Altın kent Dunedin

Söze eski gezginlerden Mark Twain’in Yeni Zelanda ve çevresine 1890’larda yaptığı ziyaret sonrası yorumlarıyla başlamalıyız. “Cennete gitme yolunda burada durakladılar, cennete geldiklerini sanarak…”
Yayınlanma tarihi: 26 Kasım 2008 Çarşamba, 11:51

Yeni Zelanda’nın Güney adası Christchurch’tan sonra en büyük şehri, Güney yarım küredeki en iyi korunan Victoria ve Edward dönem şehri. Yaklaşık yüz yirmi bin nüfuslu bir üniversite şehri Dunedin. Halkı İskoçyalı.

Güçlü bir İskoç geçmişi olan şehrin eski adı New Edinburgh’muş. Şehrin adı daha sonra Dunedin’e dönüştürülmüş.

1900’lerde altının bulunmasıyla “altına hücum”la en parlak devrini yaşayan kentin o dönemde yapılan İskoç Edwardian tarzı yapıları günümüze gelebilmiş. St. Paul Katedrali, Dunedin Merkez Tren İstasyonu, Yeni Zelanda’nın tek şatosu olan Larnach Şatosu, Olveston Evi bunlar arasında.

Kısa bir otomobil yolculuğuyla ulaşılabilen Otago yarımadası ise ender bulunan sarı gözlü penguenlerine, Yeni Zelanda deniz aslanlarına ve yegane karada yaşayan albatroslar kolonisine ev sahipliği yapıyor. Otago yarımadası dünyadaki eko turizmin seçkin bir örneği sayılıyor.

Dunedin bir üniversite şehri olma özelliği sayesinde genç, dinamik nüfuslu. Dolayısıyla da en iyi öğrenci “pub”ları, müzisyen ve sanatçılardan oluşan geniş bir toplum barındırıyor. Yeni Zelanda’nın tek viski damıtma fabrikası, adı dahi kulağa hoş gelen çikolata fabrikası…

Dunedin botanik bahçesi Yeni Zelanda’nın ilk botanik bahçesi, ilk üniversitede de burada kurulmuş. Dunedinlilere göre dünyanın en dik sokağı Balwin.

Olveston Evi-Larnach Şatosu

Bizde yıkılıp anında yerlerine beton çirkini binalar dikilen bir zamanların güzelim köşklerine inat, tarihin derinliklerinden günümüze çok güzel korunarak gelen bir ev Olveston. Bakımlı, yeşillikler ve rengarenk çiçekler içinde bu ev bir zamanlar Yeni Zelandalıların yaşam mozaiğini çok güzel yansıtıyor.

Bu kadarı da ancak romanlarda olur dedirten, trajik yaşamlarıyla hayatları roman olan Larnach ailesinin şatosu, Yeni Zelanda’nın tek şatosu.

Şato, ilk karısını etkilemek için 1860’larda Avustralya’dan Yeni Zelanda’ya gelen William Larnach tarafından yapılır.

Sadece kaba inşaatı için 200 işçi çalışır. İç inşaat ve dekorasyonunun tamamlanması için bir 12 yıl daha geçer. William Larnach Otago’nun ilk bankasını kurar. Daha sonra milletvekili seçilir.

İlk iki karısı 38 yaşında ölür, üçüncü karısının ise ilk evliliğinden olan oğluyla ilişkisi olur. Yeni Zelanda’nin ilk ve tek şato sahibi William Larnach’ın yaşamı görev yaptığı parlamento binasında intiharla son bulur.

Para ve mutluluk, ne kadar iç içe ilişkiler... Gece gündüz misali, kavuşma için birbirini kovalar dururlar.

Bugün bu dramın izlerini tahmin etmek zor. Nefes kesen manzarası olan bahçe içinde zevkli eşyalarla döşeli, görkemini koruyan bir şato ziyaretçilerine “hoş geldiniz” diyor.

Altının tükenmesiyle Dunedin yaklaşık yüzyıl kadar sessizliğe büründü, ta ki yeni bir altının keşfine kadar “turizm altını.”

Sayesinde yeniden altın çağını yaşamaya başladı. Günümüz ulaşımının kolaylaşmasıyla “dünyanın öteki ucu denilen“ Yeni Zelanda artık uzak bir yer değil. Dunedin ise hem karadan hem denizden seyahat gemileriyle ilgi gören bir tatil yeri olarak yıldızı parlıyor.

[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.