Kapat

Son Haberler

A+ A-

Perinçek'in çapraz sorgusu tamamlandı

Ergenekon davasının 45. duruşmasına başlandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza infaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu 36 sanık ile tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk katıldı. Duruşmada, tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in çapraz sorgusu tamamlandı.
Yayınlanma tarihi: 30 Ocak 2009 Cuma, 08:42

Tutuklu sanık İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, "Sabih Kanadoğlu'nun 367 formülünü benimsemedim. Halk hareketiyle AKP'nin iktidardan indirilmesini savundum. Önerilerim dikkate alınsaydı dün Davos'taki Türkiye'yi utandıran hallere düşülmeyecekti" dedi. Perinçek ile Amerika adına ajanlık yapmakla suçladığı tutuklu sanık emekli yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk arasında tartışma yaşandı. Perinçek'in avukatı Ceyhan Mumcu, "Doğu Perinçek'in kıymeti bilinecek. Ama Uğur Mumcu gibi olmasın. Perinçek aramızdan ayrıldığı zaman bu hakimler niye onu serbest bırakmadılar, bu savcılar niye tutukladılar diye sorguya maruz kalacaksınız" dedi.

Ergenekon davasının 45. oturumunda tutuklu sanık Doğu Perinçek'in çapraz sorgusu tamamlandı. İddianamede Ergenekon denilen gladyo örgütlenmesine cepheden kaşı çıktıklarını söyleyen Perinçek, İP'in, orduya sızma, ordu içinde ordu, devlet içinde devlet gibi anlayışlara kesinlikle karşı olduğunu söyledi. Gazeteciler Nazlı Ilıcak, Hüseyin Gülerce, Mümtazer Türköne'nin kendisi hakkındaki yazılarını eleştiren Perinçek, "Şemadaki orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve diğer komutanları açıklayarak 'sizi yakarım' diye mesaj verdiğimi yazıyorlar. Bunlar düşmanın psikolojik savaş numaralarıdır. Kimseye böyle bir mesaj gönderecek insan olmadığımı onlar da bilirler" dedi.

Şema açıklandığında bir numaranın Hüseyin Kıvrıkoğlu olduğunun görüleceğini söyleyen Perinçek, şöyle devam etti: "Ben bu şemadan söz ederek 2001-2002 yıllarındaki tertibi ortaya koyuyorum. 2001-2002 yıllarda TSK'nın komuta kademesinde terfi düzenini bozmak, Türkiye'yi erken seçime sürüklemek, Ecevit hükümetini tasfiye etmek için tertip uygulandı ve amacına ulaştı. Hilmi Özkök genelkurmay başkanlığına getirildi. Onun için bu dava 2001'de kapatıldı ve savcı davayı açmadı. Temmuz 2003'te çuval hadisesi oldu, 2003'ten sonra bu şema, sonraki tertipler için kullanılmak üzere Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e ve diğer kurumlara gönderildi"

Silopi'deki kuyular

Tutuklu sanık eski polis memuru Aydın Yüksek, Diyarbakır'da görev yaptığını, Doğu Perinçek'in "Hizbullah Diyarbakır Çevik Kuvvet Merkezi'nde eğitildi" sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek açıklama istedi. Perinçek, bu konunun "2000'e Doğru" dergisinde yer aldığını, haberin doğru olduğunu anlatarak "Biz Kürdümüze sahip çıktık. Şimdi 'Silopi'de kuyular açılsın' diyorlar. Biz bunu 20 yıl evvel söyledik. Şimdi Amerikan ordusu gelsin açsın diyecekler" diye konuştu.

Öztürk ajan ithamına kızdı

Tutuklu sanık emekli yüzbaşı Zekeriya Öztürk, Doğu Perinçek tarafından sürekli olarak Amerikancı olmakla itham edildiğini, Sami Demirkıran gibi bir PKK itirafçısı ve Tuncay Güney ile irtibatlandırıldığını ifade etti. Öztürk, "Tuncay Güney ile hiçbir irtibatım olmamıştır. Güney'in ilişkisi Aydınlık Dergisi'dir, İşçi Partisi'dir. Beni MİT ajanı olmakla suçluyor. Öyle olsaydı açıklardım. Ya kurum bildirirdi. MİT devletin önemli bir kurumudur" diye konuştu. Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ile 2007'de bir kez görüştüğünü söyleyen Öztük, Eymür'e "Neden Danıştay olayıyla ilgili beni sizinle ilişkilendiriyorlar" diye sorduğunu anlattı.

