'Hayata Dönüş Operasyonu' davası

Bayrampaşa Cezaevindeki ''Hayata Dönüş Operasyonu'' davası kapsamında ''müşteki'' olarak duruşmada dinlenilen Bekir Şimşek, bu operasyonda en üstten en alta kadar herkesin sorumlu ve suçlu olduğunu öne sürerek, ''Burada yargılananlar dahil olmak üzere herkesten şikayetçiyim'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 24 Kasım 2010 Çarşamba, 15:29

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Metris Cezaevi'nden getirilen başka suçtan hükümlü Bekir Şimşek ''müşteki'' olarak dinlenildi. Dönemin İstanbul 3 No'lu DGM'si tarafından yargılandığı DHKP/C terör örgütü davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan Şimşek, bu suça ilişkin Bayrampaşa Cezaevinde bulunurken yapılan operasyon sonucu bacağından yaralandığını söyledi. ''Herkes birbirinin üzerine kapanıyordu. Kim kimin üzerine kapanıyorsa onun üzerine ateş ediliyordu'' diyen Şimşek, koğuşta aldıkları karar üzerine bahçeye çıkıp halay çektiklerini ve türkü söylediklerini, askerlerin de buna şaşırdığını ancak bunu direniş olarak gördükleri için üzerlerine ateş ettiklerini ileri sürdü.
Bu sırada bir arkadaşının öldüğünü, ateş ve gaz bombası nedeniyle ateş edecek durumlarının olmadığını ifade eden Şimşek, dünkü duruşmada sanık olan astsubay Vedat Ceylan'ın da hiçbir şey hatırlamadığını hatırlattı. Şimşek, Ceylan'ın ya hafıza sorunu olduğunu ya da yalan söylediğini kaydetti.

Ceylan'ın hafıza kaybı olup olmadığının belirlenmesi için hastaneye sevk edilmesini isteyen Şimşek, şöyle devam etti: ''Bu operasyonda en üstten en alta kadar herkes sorumlu ve suçludur. Burada yargılananlar dahil olmak üzere herkesten şikayetçiyim. Buradakiler basamağın en altı. Bunlara ceza verilse de verilmese de adalet yerini bulmayacak. Çünkü mahkemeniz bağımsız ve tarafsız değil. Diğer sorumluları aklamak için bunlara ceza verilebilir. Bu nedenle aslı adalet yerini bulamayacak. Er ya da geç tüm sorumlulardan, tüm suçlulardan hesap soracak, asıl adaleti sağlayacak olan halkın adaletidir.''

'Kendimizi korumak açısından barikat kurduk'

Müşteki Ahmet Tamer de tutuklu olarak cezaevinde bulunduğunu, cezaevinde ölüm orucu olduğunu, isyan yapılmadığını ifade ederek, ''Sayımlar, aramalar yapılıyordu. Heyetler gelip gidiyordu. Operasyonu tahmin etmiyorduk. Koğuşumuzda ölüm orucu da yoktu. Ateş açtılar. Kendimizi korumak açısından barikat kurduk. Zaten ellerindeydik. Teslim olup olmamak gibi bir durum yoktu'' dedi. F tipi cezaevine gitmek istemediklerini, buna direndiklerini ifade eden Tamer, o dönemde kendilerini F tipi cezaevine göndermek isteyenlerin de F tipi cezaevlerinde kalamadığını vurguladı.

Tamer, ''Çok ilginçtir ki bu insanların bazıları yıllar sonra 'Ergenekon' soruşturmasında tutuklandılar ve bu F tipi cezaevinde kalamadılar. Kendi kurdukları cezaevlerinde kalamadılar. Ya hasta oldular hastaneye gittiler ya da başka bir cezaevine nakledildiler. O zaman bizi düşman gibi gördüler. Savaş hukukuna göre hareket etiler'' diye konuştu. Müşteki Dinçer Okluçınar da olay sırasında cezaevindeyken kendi iradesiyle ölüm orucuna katıldığını belirterek, çoğunluk ölüm orucunda olduğu için operasyona direniş gösterecek durumda olmadıklarını söyledi.

Ateş açılması sonucu vurulan arkadaşları olduğunu ifade eden Okluçınar, şunları kaydetti:
''Operasyonu durdurmazlarsa kendimizi yakacağımızı söyledik. Hatta Fırat arkadaşımız kendini yakmak isterken tarandı. Uzun koridor önünde kim varsa vuruyorlardı. Yanıcı, delici alet, silah kullanmadık. Yaralılara kendimiz müdahale ettik. Kanamaları önlemek için turnike yöntemi kullandık. Müdahale etmeseydik ölümler daha çok olurdu. 'Ne olacaksa olsun' deyip havalandırmaya çıktık, halay çektik. Orada da gaz bombaları atıldı, ateş edildi. Ayağımdan yaralandım. Tüm sorumlulardan şikayetçiyim.''

