Kapat

Son Haberler

A+ A-

'AKP ekonomiyi sıcak paraya teslim etti'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''AKP hükümeti ekonomiyi sıcak paraya teslim etti. Biz CHP olarak sanayiciye teslim edeceğiz'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 9 Aralık 2010 Perşembe, 08:01

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İzmir İl Başkanlığı ziyareti öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, benzinde de mazotta da Türkiye'nin, dünyanın en pahalı akaryakıtını kullandığını belirterek, şunları söyledi: ''Aslında AKP şöyle bir yol bulabilir; bütün vergi dairelerini kapatır, zaten her benzin istasyonu bir vergi dairesine dönüşmüş durumda. Ve yurttaşların da bunu dikkate alması lazım. Niçin dünyanın en pahalı benzinini araba kullananlara fatura ediyorlar? Niçin dünyanın en pahalı mazotu köylüye, çiftçiye fatura ediliyor? Bunu da yurttaşların değerlendirmesi lazım, özellikle de seçim sırasında, sandığa giderken...''

'Üniversitelerde düşünce özgürlüğü var ama bunun şiddete dönüşmemesi lazım'

Kılıçdaroğlu, CHP İzmir İl Başkanlığını ziyaretinde, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'ya dün Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrenciler tarafından yumurta atılmasına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''Üniversitelerde düşünce özgürlüğü var ama bunun şiddete dönüşmemesi lazım. Ortada bir şiddet yok ama yumurta atılması şık değil. Keşke daha sağlıklı bir tartışma ortamı olabilseydi'' dedi.

Dün basına kapalı olarak yapılan örgüt toplantısında blok liste eğiliminin ön plana çıkıp çıkmadığı yönünde bir soruya da Kılıçdaroğlu, şöyle cevap verdi: ''Dünkü toplantıda bu hiç konuşulmadı. Böyle bir öneri de gelmedi, sadece ön seçimle ilgili bazı talepler geldi. Zaten biz kurultayı, hiçbir şekilde konuşmadık. Önümüzdeki seçimlerde alınması gereken önlemler konusunda konuştuk, kurultay görüşülmedi.'' Kılıçdaroğlu daha sonra İl Başkanlığınca oluşturulan CHP Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu'nun basına kapalı yapılan toplantısına katıldı.

'Ekonomik kalkınmamızı gerçekleştirmeliyiz'

Kılıçdaroğlu, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından Tarihi Havagazı Fabrikasında düzenlenen ''İzmir ve Bölge Sanayinin Paylaşım Toplantısı''nda yaptığı konuşmaya, Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisat zaferiyle taçlandırılmazlarsa elde edilen zaferler sürüp gidemez, az zamanda söner'' sözleriyle başladı. Kılıçdaroğlu, Atatürk ve silah arkadaşlarının bu bilinçle daha çizmelerini çıkarmadan İktisat Kongresi'ni İzmir'de topladığını hatırlatarak, Osmanlı'nın batış sürecinde Türk sanayisinin gelişememesinin ülkeyi nereye getirdiğini iyi bildiklerini, ''Ekonomik kalkınmamızı gerçekleştirmeliyiz'' dediklerini ve bunu hayata geçirdiklerini, önce devletçilik politikası güttüklerini, fabrikalar kurup istihdam yarattıklarını, bu yatırımlarla özel sektörün filizlenmesini sağladıklarını ve böylece özel sermayenin büyümesinin önünü açtıklarını anlattı. Günümüzde siyaset kurumunun ekonomi alanında iyi bir sınav vermediğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Siyaset kurumunun başarılı olması için bir yol haritası gerekli. Bakıyorsunuz batıya, bütün yol haritaları madde madde uzun vadeli belirlenmiş'' dedi.

