'2013'de IMF'ye borcumuz sıfırlanmış olacak'

Dünya Ekonomik Forumu'nun İstanbul'da düzenlediği Ortadoğu- Kuzey Afrika ve Avrasya Bölgeleri Zirvesi Swissotel'de başladı. Zirvenin açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, ''2013 yılının Nisan ayında, Türkiye IMF'e olan borcunu tamamen sıfırlamış olacaktır'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 5 Haziran 2012 Salı, 08:32

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Dünya Ekonomi Forumu'nun açılışında, Dünya Ekonomik Forumu tarafından düzenlenen ''Dönüşüm İçindeki Bölgeleri Birleştirmek'' konulu Forumun Türkiye'de gerçekleştirilmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Forumun gerçekleştirilmesinde emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkürlerini sunan Erdoğan, Dünya Ekonomi Forumu'nun, ''Dönüşüm İçindeki Bölgeleri Birleştirmek'' konulu toplantısının Türkiye'de yapılmasını son derece isabetli, aynı zamanda anlamlı bulduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye'nin, son derece zor bir coğrafyanın ortasında, tüm zorluklara ve tüm sorunlara rağmen, istikrarla, demokrasiyle büyüyen, çevresinde yaşanan tüm hadiselere rağmen bir güven adası olma konumunu güçlü şekilde muhafaza ettiğini dile getirerek, şöyle dedi:

''Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar'da içine kapanan ülkelerin başarılı olamayacağı, bölgesel işbirliğinden kaçınan bir ülkenin, sadece refah değil, huzur, istikrar ve güvenlikten de yoksun kalacağı aşikardır. Esasen, Türkiye bunun son derece somut, bariz, herkes tarafından rahatlıkla görülen bir örneğidir.''

Türkiye'nin yakın tarihine bakıldığında, aktif dış politika ve demokratikleşmenin ivme kazandığı dönemlerin, ekonomiyi çok güçlü manada desteklediğinin görüleceğine işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Demokrasinin kesintiye uğradığı, reformların askıya alındığı dönemlerde, temel insan hak ve özgürlüklerinin yeterince önemsenmediği dönemlerde Türkiye ekonomik atılım gerçekleştirememiştir. Aynı şekilde, içine kapanan bir dış politika anlayışına sahip olduğu, bölgesel meselelerde aktif roller üstlenmediği dönemlerde de Türkiye, ekonomisini büyütememiş, refah düzeyini yükseltememiştir.
Esasen, hükümetimiz idaresinde son 10 yıl, aktif, barış odaklı bir dış politika ile demokratikleşme eksenli reformların, bir ülkeyi nereden nereye getirdiğini göstermesi açısından son derece manidardır.''


Ekonomik göstergeler


Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin içinden geçtiği sürecin, belli noktalarda Türkiye'ye özgü olsa da, genel manada, bölgedeki tüm ülkelere örnek teşkil edecek bir süreç olduğunu belirterek, Türkiye ekonomisinin, son 10 yıl içinde, yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüme başarısını gösterdiğini kaydetti.

Bu 10 yılın içinde, küresel ekonomik krizin de bulunduğu dikkate alındığında, ortalama yüzde 5,3 büyümenin önemli bir başarı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

''2011 yılında Türkiye, dünyada, Çin'den sonra en fazla büyüyen ülke olmuş, ekonomisini yüzde 8,5 gibi yüksek bir oranda büyütmüştür. 2002 yılında 230 milyar dolar milli gelir, 2011 yılında 3 kat artışla 772 milyar dolara ulaşmıştır. Kişi başına milli gelir, aynı şekilde, 3 kat büyüyerek, 3 bin 500 dolardan, 10 bin 444 dolara ulaşmıştır. Dış ticaret hacmimiz, 2002 yılında 88 milyar dolar, 2011 sonunda 376 milyar dolara yükselmiş, yani 4 kattan fazla artış kaydetmiştir. Turizm gelirimiz, 2002'deki 8,5 milyar düzeyinden bugün 23,5 milyar dolar düzeyine çıkmış, yıllık 1 milyar doları geçemeyen uluslararası doğrudan yatırımlar ise 2011 yılında 16 milyar dolara ulaşmıştır.

Hemen tüm ekonomik göstergelerimiz, küresel ekonomik krizin ağır seyrettiği 2009 yılında bir miktar gerileme gösterse de, bugün, kriz öncesi dönemleri aşmış durumdadır. İhracatta, büyümede, turizm gelirlerinde, doğrudan yatırımlarda, bütçe dengesinde, borçlanma faizlerinde Türkiye, krize rağmen çok olumlu bir performans sergilemiştir.''

Erdoğan, Türkiye'nin küresel kriz sürecini, IMF ile bir borç anlaşması yapmadan atlattığının altını çizerek, ''Öyle ki, Türkiye'nin, Stand By anlaşmalarından dolayı 2002 yılında IMF'e borcu 23,5 milyar dolar iken, bugün bu borç 1,7 milyar dolara kadar düşmüştür. 2013 yılının Nisan ayında, Türkiye IMF'e olan borcunu tamamen sıfırlamış olacaktır'' diye konuştu.

Filistin

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sürekli olarak Filistin meselesine dikkatleri çektiklerini, Filistin meselesini, Filistinliler'i kardeşleri akrabaları oldukları için çok ama çok önemsediklerini ifade ederek, şunları söyledi:

''Ama aynı zamanda, bakın altını çizerek ifade ediyorum; Filistin meselesini, bölgenin barış ve istikrarını tehdit eden, bölgenin huzurunu tehdit eden en önemli mesele olarak gördüğümüz için oraya dikkat çekiyoruz. Bir yanda bebek demeden, çocuk demeden, kadın, yaşlı demeden, masum insanlar havadan bombardımana maruz kalıyor, kitlesel olarak katlediliyor, dünyanın en büyük açık hava hapishanesinde insanlar tutsak ediliyor, öbür yandan, aynı anda, tüm bölgeye büyük ölçekli bir öfke pompalanmış oluyor.''

Erdoğan, İran meselesinde de yine aynı ilkeli duruşu sergilediklerini, bölgede yeni bir krizin, bütün bölgeyi etkisi altına alacağını savunduklarını ve her zaman müzakereden, her zaman diyalogdan yana olduklarını söyledi.

Arap ülkelerinde son yıllarda ortaya çıkan talepler noktasında, tarihi tecrübelerden istifade ederek, ülke yöneticilerine her zaman bu talepleri dikkate almaları çağrısında bulunduklarını hatırlatan Erdoğan, ''Yani otokratik yapılardan, özellikle demokratik yapıyla milletin iradesine saygı durulması gereğini özellikle işledik'' dedi.

Erdoğan, Suriye konusunda da Türkiye'nin tavrının net olduğunu vurgulayarak, ''Derdimiz, asla ve asla Suriye'nin iç işlerine karışmak değil. Tam tersine, Suriye'deki bir yangının, bütün bu coğrafyayı içine alacağını bildiğimiz için, uyarılarımızı yapıyor, böyle kapsamlı bir yangına karşı dünya kamuoyunun dikkatlerini buraya çekiyoruz. Suriye'deki olaylar nedeniyle, onbinlerce kişi Lübnan'a, onbinlerce kişi Ürdün'e göç etti. Türkiye'de şu anda yaklaşık 24 bin kişi mülteci olarak yaşıyor. Yani, mesele Suriye sınırları içinde kalmıyor, sınırları aşıyor, tüm bölgeyi etkisi altına alıyor'' diye konuştu.

''Dünya küreselleşirken vicdan da küreselleşmelidir''

Küreselleşen dünyada, her ülkenin meselesinin de küresel olduğunu, dünya küreselleşirken, insani değerler de, demokrasi de, insan hak ve hürriyetleri de küreselleşmek zorunda olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Dünya küresel bir köye dönüşürken, artık vicdan da küreselleşmelidir. Eğer insanlık için bütün bu olaylar yeterli gelmiyorsa bile, yaşanan son küresel ekonomik kriz görülmeli, krizin küresel nedenleri görülmeli ve en azından ekonomi adına artık küresel tedbirler alınmalıdır. İstanbul Toplantısını bu açıdan son derece önemsiyorum. Toplantının, ülkelerimiz arasında, bölgelerimiz arasında, dayanışmayı, paylaşmayı, ortak çözüm arayışlarını artırmasını temenni ediyorum'' dedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, BM'ye Filistin'in üyeliğini kabul etmesi çağrısında bulunarak, ''Çünkü bu, bizim halkımızın doğal talebidir'' dedi.

Mahmud Abbas, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Dünya Ekonomi Forumu'nun açılış oturumundaki konuşmasında, Erdoğan'a, böyle bir toplantıya katılım daveti için teşekkür ederek, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar için büyük bir özveriyle çalıştığını dile getirdi.

İsrail işgalinden kaynaklı sorunlar nedeniyle ülkenin ekonomik anlamda ilerleme kaydetmediğini ancak yatırımın açık bir konu olduğunu kaydeden Abbas, turizm, gayrimenkul, tarım, sanayi, iletişim, bilgi teknolojisi, elektrik üretim ve dağıtımı ve su konusunda yatırım olanakları bulunduğunu belirtti.

Abbas, ''Filistin dini değerleriyle ve özellikleriyle başta semavi dinler olmak üzere bir çok kesim tarafından turizm bölgesidir ve bizler 10 milyar dolardan fazla bir meblağla bu anlamda yatırımı geliştirebiliriz. 2 milyar dolardan fazla bir yatırım ile de otellerin yönetilmesi gerçekleştirilebilir'' diye konuştu.

