MEB'e ibretlik dua

Eğitim alanındaki usulsüzlükler, öğretmen alımları, kontenjan eksiklikleri, yönetici atamaları, ekonomik sıkıntılar gibi birçok sorun nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı'na isyanda olan öğretmenler, artık serzenişlerini "dua" lara döktü. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e dua eden bir öğretmen, "öğretmenliğin" durumunu gözler önüne serdi.
Yayınlanma tarihi: 22 Aralık 2008 Pazartesi, 07:48

Türk Eğitim-Sen'in bir haberine yönelik olarak "duasını" yazan bir öğretmen, öğretmenliğin içler acısı halini gözler önüne sererken, Bakan Hüseyin Çelik'e de üstü kapalı serzenişte bulundu. Duasında, "Bedenimizi değil ama ruhumuzu öldürdüler Ya Rabbi" dişe yakaran öğretmen, duasında, Bakanlık yöneticilerinin "yalan" söylediğini ifade ederek, "yöneticilerimizin zifiri karanlık kalplerine; onların amellerini artık riyadan, dillerini yalandan, gözlerini haramdan temizle" diyerek dua etti. Yöneticilerin, "dillerindeki kirleri", "gönüllerindeki kinleri" "vücutlarındaki tüm menfiyatın" çekilmesini isteyen öğretmen, duasını "Ya Rabbi. Rahmetinle, ellerimize vurulan kelepçeleri çıkart artık, çıkart ki yine eskisi gibi özgürce kalemlerimizi tutup öğrencilerimizin başını okşayabilelim" diyerek bitirdi.

"Bayramda sevinemiyoruz"

Öğretmenin Türk Eğitim-Sen'e gönderdiği "duası"nın tamamı ise şöyle: "Kullarım sevinsin, diyerek lütfettiğin şu mübarek bayramda da sevinemiyoruz Ya Rabbi. Yüreklerimiz ezik, yüzümüz yerde, kaldırıp başımızı ufuklara mutlu bakamıyoruz. Mutlu bakışlarımızı çaldılar, yapraklarımızı soldurup renklerimizi ve kokularımızı elimizden aldılar. Evlerimizden ceset kokusu çıkıyor artık. Bedenimizi değil ama ruhumuzu öldürdüler Ya Rabbi.
Sen ki, Rabbimizsin. Bizim ölü zannettiğimiz şeylerden bile canlılığı ve hayatı çıkarıyorsun. Bizim şu ölü gibi duran beynimiz, ruhumuz ve en önemlisi bizden alıp körelttikleri, bitirdikleri espri yapma anlayışımızı ve gülümsemelerimizi tekrar canlandır Ya Rabbi.
Yağan yağmur gibi hiçbir şeyi ayırt etmeyen, güneş gibi herkesi aydınlatan, her şeyin bizi ezdiği halde toprak gibi hiçbir şeylerini esirgemeyip bilgilerini herkesle paylaşan öğretmenler olarak; sana sığınıyor ve diyoruz ki, ne olur en azından bir avuç ateş böceği uçuruver yöneticilerimizin zifiri karanlık kalplerine; onların amellerini artık riyadan, dillerini yalandan, gözlerini haramdan temizle. Dillerindeki kirleri, gönüllerindeki kinleri vücutlarındaki tüm menfiyatı çek al, onlara 'cennet cennet dedikleri, üç beş köşkle üç beş huri, bana seni gerek seni' dedirtip kalplerini ve eylemlerini senin istediğin hakka ve hakkaniyete yönelt. Onları mazlumlara tutan el, gören göz, işiten kulak yapıp güzellikleri ihya ettir ya rabbi.

"Yöneticileri gerdanlar kovalasın"

Ey bütün cebbar ve gaddarları azametiyle dizginleyip durduran Rabbim, eğer bütün bu dualarımıza rağmen ihya olmaz geleceğimizi çalmaya ve karartmaya devam etmekte ısrar ederlerse sen onları cehenneminde yak ama bu dünyada da aklı dengeleri bozulsun Bakırköy'de de yer bulamasınlar, bizim de bunları görmemizi nasip et ya Rabbi.
Yazdığımız her yazıya, arşivde hazır bulunan birkaç şablon cevaplardan birini kopyalayıp yapıştıran ve bizimle adeta dalga geçercesine cevaplayan ilgilileri çöllerde 'su. su.' diye inleterek helak eyle ya Rabbi. Onlara arka çıkarak şikayetlerimizi kulak ardı eden amirlerini de peşlerinden gönder ve gergedanlara kovalattır hepsini ya Rabbi. Ya Rabb! Yönetmeliğe uygun olarak stajyerliğimizi kaldırıp yasal süreyi de bekleyerekten zorunlu nedenlerle istifa ettiğimizi biliyorsun -ki o yönetmelik bize geri dönüşlerimizde kolaylık sağlıyordu- yönetmeliği sonradan değiştirip avantajlarımızı elimizden almakla kalmayıp kin ve nefret duygularıyla yüzde 10'luk kontenjanı yüzde 1'e indirerek bizim öğretmenlik hakkımızı elimizden alanları sen prensesleri olmayan kurbağa prenslere çevir ya Rabbi.

"Onlara 'keyfi istifa' yaşat"

Sonradan icat edilen 'atamalarda hizmet süresini baz alma' fikrini üretenlerin hayatlarını sevgisiz bırak, açlıkla terbiye et ve ahir zamanlarında sokağa düşürüp bizim zamanında eğitmemize izin vermedikleri tinerci çocuklara sürekli taciz ettir ya Rabbi. Ya Rabbi, zorunlu istifalarımız için 'keyfi istifalar' tabirinin ne kadar zorumuza gittiği malumundur. Bunu söyleyen insafsız ve yola gelmez kişilere, bizim yaşadığımız 'keyfi istifa' yı yaşatmanı, ağızlarına gem vurmanı, ellerine kelepçe geçirmeni, ayaklarına zincir takmanı istiyoruz ya Rabbi. 4 yıldan beri "ileri ki dönemde kontenjanlar artacaktır" diye bize oyalama yazıları gönderenlerin ve televizyona çıkıp hakkımızda yalan söyleyenlerin burunlarını Pinokyo' nun burnundan da kat be kat uzatıp öyle bırak; öyle bırak ki, gece yattıklarında tavanı sürekli tıklayacaklarından üst kattakilerin şikayetine maruz kalsınlar ya Rabbi.Mağduriyetimizi bildirdiğimizde 'Keşke istifa etmeseydiniz ya', 'Neden istifa ettiniz ki yaa' diye öğüt veren müdürlerin aklından da bizi ırak tut ya Rabbi.
Mağduriyetimizi dinliyor ve bize hak veriyor gibi görünüp, daha biz mekandan doğru dürüst uzaklaşmadan masalarına kapanıp arkamızdan kikir kikir gülen 'enayiye bak enayiye yönetmeliğe güvenip istifa etmiş' deyip bizi eğlence konusu yapanları da biz söylemeyelim, artık sen bildiğin gibi yap ya Rabbi.

"Güneşli günde yıldırım çarptır"

Yıllardır haklı sesimizin yerine kulaklarını menfaatlerinin şakırtısına açan ilgilileri, köşe yazarlarını bilhassa sabah 4'e kadar bizi TV başında tutup ama sorunumuza tek kelimeyle değinmeyen A.G.'yü, bizim ilettiklerimizi amirlerine ve ilgili yerlere ulaştırmayan görevlileri, yüce hikmetinle ibret olsun diye güneşli günde yıldırıma çarptır Ya Rabbi. Rahmetinle, ellerimize vurulan kelepçeleri çıkart artık, çıkart ki yine eskisi gibi özgürce kalemlerimizi tutup öğrencilerimizin başını okşayabilelim. Amin."

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.