Kılıçdaroğlu, dünyanın en stratejik ürünün insan beyni olduğunu vurgulayarak, Almanya'daki temasları sırasında üçüncü kuşak Türklerin Türkiye'ye göçüne ilişkin kendisine ''Biz eğitiyoruz, ama gidiyorlar, bundan üzgünüz'' şeklinde değerlendirmeler yapıldığını, kendisinin de buna ''Biz de çok mutluyuz. Düne kadar beyin göçü tersineydi'' şeklinde karşılık verdiğini ifade etti. ''Biz siyasi olarak her şeyi iktidara geldiğimizde sıfırlayıp, ben yaptım dersek yanlış olur. Geçmişte de iyi uygulamalar var. Bunlar sürdürülmeli'' diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin ekonomik alandaki 2023 hedeflerinin önemli olduğunu, ancak 2023 tarihi her ne kadar Cumhuriyetin 100 yılı olsa da kısa bir hedef olduğunu, 2050, 2080'li yılların şimdiden kurgulanması gerektiğini bildirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte Türkiye'nin Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelerle aynı seviyede bulunduğunu, ancak daha sonra bu ülkelerin Türkiye'yi geçtiğini, şimdi Brezilya, Arjantin ve Meksika ile kıyaslamaların yapıldığını, ancak onların da geçtiğini belirterek, ''Başarı, sizinle aynı seviyedekilerle kıyaslandığınızda ortaya çıkıyor, eğer onlar sizden daha iyi milli gelire sahipse demek ki yeterince başarılı olamamışsınız'' diye konuştu.

'Üretmeyen ekonomi işsizlik yaratır'

Geçen yıl yaşanan küresel krize de değinen Kılıçdaroğlu, ''Onların krizi finansal kriz, ama bizde reel sektör krizi oldu. Bizde finansal kriz yok, çünkü rahmetli Ecevit yapılması gerekenleri yaptı ve şimdi finansal krizin yaşanmamasının mimarı oldu. Peki reel sektör niçin kriz yaşadı? Çünkü biz bu krizi iyi yönetemedik'' dedi. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin büyümesinin ''istihdam yaratmayan büyüme'' olduğunu, çünkü reel sektörün krizi aşamadığını, eğer gidilen yol reel sektörü ''çökertiyorsa'' bunun tutulan yolun doğru bir yol olmadığını gösterdiğini söyledi. İhracatçı ve sanayicinin döviz kuruna ilişkin yakınmaları olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, paranın değerinin düşmesi kadar çok değerlenmesinin de yanlış olduğunu, paranın değeri neyse o seviyede bulunması gerektiğini, böylece sanayicinin, ihracatçının, reel sektörün korunmuş olacağını dile getirdi.

''Sanayici ekonominin kamu görevlisidir. Çünkü sanayici üretir, istihdam yaratır, uluslararası piyasalarda rekabet eder, katma değer yaratır, ülkesinin kalkınmasına katkı yapar. Yani bireysel kar elde etme amacının ötesine geçmiştir. Durursa batar, koşmak zorundadır'' diyen Kılıçdaroğlu, politikacıların görevinin de sanayicinin önündeki engelleri kaldırmak olduğunu, bu şekilde ülke kakınmasının gerçekleşebileceğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, kayıtdışı ekonomiye de değinerek, kayıtdışıyla mücadelenin kolay olmadığını, tutarlı, uzun vadeli politikalarla bu mücadelenin yürütülmesi gerektiğini, ancak bunun yapılmadığını söyledi. Günümüzde tüm dünyada enerji kaynaklarının büyük önem taşıdığını kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Enerji kaynaklarına sahip olan geleceğini kurtarmış olur. Enerji kaynaklarını sanayicinin ucuz kullanımına sunan geleceğini kurtarmış olur'' şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin her yıl yüzde 7 büyüyebilmesi için her yıl 3,5 milyar dolarlık enerji yatırımına ihtiyacı olduğunu belirterek, nükleer enerji ihalesi yapıldığını, ancak santral faaliyete geçtiğinde kilovat saatinin 13 cent'e geleceğini, aynı nükleer santralin daha küçüğünün Rusya'da inşasına başlandığını, oradakinin maliyetinin de sonrasında üreteceği enerjinin de daha ucuz olduğunu, Türkiye'de bu kadar pahalı olmasının yanlış politikalardan kaynaklandığını bildirdi. Bir ülkenin gerçek demokrasiye sahip olmasının yolunun ödediği vergilerin hesabını sormaktan geçtiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, istihdam üzerinde büyük yük olduğunu, iktidarın sanayicinin üzerindeki yükü alıp, vergileri indirmesi gerektiğini, asgari ücret üzerindeki verginin de yüzde 1'lere çekilmesi gerektiğini dile getirdi. Üretmeyen ekonominin işsizlik yaratacağını, bunun adının da kalkınma olamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, ''İzlediğiniz ekonomi politikalar işsizlik yaratıyorsa bir sorun vardır'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 40 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını hatırlatarak, ''Nereye gitti bu para? Hesabını sormak lazım. Politika olarak yazmışsınız, 'Ben özelleştireceğim' demişsiniz. Olabilir, itirazımız yok, ama bu paralar nereye harcandı? Hem 40 milyar dolar alacaksınız, hem de Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanmalarını yapacaksınız. Demek ki bu ülke iyi idare edilmiyor. Borçlanma elbette olabilir, ama o kaynak size uzun vadede büyük yararlar getirmeli'' diye konuştu.

