Risk almaktan korkmuyorum

Tanem Sivar, bugünlerde bir çocuk programıyla ekranlarda; 'Çocuk deyip Geçme';. Bir dönem içine çekildiği magazin nedeniyle sessizliğe bürünmüştü. "Tek istediğim iyi bir televizyoncu olabilmek" diyor, "O yüzden, o dönem geri çekilmeseydim kendimi bitirecektim. Ben o sistemin içine girmek istemedim. Kendi yolumu çizdim. Şimdi çok daha mutluyum."
Yayınlanma tarihi: 11 Aralık 2011 Pazar, 10:38

Tanem Sivar’ı ilk olarak Acun Ilıcalı’nın programlarında tanıdık. Kulis röportajları yapıyordu. Ancak o, altı yıl boyunca programcılığın her alanında çalışmış, kendini yetiştirmiş. Zaten tek istediği iyi bir televizyoncu olabilmek. Bu anlamda farklı yerlere çekilmek istendiğini fark ettiği anda da durmuş. “Bu bir riskti ama yine de geri çekildim. Bu süreçte bana gelen tekliflerin popülerliğime mi yoksa televizyoncu yönüme mi olduğunu sorguladım. Çünkü hedeflerimin hiçbiri kısa vadeli değil. Ben uzun vadede başarıyı hedefliyorum” diyor. Şimdilerde TNT’de yayımlanan bir çocuk programıyla ekranlarda, “Çocuk Deyip Geçme”. O yüzden biz de söze bu çocuk programıyla başlıyoruz. İşte anlattıkları...

- Çocuk Deyip Geçme ile ekrana döndünüz. Bu projeyi sizin için farklı kılan neydi?

- Yıllar önce yayımlanan Çocuktan Al Haberi programına benziyor. Minik minik çocuklar sorduğumuz sorulara kendilerince yanıt veriyor. Üç yarışmacı da çocuk gibi düşünüp acaba onlar buna ne yanıt vermişlerdir tahmininde bulunuyor. Tabii inanılmaz yanıtlar çıkıyor ortaya. Bambaşka bir düşünme biçimi, zekâ, saflığın verdiği olayları farklı görebilme yeteneği, yaratıcılık...

- Çocuklarla çalışmak kolay mı, zor mu?

- Her seferinde beni şaşırtıyorlar. Beynin kirlenmemiş ve gereksiz bilgiyle dolmamış olmasını çok net görebiliyorsunuz. Ama tabii birlikte çalışmak keyifli olsa da zor. Bazen bir sorudan bir cümle alabilmek için saatler geçiriyorsun.

- Çocuk programı, yaptığınız işlerden farklı. Muhtemelen daha farklı işlerde de göreceğiz sizi. Ancak biraz geriye gitmek istiyorum. Televizyonla nasıl kesişti yollarınız?

- Gazeteci olmak istiyordum. Hatta Türkiye’deki ilk televizyon gazeteciliği bölümüne girdim Bilgi Üniversitesi’nde. Fakat hayal ettiklerimi orada göremedim. Amerika’ya giderek radyo, televizyon ve gazetenin bir arada olduğu medya iletişim bölümüne girdim. Yan dalda radyo, televizyon ve sinema, ikinci yan branşta ise senaryo okudum. İstediğim, hepsini harmanlamaktı. Okurken çok yerde staj yaptım ama o dönem kamera önünü hiç düşünmemiştim. Sonra tesadüfler beni Acun’la tanıştırdı. Altı yıl boyunca her alanında çalıştım televizyonun.

- Bir dönem magazinde oldukça yer aldınız, sonrası bir sessizlik. Nedeni neydi?


- Bir şekilde magazinin içine çekildim, doğru. Ancak istediğimin bu olmadığını o dönem çekilerek gösterdim. Gelmeyen teklif kalmamıştı. Fakat geri çekilmeseydim kendimi bitirecektim. Çünkü ne yazık ki magazinle medya el ele gidiyor. Magazin öyle acayip bir alan ki seni bir yerlere getirdiği gibi çok kolay da bitirebilir. Ben o sistemin içine girmek istemedim.

- Bunu nasıl fark ettiniz peki?


- Magazine çekildiğim saniye anladım. Bir anda gelen 3 teklif 33 teklife çıkıyor. Bense teklifler popülariteye geliyorsa orada olamayacağımı biliyordum. Bütün olay buysa, neden bu kadar okudum, burs kazandım, staj yaptım. Gelen tekliflerin sunucu olarak beğenildiğim için olması tercihim. Belki de gelmeyecekti. Risk almaktan korkmadım. Çünkü ne istediğimi biliyordum.

- Televizyonda ne tür işleri görmek istiyorsunuz, nedir gördüğünüz eksik?


- Okan Bayülgen’i hayranlıkla izliyorum. Haftanın beş günü farklı bir konu hakkında aynı donanımla konuşabiliyorsa, reyting kaygısı yüzünden işlenmeyen konuları programında yapıyorsa bu çok değerli bana göre. Televizyonda eksik olan bu. Altyapısı dolu insanların yaptığı işler bir elin parmaklarını geçmiyor. Ben de altyapımı doldurmaya çalışıyorum. Şu anda hiçbir iddiam yok, kendime yatırım yapıyorum. İddiam ilerisi için.

- Televizyonun farklı alanlarında bir iş yapmayı düşünüyor musunuz? Oyunculuk, senaryo yazımı...

- Dizi teklif geliyor ama hepsi drama. Bense bir sitcom’da oynamayı çok isterim. Baktım sitcom teklifi gelmiyor, o zaman oturayım kendim yazayım diye düşündüm. Dopdolu bir arkadaş çevrem var, benden komik hikâyeler çıkacaktır.

- Korunaklı mıdır çevreniz?


- Duvarlarım yoktur. Ama galiba arkadaşlarımla yaşadığım kendi küçük dünyamı yarattım. O yüzden bazı şeylerin farkında değilim. Onların beğeneceği işler yapınca mutlu oluyorum. Bence insanlar bunu kaçırıyor. Kendilerini beğendirmek için uğraştıkları kitlenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Hayatta tek derdim mutlu olmak.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.