"İddianame Nobel'e aday olabilir"

Ergenekon davasının 16. oturumunda savunmasını yapan, Gazi Güder, hakkındaki suçlamaları reddederken, Halil Behiç Gürcihan LOBİ teşkilatını ilk kendisinin deşifre ettiğini belirterek, "Gladyo bu iddianameyi hazırlayan zihniyete fazlası ile minnettardır" dedi. Gürcihan iddianameye ilşkin olarak da "İddianame Nobel Ödülü'ne aday olabilir" ifadesini kullandı.
Yayınlanma tarihi: 20 Kasım 2008 Perşembe, 08:23

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görüle davaya, tutuklu sanıkların sorgu ve savunmalarıyla devam ediliyor. İddianamenin 6 No’lu sanığı Gazi Güder, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yüzbaşı rütbesiyle görev yaparken istifa ettiğini belirtti. Güder 23 Haziran 2006’da gözaltına alındığını ancak suçlamalara ilişkin somut kanıt bulunamadığı için serbest bırakıldığını daha sonra savcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklandığını anlattı. Emniyet tarafından saatlerce kendisine ait işyerlerinde arama yapılmasına karşın hiçbir suç unsuru bulunmadığını belirten Güder, beylik tabancasına el konulduğunu ancak herhangi bir olayda kullanılmadığının anlaşıldığını söyledi. Cezaevinde rahatsızlanan ve tahliyesinden kısa bir süre sonra yaşamını yitiren Kuddusi Okkır’da bulundu iddia edilen dökümanların kendisinde bulunmadığını anlatan Güder, iki bilgisayarına el konurken kopyasının verilmediğine dikkat çekti. Yazılım geliştiren bir şirketin sahibi olduğunu belirten Güder, “örgüt üyesi olmakla” suçlanmasına karşın sanıklardan yalnızca Kuddusi Okkır ve Ayşe Asuman Özdemir’i tanıdığını, Bekir Öztürk ile de bayram nedeniyle mesajlaştıklarını anlattı.

Okkır ile irtibatım örgütsel değil

Şirketinde KOSGEB ile ilgili bir yazılım üzerinde çalıştığını bu konuda Kuddusi Okkır’dan danışmanlık aldığını belirten Güder “Ülkenin ekonoik gelişiminin yazılım ve teknolojik gelişimine bağlı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle günde 16 saat çalışıyorum” dedi. Kuddusi Okkır ile yakın ilişkisi olduğunu ancak bunun örgüt irtibatı değil, KOSGEB’in geliştirilmesi için birlikte çalışmak şeklinde anlaşılması gerektiğini söyledi. Ayşe Asuman Özdemir ile moderatör yardımcılığını yaptığı “Demokrasi Platformu”nun internet üzerindeki yazışma grubundan tanıştığını anlatan Güder, “Yazıların yasalara uygun olup olmadığına bakıyordum. Özgeçmişleri gruba gayrimeşru kişilerin sızmaması için konuldu ama bunu ben talep etmedim” dedi.

Kendisini geliştirdiği ve uyguladığı Ulusal Köy Kütüphaneleri Projesi’nin tanıtımı için çeşitli yayın organlarında yazı yazan Ayşe Asuman Özdemir’den yardım istediğini söyleyen Güder “İki kişiyle olan ilişkilerimde suçlamalar e-maillere (elektronik posta) dayalı. Benim 'karahgahta olmalısınız' sözlerime anlam yüklemeye çalışılmış” diye konuştu. Ayşe Asuman Özdemir’in Zaman Gazetesi’ne Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni eleştiren bir röportaj verdiğini anlatan Güder “Bu nedenle çok ağır eleştiriler alıyordu. Tehdit edildiğini söylüyordu” dedi. Elektronik postalarında hiçbir suç unsuru olmadığını “mağdur ve mazlum insanlara yardım edin” şeklinde tavsiyelerde bulunduğunu anlatan Güder “Asker kökenli olduğum için karargah sözünü kullanmamdan kuşkulanıldı herhalde. Ama İngilizce ‘head quarter’ sözcüğünün karşılığı yönetim anlamında kullandım ve örgütsel bir kastım yok” diye açıklamalarda bulundu.
Kuddusi Okkır’ın yazılarında ağır, uzun ve ağdalı bir dili olduğunu söyleyen Güder, “Rahmetli Okkır, pazarlama bölümü danışmanıydı. Yatırım yapmak istiyordu ancak ben borçla yatırım yapmadım. Benim beynim ve yüreğimden başka bir şeyim yok” dedi. Kendisine örgüt üyeliği suçu isnat edilirken “lakaplarının” da dayanak yapıldığını anlatan Güder “1976'da master yapmak üzere Amerika’ya gönderildim. Bana takılan lakapların hepsine bakın ‘adam gibi adam’ anlamına gelirler. ‘Cesur Yürek’ lakabı da insana hizmet konusunda çalışmalarım nedeniyledir. Bilgi, yazılım ve işletmecilik konusunda çok insan yetiştirmiş olmamdandır” dedi. “Tammadi” lakabının kendisinin bilmediği Çerkescede “saygıdeğer” anlamına geldiğini, Ayşe Asuman Özdemir’in zor zamanlarında desteklediği için kendisine bu adı verdiğini anlatan Güder “Bu suçlamaları aklıma sığdırımıyorum. Mail adreslerim gazigüder şeklinde açıktır” diye konuştu. İddianamede “hiyerarşik yapıda emir vermekle” de suçlandığına dikkat çeken Güder, kimseye emir verdiğini ve bunun da kişiliğine aykırı olduğunu anlattı.
Ulusal Köy Kütüphaneleri Projesi’nin yayılmasının birtakım çevrelerde rahatsızlık yarattığını öne süren Güder “Köylerden fakir yerlerden gelen talebelere elektronik cihazlar verdik. UKKP benim çapımı aşınca Mersin’de 50 bin YTL’ye sattım. Geleneklerimizde de olan imece usulunün yansımasıyla proje başarılı oldu” dedi.

Çapraz sorgu

Savcı Mehmet Ali Pekgülez, Güder’e Ayşe Asuman Özdemir’in gönderdiğiTürkan Saylan ile ilgili maili” sordu. Güder, “Asuman hanım tatile gittiğinde yaşadıklarını yazmış” dedi. “Size gelen her maili Kuddusi Okkır’a gönderme amacınız nedir?” sorusuna, “Her maili göndermiyordum” yanıtını verdi. Maillerdeki kısaltmalarla ilgili sorulara karşılık da “Varsa bir iki mailde vardır. Hatırlamıyorum. Yazan ben değilim. Asuman hanım bana göndermiş” yanıtını verdi. “Ayşe Asuman Özmedir neden bu mailleri size gönderdi” sorusu üzerine Güder, “Bunlarla ilgili bilgi talebim olmadı. Başka mailler de geldi. Gönderme diyemeyeceğime göre... Bu mailleri Kuddusi Okkır’a göndermemin de özel bir nedeni yok. Zaten üç beş mail söz konusu. İstihbarat toplama üç beş maille mi olur?” diye konuştu. Türk Kadını Projesi’ni Okkır’ın hazırladığını, içinde suç unsuru olmadığını söyleyen Güder, bilgisayarındaki “ayrık otu” adlı belgeyi görmediğini ifade etti. Tutuksuz sanık Kemal Alemdaroğlu, Güder’e “bilgisayar kasası alındıktan sonra içine bilgi koymak mümkün mü” diye sordu. Güder de “Son derece basit, 14 yaşındaki çocuklar bile yapabilir” yanıtını verince, Alemdaroğlu, “Benim de bilgisayarıma el konuldu, kopyalanmadı. Bu suç değil midir?” dedi.
Savcı Pekgüzel, sanığa bilirkişi olarak soru yöneltildiğini söyleyerek, “O zaman şunu da yanıtlayın kopyası (image) alınmış bilgisayarda sonradan bir harf dahi değişebilir mi?” diye sordu. Güder, “hash” değerinin değişebileceğini ancak sonradan neyin yüklendiğinin anlaşılamayacağını, bu durumun bilgisayarıyla oynanmadığı anlamına gelmeyeceğini söyledi. Savcı hash değerinin uluslararası olduğunu söyledi. Söze karışan Halil Behiç Gürcihan, bilgisayar ilk işleme tutulduğunda, “Acquisition Hash” değerinin hesaplandığını, “Verification Hash”in ise işlem sonlandıktan sonra hesaplandığını kaydetti. İlk değer hesaplanmadan bir ekleme yapılabileceğini, sonradan yapılan hesabın hukuki olmayacağını ifade etti. Güder, bilgisayara el konulmadan da istenilen virüsün her zaman uygulanabileceğini belirtti.

Panzehir nerede?

İddianeminin 8 No’lu sanığı Halil Behiç Gürcihan, mahkemeye sunduğu savunmasının sonuna “saygılarımla” yazdığını belirterek, mahkeme heyetine, “Savcılar ast üst ilişkisi diyerek sizi de soruşturma sürecine dahil etmesinler” dedi. “Silahlı terör örgütüne üye olmak”, “yasaklanan bilgileri temin etmek”, “hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek”, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etmek” suçlarından yargılanan Gürcihan, hakkındaki suçlamaların asılsız olduğunu söyledi. Hukuki delil tanımından uzak olgularla adil yargılanma hakkını, kişisel özgürlük ve güvenlik hakkını bizzat çiğneyen savcılar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirten Gürcihan, “Şahsım hakkındaki kararınız ne olursa olsun, hukuku, aklı ve vicdanı bu kadar ayaklar altına alan bu zihniyet virüsünün hukuk sistemimize sızmasına izin vermemenizi ve bu mahkemede karantina altına almanızı özellikle rica ediyorum” dedi. İddianamenin, anayasal düzen açısından zehirli bir mantık ile örüldüğünü savunarak, “Bu hepimiz açısından bir fırsattır. Yeter ki panzehirinin de aynı yılandan elde edildiğinin bilincinde olalım” diye konuştu.

Gladyo var

Gürcihan, savunmasını yaparken Ergenekon terimini değil, gladyo ismini kullanacağını söyleyerek, “Türk milleti değerinin terör örgütü ile özdeşleşmesine içim elvermiyor” dedi. Türkiye'de devletin birçok kademesinde gladyodan söz edileceğini, bu zihniyetin kimini savcı, kimini başbakan yaptığını, kimine de gazetelerde köşe açtığını savunan Gürcihan, bu kişilerin bilerek ya da bilmeyerek bu zihniyetin müttefikleri olduğunu, kimi savcılara Yargıtay üyeliği, kimine de devlet başkanı olma hayali kurdurduğunu söyledi. “Bu ülkede gladyo ve devşirdiği yapı mevcut. Bu yapıl ile mücadele edilecekse önce zihniyeti doğru tespit etmek lazım” diyen Gürcihan, Danıştay saldırısın türban yüzünden işlendiğine inanmadığını, yazılarında da bu saldırının ülkede kaos çıkarmak adına yapıldığını savunduğunu kaydetti. Böyle bir yapının peşine düşülmesi için ilk önce çok okumuş olunması gerektiğini söyleyen Gürcihan, bu örgütün tarihten gelen bir felsefesi olduğunu, geleceğe ve insanlığa şer misyonu olduğunu kaydetti. Soruşturma savcısı Zekeriya Öz’ün bu yapıdan yeni haberdar olduğunu ileri süren Gürcihan, “Öz’e okuması için kitap tavsiye ettim. Bu örgüt telefon tapesi okumakla anlaşılmaz. Şunu anladım ki Öz’ün karşısındaki sokağa gladyo dükkanı açılsa, İtalyan marka ayakkabı mağazası zannederdi” dedi. Gladyo ile mücadele için akıllı, ciddi ve hukuk adamı olunması gerektiğini söyleyen Gürcihan, “Hukuk firavunu değil. Gayrimeşru yapıya karşı gayrimeşru yöntem kullanırsanız, sonra gelir ayağınıza dolaşır, bütün kozları eline verirsiniz. Bu iddianame buna neden oluyor” diye konuştu. Bu örgütle mücadelede cesur olunması gerektiğini de dile getiren Gürcihan, Savcı Öz’ün İtalya’daki temiz eller operasyonunun savcısı ile özdeşleştirildiğini anımsattı. İtalyan savcıya, operasyonu muhalefeti kollamak adına yaptığı için cesur dendiğini söyleyen Gürcihan şöyle devam etti:
“Bizim savcı iktidarın i’sine bile dokunmadı. İktidar sadece iktidar partisi değildir. Siyasi ve bürokratik iktidarı kastediyorum. Bu iddianamede ne NATO, ne Masonlar, tarikatlar, yabancı istihbarat servisleri yok. Bu saydıklarımın i’sine dokunulmamış durumda.”

Muhalefet kakafonisi

Türkiye’de alışveriş merkezi, yabancı şirket ve otel görünümde ciddi merkezlerin olduğunu söyleyen Gürcihan, “Bu merkezlerde ne etnik fişlemeler, kaos çıkaracak ne bilgiler var. Savcı bu ofislere gerekli müdahaleyi yapsaydı, finans, piyasalar ve sokaklara kadar çökertecek sistem bulunuyor. Benim 80 metrekarelik evime 20 tane polisle operasyon yapan savcı bin metrekarelik ofislere bir tane bile polis sokmadı. Bu mu cesur savcı?” diye konuştu. Savcı Öz’ün iktidar odaklarına yönelmesi durumunda mahkeme huzuruna “muhalefet kakafonisi” getirmemiş olacağını söyleyen Gürcihan, yıllarca aleyhinde yazılar yazdığı zihniyet yerine kendisinin yargılandığını söyledi. Gürcihan, bu operasyonun gladyoyu perdelediğini ifade ederek, “Yabancı istihbarat servislerinin milyonlarca dolar ve yıllar harcayarak elde edeceği bilgi kümesini alenen kamuoyuna servis etti” dedi. Dosyanın, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli polisleri deşifre ettiğini söyleyen Gürcihan, “Bir terör örgütünün peşine böyle gidemezsiniz. Gladyo bu iddianameyi hazırlayan zihniyete fazlası ile minnettardır” diye konuştu.

Süreç lekelendi

“İddia iftira samanlığında adalet terazisinin kaybolan iğnesi” başlıklı 103 sayfalık savumasını okuyan Gürcihan, “Ergenekon soruşturması süreci, gözaltına alındığım andan itibaren iddianame metnine kadar baştan aşağı hukuk ve insan hakları ihlalleri ile doludur” dedi. Devleti musallat olan kaos çetelerinin deşifre edilmesi için bir fırsat olabilecek sürecin, Anayasa ile tanınan hakları doğrultusanda faaliyet göstere insanları “terör örgütü üyesi” ilan edebilecek bir zihniyetin elinde lekelendiğini ifade etti. Ergenekon iddianamesinde kendisini savunmak adına “Ergenekon terör örgütünü aramaya başladığında” tam bir kafa karışıklığı yaşadığını söyleyen Gürcihan, “Bu kafa karışıklığı, iddianamenin metnine de yansıdığından, iddia makamının beni örgütün hangi birimine üye olmak ve porpagandasını yapmakla suçladığı da bir tahmin oyununa dönüştü. Her şeye rağmen, savunmama, iddianameyi kaleme alan zihniyetin mantın seviyesinden, düşük bir seviye ama oradan devam edeceğim” diye konuştu.

İlk ben deşifre ettim

İddianamede “Gladyo’ya mektuplar: Lobi kurmuşsun, hayırlı olsun” başlıklı yazısının yer aldığını söyleyen Gürcihan, “Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet gazetesi bombaları ile Ergenekon, gladyoyu ilişkilendiren bu yazı, LOBİ teşkilatını Türk basınında deşifre eden ilk yazılardan biridir. Eğer ben örgütün üyesiysem, bu yapının temel taşlarından LOBİ’ye karşı neden tavır alıyorum? Ben dünyanın en salak terör örgütü üyesi miyim ve örgüt dünyanın en salak terör örgütü mü?” dedi. Gürcihan, Ergenekon terör örgütüne ait olduğu iddia edilen metinlerin darbelerden medet uman yapısı ile kendisinin darbelere karşı duruşununu tamamın zıt noktalarda olduğunu ifade etti.

Olmayan birime üyeyim

Gürcihan, Savcı Öz’ü kendisine örgütün “teori ve tasarım planlama dairesi” ne üye olduğunu söylediğini ancak iddianamede medya ve strateji bölümünde görüldüğünü belirtti. İddianamede Ergenekon şemasını ve üst düzey yöneticilerini anlatan bölümleri incelediğinde, “medya ve strateji” diye bir birimden söz edilmediğini ifade eden Gürcihan, “İddianame hakkımda hukuki değerlendirmeyi yaparken, beni örgütün olmayan bir bölümüne üye yapmıştır” dedi. Gürcihan, hukuk tarihinde örgütün olmayan bir bölümüne üye yapılan tutuklu olarak cezaevinde 6 ayını doldurduğunu söyledi.

AA'danalınan bilgiye göre, sanık Behiç Gürcihan'ın savunmasına ara verilmesinin ardından söz alan tutuklu sanıklardan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gazeteci-yazar Fehmi Koru'nun 30 Nisan ve 1 Mayıs 2001 tarihli Yenişafak gazetesindeki köşesinde, ''Ergenekon'un yeniden yapılanması belgesi''ni uzun uzun alıntılar yaparak anlattığını ve bu belgenin altında imzanın açık olduğunu savundu.

Perinçek, bu belgenin ilk örneğinin, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'te olduğunun ve belgenin altındaki imzanın karalandığının iddia edildiğini ifade ederek, Koru'nun 7 yıl önce, bu belgedeki imzanın karalanmadığını açıkça ifade ettiğini dile getirdi.
Yine Mayıs 2001 tarihli Aksiyon dergisinde de Ergenekon Lobi Belgesi'nin tamamına yakınının yayımlandığını ileri süren Perinçek, bu derginin mahkemeye getirilmesini istedi.
Perinçek, Sabah gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş'ın da Mayıs 2006'da ''Ergenekon'un yeniden yapılanması belgesi''ni kendisine gösterdiğini ve bilgisayarına yolladığını anlatarak, belgenin altındaki imzanın karalanıp karalanmadığının tespiti için bu belgenin de mahkemeye getirtilmesini talep etti. Perinçek, söz konusu belgelerin, 2001 yılında ortalıkta dolaşan belgeler olduğunu kaydetti.

'İddianame Nobel'e aday olabilir'

Dünyanın en ünlü düşünürlerinden Nieche'nin "Uçuruma çok bakarsan uçurum sana bakmaya başlar" sözlerine gönderme yapan Behiç Gürcihan, savcıların, hukuk dışı uygulamalarla yaratılmak istenen korku toplumunda peşinde olduklarını söyledikleri zihniyetin aynısına dönüşeceklerini söyledi. "Beni bir parmak işaretiyle yok etseniz dahi bir bakmışsınız Ergenekon siz olmuşsunuz" diyen Gürcihan, nişanlısına "seni seviyorum" demekten korkan bir toplum yaratıldığını ifade etti. Çehov'un "Başkalarının günahlarıyla aziz olunamaz" sözlerine gönderme yapan Gürcihan, "Benim günahlarımla aziz mi olacaksınız" diye konuştu. İddianamede, Türk milletinin tarihi değerlerinin "terör kavramıyla" birlikte anıldığını, başkalarının eserlerinin kaynak gösterilmeden alındığını yani intihal suçu işlendiğini ifade eden Gürcihan, "Bu iddianame Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday olabilir. Hazır fırsat varken 2. Nobel Ödülü'nü de alabilirsiniz" dedi.

Bilgisayarım kopyalanmadı

Gürcihan, evinde yapılan iki aramada bilgisayarınındaki bilgilerin bir kopyasının kendisine verilmediğini ve emniyete götürüldüğünü anlattı. İlgili yasaya göre delillerin olay mahallinde kayıt altına alınması gerektiğini anlatan Gürcihan, "Savcı bu mantığı ihlal ederek ulusal yasalarımız ve Uluslar arası normlar çerçevesinden Ergenekon soruşturmasına dahil ettiği bütün bilgisayar tabanlı delili şüpheli konuma düşürmüştür" dedi. Gürcihan, bilgisayarlara el konulduğunda hash değerinin alınmaması nedeniyle bilgisayara ekleme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir kanıt olmadığını söyledi. Savcı Zekeriya Öz'ün çifte standart uyguladığını belirten Gürcihan, emekli orgeneralle Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'a bilgisayarlarının kopyalanması için Savcı Öz'ün emniyete yazı yazdığına dikkat çekti.

Ümit Sayın'ın ifadeleri

Açık İstihbarat sitesinde yayımladığı "Şerefsiz Ödlek" yazısını kendisine hakaret olan algılayan sanık Ümit Sayın ile arasındaki ihtilafın kendisi gözaltına alındıktan 4 gün sonra 30 Haziran 2007 tarihinde Hürriyet Gazetesi'ne manşet yapıldığını anlattı. Savcı Zekeriya Öz'ün kendisine, "Burada tehdit gördük, seni bunun için gözaltına aldık" dediğini aktaran Gürcihan, "Hürriyet'in 4 gün sonra çıkacak manşetini nereden biliyordunuz" sorusunu ise savcının cevapsız bıraktığını söyledi.

Ümit Sayın'ın bu yazı nedeniyle açtığı hakaret davasının kaybettiğini ancak ek ifade vermek için savcıya başvurduğunu ve bu ifadedeki yalan, kişisel hezeyanlar ve iftiralarla 6 Haziran 2008'de yeniden gözaltına alındığını anlatan Gürcihan, Savcı Öz'e ilişkin olarak, "Ümit Sayın ile neyin pazarlığını yaptınız" diye sordu.

Arkadaş ilişkilerimiz iddianamede

Behiç Gürcihan, iddianamede arkadaşlık ilişkilerinin hiçbir somut delile dayanmadan örgütsel ilişki olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Gürcihan bu zihniyete göre, "Birleşmiş Milletler'in terör finansörleri listesine aldığı Yasin El Kadı'ya kefil olan Başbakanları da 'terörist' olarak damgalaması" gerektiğini söyledi. Gürcihan savunmasına şöyle devam etti: "Eğer arkadaşlık tanışık olmak bir insanı suça ortak ediyorsa, El Kadı'ya kefil olduğunu belirten Tayyip Erdoğan'ın, Ergenekon zanlısı Sinan Aygün'le ödül vermek dahil dostluk ilişkileri olan Abdullah Gül'den Cemil Çiçek'e Ankara'nın birçok üst düzey siyasilerinin bu arkadaşlık ilişkilerinden farklı şekilde sorumlu tutulmaları gerekirdi." Cumhuriyet'in 100. yılına yönelik sivil toplum kuruluşlarının hazırlığına ilişkin yazısının Ergenekon belgesiyle benzeştiğine dair suçlamayı ret eden Gürcihan "İddianameye göre 1999 yılında kaleme alındığı belirtilen Ergenekon belgelerinden bir sene önce kaleme alınmıştır" dedi. Anayasa ile garanti altına alınmış siyasi örgütlenme, düşüncelerin yayma hakkını kullanmanın gizli örgütle ilişkilendirilmesinin hukuki temeli olmadığına dikkat çeken Gürcihan, "İddianamede yasadışılık tezi tamamen öznel niyet okuma üzerinden tesis etmeye çalışılmaktadır" dedi. İddianamenin niyet okuma ve hukuk dışı normlarına göre Mustafa Kemal Atatürk'ün gençliğe hitabesinden AKP'nin seçim bildirgesine kadar her metinin "terör örgütüne taban kazandırma" olarak yorumlanabileceğini anlatan Gürcihan, "İddianamedeki suçlamalar tamamen asılsız, subjektif niyet okumaları olup, ne hukuk ne de gerçeklikle bağlantısı bulunmamaktadır" dedi.

Kırıkay belgesi

İddianamede "Operasyon kırık ay" başlıklı belge nedeniyle Kuzey Irak'taki çuval olayını gündeme getirip hükümeti yıpratmak ve darbe ortamına zemin hazırlanması için kaos ortamı oluşturmakla suçlandığını anlatan Gürcihan, aleyhine konulan bu delilin lehde delil olduğunu savunarak söz konusu metnin "kitap ve dizi film" projesine dönüştüğünü anlattı. Çuval olayını "Kurtlar Vadisi" filminde de konu edildiğini anlatan Gürcihan, "Bu durumda Türkiye'de yapılmış her fikir ve sanat faaliyeti bir terörist faaliyet gibi damgalanabilecektir" diye konuştu.

Polislere eğitim verdim

İnternet üzerinde yayın yapan Açık İstihbarat sitesini Ergenekon Terör Örgütü'nün propaganda ve taban oluşturma faaliyetlerinde kullandığıı iddiasını ret eden Gürcihan "bunlarla suçlanmak şahsıma yönelik bir iddia değil, açık bir iftira ve hakarettir" dedi. Ankara Emniyet Müdürlüğü'nden bir grup polisi ABD'de bilgisayar kriminolojisi eğitimine götürdüğünü anlatan Gürcihan, bilgisayarında bulunan bomba düzenek şemalarının bu eğitimden kaldığını anlattı.

Lehe delil toplamadılar

İddianade kendisine ilişkin aleyhte delil toplanırken yasanın emrettiği gibi lehte delillerin toplanmadığını belirten Gürcihan "Adil yargılanma hakkımı açıkça sabote eten Savcı Zekeriya Öz hakkında mahkemeniz huzurunda bir kez daha suç duyurusunda bulunuyorum" dedi.

Sanıklardan Zekeriya Öztürk ile zamanla ihtilafa düşdüğünü anlatan Gürcihan, intihar girişiminden sonra Muzaffer Tekin gazetecilik sınırları içerisinde röportaj yapmak istediğini ancak Tekin'in ret ettiğini söyledi. İnternet sitesi üzerinde haberleşme zincirlerinin dahi örgütle bağlantılandırıldığına dikkat çeken Gürcihan, haberleşme zincirlerinin çağımızda her alanda yaygınlaştığını anlatarak "İsterseniz size 5 dakikada 'ergenekondavası.com' diye bir zincir kurarım. Böylece bir tek mail ile yüzlerce insana ulaşırsınız" dedi.

Poyraz'ı suçladı

Evinde bulunan Ergun Poyraz'ın "Tarikat, Ticaret, Siyaset ve Cinayet" isimli kitabına ait word belgesi çıktılarının iddianamede "gizli belge" olarak değerlendirildiğini anlatan Gürcihan, Poyraz'ın da yalan ek ifade vermekle suçladı. Poyraz'ın kitabın çıktılarını kendisine verdiğini inkar ettiğini anlatan Gürcihan "Böylece Genelkurmay'daki görevi nedeniyle bu belgenin altında imzası olan babam Ali İhsan Gürcihan'ın bana devletin gizli belgelerin uluştrıyor suçulaması ile zan altında bırakmak" dedi. Günümüzde gizli belgeleri konu edinen birçok kitap yayımlandığını söyleyen Gürcihan şunları söyledi: "Bunlardan biri İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulandığımda şubenin kütüphanesinden alıp okuduğum Mustafa Balbay'a ait içinde Genelkurmay'a ait gizli belgelerin orijinallerinin de bulunduğu 'Irak Bataklığında Türk-ABD İlişkileri' isimli kitaptır. İçinde gizli belgelere gönderme yapan kitapları bulundurmak suç ise bu durumda Türkiye'de sıradan bir vatandaşın Terörle Mücadele Şubesi'ne kadar herkes suçlu konuma düşmektedir."

Savcılara "siz benden daha dindarsınız bense sadece günahkarım" diyen Gürcihan, "Dinde kul hakkı olduğundan söz ederek, benden daha dindar biri gerçekleri çarpıtarak önüme koydu" dedi. Gürcihan, bir gençlik yarışmasında türbanlı bir kızın Atatürk'ü çok güzel anlatarak birinci olduğunu, bazı işgüzarların kürsüden indirildiğini anlatan Gürcihan, "Yakın çevremle ters düşmek pahasına türbanlı genç kızı korudum. Kızın adı Tevhide Kütük olmasına karşın harf değişikliği ile Küçük yaptılar. Böylece iddianamedeVeli Küçük ile irtibatlandırmak istediler" diye konuştu.

Hukuk firavunu

Halil Behiç Gürcihan, savcı Zekeriya Öz'ün soruşturmanın gizliliğini temas kurduğu gazeteciler üzerinden ihlal ettiğini iddia ederek, Öz'ün istediği zaman bazı şüphelileri adliyenin arka kapısından içeri almasına karşın, kendisini elleri kelepçeli basında görüntülenmesine neden olduğunu ifade etti. "Usulsüzlükler, savcı Zekeriya Öz'ün, artık kendini bir hukuk adamı olarak değil, hukuk firavunu olarak görmeye başladığının kanıtıdır" diyen Gürcihan, hakkındaki suçlamalarla ilgisi olmayan özel görüşmelerinin iddianameye konulmasıyla özel hayatın gizliliği ilkesinin de ihlal edildiğini dile getirdi.

Akıl dışı seviye

İddianamenin hukuk, akıl ve vicdanla hiçbir şekilde bağdaşmayacak metodoloji yanlışları ile dolu olduğunu savunarak, "Amacım, iddianamedeki çelişkileri, yanlışlıkları Türkçe katliamını, mantık hatalarını, tekrarları ve mizahı irdelemek değil. Bu iddianameyi kaleme alan zihniyetin ne kadar sağlıksız, tutarsız, akılsız ve delilden suçluya değil, suçtan delile gitmeye çalışan hukuk dışı bir seviyeyi temsil ettiğini ortaya koymaktır" diye konuştu.

Facebook kriminolojisi

İddianemeyle, terör örgütü değil, kooperatif kuramayacak insanların bir çuvala doldurulduğunu söyleyen Gürcihan, şöyle devam etti: "Bir kişiyle üç beş kez telefonla görüşmek, birkaç kez e-posta alışverişinde bulunmak örgütsel bir ilişkinin temeli olarak sunulmuştur. Hayatınızı paylaştığınız bir insanın bile günahlarından,eylemlerinden sorumlu olmadığınız bir dünyada, iki üç sohbet bile 'facebook kriminolojisi' çerçevesinde sizi örgüt resmine sokmaya yetmektedir."

Adalet fidanı bodur kalacak

Savcının, 6. derece teorisine göre sonunda kendisini de örgüt üyesi olarak bulacağını söyleyen Gürcihan, fotoğraf makinelerinin ceplere sığdığı bu dönemde, insanların isteyerek ya istemeyerek birçok fotoğraf karesine girdiğini ifade etti. Almanya'da Deniz Feneri davasında yargılanan Mehmet Gürhan ile yan yana poz veren Başbakan'ın da kadraj mühendisliği kurbanı olduğunu ifade ederek, iddianamenin mizah kitaplarını kıskandıracak mantıksal çıkarımlarla dolu olduğunu söyledi. Gürcihan, "Bu düzeyde mantıkla donanmış savcıların bulunduğu bir dünyada, hırsızların yapması gereken tek şey, savcıların önüne hırsız olmayanların hangi evleri soymadıklarının listesini koyup, namuslular hakkında şaibe yaratmaktır. Bu iddianamenin hayırlara vesile olması ve devletimize , milletimize musallat olan kaos çetelerinin deşifre edilmesi adına sergilenecek her çaba, bu tarz mantık tecavüzleri ile öylesine gölgelenmektedir ki, adalet fidanı hep bodur kalacaktır" dedi.

Avukatlarımızın isteği kabul edildi

Davayı bugüne erteleyen mahkeme heyeti, müdahil gazetemiz avukatları Bülent Utku ve Akın Atalay'ın talebini kabul etti. Danıştay davası sanığı Osman Yıldırım olduğu öne sürülen gizli tanık 9'un, gazetemize atılan bombaların Ataşehir'de yapılan bir toplantı sonucu verildiği iddiası netlik kazanacak. Avukatlarımızın talebi üzerine, 29 Nisan- 15 Mayıs 2006 tarihleri arasında, Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Rasim Görüm, Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, Oktay Yıldırım, Fikri Karadağ, Zekeriya Öztürk'e ait telefon görüşme dökümlerinin, arayan-aranan ve baz istasyonlarını gösterir bir şekilde istenmesi için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na yazı yazılmasına karar verildi.

Güney MİT'e sorulacak

Tuncay Güney ve Tuncay Güney İpek isimli kişilerin aynı kişi olup olmadığının MİT'e sorulmasına karar veren mahkeme, müsteşarlık tarafından "Başbakanlık ve Genel Kurmay'a gönderilen çizelge ve başka belgelerin düzenlenmesinde bu kişinin herhangi bir katkısının olup olmadığını, Güney'in mülakatı ve ihbar niteliğindeki cd'ler dışında, bu belgelerin hazırlanmasında, hangi çalışmaların yapıldığı ve hangi kaynaklardan yararlanıldığı"nın sorulmasına da hükmetti. Savcılıktan, gizli tanık 9'un açıklamalarının eksiksiz olarak gönderilmesini isteyen mahkeme, gizlilik kuralının mahkeme tarafından yerine getirileceğini belirtti. Ergenekon- Lobi belgesinin www.gizlibelge.com, www.cdgbim.com adlı sitelerde hangi tarihten itibaren yayınlandığının, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne sorulması da karar bağlandı.

Ergenekon belgesi ortalarda dolaşıyordu

Söz alan tutuklu sanık Doğu Perinçek, Yeni Şafak yazarı Taha Kıvanç adını da kullanan Fehmi Koru'dan, 30 Nisan 2001'de ve 1 Mayıs 2005'teki yazılarında belirttiği, 'Ergenekon'un Yeniden Yapılandırılması' belgesinin istenmesini talep etti.Perinçek, "İddianamede bu belgenin ilk örneğinin general Veli Küçük'te çıktığı, alttaki imzanın karalandığı belirtilmiş. Demek ki Koru'nun eline karalanmamış haliyle 7 yıl önce eline geçmiş. Koru'nun tanık olarak ifadesi alındı ancak bu ona sorulmadı" dedi. Aksiyon Dergisi'nin 21 Mayıs 2001 tarihli sayısını dabu belgenin yayımlanması nedeniyle istenmesini talep eden Perinçek, şöyle devam etti: "Sabah yazarı Aslı Aydıntaşbaş'ta 2006 yılı Mayıs ayında Ergenekon'un Yeniden Yapılandırılması belgesi bulunuyordu. Beni gazeteye davet etmişlerdi, bu belgeyi gösterip, sorular sordular. Örneğini istedim, bana verdi. Belgenin Aydıntaşbaş'taki belgenin suretinin getirilmesini istiyorum. Bu belgeler ortalıkta dolaşan belgelerdir, bunun kanıtlanması açısından." Mahkeme Perinçek'in taleplerini kabul etti.

Hayrettin Ertekin adına dağıtılan basın açıklamasında, Ergenekon soruşturmasının asıl amacının devletin olanaklarını kendi çıkarları için kullananları bulup çıkarmak olmadığı ifade edilerek, şöyle devam edildi: "Başbakan'o sormak lazım, bu nasıl darbe avcılığıdır? 12 Eylül askeri darbesinin gerçek failleri Marmaris'te tatil yaparken, siz şimdi olmamış, veya düşünülmüş olup eyleme dahi geçmemiş olan, varsayımla hareket edilen bu saçmalığın savcısı olacağınıza, olmuş darbeyi neden yargılamıyorsunuz? Buna yetecek kadar gücünüz var." Hükümetin önce dokunulmazlıkları kaldırması gerektiği kaydedilen açıklamada, "Sözde örgütün liderleri, yöneticileri ser.best, üyeleri tutuklu. Bu böyle komik bir vakadır. Tutuksuz yargılanmak için illa ki merdivenden mi düşmek gerekiyor? Hastaneye yatıp ameliyat olmak mı gerekiyor?" denildi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.