'AB uyum yasalarının tümüne destek olduk'

Türkiye-AB ilişkilerine de değinen Kılıçdaroğlu, geçen dönem Brüksel, Almanya ve Fransa'ya gittiğini, oradaki temaslarında ''CHP AB sürecinde parlamentoya gelen yasaların hangisine engel oldu?'' diye sorduğunu, hepsine destek olduklarını, yeter ki AB standartlarına gelinsin istediklerini, ama AB uyum yasaları diye içine başka yasalar getirilirse buna da itiraz edeceklerini anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''AB uyum yasalarının tümüne destek veriyoruz. Bütün partiler veriyor'' dedi. AB yetkililerine ''Türkiye'ye çifte standart uygulanmasını içimize sindiremiyoruz'' dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, diğer ülkeler nasıl üye olduysa, Türkiye'nin de öyle üye olmasını istediklerini, her ne kadar Türkiye ''hazmedilmesi kolay olmayan ülke'' olarak gösterilse de hiçbir ülkeye konulmayan bariyerlerin getirilmesini kabul edemeyeceklerini dile getirdi.

'Vergi affı, krizin ortasında çıkarılmalıydı'

Hükümetin çıkardığı vergi affıyla ilgili ''Af yasası gecikmeli çıktı, krizin ortasında çıkmalıydı'' diyen Kılıçdaroğlu, esasen affın kolay başvurulan bir yol olmaması gerektiğini, sık sık af çıkarılmasının politik olarak iyi yönetilmediğinin göstergesi olduğunu, düzenli vergi ödeyenin bir şekilde cezalandırıldığını, bunu önlemek için de düzenli vergisini ödeyene sembolik de olsa bir ayrıcalık getirilmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, sanayicinin TRT payına ilişkin yakınmalarını da hatırlatarak, AKP'nin 1 içinde TRT payının kaldırılması yönünde söz verdiğini, ancak aradan geçen 8 yılda hala kaldırılmadığını dile getirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, ''TRT özgür yayıncılık yapsa, zaten kaynağı var. Ama TRT çiftlik haline dönüşürse, o zaman niye benim payımla bu yapılmış olsun?'' dedi. İzmir'in EXPO 2020 mücadelesine destek verdiklerini, İzmir'in bu konuda deneyiminin de bulunduğunu, bu yüzden başarılı olacağına inandığını, bu süreçte kendilerine düşen görevleri de seve seve yerine getireceklerini sözlerine ekledi.