33 erin katledilmesi...

Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye değinen Öztürk, toplantıda "kalkışmadan", "sözde ateşkesten" bahsedildiğini belirterek, toplantıda 33 erin katliamı konusunda bir karar alınıp alınmadığını sordu. Böyle bir görüşmede bunun konuşulmasının mümkün olmadığını söyleyen Perinçek, "4 yıl önce görüşme yapmışız, karar almışız, 4 yıl sonra gidip 33 eri bulup katletmişler. Böyle bir şey olabilir mi? Bunların hepsi bir görev ihbarı. Bu soruları yarın bazı gazetelerde çıksın diye soruyor" dedi. Öztürk, PKK ile savaştığını anlatıp İP'i suçlarken başkan Şengün tarafından uyarıldı. Başkan, Öztürk'ten kendisiyle ilgili konularda soru sormasını istedi.

Ersever'in arşivi İP'te mi?

Öztürk, Perinçek'e JİTEM kurucusu olduğu ve Yeşil tarafından öldürüldüğü iddia edilen emekli binbaşı Cem Ersever'in arşivinin İP'te olup olmadığını sordu. Perinçek ise "Cem Ersever, Aydınlık Dergisi'ne başvurdu. Soner Yalçın ve Hikmet Çiçek ile uzun mülakatlar yaptı. Sonradan Soner Yalçın kitap olarak yayımladı. Arşivini bilmiyorum ama eğer bize vermiş olsaydı çok önemli bir konu mutlaka söylerlerdi" yanıtını verdi. Doğu Perinçek, Zekeriya Öztürk'ün iddinamede yer alan ajandasındaki notlar ve elektronik postalarını ve okuyarak buradaki ifadelerin Amerika adına çalıştığını ortaya koyduğunu savundu. Öztürk ise Doğu Perinçek'in kendisiyle ilgili karakter tahlili yapmasını eleştirdi.

Tutuklu sanık Hikmet Çiçek söz alarak Cem Ersever'in arşivinin, Abdullah Çatlı'nın çantası gibi bir hurafe ve yalan olduğunu söyleyerek, "Böyle bir çanta yoktur. Cem Ersever'in arşivi de öyledir. Bu iki ayda bir Türk basınında tekrar edilen hurafedir" dedi. Perinçek, mahkeme heyeti üyesi yargıç Hasan Hüseyin Özese'nin sorusu üzerine Muzaffer Tekin'in Adnan Akfırat aracılığıyla kendisiyle görüşmek istediğini ifade etti. Perinçek, "Daha sonra beni ziyarete geldi. Memnuniyetle görüştüm, konuştum. Bana herhangi bir CD vermedi" dedi. Yaşamını yitiren Ergenekon şüphelisi Kuddusi Okkır'ı tanımadığını ifade eden Perinçek, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi üyelerinden kimseyi tanımadığını belirtti.

Irak'a silah satılması...

Emekli tuğgeneral Veli Küçük ile hayatında bir kez 2004 yılındaki Kıbrıs mitinginde görüştüğünü belirten Perinçek'e yargıç Özese, "Irak'a silah götürülmesi" konusunu ne zaman duyduğunu sordu. Perinçek, Aydınlık dergisinin bu konuyu 1998 yılında haber yaptığını ifade ederek, "Barzani ve Talabani ile uyumlu ilişkim yok ki, nasıl referans olayım. Zaten TSK'nın Perinçek'in referansına ihtiyacı yok. Ordu komutanları ile sürekli görüşüyorlar. Mülakata Perinçek'i katabilmek için uydurulmuş bir iddia. Çin'e silah satılması söz konusu olsa, bir parça uyar. Çinli siyasetçilerle hakikaten dostluğum var" diye konuştu.

Davos'a getiren süreç

Özese'nin, tutuklu sanık Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk ile bir telefon görüşmesinde bahsettikleri "halk ihtilali" ile ilgili sorusu üzerine Perinçek şunları söyledi: "2007 yılında Cumhuriyet mitingleri yapıldı. Bir 367 formülü konuşuldu. Bunun alternatifi AKP'nin iktidardan indirilmesiydi. AKP'nin hukuk ve ayak oyunları ile indirilmesinin kesin çözüm olmayacağını anlattım. Bunun halka dayanan, halk hareketinin oluşturulmasıyla mümkün olacağını söyledim. Benim önerim dikkate alınsaydı, dün Davos'taki Türkiye'yi utandıran hallere düşülmeyecekti."

