Mahkeme üyelerine destek sürüyor

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a tepkiler sürüyor. Türkiye Barolar Birliği, Kılıç'ı sert bir dille eleştiriken; İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan'da "Anayasa Mahkemesi Başkanı, Başbakan'a destek olmak için hukuk devletini tahrip ediyor" dedi.
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Yayınlanma tarihi: 25 Aralık 2008 Perşembe, 10:34

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, 29 Mart 2009 tarihinde yapılacak yerel yönetimler seçimlerine katılacak belediyelerin belirlenmesiyle ilgili tartışmalara, siyasi iktidarın kapatılacak belediyeler hakkında Belediyeler Yasası'nın 11. maddesi gereğince işlem yapmak yerine, özel yasa çıkararak, gerekçe göstermeden kapatmasının neden olduğu ifade edildi.

Demokrasinin en temel koşulu olan ''erkler ayrımının'' fiilen ortadan kaldırıldığı, yürütme ve yasama erklerinin siyasi iktidar bünyesinde birleştirildiği savunulan açıklamada, böylece yasama organının yapamadığı denetimi yargı erkinin yaptığı anlatıldı. Açıklamada, tüzel kişiliklerini devam ettiremeyecek belediyelerin belirlenmesi sürecinde de bu durumun yaşandığı, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu denetimlerinin devreye girdiği belirtildi.

Açıklamada, ''Yürürlükte olan yasayı uygulamak yerine bunun uygulanmasını engellemek üzere yeni bir yasa çıkarılınca, bunun denetimine ilişkin yargı kararları da hukuksal yorum tartışmaları arasında toplumsal gerginliği giderememekte, tersine, sisteme olan güven sarsılmaktadır'' denildi.

Anayasa Mahkemesi'nin 862 belediyenin tüzel kişiliklerinin kaldırılarak köye dönüştürülmelerine ilişkin yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verirken, bu karardan etkilenecek belediyelere dava açma koşuluyla istisna getirmesinin hukuki tartışmaları başlattığı ifade edilen açıklamada, şöyle devam edildi:

''Sonucu belli olmayan bir davayı açmış olmanın kazanılmış hak oluşturması ve Anayasa'ya aykırılıkla ne ilgisi vardır?

Ya tutarsa mantığıyla adrese dayalı nüfus sayımı ve İçişleri Bakanlığı genelgesi aleyhine dava açan ve açmayan belediyelerin hukuki durumunu değerlendiren Danıştay, Türkiye İstatistik Kurumu'nca gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmadığını, ilgili belediyelere tebliğ edilerek sonuçlara itiraz veya iptal davası açma imkanı tanınmadığını ve yasanın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan başvuru hakkının da olmadığını değerlendirerek, Anayasa Mahkemesi kararının hak kaybına uğrattığı belediyelere dava açma olanağı tanımıştır.

Anayasa Mahkemesi kararı ile başlatılan hukuki tartışmalarda gelinen noktanın değerlendirilmesinin Anayasa ihlaline kadar götürüldüğü başkanlık açıklamasında belirtilen görüşlere katılmıyoruz. Bir kez daha eksiksiz demokrasinin temel koşulunun erkler ayrımının gerçek anlamıyla uygulanması olduğunu, bu gerçekleşmedikçe siyasetin yargısallaşmasına örnek oluşturacak daha bir çok tartışma yaşayacağımızı ve bundan demokratikleşme sürecimizin zarar göreceğini hatırlatıyoruz.''

"Hukuk devletini tahrip ediyor"

İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan'dan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a sert bir eleştirdi geldi. Kazan, "Anayasa Mahkemesi Başkanlığı adına dün yapılan açıklama, hukuk devletini tahribe yönelik bir ibret belgesidir. Ve hukuk devleti konusunda duyarlı olan kesimler için uyarıcı olması gerekir. Bir kere, idari yargıda dava açma süresini değerlendirmek, Anayasa Mahkemesi'nin değil, idari yargının görevidir. Bu gerçeğin böylece bilinmesi gerekir." dedi.

