Bağış paralarıyla şirket kurdular

Deniz Feneri e.V. davasının yayımlanan gerekçeli kararında bağış paralarının amacı dışında kullanıldığı bunun da Türkiye'de Kanal 7 yöneticileri tarafından bilindiği vurgulandı. Kararda, bağış paralarının ortakları arasında Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ve RTÜK Başkanı Zahid Akman gibi isimlerin bulunduğu şirketlerin finansmanında kullanıldığı kaydedildi.
Yayınlanma tarihi: 25 Kasım 2008 Salı, 19:00

Almanya’daki Deniz Feneri Derneği e.V’nin yolsuzluk davasına ilişkin Frankfurt Eyalet Mahkemesi 26. Ceza Dairesi’nin 17 Eylül 2008’de verdiği kararın gerekçesi de dün yayımlandı. Kararda, “benzersiz yolsuzluğun” arkasında muhafazakar-İslami bir çevre ve onun televizyonu Kanal 7’nin bulunduğu vurgulandı. Gerekçeli kararda 5 yıl 10 ay hüküm giyerek halen cezaevinde bulunan Mehmet Gürhan’ın, bağlayıcı kararları rumuzlarıyla verilen Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Harun Kapıyoldaş gibi isimlerle görüş alışverişinde bulunarak aldığına dikkat çekildi.

Gerekçeli kararda hakkında soruşturma yürütülen isimlerden birinin de RTÜK Başkanı Zahid Akman olduğu vurgulandı. Almanya’daki Deniz Feneri adına Kanal 7 başta olmak üzere televizyonlarda yayımlanan reklam kampanyalarıyla toplanan bağışların sadece bir bölümünün muhtaç insanlar ve sosyal yardım projeleri için kullanılacağının Gürhan ve Türkiye’deki Kanal 7’nin sorumluları tarafından bilindiği kaydedilen kararda, Gürhan’ın bu paraları, ortakları arasında Zekeriya Karaman ve Zahid Akman gibi “ayrıca kovuşturulan” isimler de bulunan şirketlerin finansmanı için kullandığı belirtildi. Deniz Feneri e.V’nin 5 yılda en az 28 bin 836 bağışçıdan 41 milyon 423 bin 158 avro bağış topladığı, ancak bunların Almanya’daki “göstermelik” veya “asıl” muhasebe kayıtlarında gereğince yer almadığı, nakit hesaplarda da büyük tutarda açıklar saptandığı vurgulandı. Kararda, Deniz Feneri e.V’ye ait Avrupa genelindeki 14 ayrı banka hesabından 16 milyon avroyu aşkın bir paranın nakit olarak çekildiği, bunların önemli bir bölümünün kuryelerle Türkiye’ye gönderildiği de yazıldı.

Kararda, bağışların ne için kullanıldığı da belirlenebilen örneklerle sıralandı. Çifte muhasebe yöntemiyle esas olarak Alman hukuk sisteminin denetiminden kurtulunmak istendiği kaydedilen metinde, “program içeriğiyle Türkiye’deki İslami çevrelere yakın Kanal 7’nin” rolünün ağırlığı dikkat çekti. Yapılmayan yardımların, evrakta sahtecilik kapsamına giren yöntemlerle yapılmış gibi gösterilmek istendiği de örneklenen metinde, bütün bu hukuk dışı işlemlerde Zekeriya Karaman’ın rolü, sık sık hakkında “ayrıca soruşturma açıldığı” hatırlatılarak öne çıkarıldı.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.