Mumcu'nun savunması

Perinçek'in sorgusunun tamamlanmasının ardından savunma yapan avukat Ceyhan Mumcu, Perinçek'in açıklamalarından sonra söylenecek söz, tartışılacak kanıt kalmadığını belirterek, "Meslek hayatımın son yıllarına dayanmış bulunmaktayım. Bana yaşamımın en büyük anısını verdiler. Gerçekten çocuklarıma bırakacağım en büyük miras Doğu Perinçek'i savunmak oldu" dedi.

Şiddete karşı olduğu için İP'e katıldığını anlatan Mumcu, şöyle devam etti: "12 Eylül öncesinde TİKP davalarında maktül ve müşteki yoktur. Katıldığımız partide hiç kimsenin kanı, ahı yoktur. Doğu Perinçek dobra dobra konuşur. Türkiye'de devrimciliğin yolunun terörden geçmediğini haykıran kişidir. Uğur Mumcu da, Doğu Perinçek'ten esinlenerek, 'Terör Çıkmaz Sokak' diye kitap yazmıştır. Savcıların Tuncay Güney'e güvenmesi bir trajedidir. Savcılık makamına zarar veren burada yapılan savunmalar değil, Güney'e olan itibardır. Atatürk'ü kötüleyen Mehmet Altan'lar, döneklikleriyle ünlü yazarlar sizi tutuyor. İşte bu savcıların saygınlığına zarar veriyor"

"Mumcu gibi çok çekti"

Mumcu savunmasını şöyle sürdürdü: "Uğur Mumcu'nun cenazesini düşünüyorum. Yaşarken Doğu Perinçek gibi çok çekti. Tembel yazarlar, 'Uğur Mumcu tabi ki yazar. MİT veriyor ona' diye ithamlarda bulundular. Uğur Mumcu'nun en çok incindiği bu haksız saldırıydı. Uğur Mumcu PKK'ya ilişkin bir çok yazısına Doğu Perinçek ve Aydınlık'ı kaynak gösterdi. Doğu Perinçek'in burada tutuklu bulunduğu her gün inanın kamu zararı olacaktır. Bu milletin Doğu Perinçek'in kıymetini bileceğine inanıyorum. Ama Uğur Mumcu'nun cenazesinden sonra olduğu gibi olmasından korkuyorum. Perinçek aramızdan ayrıldığı zaman Doğu Perinçek'in kıymeti bilinecek. Ama Uğur Mumcu gibi olmasın. Perinçek aramızdan ayrıldığı zaman bu hakimler niye onu serbest bırakmadılar, bu savcılar niye tutukladılar diye sorguya maruz kalacaksınız"

Perinçek'e yönelik bütün sorguların konuşalacağı yerin Anayasa Mahkemesi olduğunu ifade eden Mumcu, "Yargıya güveniyorum. En çabuk tahliyede kamu yararı vardır" dedi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Doğu Perinçek'in avukatı Veli Devecioğlu, eski savcı ve eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü olduğunu anlatarak “Mahkemenizin ayrıntılı ve sağlam hukuk mantığını her seferinde takdir ettim” dedi. “Bu dava tarihsel bir davadır” diyen Devecioğlu “Hepimiz bu ortaçağ karanlığına karşı çıkmak zorundayız. Şu anda en büyük sorumluluk sizlerin omuzlarınızda. Bütün sanıkların hemen tahliyesini talep ediyorum” diye konuştu.

Doğu Perinçek'in avukatı, MHP eski Yozgat Senatörü Servet Bora 1980'de MHP davasından yargılanırken “Ben hayatımda tarafsız olmadım. 1961 Anayasası'na göre her hakim Türk milletinden yana olmak zorundadır” dediğini anlattı. Bora, mahkeme heyetine “İstiklal harbimiz yaşanan Ergenekon'dur. Vereceğiniz tahliye kararı bu oyunu bozar” diye hitap etti.

Ergenekoncu taklidi

Tutuklu sanık Oktay Yıldırım ise öncek akşam Davos'ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Şimon Peres'e karşı tavrına dikkat çekerek “Başbakan 5 dakikada Ergenekoncu gibi konuşmaya başladı. Ben İstanbul'a geldiğinde gözaltına alınacağından şüphelendim. IMF para yok deyince Ergenekonculuk oynamaya başladı” diye konuştu.

Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, örgüte isnat edilen Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması ve Danıştay cinayetinin en önemli delilinin Danıştay davasından müebbet hapse çarptırılan Osman Yıldırım'ın gizli tanık 9 kimliğiyle verdiği ifadeler olduğuna dikkat çekti. Osman Yıldırım'ın 2006 yılında kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından 9 yıl hapis cezasına, ablasını öldürmek suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, ayrıca nüfus kağıdında sahtecilik yapmak suçunan mahkum edildiğine dikkat çeken Kerinçsiz, 18 yaşındaki öz yeğenine Erzurum'da üç erkeğe para karşılığı fuhuş yaptırtmaktan 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildiğini anlattı.
Kerinçsiz şöyle devam etti: “Bir savcının böyle ahlaksız bir insana işine yarar birtakım ifadeler temin etmek amacı ile Osmanım diye hitap ederek, işbirliği içerisinde, bu davaya esas olacak beyan almasını şiddetle kınıyorum. Ayrıca ülkemize yaşattıkları dış destekli tarikat operasyonundan ötürü birinci derecede sorumlu olduklarını bir kez daha hatırlatma gereği duyuyorum. Savcılar yaptıkları bu hukuk dışı eylemleri ile anayasayı ihlal etmekte, birçok araç suçlara da imza atmaktadırlar.”

Kerinçsiz Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Danıştay'a saldırı davasında müebbet hapse çarptırılan Osman Yıldırım'ın davanın son celsesinde Atatürk'e ve hakime hakaret etmesi nedeniyle yargılandığı Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ifadelerinden alıntı yaptı.

Kerinçsiz, Yıldırım'ın Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 27 Haziran 2008 tarihli celsede Atatürk'e ve hakime hakaret ettiğini kabul etttiğini anlattı. Kerinçsiz, Yıldırım'ın “Ben Anadolu İslam devletinin bir vatandaşıyım. Geçmişte Anadolu İslam devletinin kuruluş amacına uygun olarak Müslüman vatandaşlar üzerinde laik baskı kurmak isteyen Cumhuriyet Gazetesini üç kez bombalattım. Ayrıca Alparslan arkadaşıma Danıştay suikastını yaptırdım. Buna bağlı olarak mensubu olduğu devlet ile devletiniz arasında bir çatışma söz konusu olup, devletiniz ve rejiminiz hem davacı hem de hâkim konumundadır. Böyle bir yapı içerisinde adil yargılama yapılamaz” şeklindeki ifadesine dikkat çekti.

Osman Yıldırım'ın hakaret davasının 14 Ağustos 2008 tarihli celsesinde ise Atatürk'ü ve cumhuriyeti öven beyanlarıyla öncekiler arasındaki çelişkileri vurgulayan Kerinçsiz, Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin bu ifadeleri samimi bulmayarak değerlendirmediğini anımsattı.

“İşte karşımızda bu kadar insanı, gazeteyi bombalatma ve Danıştay cinayeti işleme suçları ile karaladığınızın tek delili Osman Yıldırım böyle bir kişidir” diyen Kerinçsiz şöyle devam etti: “Sayın Savcılar, suça delil yaratmak amacı ile koştuğunuz ve menfaat karşılığında her türlü ifadeyi kolaylıkla aldığınız kişilere güvenmeyiniz. Bu kişilerin tekin olmadığını en fazla zararı istikbalde sizlere vereceklerini unutmayınız. Bu kişilerle mesleğinizin başında korunması gereken mesafeyi ortadan kaldırarak Osmancığım diye yaptığınız yaklaşımlar emin olunuz ki mesleğinize ve geleceğinize çok ağır darbeler vuracaktır. “

Kemal Kerinçsiz, bu dilekçesinin ve Osman Yıldırım'ın Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen Atatürk'e ve hakime hakaret dava dosyasının bir suretinin birleşme konusunda Ergenekon davasına bakan mahkemeden görüş isteyen Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi'nndeki Danıştay davası dosyasına gönderilmesini talep etti.
Tutuklu Muzaffer Tekin ise Osman Yıldırım'ı “meczup” olarak niteleyerek “Asrın soytarılığına dönüşen bu davaya son verin” dedi.

Bir süredir hastalığı nedeniyle duruşmalara gelmeyen Hüseyin Görüm'ün söz alması üzerine Başkan Şengün “Özlettin kendini” dedi. Görüm “Bu dava Danıştay davası ile birleştirilsin, Alparslan Arslan gelsin. Her şeyi anlatayım” diye konuştu.

Osman Yıldırım kim?

Emekli tuğgeneral Veli Küçük'ün kızı ve avukatı Zeynep Küçük, savcıların Osman Yıldırım'ın kim olduğuna bakmaksızın ifadelerini dava dosyasına koyduğunu söyleyerek, “Bunun sonucunda da, 35 yılını TSK'ya vermiş bir general hakkında Türkiye'nin önemli bir bilim adamını öldürmekle suçlayan haberler çıkmaktadır'' dedi. Yıldırım'ın 1989 yılında öz kardeşini öldürdüğü için cezaevine girdiğini, çıktıktan sonra bir tahsilat olayı nedeniyle adam öldürmeye tam teşebbüs etmekten tekrar tutuklandığını ve hüküm giydiğini belirten Küçük, Yıldırım'ın ''Rahşan Afı'' olarak bilinen af kapsamında cezaevinden çıktığını belirtti.

GATA'ya Yıldırım sorusu

Osman Yıldırım'ın kendi beyanlarında bir dönem GATA'da kaldığını söylediğini belirten Küçük, bu beyanlardan Yıldırım'ın askerliğini yaptığı dönemde askeri mahkemede yargılandığı ve burada cezai ehliyeti konusunda bir inceleme yapıldığının anlaşıldığını kaydetti. Küçük, bu nedenle Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nden 2000 ile 2002 yılları arasında Osman Yıldırım hakkında bir rapor olup olmadığının sorulmasını istedi. Mahkeme Zeynep Küçük'ün bu talebini kabul etti.

Adalete güvenmiyorum

Mahkemeden herhangi bir talepte bulunmanın kendisi için artık bir anlam ifade etmediğini söyleyen Küçük, şöyle devam etti: “Artık bu cübbeyi hukuk adına taşıyıp taşımadığımdan emin değilim. İnancımı kaybetmeye başladım. Bu kadar büyük bir komplo karşısında hukukun çaresiz kaldığını düşünüyorum. Duruşmalar başladığında buradakilere 'hukuk vardır, hukuk gecikmez' diyordum. Ama gecikiyor. Adalalete olan inancım sarsılıyor. Burada bir figüran gibi oturduğunu düşünmeye başladım.”

Genelkurmay'da Ergenekon belgesi yok

Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla ilgili Trabzon İl Jandarma Komutanlığı'ndan mahkemeye gönderilen yazıda, bombalarla ilgili telefon ihbarının 12 Haziran 2007 tarihinde yapıldığı belirtildi. İhbarcının, Ümraniye Çakmak mahallesindeki tek katlı evin çatısında el bombası ve patlayıcılarının olduğunu, patlayıcıların Mehmet Demirtaş ve bir astsubaya ait olduğunu söylediği kaydedilerek, patlayıcıları ihbardan 10 gün önce gördüğünü söylediği belirtildi. Bombalar imha edilirken çekilen fotoğraflar da mahkemeye gönderildi. Bombaların imhası sırasında video çekiminin yapılmadığı kaydedildi. Genel Kurmay Başkanlığı'ndan gönderilen yazıda da Ergenekon örgütüyle ilgili dokumanlar içinde TSK'ya ait belgenin olmadığı, söz konusu oluşumla ilgili TSK'da herhangi bir belgenin bulunmadığı kaydedildi.


İlk tahliye istemi kabul edilmedi

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Perinçek'in “mahkemenin yabancı devletlerin infaz memuruna dönüştüğü” ve “Genelkurmay'ın Amerika'dan korktuğu” yönündeki ifadeleriyle, devletin yargı organlarını, askeriye ve emniyet güçlerini alenen aşağıladığını belirtti. Mahkeme, ifadesi ve çapraz sorgusu 6 gün süren Doğu Perinçek'in savunması sırasında söylediği bu sözlerle ilgili suç duyurusunda bulunulması talebi nedeniyle, oturum tutanaklarının Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verildi. Savcı Pekgüzel'in ilk tahliye talebi sanık Vatan Bölükbaşoğlu için oldu. Mahkeme ise Bölükbaşoğlu'nu tahliye etmedi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler