Din dersine dikkat!

Eğitim Reformu Girişimi, seçmeli din derslerinin, ayrımcılık yasağı, çocuğun düşünce, din ve vicdan özgürlüğü ve çocuğun katılım hakkını ihlal etmemesi için titiz bir planlama süreci ve MEB'in her tür ayrımcı yaklaşıma 'sıfır tolerans' göstermesi gerektiğini vurguladı.
Yayınlanma tarihi: 7 Haziran 2012 Perşembe, 06:20

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), her yıl hazırladığı Eğitim İzleme Raporu’nun beşincisini tamamladı. Rapora göre, meslek ve imam hatip liselerine talep arttı, genel liselerde düşüş gözlendi. MEBin özellikle mesleki ve teknik eğitimle ilgili oranları artırma ısrarının ancak tüm çocuklara kaliteli eğitim sağlanmasıyla olumlu bir duruma dönüşeceği vurgulandı.

Eğitimde 2011de yaşanan gelişmeleri değerlendiren ve 2012de yasalaşarak zorunlu eğitimin süresini, yapısını ve içeriğini değiştiren düzenlemeleri irdeleyen rapor, Sabancı Üniversitesi Karaköy İletişim Merkezinde düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

ERG Direktörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, eğitimin içeriğine ilişkin geçen dönemde atılan adımların, hem olumlu hem riskli yanları olduğunu belirterek eğitimin içeriğiyle ilgili olumlu gelişmeler, özellikle din ve eğitim ekseninde getirilen yeni düzenlemelerden etkilenmemeli ve öğrencilerin eleştirel düşünen, temel yetkinliklere sahip ve haklarının bilincinde ve haklarını savunabilen bireyler olarak yetişmesi eğitimde başlıca önceliklerden olmalı dedi.

4+4+4 sistemiyle ilgili iki temel eksik bulunduğunu vurgulayan Prof. Ergüder, yeni sistemin çok hızlı hazırlandığını, paydaşların sürece katılımının yeterli olmadığını ve güvenilir bir veri temeli üzerine inşa edilmediğini söyledi.

Okulöncesinde düşüş

Betül Keleşin sunduğu rapordaki bulgulardan bazıları şöyle:

Farklı kademelerde eşzamanlı olarak sürdürülen girişimlerin gerektirdiği bütçenin nasıl karşılanacağı belirsizliğini korumaya devam ediyor.

Okulöncesi eğitime erişimde 36-72 ve 48-72 ay yaş gruplarında yaygınlaşma oldukça yavaş seyrederken, 60-72 ay yaş grubunda 58 ilde net okullulaşma oranlarında düşüş yaşandı. Bu durum, okulöncesi eğitimi yaygınlaştırma çalışmalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.

İlk ve ortaöğretime erişimi değerlendirirken okullulaşma oranları kadar devamsızlık, sınıf tekrarı ve okuldan diplomasız ayrılma oranları ve okulu terk oranlarının da incelenmesi gerekiyor.

Kaynaştırma eğitimine erişim genel olarak artmakla birlikte, ortaöğretimde akranlarıyla birlikte eğitim alan özel gereksinimli çocukların sayısı çok düşüktür. Ayrıca, ilköğretimde kaynaştırma eğitimi alan her 100 erkek çocuğa karşılık 64 kız çocuk bulunuyor ve bu rakam ortaöğretimde 61e düşüyor. Bu durum, özel gereksinimli kız öğrencilerin, eğitime erişimde daha derin ve çok katmanlı eşitsizliklerle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor.

Bölgeler arasında öğretmen başına düşen öğrenci sayısının daha eşitlikçi bir görünüm kazanması ile beraber, öğrencilerin başarısında artış görülüyor.

8. sınıflar için zorunlu olan Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersioldukça ileri olduğu görülürken din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin yeni içeriğinin dersi yeterince nesnel, tarafsız ve çoğulcu kılamadığı saptandı.

Yeni yasayla ortaokul ve liselerde sunulması düzenlenen seçmeli din derslerinin, ayrımcılık yasağı, çocuğun düşünce, din ve vicdan özgürlüğü ve çocuğun katılım hakkını ihlal etmemesi için titiz bir planlama süreci ve MEBin her tür ayrımcı yaklaşıma sıfır tolerans göstermesi gerekiyor.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.