Kürt sorunu

Bir sanayicinin Kürt sorununa dair sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, sorunun adına ne denirse densin, bu konuda en hazırlıklı partinin CHP olduğunu, bu konuda ilk raporu CHP'nin hazırladığını, geçen sürenin de kendilerinin haklı olduğunu gösterdiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, yeni bir rapor daha hazırlamakta olduklarını, ancak 30-40 yıllık soruna ilişkin raporun çala kalem yazılamayacağını belirterek, ''Biz ciddi bir partiyiz. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin çalışmalarını alıp hepsini masaya yatırıp, raporumuzu hazırlayacağız. Çünkü sorun tek boyutlu bir sorun değil'' dedi. Bu konudaki temel sorumluluğun ülkeyi yöneten siyasilere ait olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, sorunun sosyal, ekonomik, politik, kültürel, uluslararası, askeri, güvenlik yönlerinin bulunduğunu, bu yüzden de bütüncül politikalarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, 1960'larda ABD'de siyahlarla beyazların aynı mahallede yaşayamadıklarını, ama şimdi ABD'nin siyah bir başkanının olduğunu hatırlatarak, ''O yıllarda bizde böyle bir sorun yoktu. Aradan geçen sürede onlar birleşti, biz ayrıştık. Biz bu sorunu samimi şekilde çözmek istiyoruz. Sorunun çözümünün nirengi noktası toplumsal desteği sağlamak'' diye konuştu. Türban sorunu konusundaki soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''Düşüncelerimizi söyledik. Üniversitelerde herhangi bir sorun olmaması lazım. Ama ilköğretim, lise, kamu, burada olmaz. Çünkü devletin kuralları vardır. Biz bunları söylediğimizde sayın Başbakan cevap verebildi mi? Hayır'' dedi.

Kılıçdaroğlu, türban sorunun sürekli erkeklerin gündeme getirdiğini, çünkü olayın siyasallaştırıldığını savunarak, şöyle devam etti: ''Sayın Başbakan bu olayı siyasallaştırıyor. Bizim düşüncelerimiz çok net çok açık ama sayın Başbakan bizim gibi açıklıkla, açık yüreklilikle sorunun çözümüne yanıt vermiyor. Bu sorun bize sorulur, ama sayın Başbakan'a sorulmaz. Niye sorulmaz? Ülkenin Başbakanı ben olsam, her türlü soru sorulsun, her türlü soruya açık yüreklilikle cevap veririm. Başbakan gibi kaçak güreşmem. Bizim düşüncemiz neyse düşüncemizi söyleriz.'' Genç iş adamlarını gündemlerine alıp almayacakları yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, ülke nüfusunun yarısının genç olduğunu, ama siyasette en çok ihmal edilen kesimin de gençler ve kadınlar olduğunu, bu kuralı değiştireceklerini, gençlere ve kadınlara siyasette daha fazla yer vereceklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, milletvekili adaylarının belirlenme şekline ilişkin soruya, mümkün olan her yerde önseçim yapılmasını sağlayacakları yanıtını verdi. İzmir'in kendileri için taşıdığı anlama dair soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''Biz bütün Türkiye'nin İzmir gibi olmasını isteriz, İzmir gibi aydın ve bilinçli'' dedi. Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'nin ithal malların lojistik merkezi olduğu'' yönündeki soru üzerine, yürürlükteki kur politikasının sanayicinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu, Merkez Bankasının fiyat istikrarı adına üretim ve istihdamı göz ardı ettiğini, halbuki asıl işlevinin üretim ve istikrarı gözeterek fiyat istikrarını sağlamak olduğunu vurguladı. Kurun olması gereken noktaya çekilmesi halinde, sanayicinin önündeki engelin kaldırılmış olacağını, Brezilya'nın bu konuda iyi bir örnek olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ''AKP hükümeti ekonomiyi sıcak paraya teslim etti. Biz CHP olarak sanayiciye teslim edeceğiz'' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, yabancıların kar transferine ilişkin soruya, yabancı sermayenin ülkeye gelip, borsada oynayıp, ''dünyanın parasını'' kazanıp, hiç vergi vermeden de gittiğini, bunun yanlış olduğunu, yabancı sermayenin Türkiye'de vergi vermesinin ve daha uzun süreli burada kalmasının yollarının bulunması gerektiğini söyledi. Hazırladıkları ekonomik raporu yakında açıklayacaklarını aktaran Kılıçdaroğlu, ''Zenginliğin halka yayılmasını sağlayacağız, ama yoksulluk edebiyatı yapmayacağız. Sanayici gelişecek, büyüyecek'' dedi.

Kılıçdaroğlu, hipermarket kanununa dair soruya, geçen yasama döneminden bu yana parlamentodan geçmesini istediklerini, ancak iktidarın bu konuda gerekli adımları atmadığını belirterek, ''Sayın Başbakan esnafa 'Siz de birleşin' diyor. Esnafın ne olduğunu bilmiyor. Her iş adamına 'bir kişiyi daha istihdam et' diyor, peki yine de çözüldü mü işsizlik sorunu? Hayır. Bu söylemler ekonomiyi bilmeme söylemidir'' şeklinde konuştu.

