Ergenekon niye bitmiyor?

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, başta Ergenekon olmak üzere yürütülen soruşturmalarda şüphelilerin uzun süre tutuklu kalmalarını "korkutucu" olarak değerlendirdi. Boyner "Mustafa Balbay'ın durumu... Burada mutlaka ve mutlaka bir yanlışlık var. Hukuken uzamamasının önünde bir engel var mı? Yargı reformu esas buralarda lazım. Savcının çok mu işi var, anlayamıyorum. Özel bir konu bu Ergenekon. Niye bir türlü bitmiyor, bilmiyorum" diye konuştu.
Yayınlanma tarihi: 7 Ekim 2010 Perşembe, 07:36

Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, Cumhuriyet gazetesi'nin sorularını yanıtladı...

- TÜSİAD olarak hak ve özgürlükleri ön planda tuttuğunuzu her fırsatta dile getiriyorsunuz. Başta Ergenekon soruşturması olmak üzere yürütülen çeşitli soruşturmalarda aralarında gazetemiz yazarı ve eski Ankara Temsilcisi Mustafa Balbayın da bulunduğu şüpheliler ile ilgili tutukluluk sürelerinin uzaması durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ümit Boyner- Çok korkutucu, Mustafa Beyin durumu... Hep söyledik, ilk yaptığımız basın toplantısında ve basın bülteninde bunu dile getirdik. Gerçekten bu anlaşılabilir bir şey değil. Burada mutlaka ve mutlaka bir yanlışlık var. Yargı reformu diyoruz. Türkiyede aslında bakmak lazım. Niye işlemiyor, bu kadar sürede bir dava sonuçlanmıyor ve mahkûm olmadan, sadece suçlamalarla tutukluluk süreleri bu kadar uzuyor?

- Sayın Cumhurbaşkanı da net bir şekilde tavır aldı...

- Bir şekilde konunun sahibi yok...

- Aslında var, Adalet Bakanlığı. Yargı reformu diye öncelik olarak Anayasa Mahkemesi ve Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştirmeyi getiriyorlar...

- Yargı reformu esas buralarda lazım. Yargının çalışma hızı, vatandaşın adaletin yerine gelmesiyle ilgili hissiyatı çok zayıf. Mahkemelere güvenmiyor, işini çözemiyor. Gerçekten yapısal noktalara da bakmak lazım. Sadece taraflı, yanlı olması meselesi değil.

- Bir yasa değişikliği ile bile çok kolay bir şekilde tutukluluğun uzatılmasının önüne geçilebilir...

- Hukuken uzamasının önünde bir engel var mı? Savcının çok mu işi var anlayamıyorum. Özel bir konu bu, Ergenekon. Niye bir türlü bitmiyor, bilmiyorum. Sayın Balbay, sizden öğreniyorum, 579 gündür içeride. ABnin bunlara eğilmesi lazım.

- Yasadışı dinlemeleri de kişisel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendiriyor musunuz?

- 160 bin kişinin dinlendiğini söylüyorlar. Bunun yanlış olduğuna inanmak istiyorum. O psikoloji çok korkunç. Murat Yetkinin (Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi) yazdığı, o toplantıda ben de şoke oldum. Bir salondaki bin kişinin 800ü el kaldırır mıdinlendiğimi düşünüyorumdiye. Bu hissiyat bile çok kötü. Ben yapmıyorum ama insanlar toplantı yaparken telefonları başka yere koyuyor. Hanefi Avcının kitabını da kısmen okudum.

‘Başbakan’ın sözleri 6-7 Eylül olaylarını çağrıştırdı’

- Başbakanın İstanbul - Anadolu sermayesi ayrımı yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

BOYNER- Tarihimizde hep ayrıştırarak yönetme refleksimiz var ve bu kötü bir yaklaşım aslında. Sermayenin İstanbul’u, Anadolu’su olmaz. Türkiyenin katma değerinin çok büyük kısmı İstanbulda yaratılıyor. O zaman doğaldır ki merkezi İstanbulda olan şirket sayısı TÜSİAD içinde yüksek olacaktır. Ama birçok şirket de Anadoluda başlayıp İstanbula geliyor. Merkezi Anadoluda olan üyelerimiz de var. O nedenle böyle bir ayrımcılıkla karşılaşmak biraz dokunuyor doğrusu.

- Sermayenin el değiştirmesi sözü size neyi çağrıştırdı?

