'Yargı bir siyasal partinin arka bahçesi olamaz'

Yargıyı eleştirirken dikkatli davrandıklarını söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, buna karşın 'yargının militanlaşmasına, bir siyasal partinin arka bahçesi olmasına izin vermeyeceklerini' söyledi.
Yayınlanma tarihi: 10 Aralık 2011 Cumartesi, 13:31

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde partisinin ilçe başkanlığını ziyaretinde yaptığı konuşmada, ''Yargıyı eleştirirken de biz çok dikkatli davranıyoruz.. Ama yargının militanlaşmasına, bir siyasal partinin arka
bahçesi olmasına izin vermeyiz''
dedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasına 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla verdiği mesajlarla başladı.

İnsan Hakları Günü'nün demokrasi, özgürlük ve adalet taleplerinin yoğunlaştığı günler arasında yer aldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Eğer bir ülkede, demokrasi varsa halkın iradesine saygı vardır. Halkın iradesine saygı varsa halkın seçtiği milletvekillerinin tutuklanmaması kuraldır. Onlar seçimlere girdiler, kim izin verdi? Yargı izin verdi. İzin istediler, Yüksek Seçim Kurulu 'evet' dedi. Nasıl oluyor da aynı insanlar bugün hapiste? O zaman baştan izin vermeyin'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Karadeniz Ereğli'nin pek çok sorunu olduğunu, ekonomik sıkıntıların da bunların başında geldiğini söyleyerek, şunları kaydetti:

''Büyük bir işsizlik var. Siz sanmayın ki işsizlik sadece burada var. Dün Adana'daydım. Burası işsizlikte Türkiye'nin bir numaralı ilidir. Düşünün İstanbul'dan sonra sanayinin filizlendiği bir Anadolu kentinde bugün işsizlik en yüksek noktada. Türkiye'nin ciddi sorunları var. Önümüzdeki yıl göreceksiniz. Bütün arkadaşlar bunu hatırlasınlar. Önümüzdeki yıl, çok daha büyük ekonomik sorunlarla karşılaşacağız. İşsizlik daha da aratacak. Gençlerdeki işsizlik oranı yüzde 22'dir ama benim size bir sözüm var. Bu sözü kimse unutmasın, asla umutsuz, karamsar olmayacağız. Çünkü herkes şunu çok iyi bilsin, bu ülkede halkın iradesini temsil eden, halktan güç alan Cumhuriyet Halk Partisi var.''

Seçimlerden önce açıkladıkları çok sayıda projenin hayali olduğunu söyleyenlerin şimdi bunları uyguladığını söyleyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Demek ki bizim projelerimiz hayali değil. Biz doğruları söylüyoruz. Demek ki CHP kılı kırk yararak bir lafı söylüyor. Hesabını kitabını yapmadan finansal dengeleri sağlamadan, makroekonomik dengeler dikkate alınmadan CHP proje açıklamaz. Şimdi geldiler bizim projelerimize sahip çıkıyorlar. Sahip çıksınlar seviniyoruz. Hatta 41 projemizi de getirirlerse söz veriyoruz tamamına destek vereceğiz. Bizden özür dilesinler gibi bir şey de söylemiyoruz. Çünkü biz, halka güveniyoruz, halk için çalışıyoruz, doğru söylemeye çalışıyoruz, bunun çabasını harcıyoruz. Temel hedefimiz ve amacımız bu.''

Bu sırada bir partilinin ''Kanal İstanbul Projesini'' hatırlatın demesi üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, ''Şimdi bu Kanal İstanbul'u hatırlatmayın. Onlara girmeyelim, zamanı var'' dedi.

''Yargının militanlaşmasına izin vermeyiz''

CHP lideri Kılıçdaroğlu, adaletin olduğu bir yerde demokrasi ve özgürlüğün olacağını ifade ederek, şunları söyledi:

''Eğer bir yerde adalet yoksa demokrasi ve özgürlük de olmaz. Adaletin olduğu yerde insanların gelecek güvencesi olur. Bu olmazsa insanlar geleceğe güvenle bakamazlar. O nedenle 'adaletin olmadığı yerde tuz kokmuştur' denir. Biz adaleti her yerde ve ortamda yüceltmek zorundayız. Yargıyı eleştirirken de biz çok dikkatli davranıyoruz. Ama yargının militanlaşmasına, bir siyasal partinin arka bahçesi olmasına izin vermeyiz. Unutmayın eski adıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri, yeni adıyla özel yetkili mahkemeler birer operasyon mahkemesidir. Bu mahkemeler siyasi otoriterinin emrine ve talimatına göre karar veren mahkemelerdir. Eski adıyla da sıkı yönetim mahkemeleridir. Bir yerlerden talimat gelir. Bunlar da onu karara dönüştürürler. O nedenle bizim 41 projemiz arasında özel yetkili mahkemelerin kaldırılması da var. Çünkü, özel yetkili mahkemeler doğal yargılama ilkesine aykırıdır. Bunlar özel mahkemelerdir, özel ihtisas mahkemeleri değildir, özel siyasal mahkemelerdir ve adaleti yaralayan mahkemelerdir.''

CHP'nin bütün partilerden daha fazla çalıştığını söyleyen Kılıçdaroğlu, ''Emekli arkadaşlarım çok iyi bilirler, biz İntibak Yasası'nı çıkaracağız dediğimiz zaman 'bunun için 20 katrilyona ihtiyaç var, hayali proje' dediler. Şimdi meclise getirecekler. Ama hemen getirmiyorlar. Seçimlerden önce getirecekler. Emekliler buna kanacak mı? Emekliler bunu çok iyi bilmesi lazım'' ifadeleri kullandı.

