Kapat

Son Haberler

A+ A-

Yaraya merhem yazılar

Hikmet Çetinkaya'nın Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan "Atatürk Devrimleri ve Dinci Kuşatma" adlı yeni kitabı sözün konusu... Çetinkaya'nın güncel yazılarından derlenen kitap, Türkiye gerçeğini yansıtıyor bir kez daha.
Yayınlanma tarihi: 31 Ocak 2009 Cumartesi, 09:50

Bizde Atatürkçülük giderek farklı bir boyut kazanıyordiyor Hikmet Çetinkaya yazılarında. Neden? Niçin? sorularının yanıtını veriyor. Atatürke en zarar veren olayların başına ülkemizde Atatürkçülük adına yapılan abartmalarıkoyuyor öncelikle. Putlaştıran zihniyeti eleştiriyor, bu düşüncenin ardında yatanları ortaya koyuyor. Yakın tarihin faşist darbecilerinin, aydınları, yazarları, sanatçıları, bilim insanlarını, gençleri, emekçileri işkenceden geçirip zindanlarda yatıranların bunları Atatürkçülük adına yaptıklarını söylüyor.

Sonra da aynı darbecilerin tarikat şeyhleriyle pazarlık sofrasına oturduklarını yazıyor. Söz konusu al gülüm ver gülümmisali o sofralarda ikramedilen geleceği anlatıyor, bizleri daha nelerin beklediğine yakın plan yaparak.

Atatürk'ü putlaştırdık!"

Kitabının adını Atatürk Devrimleri ve Dinci Kuşatma koymasının nedeni de bu. Evirmeye çevirmeye gerek yok bakın aynen şöyle yazıyor Çetinkaya: Mustafa Kemal Atatürk putlaştırılamaz! Atatürk Devrimleri savunulur, korunup kollanır.

İlginç bir ülkeyiz vesselam! Atatürkü çok sevdik, saydık ama farkında olarak/olmayarak sanki bir tüketim nesnesi muamelesi yaparak açıkçası işin resmen suyunu çıkararak, Onu malzeme olarak kullanarak ve yazık ki kimi zaman antipatikhale bile getirerek tüketmeyemeylettik. Bu Ona, devrimlerine yapılabilecek en büyük haksızlık ve kötülük değil de neydi?

Sonuçta gelinen nokta ne? Kimlerin keyifle ellerini ovuşturduğunu tahmin etmek zor değil. Ortalıkta kimler cirit atıyor iyi bakın O sarıklı zihniyet takım elbise ambalajında, ulema danışıklı bir mantık! örgüsünde ne menem düğmelere basıyor bugün. Karar mekanizmalarında geleceğimize nasıl çörekleniyor

Önüne gelen yurtsever!

Sorsanız onlardan yurtseveri yoktur! Ne de olsa günümüzde önüne gelen yurtseverdir! Onlardan halkçı, emekçi yoktur! Onlardan demokratı da yoktur! Elbette eleştirmemek, üzerlerine gitmemek, sinirlerini dürtmemek şartıyla. Aksi takdirde en yüksek perdeden azarlanır, CIA özentili edalarıyla salınan bodyguardlarca itilir kakılır, hatta daha ileri giderseniz hayatta bir arada göremeyeceğiniz meblağlarda tazminat davalarıyla kuruşu tüketebilirsiniz. Yanınızda görüp göreceğiniz ise en fazla cılız, tırsak bir medya desteği, günü kurtarmaya bakan sermaye çevrelerinin yanar döner demeçleri, sizinle aynı sindirilme operasyonundan muzdarip sivil toplum örgütlerinin susturulmuş çığlıkları olacaktır.

Göbeğini kaşıyan kitleler

Peki bu noktaya nasıl gelindi? Millet daha neyi bekliyor? Yoksa dönüşüyor muyuz? Bakıyorsunuz ortalıkta en çok görünenler Bekir Coşkunun göbeğini kaşıyan adamları, hani minareli apartmanlarda oturan kendilerine muhafazakardiyen oysa düpedüz gerici olan adamlarNeredeyiz, neredesiniz? Soruyor Çetinkaya yazılarında Atatürk devrimleriyle aydınlanmış, emperyaliste tekmeyi basmış millet neden söz sahibi olamıyor? Laiklere ceberutgözüyle bakan gericiler dini imanı kimseye bırakmadıkları gibi artık sermayeyi de kimseye bırakmıyor.. Parayı bir gördüler pir gördüler! Ciplerden inmez, ipek çarşaftan, türbandan aşağısına tamah etmez oldular. Eğitime de el attılar ki ne! Kur-an kursları pıtrak gibi çoğaldı/çoğalıyor. Fethullah büyüyor da büyüyor...

Atatürk nefreti...

Sorsanız bu ülkede baskı altındadırlar. Atatürke hakaretlerin haddi hududu yoktur. Sanki işgalcinin topuğu altında çok iman edebilecektirler, sanki Atatürk onları Hristiyan etmiştir, sanki İngiliz zırhlısına binip ülkesinden kaçan Atatürktür.

Bunlar da takiyyenin bini bir paradır. Halk da tehlikenin farkındadır ama katakulli şeyler dönmektedir. Hikmet Çetinkayanın dediği gibi; öyle sessiz sedasız da gelmediler Gümbür gümbür geldiler Medya patronları, işadamları, gazeteciler, kimi sözde aydınlar alkış tuttular onlara, yere göğe sığdıramadılar

Yaşam bir sonsuzluk gibi... İnsan yüzlerinde bazen deniz sakinliğini, bazen de hırçınlığını görüyor Çetinkaya. Kış güneşi altında oynayan çocuklar bile geçmişle geleceğin siyasetini yapanların Şarloculuk oyununun farkındalar diyor. Varoluşun boşluğunda kollarını açmış bir cambaz kızı anımsıyor. Sonsuzluk sürüp giderken üç tarafı denizlerle çevrili güzel yurdunda yaşananlarla hüzünleniyor çoğu zaman. Gazete haberleri, Tayyip Erdoğanın açıklamaları içine oturuyor.

Cumhuriyet İMECESİ