Erdoğan'a 'özel' model

'Partili cumhurbaşkanı' diye ifade edilen modelin detaylarında olağanüstü yetkileri olan bir lider gizleniyor.
Yayınlanma tarihi: 8 Haziran 2012 Cuma, 09:00

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Partili Cumhurbaşkanı” dediği sistemden “Erdoğan’a özgü başkanlık modeli” arayışı çıktı. AKP’de Erdoğan’ın kafasındaki sistemin detayları belli olmaya başladı. Buna göre halk tarafından seçilecek başkan sistemde tek patron konumunda olacak. Partinin de liderliğini elinde tutacak olan başkan, başbakanı da atayacak ve parlamentoyu da feshedebilecek.

Başbakan Erdoğan’ın, “Partili cumhurbaşkanı” olarak ifade ettiği sistemle, kurmaylarının bir süredir yürüttüğü bir çalışma sonucu kendisine verilen bilgilerin bir ifadesi olduğu ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre AKP’li hukukçu kurmaylar, yeni anayasa yazım çalışmalarının başlamasından bu yana ABD’deki başkanlık ve Fransa’daki yarı başkanlık sistemlerinden esinlenen bir model üzerinde çalışma yürüttü. AKP yöneticileri, parti içinde “Erdoğan’a özgü sistem” olarak da adlandırılan modeli şöyle anlattılar:

Tek adam:
Fransa’daki yarı başkanlık sisteminde başkan iç politikada da yetkilere sahip, ama asıl olarak dış politikada yetkili. Amerika’da ise hem iç hem dışta yetkili. Bizde de halkın seçeceği başkan, hem içeride hem dışarıda sistemin en ve tek yetkilisi konumunda olacak. Bu, 2014 seçimleriyle başlayacak. Başkan, gücünün kaynağını ve yetkisini halktan alacak. Halktan aldığı bu güç ve yetkiyle tek karar verici konumunda olacak. Şu anda aslında anayasaya göre cumhurbaşkanı ‘yürütmenin başı’ konumundadır. Ama güçlü bir başbakan olduğu için bu iki başlılığa neden oluyor. Yeni modelle yürütmenin başı olarak sadece başkan kalacaktır.

Partinin de lideri: Tüm başkanlık ya da yarı başkanlık sistemlerinde başkanların bir partiye aidiyeti ve ilişkileri de vardır. ABD’de Başkan Obama, parti başkanı değil, ama parti üzerinde ağırlığı var. Bizim önerdiğimiz modelde ise ayrı bir parti başkanı yok. Başkan aynı zamanda partinin de lideri. Ancak yasama organının bağımsız olabilmesi için milletvekillerinin adaylıkların farklı bir mekanizma kurmalıyız. Yani parti başkanı olsa da milletvekillerini başkan belirlememeli. Milletvekilleri, bizdeki önseçim benzeri bir mekanizmayla halkın istediği isimler arasından çıkmalı. Ama partinin bunun dışındaki bütün yönetim işlerini başkan elinde tutabilir. Aslında şu anda bizim anayasamızda, ‘Cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle bağı kesilir’ deniliyor. Ancak uygulamada bu böyle değil. Sayısal olarak en güçlü parti cumhurbaşkanını seçiyor. O cumhurbaşkanının ‘tarafsız’ olması mümkün mü? Olmadığını hepimiz biliyoruz.

Parlamentoyu feshetme yetkisi olacak

İstediğini başbakan olarak atar: Bizim modelde önemli olan halk tarafından seçilmiş tek yetkili başkandır. Bunu sağladığımızda yürütme tek başlılığa indirgeneceği için güçlü bir başbakan kalmayacaktır. İlle Fransa’daki gibi aynı zamanda başbakan olacaksa onu başkan atayacaktır. Ama konumu bir bakandan farksız olacaktır, bir memur ataması gibi. Şimdiki sistemde de cumhurbaşkanı milletvekilleri arasından istediğini başbakan olarak atama yetkisine sahip, ama burada güvenoylaması müessesesi olduğu için hükümeti kurabilecek bir genel başkan atanıyor. Artık böyle bir müessese kalmadığı için, hükümeti de başkan kurduğu için isterse Meclis’te en güçsüz konumdaki bir partinin içinden birini de başbakan olarak atayabilir. Ama ABD’deki gibi hiç başbakan da olmayabilir.

Meclis’i fesih yetkisi:
ABD’deki başkanlık sisteminde başkanın parlamentoyu fesih yetkisi bulunmuyor, ancak Fransa’daki sistemde bu yetkisi var. Bizim öngördüğümüz modele göre de başkan parlamentoyu feshetme yetkisine sahip. Elbette istediği zaman feshetme şeklinde değil. Bunun kriterleri olacak. Bu uygulamalar çerçevesinde belli tıkanmalar halinde sistemin bu tıkanma ve krizleri aşabilmesi için başkanın parlamentoyu feshetme yetkisi olmalı.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.