'Pakistan bizi hiç yalnız bırakmadı'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Pakistan bizi, kurtuluş mücadelemizde yalnız bırakmadı. 1999 depreminde yalnız bırakmadı. Bu kadar birbirini seven iki ülke halklarının bu tür günlerde birbirinin imdadına yetişmesinden daha tabii ne olabilir'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 13 Ekim 2010 Çarşamba, 11:30

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan'da meydana gelen sel felaketinden etkilenen Multan'da Türk Kızılay'ı tarafından yaptırılan bin 600 adet Mevlana Evi'nin dağıtım törenine katıldı. Erdoğan, törende yaptığı konuşmaya ''Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla'' sözleriyle başladı. Bu tarif edilemez sel afeti sebebiyle tüm Pakistanlılara şahsı ve Türk milleti adına üzüntülerini bildiren Erdoğan, ''Ebediyete intikal eden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yakınlarına, tüm Pakistan halkına baş sağlığı temennilerimizi iletmek istiyorum'' dedi.

Erdoğan, Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, Pencap Eyaleti Başbakanı Şahbaz Şerif, tüm bakan ve milletvekillerine, kendisiyle bu ziyareti gerçekleştiren bakan ve milletvekili arkadaşlarının kalbi şükranlarını ifade etmek istediğini söyledi. Türkiye'de halkın duyarlılığına tercüman olan Türk halkını bu noktada adeta seferber eden Diyanet işleri Başkanı'nın da kalbi muhabbetlerini bildirmek istediğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: ''Aynı şekilde işçi kardeşlerimizin örgüt reisi, memur kardeşlerimizin örgüt reisi, iş adamlarımızı temsilen yine İstanbul Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu üyesi kardeşlerim bizlerle beraber. Onların da sevgilerini ifade etmek istiyorum. Heyetimde bulunan tüm kardeşlerimin siz kardeşlerime selam ve saygıları var. Bizi tarih birleştiriyor. Bizim ortak kültürümüz var, bizim ortak değerlerimiz var. Bu kültür, bu değerler uğruna asırlar boyu birlikte yürümüşüz. Şimdi de bu sorumluluğun bize yüklediği bir görevin ifası için buradayız.''

Sel felaketi olduğu andan itibaren Kızılay'ın hemen burada olduğunu dile getiren Erdoğan, 2005 Muzafferabad Depremi'nden sonra Kızılay'ın buradan ayrılmadığını belirtti. Muzafferabad'da Kızılay olarak TOKİ olarak bulunduklarını ve Türkiye olarak tüm hayırsever kurumlarla orada bir çok yatırımları gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, hala TİKA olarak, devlet olarak oradaki çalışmalarımızı sürdürdüklerini ifade etti. ''İstiyoruz ki kalıcı eserler bırakalım'' diyen Erdoğan, Anayasa değişikliğine ilişkin halk oylaması sebebiyle geçikmiş olarak yaptıkları bu ziyaretin öncesinde eylül ayı bayında eşi, kızı ve hanımlardan oluşan bir heyetin bölgeyi ziyaret ettiğini hatırlattı.

