Son Haberler

'Bakanlar yetkilerini kullanmıştır'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üç generalin açığa alınmasıyla ilgili, ''Yasaların sayın bakanlara verdiği yetki, bakanlar değerlendirmişler ve kullanmışlardır. Aslında bu hususu çok fazla abartmaya da gerek yok'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 25 Kasım 2010 Perşembe, 07:40

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsviçre'ye hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, ''Üç generalin haklarındaki davayla ilgili açığa alınmasıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları söyledi: ''Yasaların sayın bakanlara verdiği yetki, bakanlar değerlendirmişler ve kullanmışlardır. Aslında bu hususu çok fazla abartmaya da gerek yok. Biliyorsunuz bu ülkede emniyet genel müdürleri bile aynı şekilde açığa alınmıştır.''

Gül, 2008 yılında dönemin İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin'in ziyaretiyle, bu ülkeden Türkiye'ye ilk kez devlet başkanı düzeyinde bir ziyaret yapıldığını, bu defa da kendisinin Türkiye'den İsviçre'ye Cumhurbaşkanı seviyesinde ilk devlet ziyaretini gerçekleştireceğini söyledi. İsviçre ile ikili ilişkilerin son yıllarda büyük bir ivme kazandığını belirten Gül, bu ivmenin yakalanmasında karşılıklı üst düzey ziyaretlerin rolünün büyük olduğunu ifade etti.

Gül, İsviçre Konfederasyonu Başkanı Doris Leuthard'la görüşerek başlayacağı ziyarette, Kantonlar Meclisi Başkanı Forster Vannini'yi de kabul edeceğini ve Federal Konsey üyeleriyle bir araya geleceğini bildirdi. İsviçre Konfederasyon Başkanı Leuthard ve kendisinin konsey üyeleri ve resmi heyetlere hitaben İsviçre Ulusal Meclisi'nde birer konuşma yapacaklarını anlatan Gül, ayrıca Türkiye ve İsviçre'nin önde gelen işadamlarının katılımıyla iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği imkanlarının ele alınacağı iş toplantısına katılacağını belirtti.

Gül, İsviçre'de ''Çevreyle Uyumlu Teknolojiler'' konulu Cleantech Forumu'nun açılışını İsviçre Konfederasyonu Başkanı Leuthard'la gerçekleştireceklerini ifade etti. Türkiye ve İsviçre ekonomilerinin sahip olduğu mukayeseli avantajların birbirini tamamlayıcı mahiyet arz ettiğini vurgulayan Gül, ''Bu iki ülke arasında yakın çevrelerin çok ötesine geçebilecek işbirliği imkanları da mevcuttur. Paylaştığımız ortak değerler ve menfaatler konusunda birlikte yürüteceğimiz çalışmalarla çok geniş bir coğrafyada barış, istikrar ve refahın geliştirilmesine katkı sağlayabiliriz'' diye konuştu. Tüm dış seyahatlerinde, yurt dışında yaşayan vatandaşlarla da biraraya gelmeye önem verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, bu defa da İsviçre'de yaşayan ve nüfusu 120 bini bulan Türk toplumunun temsilcileriyle Zürih'de buluşacağını bildirdi. Gül, ''Ziyaretimin, İsviçre ile ikili ve çok taraflı olarak çeşitli platformlarda sürdürdüğümüz işbirliğinin daha da ileriye taşınmasına ve pekiştirilmesine vesile olacağına inanıyorum'' dedi.

Lizbon ziyaretindeki resmi karşılama

NATO Zirvesi nedeniyle Lizbon'a gidişinde askeri ataşenin havaalanında kendisini karşılamamasının ''skandal'' olarak nitelendiği hatırlatılarak, ''Böyle bir şeyin olup olmadığının, bununla ilgili bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının'' sorulması üzerine Gül, şöyle konuştu: ''Lizbon ziyareti ikili bir ziyaret değil. Çok süratli yapılan ve çok sayıda devlet başkanı, sadece NATO üyeleri değil, 50'nin üzerinde devlet başkanının geldiği bir ziyaretti. Dolayısıyla herkesin karşılamaya gelmesi zaten organize edilmedi, sadece büyükelçi seviyesinde. Bütün oradaki temsilcilerimiz, görevlilerimiz hepsi zaten gelmediler. NATO toplantıları bir taraftan devam ediyor, dolayısıyla NATO'da görevli olanlar NATO'da. Zaten oradan doğru toplantılara gidildi. Bu herhangi, bugün yapacağım ziyaret gibi bir ziyaret değil, kim varsa gelsin, protokol, her şey ona göre uygulansın. NATO ziyaretleri çok pratik ziyaretlerdir ve genellikle işi olanlar toplantıda bulunurlar. Zaten toplantılar devam ediyordu orada.''

Cumhurbaşkanı Gül, İsviçre'ye geldi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, THY'ye ait özel bir uçakla İsviçre'ye geldi. Cumhurbaşkanı Gül'ü, Zürih Havaalanı'nda İsviçre Cumhurbaşkanı Doris Leuthard resmi törenle karşıladı.
İki ülkenin milli marşlarının çalınmasının ardından Cumhurbaşkanı Gül ve Leuthard tören kıtasını selamladı. Cumhurbaşkanı Gül ile eşi Hayrünnisa Gül, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu da İsviçre'ye geldi.

Zürih'ten Bern'e gitti

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsviçre'ye yaptığı resmi ziyaret kapsamında, Zürih'ten Bern'e hızlı trenle geçti. Zürih Havaalanı'nda düzenlenen resmi karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Gül, istasyondan hızlı trene bindi. Eşi Hayrünnisa Gül ve beraberindekilerin yanı sıra İsviçre Cumhurbaşkanı Doris Leuthard ile aynı kompartımanı paylaşan Cumhurbaşkanı Gül, tren istasyonunda İsviçreli çocuklar tarafından karşılandı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ellerindeki Türk ve İsviçre bayraklarını sallayarak karşılayan çocuklar, önce İsviçre çocuk şarkılarını söylediler. Çocuklar daha sonra Cumhurbaşkanı Gül'e bir de sürpriz yaparak ''Ekmek buldum katık yok'' adlı şarkıyı seslendirdiler.

Cumhurbaşkanı Gül, bu sırada küçüklerin ellerinde sallarken yere düşen Türkiye-İsviçre bayraklarını eğilerek yerden kaldırdı. Cumhurbaşkanı Gül'ün İsviçre ziyareti, bu ülkeye yapılan ilk resmi devlet ziyareti niteliğini taşıyor.

Gül, İsviçre Parlamentosu'na hitap etti

Cumhurbaşkanı Gül, ziyareti kapsamında İsviçre Parlamentosu'na hitap etti. Burada yaptığı konuşmada Türk dış politikasına değinen Gül, Türkiye-Ermenistan ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulması ve ikili ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin protokollerin İsviçre'nin kolaylaştırıcı çabaları neticesinde geçen yıl Zürih'te imzalandığını anımsatan Gül, şunları söyledi: ''Bu tür meselelerin kolaylıkla halledilmediği bir vakıadır, ancak Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesini hedefleyen protokollerin hayata geçirilmesine yönelik güçlü irademizi kararlılıkla muhafaza ediyoruz ve Kafkaslar'da kalıcı ve kapsamlı bir barışın hakim olması için samimiyetle çabalarımızı sürdürüyoruz. Bu aşamaya gelinmesinde önemli rol oynayan Cumhurbaşkanı Sayın (Serj) Sarkisyan'ın da bugüne kadar sergilediği liderlik ve devlet adamlığını sürecin başarıyla tamamlanması için aynı cesaretle sürdürmesini bekliyoruz.''