- İlk duyduğumda bana Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül olaylarını çağrıştırdı. Başbakanın bunu sermayenin tabana yayılması anlamında söylemiş olduğunu ümit ettim. Tabii ki sermayenin tabana yayılması demokrasinin önemli bir şartı. Ama el değiştirmektanımı kötü bir şey. Birinden alıp başkasına vermek gibi. El değiştirmek biraz onu çağrıştırıyor.

- Diğer üyeler tepki göstermiyorlar mı?

- Göstermezler mi, gösteriyorlar tabii. Ben kişisel karar vermedim ki konuşmalarımda. ÜyelerdenBir dakika ne oluyoruz. Biz katma değer, istihdam yaratıyoruz. Nasıl bir yaklaşım budiyenler var. Bunun üzerinde hem ben durdum hem de Mustafa Koç.

- Korkuyor mu üyeleriniz?

- Muharrem Bey de konuştu. Başkan ya da yönetim kurulu üyeleri konuşur. Sanayicilikte korku olamaz. Çünkü bir gecede sanayici olunmuyor. Aynı demokratlık gibi. Bir gecede nasıl demokrat olunmuyorsa.

‘Cemaatler çeteleşiyorsa üstüne gidilmeli’

- Cemaat tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz?

BOYNER- Türkiyede tarikat ve cemaat gerçeği her zaman vardı. Yasaktı falan ama varlıklarını sürdürdüler. Her zaman güçlüydüler. İnsanlar ihtiyaç duyuyorsa yasaklamakla hiçbir şeyin önüne geçemiyorsunuz. Ama bunun mutlaka şeffaflaşması lazım. Ama devletin içinde çeteleşmek filan gibi şeyler oluyorsa, bunun mutlaka çözülmesi, üzerine gidilmesi lazım.

- Cemaatleşme demokrasinin önüne bir engel olarak çıkmıyor mu?

- Cemaat kavramı biat kültürü gerektiriyor. Biz birey diyoruz, vatandaşın birey olarak hakları diyoruz. O noktada toplam bir cemaatin yaşam tarzı dayatması, fikir dayatması demokrasi anlamında kolay değil.

- Siyasette tavır almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- O tavır alıyor ve siyasetçilerimiz de ondan hoşnut. Bundan hoşnut olmayan oraya selam çakmayan bir tanesini görmedim. CHP de dahil. Hepsi dahil. Sayın Kılıçdaroğlunun bu yönde sözlerini daha duymadım. Bakalım..

- Referandumda TÜSİAD taraf olmama noktasında tutum takınırken Gülen cemaatinin Ölüler bile evet kullanmalı tutumu sizi kaygılandırıyor mu?

- Onlarınki farklı, bizimki farklı bir yaklaşım. Birey olarak özgürlüklerimi kısıtlayacak her şey beni çok rahatsız ediyor. Uykularımı kaçırıyor. Birey olarak fikirlerimi söyleyebilmek nefes almak kadar önemli. Ben özgürlüğüme çok düşkünüm. Herhangi bir şeyin beni duvara yaslayacağı, susturacağı korkusu beni öldürebilir. Bununla da sonuna kadar mücadele ederim. Ama yasaklamayla da çözülmeyeceğini düşünüyorum.

"Önce demokratik açılım"

- Başkanlık sisteminin Türkiye gibi bir ülke için sakıncası olur mu?

BOYNER- Nasıl bir sistemden bahsettiğinize bağlı. Amerikada başkanlık sistemi içinde denge kontrol mekanizmasını barındıran federatif bir yapı. Bunu aynen uygulayabilir misiniz? Emin değilim. Uygun değil Türkiyeye. Diğer taraftan Fransadaki gibi yarı başkanlık sistemi. O mudur düşünülen? Ben ondan da emin değilim. Bizim önce demokratik katılım, çoğulculuk, temsilde adalet gibi konuları çözmemiz gerekiyor. Ondan sonra parlamenter sistemle mi gideriz yoksa başkanlık sistemiyle mi? O ikincil bir konu. Önemli olan anayasanın vatandaşı öne koyan bir anayasa haline gelmesi ve temsil adaletinin sağlanması. Baraj, Siyasi Partiler Kanunu...

- Yeşil sermaye akışı var mı?

- Ortadoğudan çok ciddi yatırım geliyor. Var. Ama eskiden de vardı. Bir yayılma var. Bunun hepsi yeşil sermaye mi bilemem. Bu konuyu tartışmayı sevmiyorum.

Mali kural seçimden sonraya kaldı

- Mali kuralın ertelenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

BOYNER- Seçimlere kadar raftan inmeyecek gibi gözüküyor. Mali kural koymadan da hükümet mali disiplin içinde çalışabilir. Yatırım ortamının öngörülebilirliği açısından mali kural gibi bir kriterin olması çok önemliydi. Sadece dışarıdaki yatırımcı değil içeridekiler için de önemliydi. Mali kural koymasak da biz mali disipline bağlı kalacağız” dediler. Göreceğiz.

- Seçim sürecini nasıl görüyorsunuz?

- Sadece AK Parti değil her iktidar döneminde seçim zamanlarında işin ucu kaçabiliyor. Ama bir cari açık sorunumuz var. Türkiyenin üzerinde durması gereken bir konudur bu. Esasen Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu gibi birkaç temel konu da Mecliste bekliyor. Bunlar kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda önemli adımlar. Bunlar bir türlü çıkarılamıyor maalesef. Muhalefet, iktidarı, iktidar muhalefeti suçluyor.

- Ama iktidar istediği yasayı istediği zaman çıkartabiliyor...

- Bilemiyoruz. Bir şekilde yasama çalışmıyor. Ama kayıt dışılıktaki bu durum sürdürülebilir olamaz.

- Büyüme bir türlü işsizlik sorununu çözemiyor...

- Türkiyenin her sene işgücüne katılan bir nüfus kesimi var. Yüzde 6 büyürse ancak yeni işgücüne iş yaratabiliyor. Geri kalan yapısal kemikleşmiş bir işsizlik var. O nedenle daha hızlı büyümemiz lazım. Yüzde 11-12lik büyümeler de çok gerçekçi değil. Bize tepki gösteriyorlar ama, güvenceli esneklikadını verdiğimiz uygulamalara geçmemizde yarar var.

Kuzey Irak bizden yatırım bekliyor

- Kuzey Irakı ziyaret edeceksiniz...

BOYNER- Aslında bu tamamen ticari bir ziyaret. Üyelerimizden merak eden çok var Kuzey Irak piyasasını. Ama Barzani bize geldiğinde ilk açtığım konuPKK konusunda ne yapacasınızdemek olacak. Orada bir güvenlik sorunu yok deniyor ama ne olursa olsun topraklarında PKK varsa bir şekilde daha fazla yardımcı olmalı.Yapamıyorum diyor. Benim peşmergelerim var. Koskoca Türk ordusu çözemiyor ben nasıl çözeyimdiyor.

- TÜSİADdan ne bekliyorlar?

- Yatırım. Onlar merkezi hükümet kurulmadan oradaki yatırımın artmasını önemsiyorlar. Oraya gittiğimde daha rahat konuşabilirim. Bir buçuk milyon kişilik bir bölge. Ne çıkar bilemiyorum. Ticaret arttığı vakit ilişkiler de düzelir. Suriyeye bakın. Neredeyse savaşa giriyorduk. ama şimdi canlılık var.

İran ile ilişkiler

BOYNER- Çok ciddiye alınması gereken bir komşu. Çok zorlanıyoruz. ABD ile ilişkilerde en büyük problem. İran konusunda bile biraz yumuşama var, biraz sanırım. ABDnin Türkiyedeki repütasyonu da çok parlak değil. BM insan Hakları Konseyindeki raporu reddetmeleri de çok iyi bir gelişme olmadı.

- ABD ile İş Konseyi size alternatif mi?

- Hayır. Bizim de içinde olduğumuz bir yapı bu. Ali Babacanın başlattığı bir süreç. Potansiyele göre ticaretimiz çok az.

- Devlet güdümlü bir yapı olması açısından etkisi ne olur?

- Türkiye 80lerde bunları yapardı. Özal, uçağına doldurur işadamlarını götürürdü. Ama artık büyük yatırımlarda çok önemi olmuyor. Bir farkındalık yaratmak adına iyi olur. KOBİlerde daha çok potansiyel olabilir.

- Siyasi olarak ABD ile Türkiyenin arası nasıl düzelecek?

- İran konusu uzun süre bizi meşgul edecek. Yaptırımları uygulamaya ABD çok kararlı. Ticaret konusunda hissetmedik ama bankalarda oluyor. Yaptığımız ticaretin parasını korrespondentlardan alamıyoruz.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.