"Yeşil benimle buluşacakken kayboldu"

Ergenekon davasında yargılanan, Akın Birdal suikastinin azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay, Tuncay Güney'in kendisini "Özel Harp Dairesi'nde görevli binbaşı" olarak tanıtarak Yozgat Cezaevi'nde ziyaret ettiğini söyledi. MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür hakkındaki suçlamalarını yineleyen Gülaltay, Yeşil adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'ın Kontrterör Dairesi'ne bağlı çalıştığını ve kendisiyle İstanbul'daki buluşmalarına gelmek üzere Ankara'da yol çıktıktan sonra kaybolduğunu iddia etti.
Yayınlanma tarihi: 29 Aralık 2008 Pazartesi, 08:09

Ergenekon davasının 34. oturumunda, çete suçundan yargılandığı başka bir dava kapsamında tutuklu bulunan Semih Tufan Gülaltay'ın çapraz sorgusu yapıldı. Gülaltay, Muzaffer Tekin ile 2004'ten sonra görüşmediğini, İstanbul'daki ulusalcı ve milliyetçilerin birbirlerini tanıdıklarını söyledi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in, "Tekin ile Akın Birdal suikastinden önce mi sonra mı tanıştınız?" sorusu üzerine Gülaltay, "Mete Yalazangil, daha önce ayaküstü bizi tanıştırmıştı. Bunu unutmuştum. Kendisi bahsedince hatırladım. Emekli subay dostu olarak takdim etmişti ama dediğim gibi gerçek anlamda tanışmamız cezaevine geldiğinde oldu" dedi.

Eruygur onursal başkan

İstanbul'da Ulusal Birlik Platformu çalışmaları yaparken emekli orgeneral Şener Eruygur'un kendilerinden ayrı olarak Ankara'da ulusal birlik çalışmaları yaptığını anlattı. Emekli Orgeneral Eruygur ile arkadaşı Hasan Ömer Özdönmez aracılığıyla tanıştığını anlatan Gülaltay, "Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı idi. Ulusal Birlik Platformu kurduğumuzda onursal genel başkan seçtik. Kendisinin böyle bir talebi olmadı" diye konuştu. Eruygur'u Ankara gittiğinde ziyaret ettiğini söyleyen Gülaltay, Eruygur ile arasında hiçbir fikir ayrılığının olmadığını ifade etti. Gülaltay, "Veli Küçük''ün devre arkadaşları arasında da kabul görmediğine" ilişkin ifadesi anımsatılınca, "Neyse ifadem odur" dedi.

Güney'in ziyareti

Gülaltay, Tuncay Güney'in Yozgat ziyaretini ise şöyle anlattı:

"Tuncay Güney Yozgat Cezaevi'ne binbaşı sıfatıyla geldi. Yozgat Cumhuriyet Savcısı'nın izniyle, Cezaevi Müdür Yardımcısı'nın refakatinde geldi. Baktım binbaşı olacak yaşta değildi. Şüphelendim, kendisini Özel Harpçi olarak tanıttı. Veli Küçük'ün emrinde çalıştığını söyledi. Manikürlü, efemine bir tip. Sert konuştum gitti. Daha sonra Veli Küçük ile cezaevinde konuştuğumuzda 'Bu adamı Yozgat'a ben göndermedim' dedi. Bana geldiğinden haberi yoktu."

Üzerine birçok suç yıkılmaya çalışıldığını, savcılık makamına da oyun oynandığını söyleyen Gülaltay, Danıştay sanığı, Ergenekon tanığı Osman Yıldırım'ı tanımadığını söyledi. Yıldırım'ın da kendisi gibi Karslı olduğunu belirterek "Tanınmış bir ailemdenim. Bu vasıtayla tanışmış olabiliriz" diye konuştu.

İstihbaratta çalıştınız mı?

Savcı Nihat Taşkın'ın "PKK kampları konusunda sizden yardım istendiğini söylediniz. Mahmut Yıldırım, Mehmet Eymür hakkında beyanlarınız oldu. Devletin herhangi bir istihbarat kurumunda çalıştınız mı?" sorusuna, Gülaltay, "Hayır. Siz savcılık olarak devletin istihbari kurumları ile çalışmadınız mı?" karşılığını verdi. Taşkın ise "Devletin kurumlarıyla görev icabı yazışmalarımız oluyor. Siz vatandaş olarak Mahmut Yıldırım ile görüştüğünüzü söylüyorsunuz. MİT, Genelkurmay İstihbaratı, Emniyet İstihbaratı ile mi çalıştınız?" diye sordu. Herhangi bir kurumla resmi bağının olmadığını söyleyen Gülaltay, Mehmet Eymür ve kadrosunun Suriye ve Irak dışındaki bir ülkede bulunan PKK kamplarıyla ilgili sıkıntıları olduğunu ve bu nedenle kendisiyle görüştüklerini anlatarak "Ankara Yenimahalle'de resmi bir görüşmedir. Tutanakları vardır" diye konuştu.