'Tarımı iyi biliyoruz'

Bir sanayicinin tarım ve hayvancılık konusundaki sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, hazırladıkları tarım raporunu Bursa'da 53 kuruluşa sunduklarını, orada kendilerine ''Biz de hazırlasaydık, sizinkinden eksik olurdu, fazlası olmazdı'' dendiğini, çünkü tarım konusunu iyi bildiklerini, istenmesi halinde raporu İzmir'e de sunabileceklerini söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, ''Ortadoğu'yu besleyen Türkiye'den, ithal eden bir Türkiye haline geldik. Ama bunu değiştirmek mümkün, hem de var olan yasalarla bile mümkün. Türkiye'yi hem sanayi, hem tarım ve turizm ülkesi haline getirmek istiyoruz ve çok iyi yapacağımızdan eminiz'' dedi. Sosyal devlet olmanın gereği olarak halkın eğitim ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanması gerektiği yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''Planlamayı siyasi partiler yapmaz. Bunu teknokratlar yapar. Hedef verirsiniz, hazırlarlar. DPT bu tür planlamaları iyi yapmıyor. Yap-bozla ekonomi yönetilmez. Eğitim konusunda da planlama eksiğimiz var'' karşılığını verdi. Vergi affına dair soruya Kılıçdaroğlu, CHP olarak daha geniş kapsamlı, ama vergisini düzenli ödeyenleri de ödüllendirilmesini öngören bir tasarı hazırladıklarını, af yasası meclise geldiğinde de bunu gündeme getireceklerini, sık sık af yasasının çıkmasının ise ekonominin iyi yönetilmemesinden kaynaklandığını gösterdiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, işverenlerin SGK primini geciktirmesi halinde, üzerine Hazine bonolarına uygulanan en yüksek faizin uygulandığını, birkaç ay sonra ise bu borcun artık ödenemez rakamlarına ulaştığını dile getirdi. Bir sanayicinin denizcilik konusundaki politikalarını sorması üzerine Kılıçdaroğlu, denizciliğin payının en azından dünya ortalaması olan yüzde 4'lere çıkarılması gerektiğini, Türkiye'de bu oranın yüzde 1'ler seviyesine bile gelemediğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, ''İstanbul'a üçüncü köprüyü düşünüyoruz. Ama şunu niye düşünmüyoruz? Trakya'dan aşağıya Ro-Ro ile çok daha ucuz ve ekonomik taşıma mümkün. Niye? Çünkü üçüncü köprü birilerine rant dağıtmak için mi? Bunu sadece biz söylemiyoruz. Bunu İstanbul Büyükşehir'in kendi uzmanları söylüyor'' şeklinde konuştu.
İzmir'in teşvik sisteminde 1. Bölge olmasından dolayı büyük dezavantajlar yaşadığının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Bizim teşvik politikamız çok farklı. Sektörel bazda teşvik getireceğiz'' karşılığını verdi.

'Üniversite hocalarına, rektöre, 'istifa edin' demek doğru değil'

Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'daki yumurtalı protesto konusundaki değerlendirmelerini sorması üzerine şunları söyledi: ''Sayın Başbakan bildiğim kadarıyla üniversiteye fazla devam eden biri değildi. Üniversitenin havasını fazla teneffüs etmiş değil. Hele hele üniversite yönetimiyle protesto eden öğrencileri aynı kefeye koymak da doğru değil. Üniversiteler her türlü düşüncenin özgürce dile getirildiği kurumlardır. Üniversitelerde her türlü düşünceye olanak sağlanmalıdır. Ama şu söylenmeli, öğrenciler şiddete başvurmadan protesto edebilmeliler, düşüncelerini dile getirebilmeliler. Eğer siz üniversite rektörüne, üniversite hocalarına 'Öğrenciler böyle yaptı, siz de istifa edin' derseniz, o zaman orayı üniversite olarak değil, ilkokul olarak düşünmek lazım. O da doğru değil.'' ''Rahibe krizi''yle ilgili CHP Disiplin Kurulu'ndan bir sonucun çıkmadığını hatırlatan gazeteciye Kılıçdaroğlu, konuyu Disiplin Kurulu'na gönderdiklerini, ancak kurula müdahale eden biri olmak istemediğini, ama gecikmeyi de doğru bulmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, kararın bir an önce kamuoyuna açıklanması gerektiğini bildirdi.

