IMF'nin 4. Madde Görüşmeleri

Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Birliği'ndeki (AB) zayıf büyümeye rağmen Türkiye ekonomisinin bu yıl daha ölçülü bir şekilde yüzde 3'lük bir büyüme göstermesinin beklendiğini bildirdi.
Yayınlanma tarihi: 8 Ekim 2012 Pazartesi, 14:22

IMF heyetinin Madde IV görüşmeleri kapsamında yaptığı ziyaretin ardından hazırlanan ve heyetin kendi değerlendirmelerini içeren değerlendirme notu yayımlandı. Değerlendirme notunda, Türkiye'de 2 yıllık hızlı ve trendin oldukça üstündeki büyümenin ardından, ekonominin önemli ölçüde yavaşladığı ve bu yavaşlamanın, dengesizliklerin azaltılmasına katkıda bulunduğu ifade edildi.

Ana ticaret ortaklarındaki zayıf ekonomik faaliyete rağmen, Türkiye'nin büyümesinin bu yıl pozitifte kalması ve daha dengeli olmasının beklendiği belirtilen notta, makroekonomik politikaların ekonominin yumuşak inişine yardımcı olduğu kaydedildi. Değerlendirme notunda, ''Ancak, dış açıktaki azalmanın ve enflasyondaki düşüş eğiliminin tersine dönmeye başlaması halinde, yetkililer politikalarında gerekli uyarlamaları yapmaya hazırlıklı olmalı. Orta vadede politika setinin iyileştirilmesi ve dalgalanmaların azaltılması için daha iyi bir makroekonomik eşgüdüme ihtiyaç bulunuyor'' ifadelerine yer verildi.

Değerlendirme notunda, yetkililerin, dış finansmana olan bağımlılığı azaltmak ve ekonomiyi yeniden daha sürdürülebilir bir büyüme modeline yöneltmek üzere, ulusal tasarrufların artırılmasını doğru bir şekilde en temel öncelik olarak belirlediği, kamu kesimine bu yöndeki çabalarda önemli bir rol düştüğü belirtildi.

Öte yandan değerlendirme notu 17 maddeden oluştu. ilk maddede, Avrupa Birliği'ndeki zayıf büyümeye rağmen, Türkiye ekonomisinin 2012 yılında daha ölçülü bir şekilde yüzde 3'lük bir büyüme göstermesinin beklendiği kaydedildi. Bu yılın ilk yarısında önemli ölçüde azalan iç talebin, kısmen net ihracattaki artışla telafi edildiği, bu dengelenmede, zayıf seyreden ithalatın önemli rol oynasa da dış pazarların özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya yönelik olarak başarılı bir şekilde çeşitlendirilmesi sayesinde ihracat büyümesinin güçlü kalmasının etkili olduğu belirtildi.

İşsizliğin son on yılın en düşük seviyesinde olmasının, görece sağlıklı özel sektör bilançoları ve daha destekleyici makroekonomik politikalar sayesinde, iç talebin tekrar canlanmasına yönelik koşulların mevcut olduğu ifade edilen değerlendirme notunda, 2012 sonrasında, ekonominin, uzun vadeli trendi olan yüzde 4 civarındaki büyüme oranına dönüş için uygun bir konumda olacağı belirtildi.

Türk finansal sisteminin iyi performans göstermeye devam ettiğine yer verilen notta, bankaların karlılığının uluslararası standartlara nazaran yüksekliğini koruduğu, kaldıraç ve takipteki alacak düzeylerinin emsal ülkelere göre daha düşük durumda bulunduğu kaydedildi. Değerlendirme notunda, Basel II standartlarının yürürlüğe girmesinin, sistemin hala yüksek olan sermaye yeterlilik oranında oldukça sınırlı bir düşüşe sebep olduğu ifade edildi.