Şimdi de bakan arkadaşlarıyla teknik bir kadroyla burada olduklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: ''İstiyoruz ki tespitleri yapalım ve bölgede kalıcı eserler bırakalım, altyapı çalışmaları yapalım, üstyapıya yönelik çalışmalar yapalım. Okul, hastane gibi alanlarda adımlar atalım. Şu anda halkımızın duyarlılığı aynen devam ediyor ve süratle burada yardımlara başlayacağız. Kızılay'ın Mevlana Evleri, çadırlar ve konteyner kentler geçici, biz istiyoruz ki kalıcı olanları yapalım. Ve değerli dostum Gilani'ye de söyledim, Sayın Şerif'e de sabah söyledim; ortak olarak neler yapabileceksek bunların adımlarını atalım. Tabii ki uygun yerleri tespit etmemiz lazım ve ona göre de yatırımlarımızı hemen orada başlatalım. Muzafferabad'a yaptıklarımızı bittikten sonra gezdim gördüm. Depremde de gezip görmüştüm. Tabii işlerimizi hemen hemen büyük ölçüde bitirdikten sonra gezip gördüğümde gerçekten o zaman 'hamd olsun' dedim. Zira, istedik ki Pakistan'a yakışanı yapalım. Türkiye'ye yakışanı yapalım. Ve bunun için de çalışmalarımızı hemen başlatalım. Biz sizleri seviyoruz. İnanıyorum ki sizler de bizleri seviyorsunuz. Pakistan bizi, kurtuluş mücadelemizde yalnız bırakmadı. 1999 depreminde yalnız bırakmadı. Bu kadar birbirini seven iki ülke halklarının bu tür günlerde birbirinin imdadına yetişmesinden daha tabii ne olabilir. Beraber yapacağımız işlerden az önce Dostum Gilani bahsetti. Gerek askeri, gerek siyasi gerek ekonomik, gerek ticari bir çok alanda yapacağımız işler var. Ulaşımda yapacağımız yatırımlar var. Enerji'de müşterek yapacağımız yatırımlar var. Özellikle tarımsal alanda atmamız gereken müşterek adımlar var. İnşaat sektöründe, Çin'den sonra dünyada ikinci ülkedeyiz. Dolayısıyla bu tür yatırımlarda Türk müteahhitlerinin yükleneceği işler olabilir. Burada elimizden gelen gayreti göstereceğiz.''

Terörle mücadeleye değindi

Erdoğan, yaptığı konuşmada, terörle mücadeleye değindi. Pakistan halkına seslenen Başbakan Erdoğan, Türkiye olarak terörle bir mücadele sürdürdüklerini ifade etti. Pakistan'da da ülkenin birliğine, bütünlüğüne kast edenlerin olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları söyledi: ''İnanıyorum ki Pakistan halkı olarak bu birliğinizi, bu beraberliğinizi, bu bütünlüğünüzü asla bozmayın. Bunu bozmak isteyenlere fırsat vermeyin. Onun için de dayanışma içinde daha güçlü bir Pakistan'ı kurmanın gayreti içinde olun. Şunu açık söylüyorum. Pakistan'ın zayıf düşmesi Pakistan dışında birilerini sevindirir. Herhalde o birilerinin kimler olduğunu anlıyorsunuz. Onlar bizim için de aynıdır sizin için de aynıdır. Onun için güçlenmeye mecburuz. Güç toplamaya mecburuz. El ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Daha güçlü bir Pakistan, daha güçlü bir Türkiye diyeceğiz.''

İsrail

Aynı durumun İslam dünyası için de geçerli olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, ''İslam dünyasını bölmek, parçalamak isteyen güçleri biliyorsunuz. Bunların kimler olduğunu biliyorsunuz'' diye konuştu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Eğer uluslararası sularda bir yardım konvoyuna denizden havadan birileri saldırabiliyorsa, bunlar gücü nereden alıyor? Bunu sormamız lazım. 9 tane kardeşimizi şehit edenler belli. Cenevre'deki İnsan Hakları Komisyonu'nun verdiği karar da rapor da ortada. Bunun bir gaddarlık olduğunu da bu raporda ifade ettiler. Vahşice olduğu ortaya çıktı. 19 yaşında bir genç, aslen Türk ama ABD vatandaşı. Bu gencin 2 kaşının arasında 2 cm ile 40 cm arası bir mesafeden onu infaz ederek şehit ettiler. Ve sırtından iki mermi, vücudunun değişik yerlerinden 2 mermi, 5 kurşun ile şehit ettiler. Artık bunlar resimlerle adli tıp raporlarıyla tespit edildi. 9 şehidin vücudundan 30 mermi çıkarıldı. AB üyesi ülkeler çekimser kaldılar. ABD, İsrail'in yanında yer aldı. 30 ülke rapora 'evet' dedi. Şu anda BM Güvenlik Konseyi'nin panel çalışmaları devam ediyor. Temenni ediyoruz ki hak yerini bulur. İsrail, özür dilemek durumundadır, tazminat ödemek durumundadır. Bunları yerine getirmedikçe Orta Doğu'da yalnız kalmaya mahkumdur.''

