Son Haberler

"Tutuklu gazetecilere tanığız..."

Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması istemiyle Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun (GÖP) düzenlediği "Tanıklık Günleri"ne katılan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, "Bu mesleğe hizmet etmiş gazeteciler olarak bugünkü gibi bir baskı hiç yaşamadık" dedi.
Yayınlanma tarihi: 11 Haziran 2012 Pazartesi, 15:32

Gazeteci Nail Güreli, CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı Eugene Schoulgin de destek verdi.

Çağlayan’daki Adalet Sarayı önünde öğlen saatlerinde bir araya gelen gazeteciler ve aileler, tutuklu gazeteciler Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, DİHA editörü Ertuş Bozkurt, Azadiya Welat Mersin Temsilcisi Abdulcebbar Karabeğ, DİHA Şırnak muhabiri Faysal Tunç, Yürüyüş dergisinden Halit Güdenoğlu ve Evrensel muhabiri Hüseyin Deniz için tanıklık ettiler.
Eyleme katılan Ümit Gürtuna, 1972’de askeri yönetim döneminde tutuklu gazeteci Çetin Altan’ı afla çıkardıklarını ancak bugün çok sayıda gazetecinin tutuklandığına dikkat çekti. Gürtuna, “Bunu içimize sindiremiyoruz. Türk basını da bu yaşananlara sessiz kalmış durumda. Mesleğimizi yapamaz hale geldik. Kimse basın özgürlüğünün rahatça kullanıldığını savunamaz” diye konuştu.


Mücadele sürecek...

Barış Terkoğlu’nun eşi Özge Terkoğlu “18 Haziran Pazartesi Odatv duruşması var. Yine burada adalet arayacağız. Onların bedenleri tutsak bizim aklımız kelepçelenmek isteniyor. Bu mücadele son tutuklu gazeteci çıkana dek sürmeli” dedi.

Faysal Tunç ve Ertuş Bozkurt’un iş arkadaşı İbrahim Arslan da şöyle konuştu:
“Ertuş haberlerini iki dilde yazıyordu. Biri bu adliyede bilinmeyen bir dil olarak kayıtlara geçen Kürtçe, diğeri de Türkçeydi. Ertuş'u ziyarete gittim. Daha çok bilenmiş bir gazeteci olarak dışarıya çıkacağını söylüyor. Biz de Faysalların, Ertuşların mücadelesini dışarda sürdüreceğiz.”

Hüseyin Deniz’e tanıklık eden KESK eski Başkanı Sami Evren ise “Hüseyin muhalif bir gazetyeciydi. Onu hep fofoğraf makinesi ve kalemiyle gördüm. Muhalif gazetecilerin düşüncelerini tutuklayamadıkları için baskı altında tutuyorlar” diye konuştu.

Evrensel’in Yazı İşleri Müdürü Fatih Polat da Hüseyin Deniz’in 10 Eylül’de ilk kez yargıç karşısına çıkacağını anımsatarak “Bizim arkadaşımız gazeteci ama sizin iddianameniz iddianame değil” dedi. (Fotoğraf: Uğur Demir)

ABDULCEBBAR KARABEĞ (AZADİYA WELAT)
Azadiya Welat Mersin Temsilcisi Abdulcebbar Karabeğ, “örgüt üyeliği” iddiasıyla 26
Eylül 2010’da tutuklandı. Karabeğ’in davası 12 Nisan 2011 günü Adana 8. Ağır Ceza
Mahkemesi’nde sonuçlandı. 7 yıl 1 ay hapis cezası verilen Karabeğ halen Hatay E Tipi
Cezaevi’nde bulunuyor.

BARIŞ TERKOĞLU (ODATV)
Gazeteciliğe 2008 yılında Odatv.com haber sitesinde başlayan Barış Terkoğlu, kısa sürede
yaptığı haberlerle ismini gündeme taşıdı. Demokrasi ve özgürlüklerin olduğu ülkelerde
bu haberleri yapan gazetecilere ödüller verilirken, Barış Terkoğlu’na ceza davaları açıldı.
Ve 14 Şubat 2011 günü yapılan Odatv operasyonu sonrasında gözaltına alınan Barış
Terkoğlu, 18 Şubat 2011 tarihinde tutuklandı. 16 aydır Silivri Cezaevi’nde bulunuyor.
Barış Terkoğlu’na savcılık sorgusunda özel yetkili savcı tarafından “bu haberleri neden
yaptın”, “bu başlığı neden attın” şeklinde sorular soruldu. Bu sorular sorulmakla da kalmadı
savcının iddianamesine de taşındı. Özel yetkili savcılığın bile yazdıkları ve sorduklarıyla
ortaya koyduğu gazetecilik faaliyetleri, aynı savcılarca “terör” suçu kapsamına alındı. İşte
bu sebepledir ki Barış Terkoğlu savunmasında “Ben bu iddianameyi madalya gibi göğsümde
taşıyacağım” dedi. Barış Terkoğlu Silivri Cezaevi’ndeyken, Odatv davasından tutuklu olan
Barış Pehlivan ile birlikte “Sızıntı/Wikileaks’te Ünlü Türkler” kitabını yazdı. Birçok medya
kuruluşunun görmezden geldiği belgeler cezaevinden yazılan bu kitapla gün ışığına çıktı.
Barış Terkoğlu ve Odatv davasından birlikte yargılandığı arkadaşlarının gelecek duruşması 18
Haziran 2012 tarihinde Çağlayan Adliyesi’ndeki 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