'2013'te de enflasyonda ve dış açıkta ılımlı bir iyileşme bekleniyor'

Değerlendirme notunda, ılımlı büyüme hızının dengesizliklerin giderilmesine katkı sağladığı, uygulanan makroekonomik politikaların enflasyonun düşürülmesinde ve cari açığın daraltılmasında etkili olmaya başladığı, enflasyon – manşet ve çekirdek enflasyonun azaldığı, ancak enflasyonun yıl sonunda Merkez Bankası yıl sonu hedef bandının üzerinde gerçekleşeceğinin tahmin edildiği belirtildi. Değerlendirme notunda, cari açığın 2012'de muhtemelen GSYH'nin yüzde 7,5'i seviyelerine düşeceği, 2013'te de enflasyonda ve dış açıkta ılımlı bir iyileşme beklendiği ifade edildi.

Türkiye'nin, yüksek cari işlemler açığı ve belirsiz bir dış ortamın getirdiği dalgalı küresel sermaye akımları dikkate alındığında bazı kayda değer risklerle karşı karşıya kalmaya devam ettiği, ekonominin sağlıklı bir biçimde yeniden dengelenebilmesi için zamana ihtiyaç bulunduğu belirtilen değerlendirmede, bu süreçte, yıllık brüt dış finansman ihtiyacının önümüzdeki birkaç yılda dikkat çekici bir şekilde yüksek seyretmesinin öngörüldüğü kaydedildi.

Sermaye akımlarının tersine dönmesine neden olabilecek ve ekonomiyi keskin bir düzeltmeye zorlayabilecek istikrarsız küresel finansal ortamın, büyük bir risk teşkil ettiği, ayrıca, gelişmiş ekonomilerin para politikalarındaki gevşemenin, Türkiye'de, büyük ölçüde kısa vadeli dış finansman tarafından yönlendirilen aşırı kredi büyümesinin yeniden canlanmasına ve dengesizliklerdeki azalmanın sona ermesine hatta eğilimin tersine dönmesine sebep olma riskinin bulunduğu, bu durumun fazlasıyla ihtiyaç duyulan düzeltmeyi erteleyebilecek ve bilançoları zayıflatabileceği belirtildi.

İhtiyatlı politikaların uygulanması

Yetkililerin, hassas bir politika hattını takip etmesi gerektiğine yer verilen değerlendirmede, makroekonomik politikaların, enflasyondaki düşüş ve dış açığın daha da azaltılması ile uyumlu olduğu müddetçe iktisadi büyümeyi desteklemeye devam etmesi gerektiği, buradan hareketle, dengesizliklerin azaltılmaya devam edilebilmesi için, kısa vadede, potansiyelin altında bir büyümeye ihtiyaç duyulabileceği ifade edildi.
Değerlendirmede, büyüme hızının artarak, enflasyon ve cari işlemler dengesi hedeflerini tehdit etmesi halinde, yetkililerin makroekonomik duruşu sıkılaştırmaya hazır olması gerektiği kaydedildi.

