiye bu yıl reel GSYİH büyümesinde gelişmiş olanları dâhil Avrupa ülkelerinin yaklaşık iki misli büyüme kaydetmiş olacak.
Nisan'da dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 4.2, Temmuz'da ise yüzde 4.6 büyüyeceğini öngören IMF Ekim raporunda ise dünya için büyüme öngörüsünü yüzde 4.8'e çıkardı. Petrol fiyatlarının bu yıl yüzde 23.3 artması öngörüldü.

Diğer büyüme rakamları

IMF raporunda çeşitli ülkelere ait bu yıl için tahmin edilen reel GSYİH artış oranları şöyle (yüzde): Dünya (4.8), ABD (2.6), Avrupa Birliği ülkeleri (ortalama 1.7), Almanya (3.3), Fransa (1.6), İtalya (1), İspanya (- 0.3), Japonya (2.8), İngiltere (1.7), Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri (ortalama 3.7), Bağımsız Devletler Topluluğu (4.3), Rusya (4), Çin (10.5), Hindistan (9.7), Brezilya (7.5), Meksika (5).
Katar yüzde 16, Singapur yüzde 15, Kongo yüzde 10.6, Tayvan yüzde 9.3, Türkmenistan yüzde 9.4, Paraguay yüzde 9, Uruguay ve Moğolistan yüzde 8.5, Peru yüzde 8.3'lük büyüme rakamlarıyla bu yıl dikkat çekecek.

WEO'da Türkiye'de

Raporda "Kimi yükselen ekonomiler, fiyat ve ücretteki artışlarla birlikte sıkı para politikasından (örneğin Brezilya, Hindistan, Malezya, Peru), artan nakit rezerv ihtiyaçlarından (örneğin Çin, Hindistan ve Türkiye), ya da kredi büyümesi üzerindeki doğrudan sınırlamalardan (örneğin Çin) etkilendi" denildi.

Raporun "Avrupa tedrici ve eşit olmayan bir toparlanma ile karşı karşıya" başlığını taşıyan bölümünde, "Yükselen Avrupa'da ılımlı düşüşler yaşayan ekonomilerde (Polonya) ve krizi görece güçlü hanehalkı ve banka bilançolarıyla karşılayan diğerlerinde (Türkiye) büyümenin, küresel ticaret ve sermaye akışlarında normalizasyonun yardımıyla güç kazanmaya devam edeceği tahmin edildi. Ancak içeride sürdürülemez fiyat artışları yaşayan (Bulgaristan, Letonya) ya da zayıf özel ya da kamu sektörü bilançolarının bulunduğu (Macaristan, Romanya) gibi ülkelerde toparlanmanın daha yavaş olması bekleniyor" denildi.

Rapordan ayrıntılar

Dünya Ekonomik Görünüm raporunda "Şu ana kadar ekonomik toparlanma geniş ölçüde öngörüldüğü gibi gerçekleşti, fakat aşağı yönlü riskler yüksek kalmayı sürdürüyor. Gelişmiş ülkelerin çoğu, yükselen ekonomilerin ise bir bölümünün hala önemli ayarlamalarla karşı karşıya. Bu ülkelerin toparlanmaları ağır adımlarla gerçekleşiyor ve yüksek işsizlik büyük bir sosyal zorluk oluşturuyor. Aksine birçok yükselen ve gelişmekte olan ekonomi yeniden güçlü büyümeyi görüyor, çünkü bu ekonomiler Büyük Durgunluk'tan (2008 sonunda başlayan ekonomik kriz) önceki büyük finansal aşırılıkları yaşamadı" denildi.

Sürdürülebilir, sağlıklı bir toparlanmanın iki dengenin yeniden sağlanmasına dayandığı belirtilen raporda bu dengeler "Gelişmiş ekonomilerde özel talebin güçlendirilmesiyle birlikte içte dengenin yeniden sağlanması, mali konsolidasyona izin verilmesi; ABD gibi açık veren ülkelerdeki net ihracatta artışla birlikte dış yeniden dengenin sağlanması ve fazla veren ülkelerde, özellikle yükselen Asya'da olduğu gibi net ihracatlarda düşüş" şeklinde tanımlandı. Raporda şöyle denildi:

"-Gelişmiş ülkelerde artan net ihracatlar yüksek talebe ve yüksek büyümeye işaret eder, mali konsolidasyon için daha fazla kapasite sağlar. Güçlendirilmiş iç talep, daha düşük ihracatla karşılaştıklarında yükselen piyasa ekonomilerinin büyümeyi korumalarına yardımcı olur.

-Yeniden dengelemenin gerçekleştirilmesi bir dizi politikanın uygulanmasını gerektirir. Gelişmiş ekonomilerde finansal sektörün onarımı ve reforma tabi tutulması, sağlıklı kredi büyümesinin kaldığı yerden başlamasına ihtiyaç duyar. Ek olarak mali ayarlamaların 2011 yılında ciddi olarak başlatılmasına ihtiyaç vardır. Mali politika manevralarının uygulanabilmesine yönelik yeni bir kapasite yaratmak için, gelecekteki bütçe açıklarında kesintiye yönelik özel planlara acilen gereksinim var. Şayet küresel büyüme beklenenden fark edilir biçimde yavaşlama işaretleri verirse, mali kapasiteye sahip ülkeler planlanmış konsolidasyonlardan bir bölümünü erteleyebilir.

-Bu arada anahtar yükselen ekonomiler, daha büyük döviz kuru esnekliği desteğiyle birlikte, büyümenin yurtiçi kaynakların geliştirilmesine de ihtiyaç duyacaklar."
Raporda ekonomik toparlanmanın 2010'un ilk yarısında artmaya devam ettiği, fakat küresel finansal istikrarın, yılın ikinci çeyreğinde ülke borç piyasalarındaki çalkantıyla birlikte büyük bir aksamaya uğradığı belirtildi. Ekonomik toparlanmanın boyutunun başta Asya olmak üzere bölgeler bazında önemli değişiklikler gösterdiği belirtilirken, ABD ve Japonya'nın 2010'un ikinci çeyreği sırasında açık bir yavaşlama deneyimi yaşadığı, Avrupa'da aynı dönemde büyümenin hızlandığı, yükselen ve gelişmekte olan ülkelerde ise güçlü kaldığı kaydedildi. Raporda, "Mali koşullar normalleşmeye başladı fakat kurumlar ve piyasalar hala kırılgan. Genel olarak finansal, para ve mal piyasalarındaki aşırı oynaklık yüksek kaldı"
denildi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.