ERTUŞ BOZKURT (DİHA)
Dicle Haber Ajansı (DİHA) editörü Ertuş Bozkurt, 1985 yılında Van’ın Başkale İlçesi’nde
doğdu. İletişim Fakültesi mezunu ve hâlen yüksek lisans öğrencisi olan Bozkurt, gazeteciliğe 2003 yılında DİHA’da başladı. 2010 yılına kadar muhabirlik, editörlük ve bölge şefliği yaptı. 24 Aralık 2011 günü tutuklandı. Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde beş buçuk
aydır tutuklu bulunan Bozkurt, iddianamede “örgüt üyeliği” ile suçlanıyor. Bu suçlama için
gösterilen “deliller”in ise neredeyse tamamını Bozkurt’un habercilik faaliyetleri oluşturuyor.
Bozkurt’un DİHA’da çalışıyor olması, Roj TV’ye bağlanarak haber aktarması, habercilik
kapsamında gerçekleştirdiği telefon görüşmeleri ve çok sayıda haberi, iddianamede “suç
delili” olarak gösteriliyor. Bozkurt’un yaptığı haberlerle, “devlet aleyhinde yayınlar
yapılmasına yardımcı olduğu” iddia ediliyor. Söz konusu haberler arasında sanatçı Aram
Tigran’ın açıklamaları, Selahattin Demirtaş’ın basın özgürlüğü ile ilgili bir demeci,
Şemdinli’de Umut Kitabevi’nin bombalanmasıyla ilgili bilgi ve fotoğraflar da yer alıyor.

FAYSAL TUNÇ (DİHA)
DİHA Şırnak muhabiri Faysal Tunç, 1982 yılında Siirt’te doğdu. Gazeteciliğe kendi
ifadesiyle, “okuma yazması olmayan köylülere Özgür Gündem gazetesi okuyarak” başladı.
2003’te Özgür Halk dergisinde haberciliğe başlayan Tunç, 2004’te Özgür Gündem
gazetesinin Siirt muhabiri-temsilcisi oldu. Tunç, önce Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde,
sonra da Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davalarda 6 yıl 3 ay hapis cezası
aldı. “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım ve yataklık yaptığı” iddiasıyla aldığı
iki cezası da Yargıtay tarafından onaylanan Tunç, 11 ay sonra tahliye oldu ve DİHA’da
çalışmaya başladı. 5 Nisan 2007’de tekrar gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Halen
Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi’nde bulunuyor. AİHM’ye dava açan Tunç, Bianet’e yazdığı
mektubunda şöyle diyor: “Ülkemizde halen tüm yakıcılığıyla süren savaşın başlangıcında
en saf ‘seyircileri’, ben ve benim kuşağımdan olan insanlardır. Bugün de seyirci kalmayı
reddettiğim için gazeteciyim, tutukluyum ve bir hakikat arayışçısı olduğum için ‘terörist’im!”

HALİT GÜDENOĞLU (YÜRÜYÜŞ)
Ozan Yayıncılık’ın İstanbul’daki bürosuna yapılan 24 Aralık 2010 sabahı
yapılan “helikopterli” polis baskınıyla gözaltına alınan Halit Güdenoğlu, gözaltında
bulunduğu sürede darp edildi. 28 Aralık 2010’da Ankara’da tutuklandı ve o tarihten
beri Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunuyor. Diğer tüm gazeteciler gibi “örgüt
propagandası” ve “örgüt üyeliğiyle” suçlanan Güdenoğlu’nun çalıştığı büroda çıkan parmak
izleri aleyhinde delil oldu. Güdenoğlu, ilk duruşmada yaptığı savunmada, “Yayınevindeki
kitaplarda parmak izimin olmasından daha doğal ne olabilir? Katıldığım söylenen 8 Mart
mitingi gibi eylemlere haberci olarak gittim ama eylemci olarak da gidebilirdim, bu yasadışı
değil” dedi. Haberini yapmak için gittiği sempozyumlar, yürüyüşler ve eylemlerin yanı sıra
büroda bulunan gazetecilik mesleği hakkındaki kitaplar da aleyhine delil olarak gösterildi.
Ayrıca bilgisayarlardan çıkan ve dergide birçok kez kullanılmış fotoğraf ve haberler de
delil olarak kullanıldı. Derginin 180 sayısı hakkında 168 dava açıldığını da hatırlatan
Güdenoğlu, “Tarafsız değiliz, tarafımız halkın yanıdır” diyor. Güdenoğlu, ilk duruşmaya
çıkmak için 11 ay bekledi. Güdenoğlu ve arkadaşlarının bir sonraki duruşması 12 Haziran’da
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

HÜSEYİN DENİZ (EVRENSEL)
Özgür Gündem eski editörü ve Evrensel Gazetesi muhabiri Hüseyin Deniz, 20 Aralık 2011
tarihinde gözaltına alındı, 24 Aralık’ta tutuklandı. Deniz, halen Kandıra 1 No’lu F Tipi
Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. KCK gazeteciler iddianamesinde Hüseyin Deniz’in “örgüt
yöneticisi” olduğu iddia ediliyor. Bu suçlamaya dayanak gösterilen “deliller” ise
şöyle: “Evinde bulunan kitaplar, gizli tanık ifadeleri, bilgisayarında bulunan ANF haberleri ve
çeşitli haber dokümanları, KCK’nin basın yayın ve enformasyon faaliyetlerini yürüttüğü iddia
edilen YRD’nin Irak’ta 2009 yılında yaptığı konferansa katılması,… Ancak Hüseyin Deniz’in
söz konusu konferansın yapıldığı tarihlerde Almanya’da bulunduğu, pasaport bilgilerinden
anlaşılıyor, tanıklarla da destekleniyor.

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