"Atina tutumunu değiştirmeyi düşünüyor"

Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden To Vima, "Ankara'nın Meis adası ile Kıbrıs'ta kısa bir süre önce sergilediği kışkırtıcı tavırdan sonra Atina, Türkiye'ye yönelik tutumunu yeniden gözden geçirmeyi düşünüyor" derken Atina'nın Türkiye konusunda "katı" bir tutum benimsediğini de yazdı.
Yayınlanma tarihi: 22 Aralık 2008 Pazartesi, 11:14

Yunan hükümetinin, Türkiye'ye yönelik tutumunu gözden geçirmeyi düşündüğü öne sürüldü. Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden To Vima, "Ankara'nın Meis adası ile Kıbrıs'ta kısa bir süre önce sergilediği kışkırtıcı tavırdan sonra Atina, Türkiye'ye yönelik tutumunu yeniden gözden geçirmeyi düşünüyor" derken Atina'nın Türkiye konusunda "katı" bir tutum benimsediğini de yazdı.

AB Haber'e göre, Rum ve Yunanlı diplomatlara dayanarak Rum Kesimi'nin, "Enerji" başlığının müzakerelere açılmasını reddetmesinin, Ankara tarafından ciddiye alınması gerektiğini belirtirken, "Ankara'nın Meis adası ile Kıbrıs'ta kısa bir süre önce sergilediği kışkırtıcı tavırdan sonra Atina, Türkiye'ye yönelik tutumunu yeniden gözden geçirmeyi düşünüyor" diye yazdı.

Gazete şöyle devam etti: "Yapılan değerlendirmelere göre, iki ülke arasındaki gerginlik, Türkiye aleyhindeki ortamın iyice ağırlaştığı AB cephesinde ortaya konacak. 2009 yılı sonlarında Türkiye'nin Avrupa yönündeki ilerlemesinin değerlendirileceği de göz önünde tutularak, herhangi bir gerginlikten kaçınmayan hükümet, Ankara'nın ikili ilişkilerin düzelmesiyle Kıbrıs görüşmelerine yapıcı bir şekilde katkıda bulunmamakta ısrar etmeye devam etmesi durumunda, AB yolunun çok zorlu olacağını Ankara'ya bildirmeyi hedefliyor. Ankara'nın tahriklerini cevapsız bırakmamaya ve Kıbrıs sorununun çözümü için AB üyesi ülke olmanın sağladığı avantajlardan sonuna kadar yararlanmaya kararlı olan Atina'nın girişiminin, Lefkoşa ile anlaşma sonucunda olması planlanıyor."

Yunan gazetesi, Brüksel'de Türkiye'ye ilişkin olarak şekillenen ortamı, 8 Aralık günü açıklanan AB Genel İşler Konseyi nihai metnindeki ifadeler en iyi şekilde yansıttığını öne sürerken, Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin kısa bir süre önce yaptığı açıklamalara dikkat çekti.

Bakoyanni'nin, "Yunan tarafının en azından açıklamalar düzeyinde daha katı bir tutum benimseyeceğini" doğruladığına işaret edildiği yorumda Bakoyanni'nin, Ankara'nın Yunanistan'ın ikili ilişkilerde gerginliğin aşılması yönündeki girişimlerine karşılık vermediği ve Kıbrıs konusunun çözülmesi işini zora sürdüğü sözlerine de vurgu yapılırken, "Yakın çalışma çevresinden edinilen bilgilere göre, Bakoyanni, Helsinki'de AGİT toplantısı sırasında Türk mevkidaşı Ali Babacan ile yaptığı görüşmede bunları aynen tekrarladı" denildi.

"Atina katı bir tutum benimsedi"

To Vima, güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Atina'nın katı bir tutum benimsediğinin uygulamada da belli olması için önerilerin de sunulduğunu belirttikten sonra şunları yazdı:
"Bu ifadenin tam olarak nasıl bir anlam taşıdığının açıklanması için şimdilik erken. Ancak, 2009 Aralık ayında Türkiye'nin AB yönünde ilerlemesinin değerlendirileceği de göz önünde tutulursa, Atina'nın belki de, Ankara'yı sorumluluklarıyla karşı karşıya getirmesi ve ek protokole uyması, yani liman ve havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması -Kıbrıs Cumhuriyeti'ni böylelikle tanıması- konularını ortaya koyması, aksi halde "dondurulmuş" olan sekiz bölümün açılmasını kabul etmeyeceğini bildirmesi gerekir."

Şimdiye kadar Atina ve Rum Kesimi'nin, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasını istediği anımsatılan makalede, ancak KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Brüksel'deki temasları sırasında petrol yatakları arama konusundaki girişimlerinin durdurulması gereğini ifade ederek "İlk kez Ankara'nın diplomatik-askeri düzeni tarafından dile getirilen bir görüşü ifade ettiği" iddia edildi.

Lefkoşa ve Atina'daki diplomatlar, enerji bölümü gibi yeni bölümlerin açılmasını Kıbrıs'ın reddedeceğine ilişkin uyarıların Ankara tarafından ciddiye alınması gerektiğini ifade ederek, Ankara'nın, Rum Kesimi'ni tanımaması halinde AB yolunun hiç de kolay olmayacağını belirttikleri kaydedilen gazetede, şöyle devam edildi: "Kıbrıs konusu, AB-Türkiye ilişkilerine doğrudan bağlanarak, yeni bir dinamizm kazanmış olabilir. Ancak güvenilir kaynaklar 'ekonomik krizin doruğa ulaştığı bu aşamada, AB'nin Kıbrıs konusuna pek de önem vermediği', Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso'nun sadece AB hukukunun bütün Kıbrıs'ta uygulanmasına yardımcı olmayı kabul ettiği de gözden kaçırılmamalı."

NATO meselesi

Buna karşın, "27"lerin Türkiye'nin AB üyeliği konusunda "sert" bir dil kullanmaları bir yana, Avrupalıların bazı konularda Türkiye'ye ihtiyaçları bulunduğu için Ankara açısından olumlu bazı girişimlerde bulunabilecekleri kaydedilen makalede, "Ortak Dış Politika ve Savunma Politikasının geleceği ve AB-NATO ilişkilerine dair yapılan yoğun görüşmeler, Lefkoşa (Rum Kesimi) için tuzaklarla dolu" ifadesi kullanıldı.

Güvenlik ve savunma konularında AB'nin özerkliğine son veren bir plana İngiltere'den sonra AB Dönem Başkanı Fransa'nın da destek verdiği öne sürüldüğü yorumda "Böyle bir gelişme, herhangi bir girişim için ilk ve son sözün Atlantik Paktına ait olacağı demektir ki, bu da Avrupa savunmasına ilişkin konularda Ankara'nın söz sahibi olacağı anlamına geliyor" denildi. Yorumda Fransa'nın bu hareketinin, NATO ile herhangi bir güvenlik anlaşması olmayan tek AB üyesi olan Rum Kesimi'nde kaygı yarattığı da belirtildi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.