Kazan, yaptığı yazılı açıklamada şu görüşleri dile getirdi:
"Her türlü eleştiriden rahatsız olan, hepsini susturmaya çalışan siyasal iktidar, dilediğini dilediği gibi yapabilmek için, yargıyı ve dolayısıyla hukuk devletini ayak bağı sayıp ele geçirmek veya saf dışı etmek istiyor. Anayasa değişikliği paketiyle, yargı reformu paketinde ve yargıçlığa kabul girişimlerinde bunun açık örneklerini görüyor ve yaşıyoruz.Son günlerde, Ege Üniversitesi Rektörlüğü'yle ilgili Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararına ve Danıştay'ın (5747 sayılı yasaya ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararına dayalı olan) kapatılan belediyelerin dava açma süreleri ve dolayısıyla seçime katılabilme imkanlarıyla ilgili kararına tepkiler, hukuk devleti konusunda nasıl bir anlayış benimsendiğini gösteriyor.Ege Üniversitesi olayında, koşulları ve kuralları tamam olsun olmasın, biz istediğimizi yaparız / yapmalıyız diyorlar. Hatta, rektörlüğe atanmak için tam gün çalışma koşul ve kuralına uymamayı bile takdir hakkı sayıyorlar. Bu nedenle, İdare Mahkemesi kararına ateş püskürüyorlar.Danıştay kararına karşı da, önce başbakan öfkesini dile getiriyor. 'Danıştay ikinci bir Anayasa Mahkemesi olmuştur' diyor. Hemen ardından, Anayasa Mahkemesi başkanı, inanılmaz biçimde bu öfkeye destek veriyor. Danıştay'ı anayasayı ihlal etmekle suçluyor.Danıştay kararı elbet yanlış bulunabilir, tartışılabilir. Ama, asla Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nın açıklamasına konu olamaz"

Kazan, "Danıştay, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nca anayasayı ihlal etmekle suçlanamaz. Anayasa Mahkemesi başkanının 'verilen kararın arkasında durmak, kararda ne denilmek istendiğini anlatmak, mahkemenin iradesi dışına çıkılıyorsa, bunu kamuoyuna duyurmak' gibi bir görevi yoktur, olamaz. Haşim Kılıç, bu açıklamayla, başbakana alkış tutarken, hukuk devletinin altını oymuştur. Anayasa Mahkemesi başkanının bu girişimi, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere, yüksek yargının prestijini düşürüp hukuk devletini tahrip etme girişimidir" dedi.

"Nereye güvensek, nereye el atsak elimizde kalıyor"

Anavatan Partisi Genel Başkanı Salih Uzun, ''hukukun ve demokrasinin garantisi olan bu kurumlardaki (yargı organları) fikir ayrılıklarının, seçimleri daha da şaibeli ve içinden çıkılmaz hale getirdiğini'' söyledi.

Uzun, yaptığı yazılı açıklamada, yerel seçimler öncesinde seçimleri her yönüyle organize etmekle yükümlü kurumların kendi aralarındaki görüş ayrılıklarının geldiği boyutun kaygı verici olduğunu belirtti.

''Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) aldığı karar sonrasında yargı organlarının birbirine düşmesinin, Türkiye'nin topyekun yenilenmeye, toparlanmaya ve çıkışa ihtiyacı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu'' belirten Uzun, şöyle devam etti:

''YSK başka bir şey, Danıştay başka bir şey, Anayasa Mahkemesi başka bir şey, Başbakan başka bir şey söylüyor. Kim, ne olduğunu anlayamıyor. Nereye güvensek, nereye el atsak elimizde kalıyor. Hukukun ve demokrasinin garantisi olan bu kurumlardaki fikir ayrılıkları, seçimleri daha da şaibeli ve içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Bunun adı anayasal ve siyasal kaostur. Bu kaos ortamında gidilecek bir seçim, yeni kaosları da beraberinde getirecektir.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.