Bu sel felaketi nedeniyle bir araya geldiklerini kaydeden Erdoğan, sel nedeniyle ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, evsiz kalanlara da sabır diledi. Yaraların sarılması için ellerinden geleni yapacaklarını anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini, ''Sayın Gilani yapılacak olanları açıkladı, şu anda attıkları adımları açıkladı. Ben de yapacaklarımızı söyledim. Bugünden daha tezi yok, hemen çalışmaya başlıyoruz. Yer tespitleriyle beraber adımlarımızı atıyoruz. 'Yaşasın Pakistan-Türkiye kardeşliği' diyorum'' diye tamamladı.

'Maraş konusu genel müzakereleri ilgilendiden bir konudur'

Toplantıda bir gazetecinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın "Gazi Mağusa'da bulunan Maraş bölgesinin denetiminin Türkiye'den BM'ye geçmesi halinde, Mağusa limanına AB ile birlikte ticaret yapılmasına yeşil ışık yakabiliriz" dediğini hatırlatarak, bunu nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Davutoğlu, bu konuda Türkiye'nin tutumunun ilkesel ve net olduğunun altını çizdi. Bakan Davutoğlu şunları kaydetti: "Maraş konusu genel müzakereleri ilgilendiren bir konudur. Dolayısıyla bunun AB'nin zaten yükümlülüğü olan, doğrudan ticaret tüzüğü Avrupa Konseyinde onaylanmış bir konuyu Maraş'la denkleme oturtmak doğru değil. Biz Kıbrıs'ta son derece iyi niyetli olarak, orada yürüyen müzakereleri destekliyoruz ve güçlü bir siyasi irade olması durumunda kısa zamanda çözüm olacağına olan inancımızı da sürdürüyoruz. Ancak Rum tarafı maalesef Türk tarafının bütün iyi niyetine rağmen konuyu zamana yayıyor. Bir takvim oluşmasına karşı çıkıyor. Türk tarafının getirdiği yaratıcı önerileri tartışmak yerine, konuyu başka yönlere çekmeye çalışıyor. Biz kapsamlı çözüm için daha yoğun şekilde çaba sarf edilmesine önem veriyoruz."

Doğrudan ticaret tüzüğü ve Gazi Mağusa'nın açılmasının bir AB yükümlülüğü olduğunu kaydeden Davutoğlu, 2004 yılında AB tarafından alınan bu kararın uygulamaya geçmesini bekledikleri söyledi. Davutoğlu, "Kıbrıs Türk tarafının haksız ambargolarla cezalandırılmasına izin vermeyiz ve meşru görmeyiz. Maraş ise kapsamlı çözümlerle ilgili bir husustur" ifadelerini kullandı.

Sudan'la ilişkiler

Basın toplantısına Sudan Dışişleri Bakanı Ali Ahmed Karti'yi Türkiye'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek başlayan Davutoğlu, Türkiye ile Sudan arasındaki ilişkilerin köklü tarihi geçmişe sahip olduğunu, bu köklü ilişkilerin bugün de en kapsamlı şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye'nin Sudan'ın refahını istikrarını ve bütünlüğünü gerek Afrika, gerekse tüm dünya istikrarı açısından önemli bir unsur olarak gördüğünü kaydeden Davutoğlu, Sudan'ın bütün özellikleriyle küçük bir Afrika gibi olduğunu ve stratejik öneme sahip bulunduğunu bildirdi.

