Erdoğan Ergenekon'a gönderme yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyasetini o dönemin eski parametrelerine göre kuranların şu anda telaş içinde olduklarını, karanlık dehlizlerde yol almaya alışanların, gölgelerin gücüyle ayakta kalmaya çalışanların büyük bir tedirginlik yaşadığını belirterek ''Milli iradenin aydınlığından, hukuk devletinin ışıltısından karanlık hesapları bozulanlar kaygı duyuyorlar'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 11 Ocak 2009 Pazar, 13:07

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Altındağ Belediyesi Karapürçek Spor Salonu Tesisleri'nde partisinin belediye başkan adayları tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Ergenekon soruşturması kapsamında son dönemde yaşanan olaylara gönderme yaparak, Türkiye'nin emniyet içinde hukuka, insan haklarıyla, temel hak ve özgürlüklerle büyüyüp gelişmesini sağladıklarını söyledi.

''Çetelere, mafyaya, hukuk dışı örgütlere asla taviz vermediklerini, asla göz yummadıklarını'' belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Ülkemizi, şehirlerimizi, milletimizi çetelerin ve mafyaların tasallutundan kurtarmak kurtarmak için kararlı ve cesur duruş ortaya koyduk, önemli mesafeler aldık. Aksi takdirde Türkiye'de kararı çeteler, mafyalar veriyordu. Böyle bir ülkeyi temsil almıştık.
Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin bu dört temel ilke üzerinde büyüyüp gelişeceğini, her vesilesiyle vurguladık, dile getirdik. Bunlardan yalnızca birini ön plana çıkarıp, diğerlerini görmezden gelirseniz Türkiye'yi bir ufuk çizemezsiniz, Türkiye'yi bir adım dahi ileri taşıyamazsınız dedik. Nitekim önceki dönemlerde bunu tecrübe ettik. Demokrasinin ötelendiği, sosyal develetin hatırlanmadığı, hukukun işlenmediği dönemlerde bu millet çok ağır faturalar ödedi.
Şimdi lütfen dikkat ediniz. Siyasetini o dönemin eski parametrelerine göre kuranlar, şu anda telaş içindeler. Karanlık dehlizlerde yol almaya alışanlar, gölgelerin gücüyle ayakta kalmaya çalışanlar, büyük bir tedirginlik yaşıyorlar. Milli iradenin aydınlığından, hukuk devletinin ışıltısından, karanlık hesapları bozulanlar kaygı duyuyorlar. Sosyal devlet ilkesi hayata geçtik geçtikçe kaygı duyuyorlar.
Demokrasi güçlendikçe, geliştikçe, istismar zeminlerini kaybediyorlar. Hukuk işledikçe, ülkenin savcısı, hakimi her türlü baskıdan, yönlendirmen, tehditten uzak bir şekilde özgür, bağımsız hür vicdanıyla hareket ettikçe, yasaları uyguladıkça bazıları rahatsız oluyorlar. Buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Türkiye'de hukuk var, demokrasi var, yerleşmiş bir sistem, oturmuş kurumlar var, kurallar var. Bu ülkede fikri hür, vicdanı hür savcılar var, hakimler var. Hiç kimse kendisini yasaların, hukukun, adaletin üzerinde görmemeli. Hiç kimse kendisini ayrıcalıklı, seçkin, imtiyazlı, hukuk alanı dışında bir pozisyonda görmemeli.
Türkiye değişiyor ve değişecek. Türkiye, ilerlemesine, kalkınmasına, gelişmesine, huzuruna ve güvenliğine takılmış prangalardan kurtuldu, kurtuluyor. Ama bir de bakıyorsunuz ki birileri de çıkıyor, 'Korku imparatorluğu'ndan bahsediyor. Evet, kimlerin bu ülkede korku imparatorluğu kurmaya çalıştığını, gayret ettiğini bize şu son aylar gayet iyi gösterdi. Çukurlardan nasıl el bombalarının çıktığını, nasıl tüfeklerinin, af edersiniz bir yerleri yok etmenin gayreti içerisinde planlarının çıktığını çok iyi görüyoruz. Ve bütün bunlarla beraber, bu ülkede hepsinin ötesinde, binlence on binlerce mermilerin acaba birilerinin evlerinde çıkmasının acaba bir anlamı yok mu, bunun üzerinde durulmayacak mı, bunlara seyirci mi kalacağız? Bunları yapanlar, bunları takip edenler, korku imparatorluğunu temsil edecek, bunların avukatlığına soyunanlar ise korku imparatorluğunu değil, bu ülkede barışı konuşacak.''

Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefi doğrultusunda, değişip, geliştiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz ülkemizi tertemiz görmek istiyoruz. Bu ülkede sevginin, saygının egemen olmasını istiyoruz. Bu ülkede gece rahat, gündüz rahat olan milletimizin yaşam tablosunu hatırlamanın gayreti içerisinde koşturuyoruz ve bu süreci hukuka olan güveni sarsarak, hukukun bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşünerek, işleyen demokrasiyi hafife alarak kıyasıya eleştirmeye kalkanlar, önce kendilerini gözden geçirmelidirler. Yargıya müdahale anlamına gelen söylemlerden herkesin ama öncelikle siyasetçilerin şiddetle kaçınması gerekir. Bunun yanında yasama organının içerisinde siyasetçiler tabii ki kaçınması gereklidir derken, yürütme içerisinde varsa onların da kaçınması gerekir, yargıda varsa onların da kaçınması gerekir. Bu yasaları, Anayasayı çiğnemektir ve aleni suçtur. Demokrasiye, hukuka, adalete, yasalara ve Anayasaya asgari düzeyde dahi saygısı olan herkes, hele hele de mesuliyet mevkinde olanlar söylediği sözün ne anlama geldiğini ölçer, biçer, tartar öyle söyler. Yargının siyasallaşmasından dem vurup, yargıyı siyasetin kıyasıya eleştirenler öncelikle hukuka saygı duymalı, hukuk sistemimize inanmalı güvenmelidir.
Doğrusu ana muhalefet partisinin telaşını anlamaktan güçlük çekiyorum. Bazı medya kuruluşlarının panik hallerini anlamakta, gerçekten güçlük çekiyorum. Türkiye'nin şeffaflaşmasından mı korkuyorsunuz? Kirli ilişkilerin açığa çıkarılması çabasından mı korkuyorsunuz, karanlık olayların aydınlatılması girişimlerinden mi korkuyorsunuz? Türkiye'ye demokrasinin, hukukun, Türkiye'ye millet iradesinin egemen olmasından mı korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz, nedir bu telaşınız, bu öfkeniz, bu saldırganlığınız, bu pervasızlığınız neden? ''

Kurum ve kuralların işlediğini, çalıştığını, bu sürecin hukuka, demokrasiye, ülkenin ve milletin menfaatlerine hizmet edecek bir titizlikle devam etmesinin önemini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Şu hususu da iyi bilmemiz lazımdır. Kişilerin hataları kurumları bağlamaz. Yanlış yapan kişi yaptığı yanlışın hukuki sorumluluğu şahsi olarak yüklenir. Kimse kurumlarımızı yıpratma, tartışmaya açma noktasında, rencide etme lüksüne sahip değildir, olamaz. Önemli olan sabırla, hassasiyetle hukukun adil bir şekilde tecelli etmesini beklemektir. Bu süreci olumsuz etkileyecek tavır ve davranışlardan, söylemlerden kaçınmak her vatandaşımızın yükümlülüğüdür. Şu çok bilinen ilkeyi bir kez daha hatırlatmak istiyorum: 'Aksi ispat edilene kadar herkes masumdur'. Biz hükümet olarak da siyaset kurumu olarak da tüm gelişmelere bu gözle, bu anlayışla, bu yaklaşımla bakıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 138. 'Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.' Bırakın hukuk işlesin, bırakın savcılar, hakimler rahat bir şekilde görevlerini yapsınlar.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.