Tek adamlığa hazırlık

Prof. Ülkü Azrak, devlet başkanının partili olabilmesi önerisinin tek kişi yönetimini daha da güçlendirecek bir girişim olduğunu belirterek, "Erdoğan tek adamlığa hazırlanıyor" dedi.
Yayınlanma tarihi: 9 Haziran 2012 Cumartesi, 05:56

Prof. Dr. Ülkü Azrak, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı ya da devlet başkanının partili de olabilmesine yönelik değerlendirmesini “art niyetli” olarak nitelendirirken, “Tek adamlığa hazırlanıyor” yorumunu yaptı. Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de Erdoğan’ın her türlü gücü ve tüm dizginleri elinde tutmak istediğini söyledi.

Prof. Dr. Ülkü Azrak, ABD’de devlet başkanının seçildikten sonra da partisinden kopmadığını belirtti. Geçmişte Türkiye’de de benzer bir durumun yaşandığını anımsatan Azrak, “Cumhurbaşkanı hâlâ partisinin içindeydi, partideki görevi sürüyordu. Bunun örneği Celâl Bayar’dır” diye konuştu. Celâl Bayar’ın bastonunun gümüş başlığında Demokrat Parti’nin sembolünün olduğunu da vurgulayan Azrak, “DP dönemi gerilerde kaldı. O dönemde başkanlık da söz konusu değildi” dedi.

Objektif olarak bu konunun tartışılmasının zor olduğu düşüncesini paylaşan Azrak, “Bunların arkasında art niyet var. Art niyet de şu; çok açık konuşalım, bugünün Başbakanı, cumhurbaşkanı olarak görevini sürdüreceğini düşünüyor ve partisinden de ayrılmak istemiyor. Bugünkü pozisyonunu koruyacak, emirler verecek, partisini yönetecek, hem de devleti yönetecek. Bence art niyet bu” değerlendirmesini yaptı.

“Gerekçe gösteriyor mu Başbakan? Niye partisinden ayrılmasın?” diye soran Ülkü Azrak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir öneriyi ortaya attığında, dayandığı gerekçeyi açıklamazsa ilk akla gelecek şey budur. Başbakan ‘iyi dersem iyidir, herkes de buna inanmalıdır’ diye düşünüyor. Bugüne kadarki yaklaşımları ‘bu daha iyidir’ dedi, herkes de ‘evet evet iyidir’ dedi. Bu düşünce, tek kişi yönetimini daha da güçlendirecek bir şeydir. Tek adamlığa hazırlanıyor. Sadece ülkeyi yönetmek değil ülkedeki çoğunluk partisini de yönetmek istediği anlamına geliyor.”

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de Türkiye’de 1961’den itibaren cumhurbaşkanlarının belli sürelerle seçilmeye başlandığını kaydederek, “Anayasada ‘Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir’ hükmü yer alıyor. O takdirde anayasa değişikliği yapmak gerekecektir. Kaldırılır herhalde bu hüküm, hesap böyle” dedi. ABD örneğine de bakmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Türk, “ABD’de başkan parti genel başkanı değildir. Obama, Demokrat Parti’nin genel başkanı değildir, ondan önceki Bush da değildir. Bu kişiler partilerin adayıdır” değerlendirmesini yaptı.

Yarı başkanlığın uygulandığı Fransa’da da cumhurbaşkanlarının parti genel başkanı olmadığına işaret eden Türk, şu yorumu yaptı: “Başbakan, Turgut Özal’ın düştüğü duruma düşmek istemiyor. Sayın Erdoğan arzu ettiği gibi cumhurbaşkanı seçilirse sonra da partisinin dizginlerini elinden bırakmak istemiyor. Böylece her türlü gücü elinde tutmak istiyor. Bütün dizginleri elinde toplamak istiyor. Her yönüyle hem hükümet başkanlığı hem de parti genel başkanlığının elinde olmasını istiyor. Bu sakıncalıdır. Ne Türkiye Cumhuriyeti ne de şahsen Erdoğan yarar görür.”

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.