"Son dönemde Sudan'da yaşanan gelişmeler hem kardeş Sudan halkı için hem Afrika istikrarı için hem de dünya barışı için büyük bir önem taşımaktadır" diyen Davutoğlu, bu süreçte Türkiye'nin siyasal görüşlerine bakmaksızın Sudanlıların yanında olmaya devam edeceğini belirtti. Türkiye'nin Sudan'a yönelik yapabileceği her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunun altını çizen Davutoğlu, Sudan ile ekonomik, sosyal ve siyasi ilişkilerin iyi geliştirilmesinin önem taşıdığını söyleyerek, Darfur'daki gelişmeleri de kapsamlı şekilde ele aldıklarını belirtti ve Katar'ın yürüttüğü ulusal uzlaşı çalışmalarına verdikleri desteği bir kez daha teyit ettiklerini kaydetti.

Davutoğlu, "Türkiye olarak bu konuda da her iki tarafla ve ilgili taraflarla tarihi bağlarımız olduğu sebebiyle bu sürecin barışçıl şekilde ve Sudan'ın bütünlüğü içinde çözülmesi konusunda elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız ve Katar'la da yakın işbirliği ve istişare içindeyiz" diye konuştu. Türkiye'nin elinden geleni yapmaya devam edeceğini bildiren Davutoğlu, önümüzdeki günlerde Kuveyt'te Doğu Sudan ile ilgili düzenlenecek konferansa aktif şekilde katılacaklarını, Sudan'la ilgili gelişmeler sebebiyle bundan sonra da istişareleri sürdürmeye karar verdiklerini ve her konuda Sudan'a desteklerinin süreceğini kaydetti.

Bakan Davutoğlu, "Çünkü Sudan barışı Afrika barışı demektir, bu da insanlık barışı demektir. Biz bu çabaları en güçlü şekilde destekleyeceğiz" diyerek, konuk bakanla ikili ilişkileri de kapsamlı şekilde ele aldıklarını, mevcut güçlü ilişkileri daha da geliştirmeye kararlı olduklarını belirtti. Karti ile birlikte diplomatik pasaportların vize muafiyeti ile ilgili bir anlaşma imzaladıklarını hatırlatan Davutoğlu, bunu daha geliştirerek vizelerin tümüyle kalkması konusunda güçlü bir iradeleri bulunduğunu ve bunu en kısa sürede gerçekleştirmeyi düşündüklerini bildirdi. İki ülke dışışleri bakanlıkları arasında diplomat eğitimi ve diplomasi akademileri ile ilgili bir anlaşma da imzaladıklarını anımsatan Davutoğlu, bu konuda sınır tanımaksızın dışişleri bakanlıklarının diplomat eğitimi konusunda birlikte çalışmaya karar verdiklerini ifade etti.

Davutoğlu, iki ülke arsındaki ekonomik ilişkilerin de son derece iyi seyrettiğini söyleyerek, 250 milyon dolarlık bir ticaret hacmi bulunduğunu, işadamlarının teşviki hususunda kararlı olduklarını ve konuk bakanın yarın İstanbul'da işadamları ile kapsamlı toplantılar yapacağını bildirdi. Geçen yıl iki ülke arasında Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) toplantısı yapıldığını anımsatan Davutoğlu, görüşmede bu toplantının yine yapılması kararını aldıklarını kaydetti. Sudan'da Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile Kızılay'ın Sudan'da yardım konusunda kapsamlı projeler yürüttüğünü söyleyen Davutoğlu, Sudan'ın kalkınması için gerek hastane gerekse su kuyuları açılarak tarımın sulama ihtiyacının karşılanması yönündeki desteklerinin devam edeceğini belirtti. Türk inşaat firmalarının Sudan'da etkin şekilde faaliyet gösterdiğini anlatan Davutoğlu "Bunları artırarak sürdüreceğiz ve iki ülke arasında gerekli hukuki altyapı anlaşmalarını da tamamlayacağız" dedi.