''Hükümetin tek dayanağı sıcak para''

Kılıçdaroğlu, bir partilinin hükümetin özelleştirme mantığıyla hareket ettiğini iddia etmesinin ardından konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Özelleştirme yoluyla AKP'nin aldığı para 30 milyar dolardır. Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanmasını yaptı. Ama bizim anladığımız bir anlamda büyüme de yok. Herkes borç içinde. Bir ev düşünün adam buzdolabını sattı, biraz geçindi. Çamaşır makinesini, yatak odası, televizyonunu sattı, biraz daha iyi geçindi. Sonra bir baktı borç aynı borç. Evde de hiçbir şey kalmadı. Bizim durumumuz da buna benziyor. Her şeyi sattık, dünyanın borcunu yaptık. İşsizlik, kimse de iş bulamadı. 2012 o açıdan çok önemlidir. Hükümetin tek dayanağı var, o da sıcak paradır yani borç. En büyük korkusu da para çıkacak mı, çıkmayacak mı? Para çıkarsa çökecek. Türkiye'nin ihracat yapması, cari fazlası vermesi lazım. Plan Bütçe Komisyonu'nda, bütün bakanlıkların bütçelerinde söylendi. Televizyonlar ve TRT 3 niye yasaklandı? Halk gerçekleri, meclisteki tartışmaları öğrenmesin. Grup toplantıları yasaklandı, yayınlanmıyor, gerekçe halkı gerçekleri anlatmamak.''

Haberal'ın tutukluluğu

CHP lideri Kılıçdaroğlu, pazar yerinin açılışında yaptığı konuşmada, Zonguldak halkının Mehmet Haberal'ı milletvekili olarak seçtiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

''Haberal ne yaptı, binlerce kişiye şifa dağıttı, o bir doktor. Parasını hiçbir zaman şahsi menfaat olarak ortaya çıkartmadı. Kazandığının tamamıyla bir vakıf, bir de üniversite kurdu. Şu anda binlerce çocuk orada eğitim görüyor. Başka bir ülkede olsa böyle bir insanı el üstünde tutarlar. Biz ne yapıyoruz, hapse atıyoruz. Mahkum olsa dert etmeyeceğiz, diyeceğiz ki mahkum olmuş. Mahkum da değil, tutuklu. Mahkum ve tutukla arasında fark var. Mahkum, 'mahkeme kararıyla cezaya çarptırılan kişi' demektir. Tutuklu ise henüz mahkeme aşaması devam eden kişidir. Biz yeri gelince diyoruz ki milli iradeye saygı göstereceğiz. Milli irade nedir? Sizlerin verdiğiniz oylardır. Siz oy verdiniz, Mehmet Haberal da milletvekili oldu. Neye göre oy verdiniz? Gitti savcılıktan temiz kağıdı aldı, Yüksek Seçim Kuruluna başvurdu. Yüksek Seçim Kurulu da 'bu milletvekili olabilir' dedi, Resim Gazete'de yayımlandı. Seçildi, şimdi diyorlar ki bir dakika, Meclise gidemezsin. Niçin? Sen tutuklusun. Olmaz arkadaş, milli irade tutuklu olmaz.''


Sorular

Bir gazetecinin , Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur'un ''Şerefli bir Türk hakimi olarak hiç kimseden özür dilemeyiz'' sözünü hatırlatarak, ''Buna yanıtınız olacak mı?'' sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:

''Bir kimsenin şerefli olup olmadığına o kişi karar vermez. Kişinin şerefli olup olmadığına üçüncü kişiler karar verir. Ben şerefli demekle şerefli olmam, bir başkası da ben şerefliyim demekle o şerefli olmaz. Bizim yaptığımız net eleştiriler var. Ben o eleştirilere yanıt bekliyorum. Siz Deniz Feneri savcılarını hangi gerekçeyle görevden aldınız? Ben bunu cevabını bekliyorum. Şerefliymiş, bana bunun cevabını verebiliyor mu? Sayın Mehmet Haberal, kendisinin yargılandığı mahkemenin üyelerini mahkum ettirdi. Bunlar davadan çekildi mi? Hayır çekilmedi. Biz o yargıçlara nasıl güveneceğiz? Bir duruşmayı vicdanın terazisinde değil de onu kan davası haline dönüştürerek karar verme sürecine getiren bir yargıca nasıl güveneceksiniz? Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu oturmuş oraya, seçtikleri yargıçlara baksınlar. O şerefli arkadaşımıza şunu sormak isterim, N.Ç. davasını çok iyi biliyor. O davada karar verenlerin kendileri tarafından oraya atandığını biliyor mu acaba? Eğer daha fazla konuşursak altında kalırlar. Otursunlar yargıya baksınlar. Yargı kokuyor. Bir yargıç Yargıtaydan istifa ediyor, 'Yargıtayda olanları artık benim midem kaldırmıyor' diyor. Acaba bu söze kulak veriyor mu?''

İzmir'deki karakolda bir kadının dayak görüntüleriyle ilgili soru üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin geldiği süreçte baskı ve terörün her yerde olduğunu söyleyerek, ''Medya üzerinde de var, karakolda da olacak'' dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, İsrail ile Türkiye ilişkilerinin geldiği noktayı nasıl değerlendirdiğine yönelik soruyu da ''Perdenin önünde başka, perdenin arkasında farklı bir tablo var. Halkı kandırmak için her şeyi yapıyorlar'' diye yanıtladı.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.