"Fethullah 'hoca'dan etkilendim"

Açıklamalarıyla Ergenekon soruşturmasını başlatan şüpheli Tuncay Güney'in 8 yıl önce gözaltına alındığı sırada polise verdiği ifadelere ilişin görüntü ve açıklamalar sanık avukatlarına verildi. Rahat bir ortamda sorgulandığı gözlenen Güney, "Fethullah 'hoca' bir vaaz verdi, doğal olarak etkilendim" dedi. Güney TRT2'ye yaptığı açıklamada yeni iddialar gündeme getirdi.
Yayınlanma tarihi: 14 Ocak 2009 Çarşamba, 13:22

Ergenekon soruşturmasının "kilit ismi" olarak yorumlanan ve davada "şüpheli" durumunda bulunan Tuncay Güney'in 2001 yılında İstanbul Organize Suçlar Şubesi tarafından yapılan sorgu kaydı avukatlara dağıtıldı. 130 dakika dört kasetten oluşan sorgu kaydı avukatlara CD formatında teslim edildi. Fakir bir aileden geldiğini söyleyerek ifade vermeye başlayan Tuncay Güney daha sonra Sabah Gazetesine nasıl girdiğini, oradan Samanyolu Televizyonu'nda çalışmaya başladığını anlatıyor.

Dönemin Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde görevli Emniyet Amiri Ahmet İhtiyaroğlu tarafından sorgulanan Tuncay Güney'in sorgusunun son derece rahat bir ortamda geçtiği görülüyor. Tuncay Güney bu sorgunun işkence altında alındığını ve bazı isimlerin kendisine dikte ettirildiğini ileri sürmüştü. Tuncay Güney'in sorgusunda Ergenekon örgütü ile ilk bilgileri veriyor. Kendisinin Mehmet Eymür ile ilişkisinden bahseden Tuncay Güney daha sonra Veli Küçük ve Mafya ilişkilerinden söz ediyor.

Resmi evrakta sahtecilik suçlamasıyla gözaltına alındı

2001 yılı Mart ayında sahte otomobil sattığı iddiasıyla gözaltına alınan Güney, Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'nde, şubenin o dönemki müdürü Adil Serdar Saçan'ın iki yardımcısı tarafından sorgulanmıştı. Sorgu sırasında Ergenekon örgütünü ilk kez deşifre ettiği belirtilen Güney'in, örgütün o dönemde siyaset, iş dünyası, mafya ve terör örgütleriyle ilişkisi hakkında da bilgiler verdiği öğrenilmişti. Güney'in söz konusu ifadelerinin yer aldığı CD'ler, 2003 yılında Adil Serdar Saçan'a ait bir depoda ele geçirilmişti.

Güney'in avukatlara verilen polisteki ifadesindeki iddialar şöyle:

"-Doğu Perinçek, PKK’nın Türk gladyosu içindeki adamı.
-Veli Küçük önemli bir general değildi, jandarma içine nüfuz edemezdi.
-Özel kuvvetlerle Ergenekon arasında hizipleşme vardı.
-Öcalan’ın avukatı Doğan Erbaş’la görüştüm.
-Öcalan Moskova’da teslim olacaktı, Veli Küçük Kenya’da yapılan operasyona karşıydı.
-PKK Lübnan’da Çevik Bir ile görüştü.
-Ergenekon özel kuvvetler komutanlığını Amerikan uşağı olarak görüyor.
-Veli Küçük ‘Yeşil’ için patrondu.
-Yeşil’in ölümü Veli Küçük’ün işine yaramazdı.
-Mehmet Eymür ile Veli Küçük’ün arası açıktı.
-Kimse Güneydoğu’da kalmak istemezdi, ama Cem Ersever orada kaldı
-Cem Ersever, JİTEM’in 4. Bölge Komutanı’ydı ama hiçbir zaman muhalif değildi.
-Cem Ersever tarafında olanları tasfiye eden Veli Küçük’tü.
-‘Yeşil’in hayalet olması Veli Küçük’ün işine yarardı.
-Kimse ‘Yeşil’i Veli Küçük’ten habersiz öldüremez.
-Ergenekon’da sadece devletten değil, değil bankalardan mafyadan da kaynak akıyor
.Siyasete girmeyi hiç düşünmedi. Perde arkasındaki lider olmak daha çok hoşuna gidiyor.
-Veli Küçük’ü Ergenekon’un yöneticisi olarak görüyorum.
-Ergenekon’un İran, Azerbaycan ve Ortadoğu’da da örgütlenmesi var.
-Sabancı cinayetinin ardından Sabancılar, eski istihbaratçılarla bir dedektifler ekibi kurdu.
-Fehriye Erdal’a Sabancı Center’da çalışması için referans veren Hüseyin Kocadağ.
-Sabancı cinayeti ile ilgili dosyaları bana Doğu Perinçek verdi.
-Abdullah Çatlı, Levent’teki İETT garajında bir minibüs içinde Fehriye Erdal ve Mustafa Duyar ile görüştü.
-Sabancı cinayeti Dursun Karataş’a ihale edildi.
-Bedri Yağan’ı askerler, Dursun Karataş’ı polis destekliyor.
-Cumhuriyet’te İlhan Selçuk, 28 Şubat’tan sonra Kıvrıkoğlu’nu rencide eden bir yazı yazdı
. -Veli Küçük,İlhan Selçuk'la gazete olmaz' dedi.


Aynı akşam TRT 2’ye çıktı

Polisteki ifadesinin yayınlanmasının ardından yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinde TRT2'de yayınlanan Büyüteç programına katılan Güney, açıklanan kayıtların ifadelerinin sadece bir bölümü olduğunu kaydederek, “Bu kasetin ortaya çıkması devlet sırrı olmaktan çıkması demokrasi adına çok önemli bir gelişmedir. Benim sorguda söylediklerimi tabuları yıkılması açısından çok önemli bir adımdır” dedi. Güney, savcı Zekeriya Öz’ün kendisine gönderdiği 37 sorunun ulaşmadığını söyledi.

Güney, TRT 2 canlı yayınına katılarak soruları yanıtladı. Güney, TV’lerde yayımlanan ifadelerinin işkence altında alındığını söyleyerek bu ifadeleri reddetti. Güney, “İşkence altında alınmış hiçbir şeyi kabul etmiyorum. Bilgilerin hepsi doğru olsa da işkence altında olduğu için kabul etmiyorum” dedi.

Güney, “Siz neden ifade vermekten kaçınıyorsunuz” sorusuna “Hiçbir yere kaçmadım. Kanada’da adresim bellidir. Kanadalılar da Türk yetkililer de beni bulabilirler, ülke ve yer değiştirmiyorum. Eğer Türkiye’ye gelip ifade vermem isteniyor ise Türkiye’ye gelenler öldürülmüştür. Mustafa Duyar ve Hiram Abbas’ı devlet koruyamamıştır. Türkiye’ye gelip ifade vermemim uygun olmadığını söylüyorum” dedi.

Savcı Öz’ün kendisine gönderdiği 37 soruya da değinen Güney, “Bana herhangi bir 37 soru ulaşmamıştır. Devlet benim mektup arkadaşım değildir. Devletten bana mektup gelmesi Türkiye’yi rencide eder. Savcılıktan bana soru gelmesi imkânsız.” diye konuştu. “Bir numara Türk vatandaşı mı değil mi” sorusuna ise Güney, “Geçmişteki bir numarayı herkes biliyordu. Ancak bugün için bir numaranın Türk vatandaşı mı değil mi sorusuna bir şey diyemem. Ancak iki numara Türk’tür” yanıtını verdi.

MİT veya JİTEM elemanı olduğu yönündeki iddiaları reddeden Güney “Siz Ergenekon’un neresindesiniz?” şeklindeki bir soruya, “Ben Ergenekon’un hiçbir yerinde değildim. Gazetecilik gerekçesi ile ilgili kişilerle tanıştım” diye yanıtladı.
İfadelerinde yaptığı açıklamalara ilişkin daha fazla bilgi vermeyi reddeden ve soruları da yanıtsız bırakan Güney, 2001 yılında gözaltına alındığı sırada evinde 6 çuval belge bulunduğunu ve bütün soruların cevaplarının bu belgelerde mevcut olduğunu söyledi.

Doğan grubuna tehdit

Kanal D’de yayımlanan 32. Gün programına katıldığında “1 numara Karl Marks, 2 numara Engels’e benziyordu” şeklindeki bir açıklama yaptığını ve bunun üzerine Doğan grubu gazetelerinin kendisine saldırdığını savunan Tuncay Güney, “Eğer devam ederlerse, Türkiye’deki 5’li çeteyi, Ertuğrul Özök ve Doğan Grubu’nun bağlantısını, Veli Küçük ve işadamlarının bağlantılarını servis yapacağız. Aynı kasetler birilerinin ellerindedir” tehdidinde bulundu. Güney’in “servis ederiz” ifadesiyle ikinci kişileri ima ederek Türkiye’de bağlantıları bulunduğu mesajı vermesi dikkat çekti. Halen Fransa’da hükümlü olarak cezaevinde bulunan “Çakal Carlos” lakaplı Ilich Ramirez Sanchez’in 1977’de İstanbul’a gelerek genç bir İslamcı liderle görüştüğünü ileri süren Güney, o kişinin şu anda cezaevinde bulunduğunu söyledi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.