Öte yandan Buca Belediyesi'nde taşeron olarak çalışırken işten çıkarılan Cihan Çimenli adlı işçinin Kılıçdaroğlu'na ''Süreç size yanlış aktarıldı, bizim sizinle görüşmemiz engelleniyor'' demesi üzerine Kılıçdaroğlu, daha önce kendileriyle üç kez görüşüklerini hatırlatarak, kimsenin işinden olmasını istemediklerini, ama bunun yasalara uygun yapılması gerektiğini, eğer var olan koşullarda denmek istemeleri halinde sorunun bulunmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, sorunun yasal düzenlemelerle çözüleceğini, iktidar olmaları halinde taşeron işçiliğe son vereceklerini söylediklerini ifade etti.

'İnanç temelli birlikteliklere herhangi bir itirazımız yok'

Kılıçdaroğlu, İzmir Narlıdere'deki narenciye bahçelerini gezdi, üreticiyle sohbet etti. Narenciye bahçesine giren Kılıçdaroğlu'na üreticiler, maliyetlerle ilgili sıkıntılarını aktardı. Narenciye üreticisinin sorunlarının fazla, maliyetlerinin de yüksek olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, iç piyasada oluşan fiyatın, ihracatın daralmasına neden olarak üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi.

Üreticinin ürettiğini satamaz duruma geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: ''Bizim belediye başkanlarımız kısmen yardımcı olmaya çalışacak. Ama, Türkiye genelinde bu sorun, birkaç belediye başkanının alacağı birkaç tonla çözülecek bir sorun değil. Ton başına 75 dolar teşvik veriliyor, bu yeterli değil. 125-150 dolara çıkarılmalı ki, narenciye üreticisi ürettiğinin bedelini alsın. Amacımız şu, bu ülkede üreten tüm çiftçilerin hak ettiği geliri almalarıdır. Tarım Yasası'nda hüküm var. Ona göre teşvik verilmesi lazım. Teşvik verilirse sorun kendiliğinden çözülmüş olur. Bu ürünle ilgili teşvikin bir an önce verilmesi lazım. Biraz daha gecikilirse sorun zaten çözülemez. Çünkü ürün dalda beklemiyor.''

Bir gazetecinin, ''Sav ve Baykal ile görüşeceğinizi söylemiştiniz. Takvim belli oldu mu?'' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''Hayır, sonra arkadaşlar' yanıtını verdi. Bir gazetecinin de ''Melih Gökçek yasası ile ilgili ne söyleyeceksiniz?'' sorusu üzerine ''Konuyla ilgili Muharrem Bey açıklama yapacak'' dedi. CHP lideri, daha sonra Narlıdere Engelliler Dayanışma Merkezi'ni ziyaret etti. Merkezin girişinde Kılıçdaroğlu'na vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Merkezdeki görüşme basına kapalı yapılırken, girişte bazı görevliler arasında kısa süreli gerginlik yaşandı.

Kılıçdaroğlu, havalimanı yolunda verdiği yemek molasının ardından bir gazetecinin, ''Abdullah Öcalan'ın Fethullah Gülen cemaatine iş birliği çağrısı hakkında ne diyeceksiniz'' sorusu üzerine şöyle dedi: ''İnanç temelli birlikteliklere herhangi bir itirazımız yok. Ama bu, inanç temelli değil de, inancı kullanarak siyasal amaç için çabalanıyorsa doğru değil. İnancın siyasete bulaşmaması lazım.'' Ardından Gaziemir ilçesine gelen Kılıçdaroğlu vatandaşları selamladı, esnafla tokalaştı. Kılıçdaroğlu Gaziemir Belediyesi ve Gazi Mahallesi Muhtarlığını ziyaret etti.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler