"Bizim ilkelerimizde kırılma söz konusu değil"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisine çarşaflı kadınların katılımıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Baykal "Bizim ilkelerimizde bir kırılma hiç bir şekilde söz konusu değildir" dedi. "Ben Atatürk'ü sevmiyorum Humeyni'yi seviyorum" diyen insanların başı açıkta olsa CHP'de yeri olmayacağını belirten Baykal, Atatürk'ü seven insanların kılık kıyafetlerine bakmaksızın kapılarının onlara açık olduğunu söyledi.
Yayınlanma tarihi: 21 Kasım 2008 Cuma, 13:15

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CNN Türk'te yayınlanan ''Ankara Kulisi'' programında, "partisine çarşaflı kadınların katılımıyla" ilgili soruları yanıtladı.

''Başbakan (Youtube'a baksınlar örtülü diye parti toplantılarından çıkarılanların görüntüleri var) diyor'' sözleri üzerine Baykal, ''Bizim parti toplantılarımızda, grup toplantılarımızdaki görüntüleri biliyorsunuz. Bunu Başbakanla zemininde tartışırız. Bunu ne için söylediğini biliyoruz. Ne demek çıkarılan? Grup toplantılarımızda yer alan insanlar Anadolu'nun gerçeğini yansıtan insanlar. Bu konuda bir tereddütümüz yok'' dedi.

''Bizim ilkelerimizde bir kırılma hiç bir şekilde söz konusu değildir. Bu olaydan önce de değildi sonra da değil'' diyen Baykal, ''4 tane çarşaflı insan vardı. O çarşafların bir siyasi simge olarak taşınmadığı ortada. CHP'ye girmeyi içine sindiriyor. Ben ayrıca soruşturdum. Evlerinde de Atatürk'ün resminin asılı olduğu öğrendim. Evlerinde Atatürk sevgisini, saygısını yaşayan bir aile bunlar. (Gayet tabii girebilir) dedik. Girdiler'' diye konuştu.

Bu katılımı hiç bir zaman ''açılım'' diye söylemediğini belirten Baykal, bunu siyasal bir olay olarak düşünmenin ötesinde ahlaki ve ilkesel bir tavır olarak gördüğünü ifade etti. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Size birisi gelip (girmek istiyorum, ilkeleri, düşünceleri benimsiyorum) diyorsa, kılıf kıyafetini engel düşünür müyüz diye soruyorsa benim ona (sen git kıyafetini değiştir öyle gel) demem ne sosyal demokrasiye ne CHP'nin insana saygı anlayışına ne de gerçek demokratlığa sığar ne de laikliğin icabıdır. Kafamızda bütün bu kıyafetler dinsel simge gibi anlaşılıyor. Anadolu'da kadınlarımızın tarih boyunca ve şimdi kullandığı kılık kıyafetler bir toplumsal örfün gereği. Dini bir gereğin siyasallaştırılmasının bir temsilcisi değil. Öyle olanlar da var. Öyle olanlar türbana geçti sonra. Şu anda da ailesinin, komşularının, bölgesinin yaşam tarzının, meşru, doğal, ahlaki kıyafeti olarak kabul edip türban giyen genç kızın da bir simge olarak kullandığını söylemek de haksızlık belki. Çünkü o durumda olup bize büyük ilgi gösterenleri biliyorum. Bu bir siyasi simge değilse ve o haliyle geliyorsa ona (sen gelme, bana oy verme, partimde yer tutma...) diyemem. (Benim Anayasa'yı değiştirmeye niyetim yok, laikliği ortadan kaldıralım demiyorum, Atatürk'ü seviyorum) diyor. (Ben Atatürk'ü sevmiyorum Humeyni'yi seviyorum) diyen insanın başı açık da olsa CHP'de yeri yoktur. (Ben Atatürk'ü seviyorum, ailemin, çevremin, köyümün yaşam tarzı bu, böyle giyiniyorum. Bir mahsuru var mı?) dediği zaman ona (başımla beraber, elbette burada senin de yerin var) demek benim ahlaki görevimdir.''

"Mizansenle ilgisi yok"

O kılık kıyafetin, o insanın kafasında siyasi simge değilse bunun anlayışla karşılanacağını belirten Baykal, ''CHP doğal bir iş yapmış, maskeli balo yapmıyor ki'' dedi.

Baykal, ''Zannedilmesin ki bir şov yapıyoruz ya da siyasi amaçla gösterisi peşindeyiz. Mizansenle ilgisi yok. Ya da böyle bir tezgah mı kuruldu kendiliğinden... Gerçekten mi AKP'den geldiler? Gerçekten CHP'ye mi girecekler? Kontrol edildi. Görüldü ki bu gerçek bir olay, yapay değil. Önümüze doğal olarak gelmişse bunu reddetmek yakışır mı bize?'' diye konuştu. Baykal, şunları söyledi: ''Efendim (laiklik tehlikeye girer...) Ya ağır olun. Nerede tehlikeye girsin. Bu konuda en bilinçli parti biziz, ne yaptığımızı biliyoruz. O kadınlar (bütün kadınlar çarşafa girsin istiyorum, doğrusu budur) demiyor. (Biz size saygı gösteriyoruz. Okumuşsunuz, yetişmişsiniz, beni de kabul edin bu şekilde, üstüme gelmeyin) diyor. (Memnuniyetle) diyoruz.''

Bu olayın ''siyasi oportünizm, mizansen'' olmadığını belirten Baykal, ''(Büyük açılım yapıyoruz) demiyoruz. Bu heyet bir yıl önce bana gelmiş olsaydı yine (başımız üstüne gelsinler) derdim'' diye konuştu.

Ankara'daki alevi mitingi

Alevilerin Ankara'da gerçekleştirdiği miting ile ilgili de Baykal, bununla ilgili hükümet adına yapılan açıklamada ''uç talepler'' denildiğini kaydetti. Baykal, kendisinin, ''Binlerce, on binlerce insanın bir araya gelerek ortaya koyduğu, arkasında yüz binlerce, milyonlarca insan bulunan bir konuya böyle yaklaşmanın doğru olmadığını'' ifade ettiğini anımsatarak, daha sonra ilgili bakanın da ''yanlış oldu'' diye bunu kabul ettiğini söyledi.

Baykal, ''Bunları ciddiye almak lazımdır. Toplumumuzun en önemli kesimlerinin başındadır. Onları dinlemek, anlamak lazım. Onlarla ciddi diyaloga iktidarın ihtiyacı var. Biz onlarla çok yakın ilişki içindeyiz. Biliyoruz, o konuları takip ediyoruz'' dedi.

Ertuğrul Özkök'ün köşe yazısında dile getirdiği, ''Gay grubu partinize katılmak istese yakalarına parti rozeti takar mısınız?'' sorusunun yöneltilmesi üzerine Baykal, şöyle konuştu: ''Ertuğrul Özkök bize hem bu girişim dolayısıyla desteğini veriyor, eksik olmasın, hem de bir somut soru sormuş. Yani ben siyaseti cinsellik sorunları ile hiç karıştırmama anlayışındayım. Yani hiç bir şekilde aklımın kenarından birlikte siyaset yaptığım insanların cinsellik konumu, durumu geçmez. Bunu düşünmeyi bile saygısızlık sayarım.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.