Konuk bakanla toplantısında diğer Afrika ülkelerinde işbirliği konusunu da ele aldıklarını bildiren Davutoğlu, Türkiye'nin Somali gibi bölgesel konular dışında Afrika'ya yönelik açılım politikasını görüşme imkanı bulduklarını söyledi. Davutoğlu, iki ülkenin uluslararası organizasyonlardaki işbirliğinin mükemmel şekilde seyrettiğini ve iki ülkenin adaylarını karşılıklı olarak desteklediklerini ifade etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ziyarette konuk bakan Karti'ye, "Stratejik Derinlik" kitabının Arapça'ya çevrilmiş halini hediye ettiklerini belirterek, "Sudan'ın da stratejik derinliği son derece güçlüdür ve umut ederiz ki bu stratejik derinlik, Sudan'ı ekonomik ve siyasi olarak uluslararası toplumda hak ettiği noktaya getirecektir. Bu gayretlerinde de Türk kardeşleri her zaman Sudanlı kardeşlerinin yanında olacaktır" diye konuştu.

Sorular

Sudan'ın referandum sonrası ikiye ayrılması durumunda Türkiye'nin tutumunun ne olacağının sorulması üzerine Davutoğlu, Sudan'da kapsamlı bir barış anlaşması çerçevesinde bir yol haritası olduğunu belirterek, bunun barışçıl şekilde uygulanmasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin her zaman Sudan'ın birliğinden yana olduğunu kaydeden Davutoğlu, Güney Sudan'ın referandum sonucu ayrılması durumunda herkese düşen görevi, "Bu ayrılan iki entitenin dostça bir arada yaşamasını temin için gerekli siyasi, ekonomik ve kültürel tedbirleri almak" olarak tanımladı. Sudan'ın birlikte veya ayrı olarak devam etmesi durumunda da Türkiye'nin aktif desteğini alacağını ifade eden Davutoğlu, her iki durumda da Sudanlıların barışı, refahı ve istikrarı için elinden gelen tüm gayreti göstereceğini bildirdi.

"İstiyoruz ki siyasal ayrılma olsa bile ekonomik, kültürel ve sosyal birliktelik devam etsin" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin Güney Sudan'daki başkonsolosluğunun büyükelçiliğe dönüştürülmesi durumunda, bu büyükelçiliğin kardeş ülkeler arasındaki barışı temin etme çabası içinde olacağını belirtti. Vizelerin neden sadece diplomatik pasaportlara kaldırıldığına ilişkin soruya ise Davutoğlu, kendilerinin iki ülke arasında vizelerin tamamen kaldırılmasını arzu ettiklerini, ancak yürütülen teknik hazırlıkların kısa sürede tamamlanacağını kaydetti. Davutoğlu, Osmanlı döneminden kalma Sudan'da çok sayıda Türk bulunduğunu ve çok sayıda Osmanlı eserinin varlığının bilindiğini ifade etti.

'Türkiye'nin Afrika politikalarını biz de benimsiyoruz'

Karti, bir gazetecinin ''Sudan'da güneyliler ayrılmak istiyor. Acaba bu ayrılma zor mu olacak, kolay mı? Yoksa kanlı mı olacak?'' sorusu üzerine Sudan'dan ayrılmak isteyen grubun sayıca azınlıkta olmalarına rağmen çok etkili olduklarını söyledi. Ülkede önümüzdeki günlerde yapılacak referandumun kendileri için çok önemli olduğunu dile getiren Karti, ''Bütün uluslararası ilişkilerimizi kullanarak Afrika Birliği, Avrupa Birliği gibi uluslararası bölgesel örgütlerin hepsinin desteğiyle, bu referandumun sağlıklı bir şekilde sonuçlanmasını sağlamaya çalışacağız. Azınlık grubun iradesinin geleceği belirlemesine izin vermeyeceğiz. Eğer çoğunluk bu ayrımı istiyorsa bizim kabulümüzdür'' dedi.