Cumhurbaşkanı Gül, İsviçre Parlamentosunda yaptığı konuşmada, dönemin konfederasyon başkanı Pascal Couchepin'in 2008 yılında Türkiye'ye ilk kez devlet başkanı düzeyinde tarihi önemde bir ziyarette bulunduğunu, kendisinin de Türkiye'den İsviçre'ye cumhurbaşkanı seviyesindeki ilk devlet ziyaretini gerçekleştirmekten dolayı kıvanç duyduğunu söyledi.

İsviçre ve Türkiye'nin, önemi herkes tarafından kabul edilen uluslararası insancıl faaliyetlerin temelinin atılmasına 150 yıl önce öncülük etmiş ve bu faaliyetlerin evrenselleşmesine katkıda bulunan iki ülke olduğuna işaret eden Gül, uluslararası Kızılhaç ve Kızılay teşkilatlarının amblemlerinin İsviçre ve Türkiye bayraklarından esinlenmesinin söz konusu tarihi misyonun bir tezahürü olarak iki ülke arasında anlamlı bir bağ oluşturduğunu belirtti.

İsviçre'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu, Lozan ve Montrö gibi kentlerin isimlerinin Türk tarihine altın harflerle kazındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, yakın geçmişe bakıldığında ise akla ilk olarak Bürgenstock'un geldiğini, Dışişleri Bakanı olarak Türk heyetine kendisinin başkanlık ettiği bu toplantılarda Kıbrıs'ın geleceğiyle ilgili olarak çok yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini anlattı. Gül, ''Birleşmiş Milletler'in çözüm planı, 2004'te Güney Kıbrıs Rum Kesiminde gerçekleştirilen referandumda da kabul edilmiş olsaydı ve Kıbrıslı Rumlar da Kıbrıslı Türkler gibi adada kalıcı çözüme cesaretle 'evet' demiş olsalardı, şüphesiz Bürgenstock, Avrupa tarihinde İsviçre'nin kolaylaştırıcı rolünün yeni simgesi olacaktı'' diye konuştu.

Türkiye ile köklü bir geçmişi paylaşan İsviçre'ye yapılan bu ziyaretin, iki ülkeyi ve halklarını yakınlaştıran yeni bir adım teşkil edeceğine emin olduğunu dile getiren Gül, ilişkileri demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kadın-erkek eşitliği gibi öncelikli ortak değerler temelinde güçlendirerek geleceğe taşıma kararlılığında olduklarını bildirdi.

Türkiye'nin bu değer ve ilkelerden hareketle bölgede ve dünyada barış, güvenlik, istikrar ve refahın temini için tüm imkanları seferber ettiklerini belirten Gül, ''Aynı şekilde terörizm ve şiddet, kitle imha silahlarının yayılması, ırkçılık, hoşgörüsüzlük, etnik ve dini ayrımcılık, antisemitizm, İslamofobi ve yabancı düşmanlığına karşı da titizlikle gayretlerimizi sürdürüyoruz'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Eylül ayında New York'ta yapılan BM Genel Kurulunun genel görüşmeleri sırasında Leuthard'ın yaptığı konuşmada da yarının güvenli ve müreffeh dünyasını kurmak için bugünden sorumluluğu üstlenerek el birliğiyle çalışmak gerektiğini ifade etti.

"Coğrafyada barış ve huzur..."

Türkiye ve İsviçre parlamentolarında kurulan dostluk gruplarının çalışmalarına değinen Gül, bu grupların halktan halka ilişkileri güçlendirmek suretiyle ortak çalışmalara ivme kazandıracağına inandıklarını belirtti. Gül, bu anlayışın bir sonucu olarak kendisine eşlik eden heyette TBMM'de çeşitli partilerden milletvekillerinin yer aldığını, Türk milletvekillerinin bu vesileyle İsviçreli meslektaşlarıyla yararlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İki ülke halkları arasındaki dostluk hislerini daha da kuvvetlendirecek bu çerçevedeki karşılıklı temasların önümüzdeki dönemde artarak devam edeceğine inanıyorum. İsviçre ile Türkiye arasındaki ilişkiler, ekonomi, ticaret, eğitim, bilim, kültür ile sosyal ve beşeri alanlarda da büyük bir potansiyel arz etmektedir. Bu potansiyelin hayata geçirilmesi yolunda son dönemde önemli adımlar da attık. Özellikle ticaret ve yatırım ilişkilerimizin zemininin geliştirilmesinde önemli mesafe kat ettik. Bu kapsamda 18 Haziran 2010 tarihinde İsviçre'de imzalanan Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmasının bir an evvel yürürlüğe girmesine büyük önem atfediyorum.
Geçen yıl küresel ekonomik krizin etkisiyle 2.3 milyar dolara düşen ticaret hacmimiz iki ülkeye de yakışmamaktadır. Kanaatim odur ki, İsviçre ve Türkiye, sahip oldukları üstün meziyetleriyle yakın çevrelerinin çok ötesine geçebilecek bir dinamizmi hayata geçirme potansiyelini taşımaktadırlar. Gelişmiş ekonomik altyapısı ve teknolojik uzmanlığıyla İsviçre, Türkiye'nin Balkanlar'dan Ortadoğu'ya, Karadeniz havzasından Kafkaslar'a ve Orta Asya'ya kadar uzanan bölgede müşterek çalışmalara imza atabileceği önemli bir ortaktır. İş ve yatırım çevrelerimizin lokomotif rolü oynayacağı bu tür bir işbirliği modeli sayesinde bu coğrafyada barış, huzur ve istikrar ve refahın geliştirilmesine birlikte katkı sağlayabiliriz.''

İsviçre'de yaşayan ve nüfusu 120 bini aşan Türk toplumunun iki ülke arasındaki işbirliğinin çeşitlendirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu, aynı zamanda toplumsal ve kültürel anlamda da bir dostluk köprüsü de teşkil ettiğini dile getiren Gül, ''Bu vesileyle vatandaşlarımızın her alanda İsviçre toplumuna uyum sağlamasını desteklediğimizi ve teşvik ettiğimizi belirtmek istiyorum'' dedi.

''İsviçre'de yaşayan vatandaşlarımız, Türk ve İsviçre halkları arasında karşılıklı anlayış ve hoşgörünün geliştirilmesi bakımından önemli bir unsurdur. Bu önemli potansiyeli değerlendirerek eğitim ve kültür alanında ülkelerimiz arasında yeni işbirliği mekanizmaları oluşturabiliriz'' diyen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin geçen yılki Cenevre Kitap Fuarına onur konuğu olarak katılmasının, kültürel etkileşim yoluyla iki ülke halklarının birbirini daha iyi tanımalarına çok hizmet ettiğini belirtti. Gül, şöyle konuştu:
''İsviçre, farklı etnik ve dini unsurlar arasında tesis ettiği diyalog, hoşgörü ve anlayış kültürüyle her zaman örnek gösterilmektedir. Ülkenizin önümüzdeki dönemde de bu özelliğini koruması tarihi bir sorumluluktur. Giderek küçülen iletişimin sınır tanımadığı küresel bir dünyada yaşarken fırsatların da herkesi ilgilendirdiğini görüyoruz. Küreselleşen dünyamız dışa açık olanları, fazlalıklardan çekinmeyenleri, karşılıklı saygı ve empatiyi benimseyenleri geleceğe yönelik yapıcı bir vizyonla hareket etmeyi seçen, kısa vadeli endişeleri tatmin kolaycılığından kaçabilenleri ön plana çıkarmaktadır. Biz bunun bilincindeyiz. İsviçreli dostlarımızla aynı anlayışı paylaşarak geleceğe birlikte yürüme kararlılığındayız. Dolayısıyla ziyaretimin Türkiye ile İsviçre arasındaki kadim dostluğu pekiştireceğine ve ilişkilerimizin her alanda geliştirilmesine yönelik ortak irademiz doğrultusundaki çalışmalarımıza ivme kazandıracağına samimiyetle inanıyorum.''

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