Flamenko caz ile buluşuyor

Chano Dominguez, yeni projesi piyano flamenko ile 9. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’de bu gece sahne alıyor. 18 yaşında ilk grubu CAI’yı kurduğundan beri de caz ile flamenkonun füzyon ustası olarak anılan Dominguez dünya müziğinde saygın bir yere sahip. Hiscadix grubu ile de 80’lerin yıldızı parlayan isimlerinden.
Yayınlanma tarihi: 23 Kasım 2008 Pazar, 08:48

Flamenko cazın usta ismi Chano Dominguez cazın flamenkoyu daha güçlü hale getirdiğine inanıyor. Bunu yaparken iki tarzın da köklerine bağlı kalan Dominguez’e göre flamenko tutku, caz ise cesaret.

- Flamenko hızlı, hareketli ve coşkulu ama piyano bu dile biraz yabancı. Bir de caz var tabii. Üçünü bir arada yapmak ise sizin tarzınız. Bu ahengi nasıl yakalıyorsunuz?

Benim yaptığım, cazla flamenkoyu daha güçlü hale getirmek; piyano ise işimi kolaylaştırıyor. Herhangi bir türü bir başka türle bir araya getiriyorken bilmeniz gereken en önemli şey kökler. Yani mesele yaptığınız füzyonun köklerine hâkim olmak, bir de enstrüman üzerindeki kontrolünüz.

- Flamenko ve caz tutkuyla anılıyor. Özellike flamenko tutkunun müziği. Hayatta ve müzikte tutkuyu sürekli canlı tutmanın bir yolu var mı?

İkisi için de müzik şart. Ben çocukluğumdan beri müziğe tutkun çevrelerde oldum, babam flamenko plakları toplardı, annem flamenko söylerdi. Benim içinse müzikle kendimi ifade etmek her şeydi. Sanırım tutku melodik bir şey ve müzikle besleniyor. Flamenkonun coşkusu dinleyeni ayağa kaldırıyor, caz ise cesaretlendiriyor.

- Solo, trio ve quartet olarak müzik yapıyorsunuz. Elbette hepsinin tadı başka ama onları hayata indirgediğinizde nasıl tanımlarsınız?

Hepsinde farklı şekillerde kendimi ifade ediyorum. Trio olarak sahneye çıktığımızda caza iniyoruz, en derin caza. Kuartet olarak geleneksel flamenkoya yaklaşıyoruz, aslında kendi müzisyen kimliğinizle beraber sahneye çıktığınız diğer müzisyenlerin kimlikleri de toplamda müziğin tarzını tamamen değiştiriyor. Ben tek başıma Latin müziklerini caz formunda sunuyorum. Latin müziğini cazla aktarmak beni solo performanslarımda çok mutlu ediyor.

- Yönetmen Fernando Trueba’nın, Tito Puente, Gato Barbieri, Chucho Valdes gibi çağdaş Latin caz müzisyenlerini bir araya getirdiği “Calle 54” isimli sinema projesinde yer aldınız. Bu nasıl bir tecrübeydi, size neler kazandırdı?

Filmde bir araya getirilen tüm sanatçıları çok iyi tanıyordum ve Trueba sayesinde neredeyse bildiğim, takip ettiğim tüm müzisyenlerle arkadaş haline gelip beraber çalışma fırsatı elde etmiş oldum. Üstelik bu proje benim kariyerim için farklı bir açılım oldu ve filmdeki müzisyen arkadaşlarımla beraber büyük bir turneye çıktık. Bu, Amerika’da kendimi sahnede ifade edebilme şansı sağlayan çok özel bir turneydi. Yani “Calle 54” projesine çok şey borçluyum.

- Paco De Lucia müziğinizde ve hayatınızda ne kadar etkili?

Müziğime ve hayatıma tek başına flamenko değil, flamenko ve Paco De Lucia ilham verdi. Jorge Pardo ile De Lucia’nın şarkılarını yorumladığımız bir albüm çalışmasına girdiğimizde bir müzisyen olarak olağanüstü bir keyif almış, üstelik Paco De Lucia ile tanışmıştım. Sonrasında onunla sahneye çıkmak benim için büyük bir onurdu, üstelik bunu İspanya’nın en büyük caz festivallerinden “Vitoria Caz Festivali”nde gerçekleştirdik.

- Flamenko ve caz müziğinin füzyonu üzerine epey kafa yorup dünya müziği için kalıcı eserler bıraktınız. Yeni ve şaşırtıcı başka denemeleriniz de olacak mı?

Benim aklımda Hint müziklerini flamenkoyla bir araya getirmek var; bunun çok çekici olacağını düşünüyorum, ayrıca flamenkonun coşkusuyla Afrika’nın etnik müziklerini bir araya getirmek de heyecan verici olabilir. Özellikle Afrika ritmleriyle flamenkonun müthiş bir ahenk sağlayacağını düşünüyorum. Tüm bunlar denenebilir ama daha önce de ifade ettiğim gibi köklere hâkim olmak şart.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.