Sudan'daki sürecin barış anlaşmasıyla başladığını belirten Karti, referandum sonucunda da barışın sürmesini istediklerini ifade ederek, ''Tekrar savaşa girmek istemiyoruz. Aramızda çok muallakta konular var. Ayrılma durumunda Sudan'ın kuzeyinde yaşayan bir buçuk milyon güneylinin geleceği, iki bölge arasındaki sınırların çizilmesi, yer altı ve yer üstü kaynaklarının bölüşümü gibi konular var. Petrolün yüzde 70'i güneyde yüzde 30'u ise kuzeyde. Ülkenin borçlarının paylaşımı gibi teknik konular da çözülmek zorunda kalacak'' diye konuştu. Konuşmasında iki ülke ilişkilerine de değinen Karti, Türkiye'nin bölgesinde ve uluslararası alanda çok önemli ve etkili bir ülke olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Sudan arasında 1600'lerden bu yana çok güçlü kültürel, tarihi ve sosyal ilişkiler olduğunu belirten konuk bakan, ''Osmanlı döneminden sonra orada kalan Türk soydaşlar, halkla kaynaştı ve o insanlar hala ülkemizde bulunuyorlar'' dedi. Türkiye'nin bölge için çok önemli olduğunu ifade eden Karti, ''Bölgemizdeki tüm ülkeler Türkiye'ye ihtiyaç duymaktadır. Bizim de her alanda Türkiye'yi destekleyeceğimizi vurgulamak istiyorum. Bu coğrafyadaki Müslüman ülkelerin sorunlarıyla uğraşanları Allah muzaffer eylesin. Onların adını tarih, altın harflerle yazacaktır'' diye konuştu. Son yıllarda Türk işadamlarının Sudan'da çok güzel projeler gerçekleştirdiğini belirterek, gelecekte de Sudan'daki yer altı ve yer üstü kaynaklarını birlikte değerlendirmeyi umduklarını dile getirdi.

Davutoğlu'yla yaptıkları görüşmeyle ilgili bilgiler de veren Karti, şunları söyledi: ''Sudan'da bildiğiniz gibi Güney Sudan'ın ayrı bir devlet olup olmayacağına ilişkin referandum gerçekleştirilecek. Davutoğlu'yla bu konuda görüş alışverişinde bulunduk. Eğer güney ve kuzey olarak ayrılırsak Türkiye'yle ilişkilerin biçimi konularını görüştük. Türk hükümetine, Sudan barışının sağlanmasında gösterdiği destek, hastane, alt yapı ve içme suyu kuyuları açılması gibi çeşitli alanlardaki yardımlarından dolayı teşekkür ettim. Türkiye'nin Afrika politikalarını biz de benimsiyoruz. Afrika açılımlarına destek olacağız. Bu politikanın bir ayağı olacağız. Birlikte stratejiler geliştireceğiz.'' Türkiye'nin Pakistan'a yönelik desteğine de değinen Karti, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Pakistan'daki temaslarını hatırlatarak Pakistan'daki sel felaketinden etkilenen halka yapılan yardımlar dolayısıyla Türkiye'ye teşekkür etti.

Konuk Bakan, Sudan'ın bölünmesi halinde Türkiye'nin Güney Sudan'la ilişki geliştirmesini nasıl karşılayacakları sorusuna da, ''Biz Güney Sudan'ın ayrılması durumunda Türkiye'nin onlarla da ilişki kurmasına karşı değiliz. Türkiye'nin halen Güney Sudan'da başkonsolosluğu bulunuyor. Bunun ileride büyükelçilik düzeyine çıkmasına ve Güney Sudan hükümetiyle Türkiye'nin diplomatik ilişkiler geliştirmesine asla karşı çıkmayız. Aksine, iki Sudan'ın barışçı bir şekilde yaşaması için Türkiye'nin desteğine ihtiyacımız olacak. Türkiye'nin o bölgede olması gerektiğini düşünüyorum'' diye cevap verdi.

Yarın İstanbul'da işadamlarıyla bir araya geleceğini ifade eden Karti, Bakan Davutoğlu'nun kendisine hediye ettiği ''Stratejik Derinlik'' kitabının Arapça çevirisi için de teşekkür etti.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Karti basın toplantısı öncesinde, iki ülke dışişleri bakanlıkları diplomasi akademileri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesiyle ilgili mutabakat zaptı ve diplomatik pasaportlara yönelik vizelerin kaldırılmasına ilişkin anlaşmayı imzaladı.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.