Değerlendirme notunda özetle şu görüşlere yer verildi: ''Hükümetin 2012 yılı bütçe hedefi yakalanamayacaktır. Büyümedeki yavaşlamaya bağlı olarak azalan gelirlerin yanı sıra, bütçe tavanlarının üzerinde gerçekleşen harcama artışları, bütçenin kötüleşmesine neden olmuş ve nötr bir duruş daha uygun olabilecekken, döngüsel (genişletici) bir maliye politikasına yol açmıştır. Mevcut ekonomik görünüm çerçevesinde, 2013 için faiz dışı fazlada, nötr duruş ile tutarlı olacak şekilde, ilave bir kötüleşme hedeflenmemelidir. Hazırlıkları devam eden 2013-2015 dönemine yönelik Orta Vadeli Mali Plan'ın bütçe yapısını güçlendirmeyi temel bir öncelik olarak belirlemesi önem taşımaktadır. Bütçede yapısal zayıflıklar bulunmaktadır: Güçlü seyreden yurtiçi talepten kaynaklanan gelirlere aşırı bir bağımlılık bulunurken, kamu harcamalarında artan katılıklar oluşmaktadır. Vergi tabanını genişletmeye ve gelir idaresini güçlendirmeye yönelik çalışmalara ilaveten; harcama tarafındaki reformların da cari harcamalardaki reel artışı önemli ölçüde kısıtlamaya odaklanması gerekecektir. Aynı zamanda, emeklilik ve sağlık harcamalarını sınırlayacak ilave çabalara ihtiyaç olup olmadığının da incelenmesi gerekmektedir. Enflasyon düşmektedir; ancak Merkez Bankası'nın politika çerçevesinin faydaları tam olarak ortaya çıkmamıştır. Merkez Bankası para politikasını belirlerken, dalgalı sermaye akımları ve gelişmiş ülkelerdeki düşük faiz oranlarından kaynaklanan güç bir ortam ile karşı karşıyadır. Bu zorluklar ile başa çıkma çabasında TCMB, yurtiçi ve uluslararası faiz oranlarını farklılaştırmada bir miktar hareket alanı elde edebilmek için yeni araçlara başvurmuştur. Bu araçların kullanımı, TCMB;nin fiyat istikrarına ve finansal istikrara ilişkin hedefleriyle çelişmemesi açısında, kazanılan tecrübenin ışığında sürekli yeniden değerlendirilmelidir. Enflasyon beklentileri, TCMB'nin hedefi olan yüzde 5'in üzerinde seyretmektedir. Türkiye'nin büyüme görünümü, hala yüksek seyreden enflasyon oranı ve enflasyon hedeflerinden geçmişteki sapmalar göz önüne alındığında, TCMB'nin pozitif bir reel politika faizi tesis etmesi gerekmektedir. TCMB;nin iletişim politikası güçlendirilmelidir. Para politikası çerçevesi, çok araçlı ve hedefli yapısıyla, kamuoyuna –enflasyon raporları da kullanılarak— büyük oranda anlatılmıştır. Yine de, çerçevenin karmaşıklığı, daha gelişmiş bir iletişim stratejisini gerektirmektedir. Bu, hedefler ile araçların zaman zaman bağdaşmadığı izleniminin bertaraf edilmesine yardımcı olacak ve böylece aksi takdirde maliyetli olabilecek belirsizlikleri azaltacaktır. ''


Finansal istikrarın güçlendirilmesine yönelik düzenleme ve denetimde gelişme kaydedildiği belirtilen değerledirmede, bankaların Basel III'ün 2015'e kadar uygulanması için iyi bir konumda bulunduğunun altı çizildi. Bu nedenle yetkililerin Basel III'e geçişi hızlandırma seçeneğini göz önünde tutmaları önerildi. Değerlendirmede, Finansal İstikrar Komitesi'nin, finansal istikrara ilişkin güçlükler ve endişeler ortaya çıktıkça ilgili kurumların çalışmalarının koordine edilmesinde etkili olacağı belirtildi.

Bu gelişmelere rağmen, finansal istikrarın korunması için makro-ihtiyati araçların daha hedef odaklı ve aktif bir şekilde kullanılması gerektiğine ifade edilen değerlendirmede, yetkililerin temettü dağıtımına ilişkin ihtiyatlı kuralları, bankaların sermaye seviyelerinin desteklenmesinde oldukça yararlı olduğu, ancak, mevcut sermaye tamponlarının, aşırı kredi büyümesi görülebilecek dönemlerde de korunabilmesi için daha fazla çaba gerekebileceğine işaret edildi.

Ayrıca, kilit risklerin yönetimi için iyi belirlenmiş bir çerçeve dahlinde makro-ihtiyati tedbirlerin genişletilmesinin değerlendirilmesi gerektiği kaydedilen değerledirmede, bu hedefler arasında bankaların faaliyetlerini kısa vadeli yabancı para cinsi borçlanma ile finanse etmelerini caydırmak, banka dışı şirketler kesiminin güvence altına alınmayan yabancı para borçlanmalarını sınırlandırmak ve hane halkının aşırı borçlanmasına sebebiyet verebilecek şekilde bankaların kredi koşullarını aşırı derecede gevşetmesine engel olmak yer aldığı bildirildi.

