2 kadından biri cinsel sorun yaşıyor

Yapılan çalışmalar her iki kadından birinin yaşamları boyunca en az bir cinsel sorun yaşadığını ancak bunu 'sorun olarak görmediklerini' ortaya koyuyor.
Yayınlanma tarihi: 8 Ekim 2012 Pazartesi, 13:20

Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Feneryolu Polikliniği’nden Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy, yapılan araştırmalarda kadınların yüzde 30-60’ında yaşamları boyunca en az bir cinsel sorun yaşandığının görüldüğünü söyledi.
Sorunların cinsel ilişkinin her aşamasında görülebildiğine dikkat çeken Demirsoy, cinsel ilişkinin istek, uyarılma, doyum gibi aşamaları olduğunu belirtti.

Kadınlarda istek ve uyarılma sorunlarının en sık karşılaşılan problemler arasında geldiğini ifade eden Demirsoy “Orgazm sorununu dile getirenlerde de ayrıntılı değerlendirme yapıldığında aslında çoğunlukla istek ve uyarılma aşamalarında sorun yaşandığını ve buna bağlı olarak orgazm sorununun ortaya çıktığını görüyoruz. Cinsel sorunlarla yapılan başvurularda Batılı ülkelerde istek ve uyarılma sorunları daha çok, bizde ise en sık başvuru nedeni vajinismus” dedi.

Cinsel sorunların başlamasında ve sürmesinde pek çok etkenin olduğunu anımsatan Demirsoy, özetle şunları söyledi:
“Bu etkenleri biyolojik ve psikolojik olarak iki başlık altında toplamak mümkün ama kesin ayrım yapmak zor. Çünkü biyolojik kaynaklı bir probleme çoğunlukla psikolojik yaşantılar da eklenir.

Bedensel hastalıklar, ilaç kullanımı, gebelik ve menopoz gibi kadında hormonal değişiklikler yaratan dönemler, depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar ve sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçlara bağlı yan etkiler biyolojik nedenler içinde sayılabilir. Ancak karşılaştığımız cinsel sorunların çok azı fiziksel, biyolojik nedenlere bağlı oluyor, daha çok psikososyal nedenlerin rol oynadığını görüyoruz.

En sık karşılaştığımız neden bilgi eksikliği ve hatalı öğrenmeler. Kız çocukları bizim toplumumuzda cinsellikten uzak yetiştiriliyor. Cinsellik zaten genel olarak toplumumuzda ayıp, günah, hatta kötü, pis bir yaşantı olarak algılanıyor.

Kadınlardan beklenen sadece eşine yanıt verebilmesidir, bunun aksi düşünülmez, hoş karşılanmaz. Bu nedenle de kadınlar cinsel ilişkiyi çoğunlukla eşlerine karşı bir görev olarak yaşıyor.”

Uzmanlar, “Cinsel sorunların temelinde ise çok sayıda psikolojik etken yatıyor. Sorun yaşayanlar bir hekimden mutlaka destek almalıdırlar” diyor.

Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Feneryolu Polikliniği’nden Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy, yapılan araştırmalarda kadınların yüzde 30-60’ında yaşamları boyunca en az bir cinsel sorun yaşandığının görüldüğünü söyledi.
Sorunların cinsel ilişkinin her aşamasında görülebildiğine dikkat çeken Demirsoy, cinsel ilişkinin istek, uyarılma, doyum gibi aşamaları olduğunu belirtti.

Kadınlarda istek ve uyarılma sorunlarının en sık karşılaşılan problemler arasında geldiğini ifade eden Demirsoy “Orgazm sorununu dile getirenlerde de ayrıntılı değerlendirme yapıldığında aslında çoğunlukla istek ve uyarılma aşamalarında sorun yaşandığını ve buna bağlı olarak orgazm sorununun ortaya çıktığını görüyoruz. Cinsel sorunlarla yapılan başvurularda Batılı ülkelerde istek ve uyarılma sorunları daha çok, bizde ise en sık başvuru nedeni vajinismus” dedi.

Cinsel sorunların başlamasında ve sürmesinde pek çok etkenin olduğunu anımsatan Demirsoy, özetle şunları söyledi:
“Bu etkenleri biyolojik ve psikolojik olarak iki başlık altında toplamak mümkün ama kesin ayrım yapmak zor. Çünkü biyolojik kaynaklı bir probleme çoğunlukla psikolojik yaşantılar da eklenir.

Bedensel hastalıklar, ilaç kullanımı, gebelik ve menopoz gibi kadında hormonal değişiklikler yaratan dönemler, depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar ve sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçlara bağlı yan etkiler biyolojik nedenler içinde sayılabilir. Ancak karşılaştığımız cinsel sorunların çok azı fiziksel, biyolojik nedenlere bağlı oluyor, daha çok psikososyal nedenlerin rol oynadığını görüyoruz.

En sık karşılaştığımız neden bilgi eksikliği ve hatalı öğrenmeler. Kız çocukları bizim toplumumuzda cinsellikten uzak yetiştiriliyor. Cinsellik zaten genel olarak toplumumuzda ayıp, günah, hatta kötü, pis bir yaşantı olarak algılanıyor.

Kadınlardan beklenen sadece eşine yanıt verebilmesidir, bunun aksi düşünülmez, hoş karşılanmaz. Bu nedenle de kadınlar cinsel ilişkiyi çoğunlukla eşlerine karşı bir görev olarak yaşıyor.”

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.