Arnavutköy'de buluşacaktık

Mahmut Yıldırım'ın kendisine Mehmet Eymür'ün yoldan çıktığını ve nüfuzunu kötüye kullandığını söylediğini anlatan Gülaytay, Eymür'ün bu nedenle görüşmelerini istemediğini söyledi. Gülaltay, Eymür'ün Yıldırım'ı takip ettirdiğini anlatarak şöyle devam etti:

"Mahmut Yıldırım ile İstanbul'da Arnavutköy'deki bir restoranda buluşacaktık. Ankara'dan yola çıktı. O gece kayboldu, akibetinden haber alınamadı. Mehmet Eymür kimi deşifre ettiyse şaibeli bir şekilde ölmüştür. Kirli bir adam benim üzerime ifade veriyor."

Mahmut Yıldırım'ın, MİT Kontrterör Dairesi'nde Mehmet Eymür'e bağlı olarak görev yaptığını söyleyerek, "Mahmut Yıldırım ülkücüdür, vatanseverdir, devlete yardım etmiştir. Resmi görev yapmıştır. Bu kişiyi neden karalıyorlar" dedi.

Küresel ajan Eymür

Ankara'daki bürosuna aralarında bakanların da bulunduğu çok kişinin ile geldiğini, kimlerin istihbaratçı olduğunu bilemeyeceğini ifade eden Gülaltay, "Mehmet Eymür bu tahkikatı beyanlarıyla yönlendiren ve başlatan şahıstır. Küresel örgütün Türkiye'deki beyin kadrosudur. Her şey ortaya çıkmalı. Bu küresel casusluk ağına giren, ihanet eden şerefsizlerin hepsi huzura gelmeli" dedi. Gülaltay, savcıların dikkatini çekmediğini ancak Almanya'da uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ileri sürülen ve öldürülen Ertuğrul Yılmaz'ın cezaevinden kaçırılmasına ilişkin Mehmet Eymür'ün oğlunun sorgulandığını söyledi. Danıştay cinayetinin aydınlatılması için Tuncay Güney, Cemal Alparslan Ertuğ ve Mehmet Eymür bu mahkemede sorgulanması gerektiğini söyleyen Gülaltay, "Koskoca generaller evlerinden derdest edildi. Size kimse karşı çıkmadı. Bunları mı getiremeyeceksiniz?" dedi.

Hurşit Tolon ile görüşme

Gülaltay, emekli orgeneral Hurşit Tolon ile görüşmesinin ayrıntılarını ise şöyle anlattı:
"Hurşit paşa Ulusal Birlik Platformu'na gelmedi. Küçükyalı'daki özel büroma geldi. Önceden tanımıyordum. Eski Başbakanlık müsteşarı Yazıcıoğlu ile birlikte konferanslar verip ulusalcılık yapılanması içindeydiler. Bunla ilgili olarak ziyarete geldi. Özel bir görüşme değildi. Emekli paşalar, müsteşarlar, genel müdürler vardı. Onlar heyet halinde geldi. Biz de heyet olarak karşıladık. Güç birliği yapmayı düşünüyorduk. Aynı fikri paylaşan kuruluşların birlikte hareket etmesiyle ilgili bir toplantıydı."

Eymür jurnalci

Gülaltay, "Hablimitoğlu cinayeti ile Eymür bağlantısı" iddiası konusunda ise şöyle konuştu:

"Devlet herkesin kratını bilir. Taşa vurduğu zaman altın mı bakır mı olduğunu bilir. İstihbaratçılık jurnalcilik değildir. Analitik bir meslektir. Mehmet Eymür küresel örgütün jurnalcisidir. Biz kimsenin ayıbını ve onun hakkındaki tereddütlerimizi devletin birimleriyle paylaşırız. Ancak kamuoyuna açıklamayız. Devletin bir bildiği vardır. Zamanı gelince herkesin hesabını verir. Çağırın sorgulayın, gelsin hesabını versin. Devlete verdiği zararlar ve ihanetler ortaya çıksın. Onun altındaki meclisteki, bakanlıktaki kadroları ortaya çıksın. Dökülsün bu iş ortaya."

Türk solu ve Türk sağının birleştirilmesi fikrinin kendisine ait olduğunu söyleyen Gülaltay, Perinçek ile fikir ayrılığı olsa da İşçi Partisi'nin (İP) yayınlarını takip ettiğini söyledi.
Perinçek sorulara tepki gösterdi

Tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçek , Gülaltay'a yöneltilen soruları eleştirerek "Bu dava gladyonun davasıdır. Savcılar, 'niye görüştünüz, neden birleştiniz' diye soruyorlar. Türk milletinin birleşmesinden rahatsız oluyorlar. Gladyonun aleti oldukları bütün rezaleti ile ortaya koyuldu" dedi. Tutuklu sanıklardan emekli albay Fikri Karadağ, Ulusal Birlik Partisi ve platformunun ne zaman kurulduğunu bilmediğini söyleyerek, Veli Küçük ile ne fikirde olduğunu bilecek kadar samimiyeti olmadığını söyledi.
Küçük ile yaptıkları operasyonlara ilişkin fikir alışverişi olduğunu söyleyen Karadağ, "Mustafa Kemal nasıl bir Türkçüyse ben de öyle bir Türkçüyüm. 4 dalda mastır eğitimi aldım. Kendimi Mustafa Kemal'in birinci derece varisi olarak görüyorum" dedi.

Orhan Tunç savunma yaptı

Tutuklu sanık Orhan Tunç, savunmasında, 27 yıl TSK'ye hizmet ettiğini, başarılı çalışmaları nedeniyle üçlü kararname ile MİT'e atandığını söyledi. Emekli olduktan sonra Balıkesir'e yerleştiğini ifade eden Tunç, burada gazetecilik yaptığını ve ANAP'ın ilçe başkanlığını yürüttüğünü söyledi. Sanıklardan yalnızca Ümit Sayın'ı tanıdığını kaydeden Tunç, şöyle konuştu:

"Sayın'ı bir doçent ve yazar olarak internette tanıdım. Biz taşradakiler İstanbul'dan bir tanıdığımız olmasını isteriz. Sağlık problemlerim vardı. Bu konuda bana yardımcı oluyordu. Ümit Sayın evhamlı bir kişiydi. Sürekli olarak takip edildiği ve ülkenin elden gideceği konusunda konuşurdu. Bir süre sonra ben kendisine destek olmaya başladım. Ocak ayında yapılan operasyondan sonra hakkında çıkan haberler ile ilgili olarak beni sürekli olarak arardı. Hatta günde 2-3 defa arıyordu. Bundan sıkılmıştım. Kendisinin de gözaltına alınacağı endişesini taşıyordu. Alkol alan bir kişiydi. Alkollü olduğu bir gün yaptığımız konuşma burada delil olarak gösteriliyor."

Sözde değil özde MİT'çi

Suçsuz yere tutuklandığını söyleyen Tunç, telefon konuşmalarındaki derin devlet sözcüğünün iddianamede yanlış yorumlandığını savundu. Tunç, "Benim bildiğim devlet derin devlettir, normal devlet de hükümetlerdir. Hükümetler geçici, derin devlet kalıcıdır. Süleyman Demirel de böyle söylüyor" dedi. Lobi'ye ilişkin konuşmalarının ANAP ve DYP'yi birleştirme çalışması olduğunu ifade eden Tunç, iddianamede kendisini MİT ile bağlantılı gösterdiğinin ileri sürüldüğünü belirtti. MİT'te çalıştığı için onur duyduğunu söyleyen Tunç, "Halen emekli olan ve kurumda görevine devam eden arkadaşlarımla görüşüyorum. Savcılar MİT'i sevmediğimi nereden biliyorlar. Ben sözde değil özde MİT'çiyim. Ergenekon örgütünü ne duydum ne gördüm" diye konuştu.

Öğleden sonra savunmasına devam eden Orhan Tunç, hakkındaki suçlamalara ilişkin hiçbir delil olmadığını, ağır böbrek ve şeker hastalığı nedeniyle cezaevi koşullarında kendisine bakamadığını ifade ederek tahliyesini ve beraatını talep etti. Daha sonra Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in telefon dinleme kayıtlarıyla ilgili soruları üzerine Tunç “Ben de istihbaratçıydım dinleme yaptım” diye konuştu. Tunç, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç.Ümit Sayın ile telefon dinleme kayıtları ve elektronik posta haberleşmelerine açıklık getirdi. Sayın'ın kendisini sürekli aradığını, “çok pimpirikli ve evhamlı olduğunu” anlatarak “Hatta mart ayında her sabah uyanınca pencereden ‘tanklar geldi mi darbe oldu mu’ diye bakarmış. ‘Bir korgeneral ile konuştum. Darbe olmayacakmış” gibi sözleri Ümit Sayın'ı sakinleştirmek için kullandığını, öyle bir korgeneral olmadığını ifade etti.

DYP ile ANAP’ın bileşmesi

Tunç, Büyük Türkiye Lobisi’nin DYP ve ANAP'ın birleşmesi çalışmaları sırasında eski milletvekili Tevfik Diker tarafından kurulduğunu, kendisinin de bu sitede yazılar yazdığını anlattı.Tevfik Diker’in DYP-ANAP'in birleşmesi kapsamında bir yemek düzenlemek istediğini ve bu konuda Sinan Aygün ile görüştünüğü ancak kendisinin Aygün ile sadece birkaç kez telefonla araması dışında tanışıklığı olmadığını anlattı.

İyilik yap kötülük bul

Savcı Pekgüzel, Öztürkler.com Genel Müdürü İlkay Ceylanlar’in sanık Sedat Peker’e yazdığı elektronik postadaki “Orhan Tunç'un kendisini emekli MİT Daire Başkanı olarak tanıttığı, ‘Sedat bana çalışır, benim adamımdır’ gibi sözler söylediği, kendisini derin devletin adamı gibi bir hava yarattığına” ilişkin ifadeleri sordu. Tunç, İlk Haber Gazetesi sahibi İhsan Kuruoğlu’nun Sedat Peker’in sahibi olduğu internet üzerindeki “ozturkler.com” adlı sitenin forum bölümünün yöneticisi olması nedeniyle bu sitede de yazılar yazdığını anlattı. Patronu İhsan Kuruoğlu’nun Erdek’te aldığı otele gelen ozturkler.com sitesinden gençler arasındaki sağır dilsiz Oğuzhan Genç’in daha sonra sık sık Bandırma’ya geldiğini, kendisini evine aldığını ancak bu durumdan rahatsız olduğunu, sitenin yönetcilerinden Nejat Sancak adlı şahısa söylediğini anlattı. Öztürkler.com sitesinin yöneticisi İlkay Ceylanlar’ın kendisi ile Sedat Peker’in arasına açmak için bu elektronik postayı yazdığını ifade eden Tunç, Oğuzhan Gen’in sağır ve dilsiz olduğu için duydum dediği şeyleri duyamayacağını, kendisine ait bazı belgeler üzerinde oynayarak “darbe” sözcüğü eklediklerini, bir toplantıya ilişkin fotoğrafa bazı kişilerin eklendiğini söyleyerek “İyilik yap, kötülük bul savcım, evime aldım, yemek yedirdim” diye konuştu.

Hayal güçleri geniş

Ergenekon davasından tutuksuz olarak yargılanan başka bir davadan hükümlü olan Sedat Peker söz alarak Orhan Tunç’un “Sedat Peker benim adamımdır” gibi sözleri nedeniyle Öztürkler Sitesi'nden çıkardığını anlatarak “Ben iyi bir çocukmuşum, MİT'çiymiş, derin devletmiş, yarbaymış.Bunlar hayal gücüne dayanan şeyler nedeniyle buradalar. Ergenekon davasından önce bunları duydum ve sitenin genel müdürüne Tunç’un yazıların ı çıkartmasını söyledim” diye konuştu. Tunç’un vekili avukat Mehmet Taşgelen ise savunmasına başlamadan önce savcının müvekkiline çeşitli şahıslarla irtibatını sorduğunu ifade ederek “Bu kişiler büyük terör örgütlerini Abdullah Öcalan, Murat Karayılan, Dursun Karataş gibi yöneticileri değildir. Savcı, İhsan Cingi ile irtibatını soruyor. Beninim de iyi arkadaşımdır. Niye irtibatı olmasın” diye konuştu.