Dış finansmana bağımlılığın azaltılması

Türkiye'nin düşük yurtiçi tasarrufları, ülkeyi önemli ölçüde sermaye akımlarına bağımlı hale getirdiği ve döngüsel hareketlerin şiddetini artırdığı ifade edilen değerlendirmede, fiziksel ve beşeri sermayenin geliştirilmesine devam edilmesi açısından, yatırımın mevcut seviyesi muhafaza edilmesi ve hatta artırılması önerildi. Politika değişikliği olmaması halinde, mevcut tasarruf düzeyinin Türkiye ekonomisini gerekli yatırımların yapılabilmesi için dalgalı sermaye girişlerine maruz bırakacağı vurgulanan değerlendirmede, şu görüşlere yer verildi: ''Yetkililer, doğru bir biçimde, tasarrufların artırılmasını orta vadeli kilit öncelik olarak belirlemiştir. Yakın zamanda, özel kesim tasarruflarını teşvik edebilmek üzere, başta bireysel emeklilik sisteminin kapsamını genişletmeyi ve düşük gelir gruplarına daha fazla saik getirmeyi hedefleyen Bireysel Emeklilik Reformu olmak üzere, bu alanda çeşitli reformlar yapılmıştır. Ancak, özel sektöre yönelik bu ve diğer önlemler, kamu sektörünün kayda değer ve sürekli çabalarıyla tamamlanmalıdır. Yetkililer, faiz dışı fazlada kayda değer bir artışı hedeflemelidir. Kamu tasarruflarında ortaya çıkacak bu artış, bire bir olmasa da, ulusal tasarrufları artıracaktır. Gelecek döneme yönelik orta vadeli mali plan, ihtiyatlı makroekonomik varsayımlara dayalı olarak, mali uyarlamanın ana hatlarını ortaya koymalı ve bu suretle bütçe yapısını güçlendirilmesi yönelik politikaları desteklemelidir.''

Makroekonomik politika setinin iyileştirilmesi ve büyümenin dengeli bir çerçeveye oturtulabilmesi için orta vadede daha güçlü bir kamu maliyesi pozisyonuna ihtiyaç olduğu belirtilen değerlendirmede, sıkı maliye politikası, para politikasının üzerindeki enflasyon hedefine ulaşma baskısını hafifletecek ve reel döviz kurunda değerlenmeye daha az meydan veren bir iktisadi ortama kavuşulmasını sağlayacağı ifade edildi. Bunun, Türkiye'nin rekabet gücüne ilişkin zorlukları bertaraf etmesine katkı sağlayacağı ve ekonominin ithalata bağımlı bir yapıdan, ihracat büyümesine dayalı bir dengelenme sürecine girmesine yönelik çabaları destekleyeceği belirtilen değerledirmede, ayrıca bu politikanın, daha düşük nominal faiz oranlarına imkan vererek, Türkiye'nin dalgalı ve istikrar bozucu kısa vadeli sermaye girişlerine olan maruziyetini azaltacağı savunuldu.
IMF değerlendirmesinde, rekabet gücünün artırılması, geniş ve çok yönlü bir yaklaşımı gerektirdiği belirtilerek, Yeni Ticaret Kanunu'nun, kurumsal yönetişimi iyileştirecek ve doğrudan yabancı yatırımları teşvik etmesi gerektiğinin altı çizildi.

Yatırım teşvik paketinin, ileri teknolojiye sahip sektörlere yönelik yatırımları canlandıracak ve üretimdeki ithal girdi payını azaltacağı bildirilen değerlendirmede, işgücü piyasasının işleyişini iyileştirecek, kayıt dışılığı azaltacak, işgücüne katılım oranlarını artıracak, ürün ve hizmet piyasalarında bürokrasiyi azaltacak, enerji sektörünün etkinliği ile kapasitesini geliştirecek ve finansal derinleşmeyi temin edecek ilave önlemler düşünülmesi gerektiğine işaret edildi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.