Şu ana kadar yapılanların sınırlı kaldığına işaret eden Abbas, ''İşgal olmasaydı çok daha fazlasını yapabilirdik'' dedi.

Abbas, Filistin'deki projelere ve yatırımlara değinirken, katılımcılara şöyle seslendi:

''Sizleri Filistin'i ziyarete çağırıyorum. En azından geldiğiniz zaman Filistin'deki olayları yakinen görme fırsatı bulacaksınız ve kendiniz de yatırım olanakları teşhis etme fırsatı bulabileceksiniz. Böylece elele vererek, kazançlı ortak yatırımlara ve ortaklıklara adım atabiliriz. Biliyoruz ki, bu tür ilgi ve ekonomik güçlenmeyle, halkımızın şimdiye kadar sabrederek beklediği ümidi az da olsa gerçekleştirmiş olacağız.

Sizin Kudüs'teki cezaevindeki tutsakları da ziyaret etmenizi istiyorum. Bunun ne dini ne de siyasi bir amacı olabilir. Bugün 5 Haziran Batı Şeria'nın işgalinin üzerinden 45 yıl geçti. Maalesef 2 devletli bir çözüm, birçok sorunla karşı karşıya. Bunun tek engelleyicisi de İsrail'in meşru dayanağa sahip olmayan yerleşim yerlerini genişletmesidir. Doğu Kudüs'ü bütün Arap bölgesinden ayırmayı arzuluyor İsrail... Kudüs'ü ve Kudüs halkını tecrit ederek onları bölgeyi ve vatanlarını terk etmeye zorluyor. Rica ediyorum, bizi ziyaret edin. İsrail, oranın tarihi ve dini dokusunu da değiştirmeye çalışıyor. Batı Şeria'da ve Doğu Kudüs'te çeşit saldırıları uyguluyor.''

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''Türkiye olarak geldiğimiz seviyeyi anlamlı bulmakla beraber Türkiye'nin çok daha fazla yatırım yapılır ülke haline gelmesi için yoğun gayret içindeyiz'' dedi.

Çağlayan, Dünya Ekonomi Forumunun ''Büyüme için açık sınırlar'' konulu panelinde yaptığı konuşmada, yapılan çalışma ülkelerin genel yapısı nüfusu coğrafi konumu ile değerlendirmek gerektiğini belirterek, Türkiye'nin geldiği seviyeyi anlamlı bulmakla beraber Türkiye'nin çok daha fazla yatırım yapılır ülke haline gelmesi için yoğun gayret içinde olduklarını söyledi.

''Ümidimiz, başkenti Kudüs olan bir Filistin''


İsrail'in uluslararası mercilerin kararlarına uymadığını dile getiren Abbas, Filistin'in 133 devletin kabul ettiği bir kurumsal yapıya büründüğünü söyledi.
Abbas, ''Bütün dünya yaklaşık olarak bizi tanıyor ama onlar kabul etmiyor. Maalesef, ülkemizin bağımsızlığını ve egemenliğini ilan etmesi tamamıyla İsrail'in işgaline son vermesiyle ilintilidir. Ümidimiz, başkenti Kudüs olan bir Filistin'' dedi.

BM'ye Filistin'in üyeliğini kabul etmesi çağrısında bulunan Abbas, ''Çünkü bu, bizim halkımızın doğal talebidir. BM'de temsili olmayan tek devlet biziz dünyada... Bu istek, herhangi bir ülkeye karşı yapılan bir ister değildir, bir müzakerenin de alternatifi değildir. Bu doğal bir istektir. BM'ye gitmemizle, devam edebilecek bir müzakereye başlamamız arasında bize göre bir fark yoktur'' diye konuştu.

Abbas, çabalarının meyvesini verebilmesi için uluslararası toplumdan daha çok çaba harcamasını, özellikle de ABD'den gayret sarfetmesini istediklerini ifade ederek, BM Güvenlik Konseyi'ndeki diğer güçlü devletlerin ve üyelerin gayretlerini de beklediklerini söyledi.

Coca Cola Company Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Muhtar Kent

Coca Cola Company Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Muhtar Kent, ''İşbirliğine dayalı bir gelecek oluşturursak hem ülkelerin kendi ekonomik istikrarı sağlanır hem de dünyanın stratejik istikrarı sağlanabilir'' dedi.

Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Eş Başkanlığı görevini de yürüten Muhtar Kent, forumda basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kent, önümüzdeki iki günün çok ilginç olacağını düşündüğünü belirterek, şöyle devam etti:
''Dünyamızı etkileyen ana faktörlere bakmak gerekir. Global finansal kriz, enerji, su, yabancı yatırımlar, ticaret, ekonomik entegrasyon ve sürdürülebilirlik gibi temel sorunlarla karşı karşıyayız. Ele alınması gereken çok sayıda yaratıcı faktörler var. Kurumlara duyulan güvende bir sarsılma olduğunu görüyoruz. Sosyal uyum ve yönetişime ek olarak sürdürülebilir büyümeye de önemli odak noktamız olması gerekmektedir. Bu faktörlerin hiçbiri şu anda Orta Doğu, Avrasya ve Kuzey Afrika'nın kesiştiği nokta olan İstanbul'da geldiği kadar başka hiçbir yerde gelmiyor. Burada değişim sürecinde olan bölgeler arasında bir köprü olma süreci var. İşbirliğine dayalı bir gelecek oluşturursak hem ülkelerin kendi ekonomik istikrarı sağlanır hem de dünyanın stratejik istikrarı sağlanabilir. Dünya da aynı zamanda Türkiye'nin bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını daha da önemli bir rol oynayabileceğini kültürler ve ekonomiler arasında finansal ve ticari politikalar arasında Türkiye bir köprü oluşturabilir.''

''Kriz dönemi sırasında Türkiye 3,7 milyon istihdam düzeyine ulaştı''

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Eş Başkanı Güler Sabancı da çok önemli bir dönemde düzenlenen forumun bu bölgede yapılmasının özellikle önemli olduğunu ve aynı zamanda bu bölge için toplantının bir fırsat olduğuna inandığını kaydetti.

Güler Sabancı, ''Burada ciddi bir platform var. Sosyal ve siyasi değişikliklerle ilgili tartışmalar yapabileceğimiz bir platform. Aynı zamanda Avrupa'daki belirsizlikleri ele alabileceğimiz ve bu belirsizliklerin bölge üzerine etkilerini ele alabileceğimiz bir platform'' dedi.

Asıl ilgilendiği konunun kadın erkek arasındaki farklara odaklanmak olduğunu dile getiren Sabancı, şunları aktardı:

''Bu forumun kadın erkek eşitsizliği hakkında önemli bir raporu var. Türkiye bu konuda çok iyi bir performans çıkarmıyor. Türkiye'nin katedebileceği daha çok yol var. Ancak son birkaç yıla baktığımızda özellikle kriz dönemi sırasında Türkiye'nin 3,7 milyon istihdam düzeyine ulaştığını görüyoruz. Bunun 1,5 milyonu da kadınların istihdamından oluşuyor. Bu insanı yüreklendiriyor. Ancak Türkiye'de yapılacak daha çok şey var.''

Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgelerine bakıldığında bu bölgelerde kadınların işgücüne katılımın dünyadaki en düşük oranda olduğuna dikkati çeken Sabancı, ''Arap Baharı'nın ekonomik ve demokrasi açısından başarılı olmasını istiyorsak daha fazla kadının istihdama katılımının sağlanması gerekiyor'' diye konuştu.

WEF Kurucusu ve Başkanı Klaus Schwab

Forumda konuşan WEF Kurucusu ve Başkanı Klaus Schwab da "Türkiye kendine özgü bir yere sahip. Türkiye batının en doğusu, doğunun da en batısı. Siz Başbakan Erdoğan, bir arabuluculuk görevi yaptınız. Sizinle geçen Ağustos ayında görüştüm, ben gerçekten çok etkilendim. Geçen günlerde Türkiye'nin liderlik konusundaki yerinden bahsettim. OECD'de en hızlı gelişen ülkeler arasında olduğunu söyledim. İlk kez 42 yıllık tarihi boyunca Dünya Ekonomik Forumu bölgesel toplantısını üç farklı bölgeyi ele alarak gerçekleştiriyor" dedi.

Özel zirve

Foruma Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile AB Bakanı Egemen Bağış da katılıyor.

İki gün sürecek Dünya Ekonomik Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Zirvesi, 1971 yılında İsviçre'nin Genova kentinde kurulan organizasyonun 42 yıllık tarihinde en geniş coğrafyayı kapsayan özel zirve olması sebebiyle bir ilk.

Dünya Ekonomi Forumu'nun İstanbul toplantısına 70 farklı ülkede toplam 1100 katılımcı kayıt kayıt yaptırdı. Azerbaycan, Gürcistan ve Tunus'un aralarında bulunduğu 20 ülkeden en yüksek seviyede yaklaşık 50 hükümet temsilcisi toplantıya katılıyor.

İki gün boyunca sürecek oturumlara dünyanın dört bir yanından 650 iş dünyası temsilcisi, 180 Üst Yönetici katılacak. Toplantıya ayrıca 70 farklı ülkeden toplam 80 genç küresel liderin katılımı olacak.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.