Siyonizmi okumayan anlamaz

Taşdelen, müvekkilinin “4000 yıllık Türk derin devleti” sözünün ciddiye alınamayacağını ifade ederek “Tarihin hiçbir döneminde 'Türk Derin Devleti' diye bir oluşum olmamıştır. Günümüzde ise az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde derin devlet Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya’dır. Siyonizm üzerine, dönmelik tarihi üzerine bir tek araştırma okumayan ve bu hususta fikir sahibi olmayan birisinin ‘derin devlet’ kavramını anlaması mümkün değildir” diye konuştu. Avukat Taşdelen Tevrat ve Kuranıkerim’den alıntılar yaparak söyle devam etti: “Burada ifade edilen tarihi gerçekliği anlamadan, tarihin kaydettiği devrimleri, ideolojik izmleri ve sapık onca mezhebin varlığını anlamak zor olur. Sanık Gülaltay’ın işaret etiği 'küresel örgütü' de anlamayabiliriz.”

Darbe korkusu

Mahkeme heyetini bir anısını anlatacağını söyleyen avukat Taşdelen, kendisinin MHP’li olduğunu 1997’deki olaylı MHP kongresinden 15 gün sonra Ülkü Ocakları Genel Başkanı Atilla Kaya ile ocağın genel merkeze gittiklerini anlattı. Avukat Taşdelen şöyle devam etti: “Arkadaşları, Tuğrul Türkeş’e haber vermiş. Türkeş’i Süleyman Demirel arayarak o gece darbe olacağını söylemiş. 'Dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu tarafından hükümet mensuplarına o gece darbe yapılacağı bilgisini ilettiği şeklinde haberler duyduğunu aktardılar. Herkes tedirgin oldu, sabaha kadar kimse uyumamış, ama ben yatıp uyudum. Sabah kalktığımda darbe olmamıştı.”

Darbenin yeter şartı

Bu bilgileri iletenlerin amaçlarının hükümetler ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin arasını açmak ve devlette gerginlik çıkarmak olduğunu ifade eden Taşdelen, “Nitekim 15 yıla yakın bir süredir, bütün hükümetler bir askeri darbeyle yıkılacağı hususunda korkutulmuş, ancak söz konusu darbede bir türlü yapılmamıştır. Askeri darbenin gerek ve yeter şartı, ABD ve AB’nin uygun görmesidir. Türkiye’de TSK nam ve hesabına “darbe ortamı” hazırlamak için cinayetler işlendiği, kaos ortamı oluşturmaya çalışıldığı iddiaları ise safsatan ibarettir. Zira Türk Silahlı Kuvvetlerinde Amerika’nın “bizim çocuklar” diyebileceği bir komuta kademesinin varlığından bahsedebilmek artık çok mümkün gözükmemektedir.”

Ziya Gökalp’li savunma

Dedikodu niyetindeki, hiçbir gerçekliği olmayan telefon görüşmelerinin suç delili olarak iddianameye konulduğunu söyleyen Taşdelen, tutuklu sanıklar emekli tuğgeneral Veli Küçük ile gazeteci Vedat Yenerer arasındaki bir telefon görüşmesine dikkat çekti. Taşdelen, bu görüşmede, Anayasa Mahkemesi üyeleri ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı konusunda anlaştıklarından, bu sayede Koray Aydın’ın beraat ettiğinden söz edildiğini kaydederek, bu ifadelerin doğru olmadığını söyledi. Ergenekon sözcüğünün Türkler açısından moral kaynağı olduğunu savunan Taşdelen, terör örgütü ifadesiyle yan yana getirilmesinden rahatsızlık duyduklarını söyledi.Taşdelen savunmasını, Ziya Gökalp’in Ergenekon şiirini okuyarak bitirdi.

“Konuşmalarımın arkasındayım”

Emekli tuğgeneral Veli Küçük, söz konusu telefon konuşmasını kendisinin yaptığını ifade ederek, “Konuşmalarımın arkasındayım. Ancak o konuşmayı Anayasa Mahkemesi üyelerini hedef alarak yapmadım. Üyeleri suçlamadım. Mahkeme görülüyordu, tanık gelmemiştir, birileri vazgeçmiştir, bir şey olmuştur böyle sonuçlanmıştır manasında o ifadeleri kullandım. Avukatın da bilgisi olsun” dedi. Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz’in avukatı Tolga Akalın, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nden Tuncay Güney’in açıklamaları doğrultusunda hazırlana Ergenekon şeması ve bilgi notuna ilişkin, her hangi bir gündem maddesi oluşturulup oluşturulmadığının sorulmasını istedi. Davayı bugüne erteleyen mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.