Duruşmada dün dinlenilen müşteki Hacer Arıkan'ın ağabeyi olan müşteki Erol Arıkan da Bayrampaşa Cezaevi'nde 13. koğuşta yatarken operasyon başlaması üzerine kız kardeşini görmek için kadınlar koğuşuna doğru giderken koridorda vurulduğunu söyledi. Arıkan, ''Ufacık bir yerde koca bir ordu. Yaktılar, yıktılar, bizi yok ettiler. Ben ölmeye razıydım ama annem, babam bunlara layık değil. Sorumlulardan şikayetçiyim. Ben de askerdim. 'Erzincan'da silah operasyonu var' dediler, gitmek istemediğimi söyleyince geri hizmete aldılar, insanlık suçu bu, yapmasaydılar. Elleri titremedi mi?'' dedi.

Bayrampaşa Cezaevindeki ''Hayata Dönüş Operasyonu'' sırasında görev sınırlarını aşarak 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi öldürmeye teşebbüs ettikleri öne sürülen dönemin 39 jandarma görevlisinin yargılandığı davanın duruşması, verilen aranın ardından görülmeye devam etti.

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkeme heyeti, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı'nca haklarında soruşturma yürütüldüğü anlaşılan şüphelilerden operasyonun yapıldığı dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici ile eski Kara Kuvvetleri Komuta emekli Orgeneral Aytaç Yalman, emekli Binbaşı Zeki Bingöl, Fikret Ünalan, cezaevi 1. ve 2. müdürleri, Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı, Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Koruma Tabur Komutanlığı, Halkalı Jandarma Tabur Komutanlığı ve Avrupa Yakası Mürettep Bölük Komutanlığı personeli hakkında ne gibi bir işlem yapıldığının sorulması için başsavcılığa yazı yazılmasını kararlaştırdı.

Heyet, ayrıca kimlikleri tespit edilmediğinden bahisle haklarında ayırma kararı verilen şüphelilerle ilgili yürütülen hazırlık soruşturması sonucundan bilgi verilmesi için başsavcılığa yazı yazılmasına karar verdi.

Haklarında dava açılan bazı sanıkların olay tarihinde Bayrampaşa değil, Ümraniye Cezaevi'nde görev yaptıklarını söylediklerini hatırlatan mahkeme heyeti, 19 Aralık 2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevi'ne düzenlenen ''Hayata Dönüş Operasyonu'na ilişkin plan yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise sanıkların bu cezaevinde görevlendirilip görevlendirilmediği, görev yerlerinin belirtir şekilde bildirilmesini de gönderilen yazıyla sormayı karara bağladı.

15 Aralık 2000 tarihli cezaevi özel müdahale planının gönderilmesi için Genelkurmay Harekat Daire Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Jandarma İstanbul Bölge Komutanlığı ve İstanbul Jandarma Komutanlığına da yazı gönderilmesine hükmeden heyet, adresleri tespit edilemeyen sanıklar Bayram Mavi, Mustafa Ece ve Yusuf Aktepe hakkında yakalama emri çıkarılmasını kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen sanıklar Hasan Köse, Yakup Yağcı, Asım Bulut, Murat Yılmaz, Abdullah Pala, Orhan Durgut ve Musa Tarhan'ın hakkında da zorla getirme kararı aldı.

İfadeleri alınan sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına karar veren mahkeme heyeti, Bayrampaşa Cezaevi'nde düzenlenen operasyona ilişkin video kaydı alınmışsa gönderilmesi için Genelkurmay Harekat Daire Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Jandarma İstanbul Bölge Komutanlığı ve İstanbul Jandarma Komutanlığına yazı yazılmasına hükmetti.

Mağdur müştekiler Ercan Kartal, Kemal Ayhan, Ali Baba Arı, Hikmet Kale, Rıza Yıldırım ve Serdal Karaçelik'in mahkemeye ifadelerini vermek için İstanbul'a celp edilmeleri talebinde bulunduklarını hatırlatan mahkeme heyeti, müştekilerin mahkeme yetki alanı dışında bulunmaları halinde celp edilmeleri zorunluluğu bulunmadığından, bu kişilerin ifadelerinin oldukları yerlerdeki ağır ceza mahkemelerinde alınması için talimat yazılmasını kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, bazı sanıklar ile tanıkların ifadelerinin alınması ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.